İLETİŞİM BAŞKANI DURAN, 2. İLETİŞİM ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ’Nİ AÇIKLADI

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 2. İletişim Şurası Sonuç Bildirgesi’ni açıkladı. Bildirgede siyasal iletişim, kamu diplomasisi, stratejik iletişim, gazetecilik ve dezenformasyonla mücadele, güvenlik, kriz yönetimi, medya politikaları, iletişim eğitimi, dijital dönüşüm konularına yer verildi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ATO Congresium’da düzenlenen 2. İletişim Şurası’nın kapanış konuşmasını gerçekleştirdi. Duran, konuşmasında sonuç bildirgesini de açıkladı. Şurada kamu diplomasisi, stratejik iletişim, güvenlik, kriz yönetimi, medya politikaları ve dijital dönüşüm başta olmak üzere iletişimin her başlığını titizlikle müzakere ettiklerini söyleyen Duran, bu sürece katkı sunan katılımcılara teşekkür etti. Bildirinin ‘Stratejik İletişim’ başlığını açıklayan Duran, "İletişim Başkanlığı koordinasyonunda ortak bir stratejik iletişim çalışma grubu oluşturulmalı; kriz dönemlerinde kullanılacak yetki, sorumluluk ve onay süreçleri önceden belirlenmelidir. Hibrit tehditlerle mücadele ve uluslararası krizler bağlamında proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflık gibi temel ilkeler esas alınmalıdır. Stratejik iletişim anlatısında veri temelli içerik üretimi temel alınmalı ve analiz süreçlerinde yapay zekâ teknolojilerinden güvenli ve etkin şekilde yararlanılmalıdır. Türkiye’deki uluslararası öğrenciler iletişim elçileri olarak kabul edilmelidir. Stratejik iletişim alanında uluslararası ölçekte referans oluşturacak sistem geliştirilmeli, küresel akademik iş birlikleri ve Türk akademik yayınlarının görünürlüğü desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.
"Sosyolojik değişim ve dönüşümler dikkate alınmalı"
Bildirinin ‘Siyasal İletişim’ bölümünde siyasal iletişim çalışmalarının veriye dayalı yürütülmesi gerektiğine dikkat çekildiğini belirten Duran, "Sosyolojik değişim ve dönüşümler dikkate alınmalı; muhtemel krizleri etkin şekilde yönetebilmek için stratejik ve proaktif bir yaklaşım benimsenmelidir. Siyasal iletişim alanında dijitalleşme sürecinin beraberinde getirdiği fırsatlar değerlendirilmeli, risk ve tehditlere karşı tedbirler alınmalıdır" açıklamasında bulundu.
"Türkiye’nin uluslararası yayıncılık potansiyeli geliştirilip güçlendirilmelidir"
Bildiride ‘Kamu Diplomasisi’ başlıklı kısma ilişkin de Duran, "Etkili bir kamu diplomasisi stratejisi için kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında güçlü iş birlikleri kurulmalı, etkili anlatı stratejileri geliştirilerek faaliyetlerin Türk dış politikasıyla uyumu sağlanmalıdır. Kamu diplomasisi faaliyetleri etki odaklı ve ağ (network) temelli tasarlanmalıdır. Türkiye’nin uluslararası yayıncılık potansiyeli geliştirilip güçlendirilmelidir. Kültürel, sportif, bilimsel ve insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurları dönemsel ve tematik bazda ele alınarak, çok dilli bir anlatı stratejisi ile ele alınmalıdır. Kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkisini yapay zekâ ve yeni medya teknolojileri vasıtasıyla sistematik bir şekilde ölçümleyecek mekanizmalar kurulmalıdır. Türkiye markasını güçlendirmek için stratejiler geliştirilerek markalama çalışmaları artırılmalı; bu çalışmalar ülke markalaması strateji belgesine dönüştürülmeli ve bir eylem planı oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı.
"Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmaları güçlendirilmelidir"
Bildiride ’Gazetecilik ve Dezenformasyonla Mücadele’ kısmında ise medya mensuplarının dezenformasyona karşı farkındalığının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) tecrübesinden yararlanan eğitim programlarıyla artırılması gerektiğine dikkat çekildiğini belirten Duran, şu ifadeleri kullandı:
"Yapay zekânın bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanımına ilişkin eğitim programları; medya okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, doğrulama süreçleri, dezenformasyonla mücadele, telif hakları ve dijital etik konularını kapsayacak şekilde geliştirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmaları güçlendirilmelidir. Yerli ve millî yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi için üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve ilgili paydaşlar arasında iş birliği güçlendirilmeli, ‘Türkiye Medya Veri Tabanı’ oluşturulmalıdır. Dijital krizler, siber tehditler, bilgi kirliliği ve benzeri dijital risklere karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryoları hazırlanmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir. Saha gazeteciliğinin güçlendirilmesine yönelik mesleki ve kurumsal destek mekanizmaları geliştirilmelidir. Dijital teknolojiler ve yapay zekâ uygulamaları, gazeteciliğin temel ilkeleri olan doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı doğrultusunda kullanılmalıdır. Haber üretimi, tıklanma ve popülerlik baskısından arındırılmalı; nitelikli habercilik desteklenmelidir. Serbest medya çalışanlarının hukuki statüsüne ilişkin mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Konvansiyonel medyanın ayakta kalabilmesi için ortak proje ve destekler artırılmalıdır. Engelli bireylerin medya içeriklerine erişimini artırmak için sesli betimleme, işaret dili, alt yazı ve ergonomik web tasarımları gibi standartlar benimsenmelidir. Korsan yayıncılıkla mücadele için ilgili kurumlarla işbirliği halinde yasal düzenlemeler, toplumsal farkındalık kampanyaları ve teknolojik çözümler geliştirilmelidir. Televizyon yayınlarında reyting kaygısından uzak, kültürel ve etik değerleri gözeten, millî kimliğimizle uyumlu nitelikli içeriklerin sayısını artırmak için teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. Türkiye’nin kültürel zenginliğini, tarihini ve kimliğini tanıtan projeler artırılmalı, Türkiye kendi hikâyesini kendi ürettiği içeriklerle anlatmalıdır."
"Halkla ilişkiler, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak karar alma süreçlerine etkin biçimde dâhil edilmelidir"
Bildiride ‘Halkla İlişkiler’ başlığı altında halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında mesleki terminolojinin standartlaştırılması gerektiğinin altının çizildiğini söyleyen Duran, "Ortak kavram ve terim setlerinin yaygın kullanımı teşvik edilmelidir. Halkla ilişkiler, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak karar alma süreçlerine etkin biçimde dâhil edilmelidir. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamaları, halkla ilişkiler süreçlerinde verimlilik sağlayacak şekilde yaygınlaştırılırken insan odaklı iletişim anlayışı korunmalıdır. Halkla ilişkiler alanında nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite-kamu-özel sektör iş birlikleri kurumsallaştırılmalıdır" diye konuştu.
"Dijital ebeveynlik güçlendirilerek çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere erişmesi sağlanmalıdır"
‘Dijitalleşme’ başlığında Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinin kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak bir şekilde görev alarak yürütmesi gerektiğinin vurgulandığını belirten Duran, "Devlet kurumları, yargı, akademi, medya ve teknoloji sektörünün iş birliğiyle iletişim hukuku dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmelidir. Kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki denge gözetilerek ‘unutulma hakkı’, açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeveye kavuşturulmalıdır. Dijital ebeveynlik güçlendirilerek çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere erişmesi sağlanmalıdır. Çocuklar için güvenli içerik politikaları ve dijital medya okuryazarlığı yaygınlaştırılmalıdır. Yapay zekâ ve dijital platformların geliştirilmesi ile kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik ve bireysel hakların korunmasını esas alan düzenleyici çerçeveler oluşturulmalıdır. Dijital çağda kişi ve topluma yönelik ulusal bir strateji belgesi hazırlanmalı, sürekli değerlendirme ve koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır" dedi.
"Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyonun önlenmesine yönelik mekanizmalar kriz öncesinde oluşturulmalı"
Duran, bildiride ele alınan ‘Kriz İletişimi’ başlığını da şöyle açıkladı:
"Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) uyarınca afet ve kriz dönemlerindeki resmî bilgilendirme süreçlerinde TAMP İletişim Grubu’nun merkezi rolü güçlendirilmelidir. İlgili kurum temsilcilerinin yer aldığı ‘Afet İletişimi İstişare Kurulu’ benzeri bir yapı içerisinde birbirleri ile daimi koordinasyon içerisinde olacakları bir platforma sahip olmalıdır. Afeti yöneten ekipler ile afet iletişimini yöneten ekipler birbirinden ayrılmalıdır. Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyonun önlenmesine yönelik mekanizmalar kriz öncesinde oluşturulmalı, önleyici tedbirler geliştirilmelidir. ‘Afet Yayıncılığı Standartı’ güncellenerek kriz dönemlerinde medya platformlarının yalnızca alanında yetkin ve akredite kişilere yer vermesi sağlanmalıdır. Afet dönemlerinde toplumsal dayanışmayı tehdit eden linç kültürü, algı operasyonları ve manipülasyon faaliyetlerine karşı proaktif idari ve hukuki tedbirler tavizsiz uygulanmalıdır. Kriz anlarında, dijital ve konvansiyonel medyada ‘ilk paylaşan olma’ baskısına karşı yayıncılıkta ‘kurumsal teyit mekanizmaları’ standart ve zorunlu bir mesleki kural hâline getirilmelidir. Dijital erişimin sınırlı olduğu riskli bölgelerde yüz yüze afet farkındalık faaliyetleri artırılmalı, bu bölgelere yönelik alternatif iletişim kanalları (anons sistemleri, yerel radyolar) afet öncesinde planlanmalıdır. Afet bölgelerinde görev yapan gazetecilerin ve içerik üreticilerinin, afetzedelerin travmatik durumlarını ve mahremiyetlerini gözetmeleri bakımından ‘Afet Muhabirliği Akreditasyon ve Eğitim Programları’ hayata geçirilmelidir."
"Medya okuryazarlığı temel ve zorunlu ders haline getirilmelidir"
’İletişim Eğitimi’nin de bildiride yer aldığını ve iletişim fakültesi öğrencilerinin son dönemlerini sektörde geçirebileceği staj programlarının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekildiğini ifade eden Duran, "Mezunlarının kamuda istihdam imkanları geliştirilmelidir. İletişim fakültesi müfredatı dijitalleşmeye göre güncellenmeli, ayrıca tüm üniversite programları için medya okuryazarlığı temel ve zorunlu ders haline getirilmelidir" dedi.
"Kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ve belgesel üretimleri teşvik edilmelidir"
Son olarak bildirinin ‘Sinema, Dizi, Film’ başlığına dair konuşan Duran, "Değişen teknolojik-sosyolojik koşullara uygun sinema politikası geliştirilmeli; araştırma, arşivleme, restorasyon ve sektörel veri paylaşımı amacıyla ulusal sinema platformlarının artırılması teşvik edilmelidir. Film ve sinema sektörünün uluslararasılaşması için ortak yapımlar, film fuarları ve sektörel iş birlikleri desteklenmelidir. Uluslararası içerik tekelleşmesine ve kültürel hegemonyaya karşı, Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda yerli ve millî değerleri esas alan kapsamlı bir İletişim Strateji Belgesi hazırlanmalıdır. İzleyiciyle daha güçlü bağ kuran, doğal ve özgün hikâye anlatımına sahip, kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ve belgesel üretimleri teşvik edilmelidir. Hedef illerde büyük dizi ve film platolarının kurulmasını teşvik ederek platoların bölge turizmine katkı sağlamasına dönük teşvikler arttırılmalıdır. Ve son olarak Türkiye’nin mevcut iletişim alanının bir haritasının çıkarılması, İletişim Şûrası’nın farklı temalar çerçevesinde periyodik olarak düzenlenmesi sağlanmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ATO Congresium’da düzenlenen 2. İletişim Şurası’nın kapanış konuşmasını gerçekleştirdi. Duran, konuşmasında sonuç bildirgesini de açıkladı. Şurada kamu diplomasisi, stratejik iletişim, güvenlik, kriz yönetimi, medya politikaları ve dijital dönüşüm başta olmak üzere iletişimin her başlığını titizlikle müzakere ettiklerini söyleyen Duran, bu sürece katkı sunan katılımcılara teşekkür etti. Bildirinin ‘Stratejik İletişim’ başlığını açıklayan Duran, "İletişim Başkanlığı koordinasyonunda ortak bir stratejik iletişim çalışma grubu oluşturulmalı; kriz dönemlerinde kullanılacak yetki, sorumluluk ve onay süreçleri önceden belirlenmelidir. Hibrit tehditlerle mücadele ve uluslararası krizler bağlamında proaktiflik, tutarlılık ve şeffaflık gibi temel ilkeler esas alınmalıdır. Stratejik iletişim anlatısında veri temelli içerik üretimi temel alınmalı ve analiz süreçlerinde yapay zekâ teknolojilerinden güvenli ve etkin şekilde yararlanılmalıdır. Türkiye’deki uluslararası öğrenciler iletişim elçileri olarak kabul edilmelidir. Stratejik iletişim alanında uluslararası ölçekte referans oluşturacak sistem geliştirilmeli, küresel akademik iş birlikleri ve Türk akademik yayınlarının görünürlüğü desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.
