BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.03.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
182
Dün
:
4563
Toplam
:
12343613
GAZETECİNİN ANAYASASI BASIN MESLEK İLKELERİDİR


Gazetemizin kurucusu ve genel yönetmeni Osman Hakan Kiracı, 40 yıla varan meslek yaşamı ile YOZGAT gazetesinin 35 yıllık Serüvenini sütunlarına konuk edildiği Şehriyar dergisinin 4.sayısında değerlendirdi.
ŞEHRİYAR Dergisi genel yayın müdürü Ali TAVŞANCIOĞLU’nun sorularını içtenlikle yanıtlayan YOZGAT basınının en eski gazetecisi KİRACI, 1968 yılında başladığı gazetecilik mesleği ile deneyimlerini, anılarını ve Yozgat’ta gazetecilik yapmanın zorluklarını da anlattı.
ŞEHRİYAR dergisinin 5. sayfa ayırdığı sorulu cevaplı röportajı aynen yayınlıyoruz.


Yozgat gibi ekonomik şartları eskiden beri sınırlı ve sınırlayıcı, okuma alışkanlığı bu devirde bile çarpıcı nispette düşük olan bir şehirde gazetecilik yapmak gerçekten müşkül. Hele bu mesleği kırk yıl boyunca sürdürebilmek, onun da fevkinde.. Tüm bu veriler göz önünde tutulduğunda Osman Hakan Kiracı’nın şayan-ı hayret olması kaçınılmaz bir durum. Taraflı tarafsız herkesin kabul etmesi gereken bir şey var ki, o, mesleğin Yozgat’taki “duayen”i. Bu yüzden söylediği şeyler dikkate alınması, “mucibince amel edilmesi” gereken şeyler. Tabiiki, gazetecilik mesleğinin gereklerini hakkıyla bilmek ve bu mesleği hakkıyla icra etmek isteyenler için..

ŞEHRİYAR: Sayın Kiracı, öncelikle meslek hayatınızda 40 yılı geride bırakmış olmanızdan dolayı sizi kutluyoruz. Sıradan bir meslekte bile 40 yılı devirenlerin efsane olarak anıldığını hesaba katarsak, gazetecilik gibi son derece sıkıntılı, son derece stres yüklü bir meslekte 40 yılı doldurmuş olmak gerçekten efsane olmaktan da öte bir şey olmalı. Şu an nasıl bir duygu yoğunluğu içerisindesiniz?

O.H.KİRACI: Sizin de söylediğiniz gibi gazetecilik gerçekten çok zor bir meslek. Bundan dolayıdır ki, ömrü en kısa olan meslek erbabı gazetecilerdir. Bu kırk yıllık süreçte yaşadığımız gerek mesleki, gerek diğer sorunları aşarak mesafe katettik. Bunun yanında başka sorunlar da yaşadık. Demokrasinin özümsenemediği ve demokratik şuurun oluşmadığı bir toplumda kırk yıl süreyle bu mesleği ifa etmenin ne kadar zor olduğunu takdir edersiniz. Bu gün şöyle bir geriye baktığımda bu mesleğin çileli, sıkıntılı sınavlarından geçmiş olduğumu görüyorum. Gerek ekonomik, gerek teknolojik, gerek demokratik sorunları aşarak bugüne gelmiş olmak elbette mutluluk verici. Ben kendimi Türkiye’nin en sorunlu illerinden biri olan Yozgat’ta, Yozgat basınının doğasında ve dokusunda var olan sorunları sabrı ile aşabilmiş ve ayrıca bu sorunlarla mücadele ettiği gibi Yozgat’a mesleki anlamda olumlu izler bırakmış, bunun yanında Yozgat basınını ve özellikle YOZGAT Gazetesi’ni Türkiye çapında başarı ile duyurmuş, Anadolu basını içerisinde gazetesine saygın bir yer edindirmiş bir gazeteci olarak tanımlıyorum ve bundan da son derece mutluyum.

ŞEHRİYAR: Mesleğe ilk başladığınız dönemlerde, “mutfak” tabir ettiğimiz bölümlerde çalıştınız. O dönemin teknik ve maddi imkanlarını tahmin ediyoruz. Bugün ise bu alanda baş döndürücü bir gelişme var. Biraz dönemin şartlarından bahsetmenizi ve o günlerde böyle bir gelişmeyi tahmin edip etmediğinizi belirtmenizi rica etsem..

O.H.KİRACI: Öncelikle şunu ifade edeyim. Ben Yozgat’ta öteden beri iki şeyi birlikte yapıyorum. Gazetecilik artı matbaacılık. Benim matbaa işim, tamamen gazeteyi yaşatmaya yönelik bir iştir. Ben gazeteciliğe başladıktan sonra özgürce yazabileceğim, bu toplumun sorunlarını geniş bir şekilde değerlendirebileceğim ve kamuoyunun takdirine sunabileceğim bir ortam olarak, bir gazete çıkarmak gerektiğini düşündüm. 4-5 yıl süren bir muhabirlik döneminden sonra kendi gazetemi kurdum. Ama çok ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldım. Bu sorun, öncelikle gazeteyi yaşatabilme sorunuydu. O zamanlar resmi ilan yetersizdi, özel ilan kaynakları yok denecek kadar azdı. Bu şartlarda gazeteyi ayakta tutabilmek için matbaacılık işine girmek zorunda kaldım. Zaten o dönemde resmi ilan alabilmek için de en azından gazetenizi basacağınız bir matbaanız olması gerekiyordu. Zamanın matbaa teknolojisi, kelimenin tam anlamıyla Gutenberg teknolojisi idi. Teknolojik yetersizliğin sıkıntılarını bütün çalışanlarla beraber yaşadım. Gelişen dünyada ofset baskı teknolojisinin günün birinde Yozgat’a da mutlaka geleceğini biliyordum elbette. Ama işin doğrusu, dünyada bu denli marifetli, hamarat bir teknolojinin üretileceğini düşünmemiştim.

ŞEHRİYAR: Ana hatlarıyla Yozgat’taki gazeteciliğe dair özel sıkıntılar nelerdir?

O.H.KİRACI: Her şeyden önce bir mevkutenin yaşamını sürdürebilmesi için ekonomik özgürlüğün oluşması gerekiyor. En önemli konu bu. Ekonomik ve teknolojik anlamda güçlü olabilmek için kaynakların da güçlü olması gerekir. Yani gelirlerin verimli olması lazım. Bir gazetenin en önemli kaynağı nedir? Resmi ilandır, özel ilanlardır ve abone gelirleridir. Bundan 5-6 yıl öncesine kadar maalesef özellikle yerel basında resmi ilan kaynakları çok yetersizdi. Bu da bir dönem gazete enflasyonuna yol açmıştı. Özel reklam konusunda da benzer sıkıntılar var. Benim Yozgat basını adına kaygılandığım bir şey var. Hala, reklam veren özel kuruluşlarda reklam bilincinin gereğince oluştuğu kanaatinde değilim. Ayrıca Yozgat insanı gazete okuma konusunda oldukça nazlı. Bu açıdan Yozgatta geniş bir gazete okur potansiyelinden sözedemeyiz.Yozgatta yaygın basın içinde aynı şey sözkonusu. Bizdeki gazeteciliğin bir sorunu da, eğitimli gazetecilerin yok mesabesinde olmasıdır. Yani bu işin tahsilini almış, usta gazeteciler tarafından pratikte yetiştirilmiş, mesleğin çeşitli evrelerinden geçerek çıtayı yükseltebilen meslektaşlarımız oldukca az. Ayrıca Yozgatta gazeteciliğe hevesli gençler de çıkmıyor.Yerel gazetelere başvurup da “ben gazetecilik yapmak istiyorum”diyenlerin sayısı da yok denecek kadar az...

ŞEHRİYAR: Tam burada şunu sormak istiyorum. Diğer Anadolu şehirleriyle kıyasladığınızda, abone konusunda ortaya nasıl bir tablo çıkıyor?

O.H.KİRACI: Tabiatıyla abone sayısı açısından Yozgat oldukça gerilerde. Çorum’daki, Sivas’taki, Kayseri’deki meslektaşlarımla görüşüyorum. Bu anlamda Yozgat iyi değil. Çarpıcı bir örnek vereyim. Geçenlerde Bartın gazetesi sahibiyle görüştüm. Her sayısını 1300 adet basıyorlar. Bunun 1200 adedi abonelere gidiyor. Köyden gelen vatandaş, gazetesini de alıp gidiyor. Böyle bir okur bilinci var Yozgat’tan başka illerde..

ŞEHRİYAR: Sayın Kiracı, sözlerinizin başında maddi problemlerden, teknolojik problemlerden ve bir de demokratik problemlerden bahsettiniz. Demokratik problemlerden kastettiğiniz şey neydi, biraz açabilir misiniz?

O.H.KİRACI: Bu problemi, yöresel ve bölgesel şartlarda ifade etmek istedim aslında. Bir gazetecinin mesleğini özgürce yapabilmesi için içerisinde bulunduğu toplumun demokratik bir manteliteye sahip olması lazım. Eleştiriye tahammülü olan bir toplum olması lazım. Eleştiriyi hoş görüyle karşılayacak siyasi,idari ve ticari kadroların da olması lazım. Bu anlamda Yozgat’ın şartlarını çok iyi biliyoruz. Bizim gazeteciliğe başladığımız dönemde şehirdeki hemen herkes birbirini tanıyordu malum. Herkesin birbiriyle bir dostluk, arkadaşlık ilişkisi vardı. Bu mesleği yaparken kimseyi küstürmemek, idarecileri de kızdırmamak gibi bir dengeyi gözetmek zorundaydık. Bunun yanında, iyi bir gazete çıkarmak için şart olan ekonomik özgürlüğümüz yeterince olmadığı için çok rahat değildik.
Bir olayla ilgili olarak, polisin bir vatandaşı karakola götürmesini onun görevi olarak algılayan ve kabul eden, adliyede savcının sorgulamasını, hakimin yargılamasını doğal karşılayan –ki, doğrusu budur- bizim insanımız maalesef, Yozgat’ta görev yapan gazetecilerin o olayla ilgili olarak kendi hakkında olumsuz haberleri yazmasına, değerlendirme yapmasına son derece tahammülsüz..Bu nedenle çoğu zaman gazeteciye karşı da tepkili. İşte bu durum, demokratik şuurun oluşmadığının göstergesidir. Yani bir toplumda polisin, yargı mensuplarının çalışmalarını normal karşılayan insanlar, gazetecilerin yazma görevini karşısında işine gelmeyen konularda olumsuz tepkiler veriyorsa , orada gazetecelerin mesleğinin özgürce yaptığını söylemek mümkün değildir.

ŞEHRİYAR: Bu bahsettiğiniz demokratik şuurun ve tahammülün yerleşmemiş olmasından dolayı yaşadığınız sıkıntılara verebileceğiniz somut örnekler var mı?

O.H.KİRACI: Tabii ki. Ülke olarak zaman zaman çok sıkıntılı bir dönemler yaşadık, Mesela 12 Eylül öncesi. O dönemde Hürriyet gazetesinin Yozgat muhabiri idim. O dönem Yozgat’ta meydana gelen tetör olaylarına, bir siyasi partinin karşıtlarına uyguladığı baskılara ilişkin benden haber istediler. Bu bir vakıaydı. Tüm ülkede olduğu Yozgatta da terör vardı. Kan akmamıştı, kimse ölmemişti ama nihayetinde bir gergin ortam yaşanıyordu. Ama ben bu haber isteğine evet diyemedim. Çünkü yapacağım değerlendirmeler gazetede çıktığı zaman, insanların buna tahammül edemeyeceğini, bir hemşehri olarak beni suçlayacaklarını biliyordum. Dolayısıyla özgür bir gazetecilik yapma imkanımız yoktu. Bir örnek daha vereyim. 12 Eylül ihtilalinden sonra Yozgat’a asker bir vali geldi. 36 ay görev yapmıştı. O valinin, Yozgat’ı bir kışla gibi gören bir zihniyeti vardı. O 36 ay boyunca, belki de İstanbul’da bile hiçbir gazetecinin katlanamayacağı çok ciddi sorunlar yaşadım. O dönemde sürekli izleniyordum, sık sık garnizonda sorgulanıyordum, emniyette sorgulanıyordum. Günlerim, adliye koridorlarında, mahkemelerde geçiyordu. Meslek hayatım boyunca 28 kez yargılandım. Bunun sadece üç tanesi son 5-6 yıla aittir, geri kalanının tamamı 12 Eylül dönemine aittir. O dönemde son derece antidemokratik, son derece baskıcı bir yönetime karşı, onur mücadelesi yaptık. Allaha şükürler olsun ki, gazetecilik bilincimiz, sağduyumuz ve sabrımız sonucunda o dönemi hafif bir sıyrıkla atlattık.

ŞEHRİYAR: Bu tür sıkıntılar yaşadığınız dönemlerde içinizden hiç mesleği bırakmak geldi mi?
O.H.KİRACI: Kesinlikle hayır..Bu baskıları yaşadıkça mesleğe daha bir sıkı sarıldım. Tüm meslek hayatım boyunca, yaptığım haberlerden rahatsız olan kimi odakların, kimi siyasal gurupların, bürokrasinin, bir dönem sıkıyönetimin uyguladığı baskılar, beni gazeteciliğe daha da bağladı.
ŞEHRİYAR: Peki bu gün, ekonomik, teknolojik ve demokratik şartlar Yozgat’ta rahat bir gazetecilik yapmayı mümkün kılacak seviyeye geldi mi?
O.H.KİRACI: Bir mukayese etmek gerekirse bugünün dünden iyi olduğunu söyleyebilirim. Ama yeterli mi? Elbette değil.
ŞEHRİYAR: Sizinle yaklaşık aynı dönemlerde mesleğe başlayan bir çok insan Yozgat’tan ayrıldı ve bu gün ulusal basında kalem oynatıyorlar. Siz niçin Yozgat’ta kalmayı seçtiniz?
O.H.KİRACI: Bu aslında benim inatçı yapımla ilgili bir şey. Gazeteciliğe ilk başladığımda o kadar çok önümü kesmeye çalışan, yolumu tıkamaya çalışan oldu ki..Ben de bunu bir onur mücadelesi haline getirip, Yozgat’ta ayakta kalma konusunda inat ettim .Önüme akıl almaz engeller çıkarılmasıydı belki ben de Yozgat’tan gitmiş olacaktım. Bakın o dönem yani 1974 yılında Yozgat’ta beşinci gazeteyi ben çıkarmıştım. Bir anda, mantar gibi gazeteler türedi ve Yozgat’ta gazete sayısı 24’e yükseldi. Maksat, ilan gelirlerinden bana düşecek payı en aza indirmekti. Amaçlarına da ulaştılar, o dönemde ciddi bir sıkıntıya girdim. Ama direndim ve ama Gazetemi yaşatmak için alternatif olarak matbaacılık işine ağırlık vererek ekonomik sorunumun üstesinden geldim...
ŞEHRİYAR: Sayın Kiracı, bu geride bıraktığınız kırk yılın sonunda artık siz bir “akil insan”sınız. Bu vasfınızdan dolayı, gazetecilik konusunda söyleyeceğiniz şeyler dikkate alınması gereken şeylerdir. Siz, tüm tecrübelerinize dayanarak, bir gazetecinin taşıması gereken en önemli vasıfları nasıl sıralayabilirsiniz?

O.H.KİRACI: Gazeteci her şeyden önce düzgün ve anlaşılır bir yazı üslubuna sahip, dilini ve imla kurallarını bilen, Türkçe’yi çok temiz bir şekilde kullanan biri olmalıdır. Ancak, bunlar kamusal bir sorumluluk taşıması gereken bir gazeteci için elbette yeterli değildir. Toplumu seven bir yüreği, demokrasiyi özümsemiş bir zihniyeti ve etik değerleri barındıran bir vicdanı da olması gerekir. Yani önce kendine saygısı bulunan bir insan olması gerekir gazetecinin.Kötü bin insandan iyi bir gazeteci çıkmaz. Zaten iyi bir insansa o gazeteci,mesleğin etik değerlerine de bağlı olacaktır .Etik değerler bir gazetecinin temel değerleridir. Ulusal ve uluslar arası basın ahlak kuralları , gazetecilerin anayasasıdır. Gazeteci aynı zamanda seviyesini, sağduyusunu ve mesleki sorumluluğunu ön planda tutan kişidir. Gazeteci kamuoyu adına denetim görevi yapması, iç içe yaşadığı toplumun meselelerini irdeleme ve değerlendirme yükümlülüğünü taşıması nedeniyle genel anlamda kültürlü olmalıdır. Ayrıca olayları sağlıklı ve sağduyuyla yorumlayabilmesi için de sağlıklı bir ruh yapısına sahip olması şarttır.

Basın meslek ilkelerine ve etik değerlere yürekten bağlı olan ve bu ilkeleri mesleğinde her dönem yaşatan gazeteci, topumun güvenini ve saygınlığını kazanan kişidir. İyi bir gazeteci doğruyu bulan kişidir. Herkesin kendine göre bir doğrusu vardır ama gerçekte doğru bir tanedir. Kendi doğrularından ziyade gerçek doğruyu bulan ve topluma aksettiren kişi düzeyli ve yetenekli bir gazetecidir. Doğruyu ortaya çıkarmak da yetmez. Gazeteci o yazdığı doğruları kendi nefsinde de yaşamalıdır.

ŞEHRİYAR: Geriye dönüp baktığınızda, Yozgat’ta basın hayatına ne tür katkılar yaptığınızı görüyorsunuz?
O.H.KİRACI: Şöyle dönüp baktığımda Yozgat’ta gazetecilik adına unutulmayacak hizmetler verdiğimi düşünüyorum.Tüm bunları sıralayacak olursam sizinle ayrı bir röportaj yapmamız gerekir.Özetle diyebilirim ki Anadolu basını içerisinde daima ilklere imza attık. Her şeyden önce YOZGAT gazetesi gibi son derece ilkeli, yerel basın kategorisinde oldukça itibarlı bir gazeteyi kentimizin saygın bir markası yaptık. YOZGAT gazetesinin prestiji dolayısıyla yurt çapında düzenlenen bir çok mesleki panele, konferansa konuşmacı olarak davet edildik. Unutmadan hatırlatmakta yarar var. Yimpaş bünyesindeki Vizyon a.ş ile ilimize kazandırdığımız muhteşem baskı tesislerinin faaliyeti engellenmeseydi ve o tesis kentimizden gitmeseydi Yozgat basın sektörü Türkiye genelinde her zaman övgüyle anılacaktı.
Mesela yaptığmız işlerden en sonuncusu internet dünyasına kazandırdığımız www.yozgatgazetesi.com adlı günlük gazetedir. Bu sitede yaptığımız verimli gazetecilik çalışmalarıyla özellikle traj açısından büyük bir başarı yakaladır. Hergün ortalama 4000-5000 kişi sitemizi ziyaret ederek yozgatta olup bitenleri anında,ücretsiz ve detaylı olarak öğrenebiliyor.

Yozgatta 35 yıldır yaptığımız gazeteciliğimiz beğenildiği için bugüne değin 15 ödül kazandık. Bu yıl 2 ödül daha gelecek.Bunlardan 1O’u gıyabımızda verilmişti

Bunlardan daha önemli olarak bir şeyi yaptık. Yozgat’ta süreklilik, sebatkarlık, fedakarlık içerisinde entelektüel ve sorgulayıcı bir gazetecilik çizgisinden sapmadık.Kendimize olan saygımız nedeniyle Doğruları ama sadece doğruları yazdık.Yozgat kamuoyuna ,’Yozgat gazetesi yazıyorsa doğruyu yazmıştır” dedirtebildik.

ŞEHRİYAR: Artık, gazeteciliğin Yozgat’taki duayeni olarak anılarınızı yazmayı düşünmüyor musunuz?
O.H.KİRACI: Makalelerimi “Yozgat Yazıları”adıyla kitaplaştıracağım.. Yakın zamanda bu kırk yılın sonunda edindiğim meslek anılarımı ve siyaset anılarımı yazmaya başladım.Dördüncü eserim ise merhum Abbas Sayar’ın vasiyeti gereği, Yozgat Var Yozgatlı Yok adlı çalışmasının devamı niteliğinde olacak. 1980 sonrası Yozgat’ı bütün yönleriyle yazacağım. Hazırlayacağım ve yayınlayacağım eserler,ses getirecek ve gelecek nesillerin yararlanacağı nitelikte olacak.
ŞEHRİYAR: Sayın Kiracı, çok teşekkür ediyoruz ve size daha nice başarılı yıllar diliyoruz. Ellinci yılınızı doldurduğunuzda da görüşmek üzere diyorum..
O.H.KİRACI: İnşallah..Teveccühünüz için ben de size teşekkür ediyorum ve Şehriyar’n uzun soluklu bir dergi olarak yayın hayatına devam etmesini diliyorum..


----------------------------------------

DUAYENLERİN GÖZÜYLE YOZGAT GAZETESİ

YOZGAT Gazetesi, kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarının düzenledikleri yarışmalarda başarıları ile her zaman önde yer almıştır. YOZGAT gazetesini internette günümüzün teknolojisine uyum sağlamada gösterdiği başarıdan dolayı da kutlamak gerekir.
Nazmi BİLGİN
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı

Yozgat’ı hiç görmedim ama YOZGAT gazetesini bir çok kez okudum. Hep şunu düşündüm: Bu kadar iyi bir yerel gazetesi olan bir kent o kadar kötü bir yer olamaz..
Prof.Dr.Haluk ŞAHİN / Radikal gazetesi Yazarı

Herkesin eğildiği, yamulduğu, sözde gazetecilerin cirit attığı bir ortamda; hem tarafsız kal, hem güvenilir haberlerin peşinde koş, hem etik kurallardan taviz verme ve üstelik “bükülmeden ayakta kalmak” gibi erdemli duruşu temsil et, kolay değil!
Sezai BAYAR / G. Ü. İletişim Fakültesi Öğr. Üyesi

Doğrusu 35 yıldır hiç tekzip yayınlamamış olmak... 28 defa dava edilip hiç ceza almamış olmak… Bunlar birer rekordur… 12 Eylül’de kapatılmış olmak da bir onur işaretidir.
Melih AŞIK / Milliyet Gazetesi Yazarı

Dediler ki, “bu mesleğin duayenisin, YOZGAT’ın 35’inci yılı için düşüncelerin nedir…” Ne duayeni… YOZGAT bu yola çıktığında bizler mahalle aralarından üniversite sıralarına geçmenin telaşındaydık…
Ardan ZENTÜRK / Star Gazetesi Yazarı

Osman Hakan Kiracı’nın 35 yıldır yayınlama başarısını gösterdiği YOZGAT gazetesi çok sesliliğin de zengin bir örneğidir. Görebildiğimiz kadarıyla 16 yazarıyla YOZGAT’ın fikir gazetesi niteliği ağır basıyor ve yerel basında bir rekor oluşturuyor..
Nail GÜRELİ / Milliyet Gazetesi Yazarı

Her zor koşulda Demokrasinin savunucusu olan Yozgat’ın ve Yozgatlının mutluluğu için mücadele veren ve bir ömrü baba topraklarında geçiren sevgili Kiracı’ya hepimizin, hepinizin teşekkür borcu olması gerek.
Nejat SEÇEN / Hürriyet Gzt. Bölgeler Yayın Yönetmeni


-----------------------------------------


NİTELİKLERİYLE YOZGAT GAZETESİ



ŞEHRİYAR: Biraz da 35 yılını doldurmuş olan
YOZGAT gazetesinden bahsedelim isterseniz..
O.H.KİRACI: YOZGAT gazetesi her şeyden önce benim üçüncü evladımdır. Bir baba, çocukları karşısında hangi duyguları taşıyorsa ben de YOZGAT gazetesi ile ilgili o duyguları taşıyorum. Yozgat gazetesinin mutfağından yetişen ikinci evladım Erdem ise şimdi İstanbulda gazetecilik yapıyor. Yozgat gazetesi gibi , gelecekte mesleğinde iz bırakacağına inanıyorum.
YOZGAT gazetesi bir açık öğretim kurumudur.
Bu gazete yerel yöneticilerin, kamuoyunun ve medyanın yararlanabileceği bir açık öğretim kurumudur . YOZGAT gazetesi sadece Yozgat’ın değil, bütün Anadolu’nun en demokratik platformudur. Bu gazetede her görüşten insan rahatlıkla bir arada bulunabiliyor. Yazarlarımızın her biri farklı bir dünya görüşüne sahip. Ama ortak bir paydaları var ki, o da Yozgat..Yozgat için düşünen,Yozgat için yaşayan ve Yozgata ışık veren Yozgat entelektüelleri Yozgatın en demokratik platformunda özgürce yazabiliyorlar. Hepsine bir kez daha buradan şükranlarımı iletiyorum.
Biz yazılmayanları yazan gazeteyiz.
Dikkat ederseniz, biz de genelde diğer gazetelerde olmayan yorum ve haberler var.Bu nedenle kamuoyunu aydınlatmaya yönelik farklı bir gazetecilik anlayışımız var.. Aldığımız ödüllerle ilgili haber ve yorumlar sadece bizim gazetede konuları içermektedir .Bunun en son örneği,yani ödüle layık görülen “Züğürt işadamının Çandır serüveni” sadece bizim gazetede yayınlanan haberdir. Farklı yorum ve habercilik anlayışımız ödüllerin sürekliliğine yol açıyor.
Biz halkın gazetesiyiz.
Bir somut örnek vereyim. Bundan birkaç ay önce bir hanım okurumuz telefon ediyor bize.”Zabıtalar Lise caddesinde ağaçların güzelim dalları kesiyor, bunu ancak siz yazarsınız, ne olur ilgilenin” diyor. İşte bu örnek bile, bizim Yozgatlının gazetesi olduğumuzu gösteriyor.
Yozgat’ta herkese lazım olan bir gazeteyiz.
Biz Yozgatta Mağdurun, haksızlığa uğrayanın, sesini duyuramayanların gazetesiyiz. Yine somut bir örnek vereyim.Geçmişte çok eleştirdiğimiz ve bu yüzden bize negatif tavrı olan eski bir siyasetci gördüğü lüzum üzerine kamuoyuna vermek istediği bir mesaj için YOZGAT gazetesini aramak zorunda kaldı. Biz de onun talebini yerine getirdik..Çünki biz herkese lazım olan bir gazete çıkardığımızın bilincindeydik.
Bir ayrıcalığımız da gazetemizin
adının kentimizin adı olmasıdır.
Bir şehrin adını taşıyan bir gazetenin,yani YOZGAT’ın özellikle ödül törenlerinde Anadolu’da yayınlanan yüzlerce gazete içerisinde, törene katılan bakanların, bürokratların , ulusal basının huzurunda gösterilen sinevizyonda en başta yer alması, o şehir için bir gurur tablosu olmalı..

KİRACI’nın biyografisi

1951 Yozgat doğumlu. Gazeteciliğe, lise yıllarında duvar gazeteciliği ile başladı. Bab-ı Ali’de Sabah, Tercüman, Milliyet ve Hürriyet gazeteleri ile Türk Haberler Ajansı ve Anadolu Ajansı’nın Yozgat muhabirliklerini yaptı. Hürriyet’teki görevi 1994’e kadar sürdü. 1968 yılında başladığı gazetecilik mesleğinin 5’inci yılında 1974 yılından itibaren YOZGAT gazetesini yayınladı.
YOZGAT gazetesini 24 yıl günlük çıkardı, 11 yıldan beri de farklı periyotlarda neşrediyor.
Ayrıca 6 yıl Anavatan Partisi Yozgat İl Başkanlığı, 2 yıl da Vizyon A.Ş. Genel Müdürlüğü yaptı. Halen Yozgat Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti başkanıdır. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanlar Konseyi ve ayrıca Basın Konseyi üyesidir.
Yozgat’ta Sürekli Sarı Basın Kartı taşıyan tek gazetecidir. Türkiye’nin çeşitli basın kurum ve kuruluşları tarafından çeşitli dallarda toplam 16 basın başarı ve yılın gazetecisi ödüllerine layık görüldü.
1990 yılında ise Ankara Gazeteciler Cemiyeti jürisinin seçtiği Türkiye’de son on yılın en başarılı gazetecileri arasında yer aldı. Yozgat Gazetecilik Matbaacılık ve Reklamcılık Limited Şirketi’nin sahibi ve yönetmenidir.
İnternette de www.yozgatgazetesi.com adresli haber portalını günlük yayınlamaktadır.
Evli ve iki çocuk babasıdır.


(21.06.2008)

Sosyal  Medyada  Paylaş

      ...

Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder.
FAX: 0 (354) 217 45 45