"Sosyolojik değişim ve dönüşümler dikkate alınmalı"
Bildirinin ‘Siyasal İletişim’ bölümünde siyasal iletişim çalışmalarının veriye dayalı yürütülmesi gerektiğine dikkat çekildiğini belirten Duran, "Sosyolojik değişim ve dönüşümler dikkate alınmalı; muhtemel krizleri etkin şekilde yönetebilmek için stratejik ve proaktif bir yaklaşım benimsenmelidir. Siyasal iletişim alanında dijitalleşme sürecinin beraberinde getirdiği fırsatlar değerlendirilmeli, risk ve tehditlere karşı tedbirler alınmalıdır" açıklamasında bulundu.
"Türkiye’nin uluslararası yayıncılık potansiyeli geliştirilip güçlendirilmelidir"
Bildiride ‘Kamu Diplomasisi’ başlıklı kısma ilişkin de Duran, "Etkili bir kamu diplomasisi stratejisi için kamu, özel sektör, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında güçlü iş birlikleri kurulmalı, etkili anlatı stratejileri geliştirilerek faaliyetlerin Türk dış politikasıyla uyumu sağlanmalıdır. Kamu diplomasisi faaliyetleri etki odaklı ve ağ (network) temelli tasarlanmalıdır. Türkiye’nin uluslararası yayıncılık potansiyeli geliştirilip güçlendirilmelidir. Kültürel, sportif, bilimsel ve insani faaliyetler gibi yumuşak güç unsurları dönemsel ve tematik bazda ele alınarak, çok dilli bir anlatı stratejisi ile ele alınmalıdır. Kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkisini yapay zekâ ve yeni medya teknolojileri vasıtasıyla sistematik bir şekilde ölçümleyecek mekanizmalar kurulmalıdır. Türkiye markasını güçlendirmek için stratejiler geliştirilerek markalama çalışmaları artırılmalı; bu çalışmalar ülke markalaması strateji belgesine dönüştürülmeli ve bir eylem planı oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı.
"Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmaları güçlendirilmelidir"
Bildiride ’Gazetecilik ve Dezenformasyonla Mücadele’ kısmında ise medya mensuplarının dezenformasyona karşı farkındalığının Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) tecrübesinden yararlanan eğitim programlarıyla artırılması gerektiğine dikkat çekildiğini belirten Duran, şu ifadeleri kullandı:
"Yapay zekânın bilinçli, güvenli ve sorumlu kullanımına ilişkin eğitim programları; medya okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, doğrulama süreçleri, dezenformasyonla mücadele, telif hakları ve dijital etik konularını kapsayacak şekilde geliştirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Haber ve içerik üretim süreçlerinde doğrulama mekanizmaları güçlendirilmelidir. Yerli ve millî yapay zekâ teknolojilerinin geliştirilmesi için üniversiteler, kamu kurumları, özel sektör ve ilgili paydaşlar arasında iş birliği güçlendirilmeli, ‘Türkiye Medya Veri Tabanı’ oluşturulmalıdır. Dijital krizler, siber tehditler, bilgi kirliliği ve benzeri dijital risklere karşı ulusal düzeyde dijital afet senaryoları hazırlanmalı ve düzenli olarak güncellenmelidir. Saha gazeteciliğinin güçlendirilmesine yönelik mesleki ve kurumsal destek mekanizmaları geliştirilmelidir. Dijital teknolojiler ve yapay zekâ uygulamaları, gazeteciliğin temel ilkeleri olan doğruluk, yerinde gözlem, kaynak çeşitliliği ve kamu yararı doğrultusunda kullanılmalıdır. Haber üretimi, tıklanma ve popülerlik baskısından arındırılmalı; nitelikli habercilik desteklenmelidir. Serbest medya çalışanlarının hukuki statüsüne ilişkin mevzuat düzenlemeleri yapılmalıdır. Konvansiyonel medyanın ayakta kalabilmesi için ortak proje ve destekler artırılmalıdır. Engelli bireylerin medya içeriklerine erişimini artırmak için sesli betimleme, işaret dili, alt yazı ve ergonomik web tasarımları gibi standartlar benimsenmelidir. Korsan yayıncılıkla mücadele için ilgili kurumlarla işbirliği halinde yasal düzenlemeler, toplumsal farkındalık kampanyaları ve teknolojik çözümler geliştirilmelidir. Televizyon yayınlarında reyting kaygısından uzak, kültürel ve etik değerleri gözeten, millî kimliğimizle uyumlu nitelikli içeriklerin sayısını artırmak için teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir. Türkiye’nin kültürel zenginliğini, tarihini ve kimliğini tanıtan projeler artırılmalı, Türkiye kendi hikâyesini kendi ürettiği içeriklerle anlatmalıdır."
"Halkla ilişkiler, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak karar alma süreçlerine etkin biçimde dâhil edilmelidir"
Bildiride ‘Halkla İlişkiler’ başlığı altında halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında mesleki terminolojinin standartlaştırılması gerektiğinin altının çizildiğini söyleyen Duran, "Ortak kavram ve terim setlerinin yaygın kullanımı teşvik edilmelidir. Halkla ilişkiler, kurumların stratejik yönetim fonksiyonlarından biri olarak karar alma süreçlerine etkin biçimde dâhil edilmelidir. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ uygulamaları, halkla ilişkiler süreçlerinde verimlilik sağlayacak şekilde yaygınlaştırılırken insan odaklı iletişim anlayışı korunmalıdır. Halkla ilişkiler alanında nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla üniversite-kamu-özel sektör iş birlikleri kurumsallaştırılmalıdır" diye konuştu.
"Dijital ebeveynlik güçlendirilerek çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere erişmesi sağlanmalıdır"
‘Dijitalleşme’ başlığında Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinin kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplumun ortak bir şekilde görev alarak yürütmesi gerektiğinin vurgulandığını belirten Duran, "Devlet kurumları, yargı, akademi, medya ve teknoloji sektörünün iş birliğiyle iletişim hukuku dijital dönüşümle uyumlu hale getirilmelidir. Kişilik hakları, ifade özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki denge gözetilerek ‘unutulma hakkı’, açık ve uygulanabilir bir yasal çerçeveye kavuşturulmalıdır. Dijital ebeveynlik güçlendirilerek çocukların yaşlarına uygun güvenli dijital deneyimlere erişmesi sağlanmalıdır. Çocuklar için güvenli içerik politikaları ve dijital medya okuryazarlığı yaygınlaştırılmalıdır. Yapay zekâ ve dijital platformların geliştirilmesi ile kullanımında şeffaflık, hesap verebilirlik ve bireysel hakların korunmasını esas alan düzenleyici çerçeveler oluşturulmalıdır. Dijital çağda kişi ve topluma yönelik ulusal bir strateji belgesi hazırlanmalı, sürekli değerlendirme ve koordinasyon mekanizmaları oluşturulmalıdır" dedi.
"Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyonun önlenmesine yönelik mekanizmalar kriz öncesinde oluşturulmalı"
Duran, bildiride ele alınan ‘Kriz İletişimi’ başlığını da şöyle açıkladı:
"Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) uyarınca afet ve kriz dönemlerindeki resmî bilgilendirme süreçlerinde TAMP İletişim Grubu’nun merkezi rolü güçlendirilmelidir. İlgili kurum temsilcilerinin yer aldığı ‘Afet İletişimi İstişare Kurulu’ benzeri bir yapı içerisinde birbirleri ile daimi koordinasyon içerisinde olacakları bir platforma sahip olmalıdır. Afeti yöneten ekipler ile afet iletişimini yöneten ekipler birbirinden ayrılmalıdır. Afet dönemlerinde ortaya çıkan dezenformasyonun önlenmesine yönelik mekanizmalar kriz öncesinde oluşturulmalı, önleyici tedbirler geliştirilmelidir. ‘Afet Yayıncılığı Standartı’ güncellenerek kriz dönemlerinde medya platformlarının yalnızca alanında yetkin ve akredite kişilere yer vermesi sağlanmalıdır. Afet dönemlerinde toplumsal dayanışmayı tehdit eden linç kültürü, algı operasyonları ve manipülasyon faaliyetlerine karşı proaktif idari ve hukuki tedbirler tavizsiz uygulanmalıdır. Kriz anlarında, dijital ve konvansiyonel medyada ‘ilk paylaşan olma’ baskısına karşı yayıncılıkta ‘kurumsal teyit mekanizmaları’ standart ve zorunlu bir mesleki kural hâline getirilmelidir. Dijital erişimin sınırlı olduğu riskli bölgelerde yüz yüze afet farkındalık faaliyetleri artırılmalı, bu bölgelere yönelik alternatif iletişim kanalları (anons sistemleri, yerel radyolar) afet öncesinde planlanmalıdır. Afet bölgelerinde görev yapan gazetecilerin ve içerik üreticilerinin, afetzedelerin travmatik durumlarını ve mahremiyetlerini gözetmeleri bakımından ‘Afet Muhabirliği Akreditasyon ve Eğitim Programları’ hayata geçirilmelidir."
"Medya okuryazarlığı temel ve zorunlu ders haline getirilmelidir"
’İletişim Eğitimi’nin de bildiride yer aldığını ve iletişim fakültesi öğrencilerinin son dönemlerini sektörde geçirebileceği staj programlarının yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekildiğini ifade eden Duran, "Mezunlarının kamuda istihdam imkanları geliştirilmelidir. İletişim fakültesi müfredatı dijitalleşmeye göre güncellenmeli, ayrıca tüm üniversite programları için medya okuryazarlığı temel ve zorunlu ders haline getirilmelidir" dedi.
"Kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ve belgesel üretimleri teşvik edilmelidir"
Son olarak bildirinin ‘Sinema, Dizi, Film’ başlığına dair konuşan Duran, "Değişen teknolojik-sosyolojik koşullara uygun sinema politikası geliştirilmeli; araştırma, arşivleme, restorasyon ve sektörel veri paylaşımı amacıyla ulusal sinema platformlarının artırılması teşvik edilmelidir. Film ve sinema sektörünün uluslararasılaşması için ortak yapımlar, film fuarları ve sektörel iş birlikleri desteklenmelidir. Uluslararası içerik tekelleşmesine ve kültürel hegemonyaya karşı, Türkiye Yüzyılı hedefi doğrultusunda yerli ve millî değerleri esas alan kapsamlı bir İletişim Strateji Belgesi hazırlanmalıdır. İzleyiciyle daha güçlü bağ kuran, doğal ve özgün hikâye anlatımına sahip, kültürel mirası, ailevi değerleri ve toplumsal hafızayı yansıtan film, dizi, animasyon ve belgesel üretimleri teşvik edilmelidir. Hedef illerde büyük dizi ve film platolarının kurulmasını teşvik ederek platoların bölge turizmine katkı sağlamasına dönük teşvikler arttırılmalıdır. Ve son olarak Türkiye’nin mevcut iletişim alanının bir haritasının çıkarılması, İletişim Şûrası’nın farklı temalar çerçevesinde periyodik olarak düzenlenmesi sağlanmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.

CUMHURBAŞKANLIĞI İLETİŞİM BAŞKANI BURHANETTİN DURAN, 2. İLETİŞİM ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ'Nİ AÇIKLADI. BİLDİRGEDE SİYASAL İLETİŞİM, KAMU DİPLOMASİSİ, STRATEJİK İLETİŞİM, GAZETECİLİK VE DEZENFORMASYONLA MÜCADELE, GÜVENLİK, KRİZ YÖNETİMİ, MEDYA POLİTİKALARI, İLETİŞİM EĞİTİMİ, DİJİTAL DÖNÜŞÜM KONULARINA YER VERİLDİ.
29/07/2026 15:01
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ








