BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
200
Dün
:
4633
Toplam
:
14608601
Gündem Osman Hakan KİRACI
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Yeni bir yıla daha en içten iyimser dileklerle “merhaba” derken “Yozgat’ın gündemi”ndeki bazı konular ile Cumhurbaşkanımızın 14 Ocakta gerçekleştireceği fırsat niteliğindeki tarihi Yozgat ziyaretine ara başlıklar altında değinmek istiyorum.

YENİLENEN KAMU BİNALARI
Ak Parti iktidarı, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi tarzında ilimizde gerçekleştirdiği kurum binaları ile Yozgat’a estetik bir şehir havası görüntüsünü kazandırmış oldu.
Şehir Hastanesi, yeni Hükümet binası, Üniversite hastanesi, TOKİ’nin kentsel dönüşüm projesi, Adli Tıp ve Diyanet Eğitim merkezi binası, Spor vadisi ve ilçelerde de inşa edilen çeşitli hizmet binaları…
Hepsi birbirinden zarif görünümlü…
Hele Şehir hastanesine ne demeli?
Yozgat’ta tüm zamanların en teknolojik ve en modern inşaat ve hizmet abidesi...
Yeni hükümet binası da inşaat kalitesi bakımından oldukça ‘mükemmel’...
Ama şehir hastanesi insan sağlığına hizmet vermesi nedeniyle özellikle ben bu hastaneyi Yozgat’a kazandıran başta Cumhurbaşkanı sayın R.Tayyip Erdoğan ile emeği geçen herkese Yozgatsever biri olarak bir kez daha teşekkür ediyorum.
Şehir hastanesine her gidişimde içimden ne diyorum biliyor musunuz?
“Keşke Üniversite hastanesiyle birleştirilebilseydi. İçerisinde daha nitelikli sağlık elemanları, Profesör ve Doçent ünvanlı doktorların çalışmasına olanak sağlansaydı.”
Ne güzel olurdu değil mi?

HIZLI TREN NİHAYET HIZLANIYOR...
Bu şehirde uzun yıllar yaşamakta olan hemşehrilerimiz bilirler ki; Devletin Yozgat’ta gerçekleştirmeye çalıştığı, özellikle çok elzem yatırım ve hizmetler her ne hikmetse rötarlı yani gecikmeli olarak tamamlanıp hizmete sunulur. Nitekim, Yozgat’ın 13 yıldanberi özlemle beklediği Hızlı tren Yozgat’a yavaş yavaş gelmekteydi. Ancak, sayın Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan “Sivas konuşmasında” Hızlı tren projesinin 2018’de tamamlanacağı müjdesini verdi.
Cumhurbaşkanı’nın talimatına göre, hemşehrilerimiz önümüzdeki sene veya en geç 2019’un başında inşaallah hızlı trenle seyahat edebilecek...
Yozgat - Ankara 1 saat...
Yozgat - İstanbul 4 saat...
Hayali bile ne güzel değil mi?

HAVAALANI ve STADYUM
Ak Parti iktidarı, ülkemizde hava trafiğini bütün illere yayma çabasında...
Bugün itibariyle aralarında Hakkâri, Ağrı, Şırnak gibi illerin de bulunduğu Türkiye’nin 55 vilayetinde hava limanları var. 15 ilde ise havaalanı projeleri sürüyor. Yozgat Havalimanı projesi de 5 yıl devam eden hazırlıkların ardından inşaatına başlanma aşamasında...
Söylenenlere bakılırsa; Yozgat, 2021’de Hava limanına da kavuşacak...
Havalimanın yapımı geciktirilmezse; Yozgat, en geç 2021 yılında ulaşımda çağ atlamış olacak...
¨ ¨ ¨
Yine AK parti iktidarının Türkiye genelinde gerçekleştirmekte olduğu en güzel icraatlarından biri de her ile “modern stadyumlar” projesi... Ülkemizde bugüne değin 24 devasa stadyum kompleksleri inşa edildi. Batman ve Turgutlu bile bu projeden yararlandı. Komşumuz Çorum’a da 33 bin seyirci kapasiteli modern bir stadyum inşa ediliyor.
Ama biz ‘Yozgat’ olarak yeni stadyumun yerini ancak bugünlerde belirleyebilmişiz..
Yozgat ve çevresinde yeni stada uygun bir alan bulunamadığı için eski yani mevcut stadyumun yerine kurulmasına karar verilmiş..
Bizde yatırımların ağır-aksak ve yavaş yürümesinin nedeni sadece merkez-i Hükümetin Yozgata özgü ihmalinden kaynaklanmıyor.Maalesef yerel yöneticilerimiz ve siyasetcilerimiz önemli projelerin işlevini aktif olarak takip edemiyorlar.
Çağdaş ve modern bir stadyum Yozgat’a, gençlerimize, Yozgat’ın futboluna ve Yozgatspor’un cefakâr taraftarlarına layık ve yakışacak bir projedir.
Daha da zaman kaybedilmeden gerçekleştirilmelidir.

BELEDİYEMİZİN İCRAATLARI...
Aslında Yozgat merkez Belediyesi icraatlarına ilişkin pozitif ve negatif anlamda yazılacak çok şey var. Ama bugünlük Belediyenin üç-beş icraatına değinmekle yetineceğim.
Yozgat, bundan 15-20 yıl öncesinde hızlı yapılaşma ve betonlaşma nedeniyle bahçeli evlerini, daha doğrusu yeşil dokusunu yitirmiş ve adeta sararıp solmuştu. Ayrıca da; karmakarışık, çarpık, düzensiz, eli yüzü kirli, derbeder bir şehir fotoğraflarını sergiliyordu.
Eski başkan sayın Yusuf Başer, kentimizin dört bir yanını ağaçlandırarak Yozgat’ı yeniden “yeşillendirmek” adına önemli bir işi başarıyla gerçekleştirmişti.
Dr. Kazım Arslan da, son 4 yıllık icraat döneminde bir takım radikal çalışmalarıyla kentimizin özellikle en merkezi alanlarındaki kirli görüntüleri gidermeyi başardı.
Sayın Arslan döneminde Cumhuriyet Meydanı çevresindeki binalar temizlenerek renk bütünlüğüne kavuşturulurken, şehirlerarası otobüs terminali de makyajlandı.
Büyük Sinema ve bazı konaklar restore edilerek hizmete sunuldu.
Bu arada otopark ve şehir meydanı, yeni hal binası ve iş merkezi, odun pazarı meydan projesi ve Yozgatpark gibi geniş çaplı projelere de başlandı.
Şehir merkezinin ana caddelerinde kirli görüntüleri kısmen giderilen ve makyajlanan Yozgat, bu dönemde eline yüzüne bakılan bir kent haline dönüştürüldü. Bu hizmetlerinden dolayı sayın Başkan Arslan’ı kutlamamız gerekiyor.
Yozgat Belediyesi daha doğrusu Kazım Arslan, kentte gerçekleştirdiği bu tür pozitif icraatlarının yanı sıra tüm uyarılara rağmen yanlış ve negatif işlerde yaptı.
Hepimiz biliyoruz ki; bu şehrin en büyük ve çözümü en öncelikli meselesi ‘otopark’ sorunudur. Başkan Arslan’ın göreve gelir gelmez yapacağı ilk icraat, eski başkan Yusuf Başer’in yoğun mücadeleler sonucu istimlak ettiği, arsasını ve projesini hazırlattığı ‘Otopark’ işini hemen ihaleye çıkarıp bugüne kadar hayata geçirmesi gerekirdi. Yozgat’ta otopark sorununun giderek büyümesi nedeniyle sadece bu projeyi değil, kent içinde başka açık ve kapalı otopark alanlarını belirleyip, daha başka ‘otopark’ projelerini de hizmete sunmalıydı.
Ama sayın başkan her nedense kentin otopark sorununu gereğince ciddiye almadı. Başer’in hazır ‘otopark’ projesini 3 yıl beklettiği gibi üstüne üstlük kentin hemen hemen bütün yollarını da daralttı.
Yozgat’ta çözümlenemeyen otopark sorunu, kent içi trafiğinde sayıları hızla artan araçlar ve daraltılan yollar, şehrimizde yaşayan bütün araç sahiplerine adeta “çin işkencesi” yaşatıyor.
Dr. Arslan’ın Yozgat’ın gerçekten en ağır ve en ciddi sorunu olan otopark konusunu çözmemek için bu ısrarlı inadının nedenini de 4 yıldanberi anlayabilmiş değilim...
¨ ¨ ¨
Ve biliyorsunuz…
Yozgat halkı, geçtiğimiz yılın Aralık ayında unutulmayacak türden ve eşi-menendi başka kentlerde görülmeyen bir “su trajedisi” ve tehlikesini yaşadı.
Yozgat Belediyesi ne hazindir ki; musluklarından halkına “çamurlu su” ikram(!) eyledi.
Kirli sular yüzünden enfeksiyona yakalanan bazı hemşehrilerimiz hastanelerde adeta yaşam mücadelesi verirken kentteki bütün su aboneleri de endişe dolu günler geçirdiler
Belediye, su dağıtımı konusunda bundan sonra halkımıza bir daha böylesine tehlikeli su krizlerini yaşatmamalıdır.
Başkan sayın Arslan da Yozgat’ta “otopark sorununu kaderiyle baş başa bırakma umursamazlığından ve kent içi yolları daraltma alışkanlığından” artık vazgeçmelidir.

VE “NARSİZM” VAK’ALARI
Bilmem, sizler de farkında mısınız?
Son yıllarda siyaset, bürokrasi, yerel yönetimler, iş dünyası ve STK’ların üst düzey yönetimlerinde; “Narsist” özellikli yeni bir idareci tipolojisi türedi.
Önce kime “Narsist” denilir?
Anlamını bilmeyenlere kısaca hatırlatayım.
Kökeni “Yunanca” olan bu kelimenin lügat karşılığına göre, kendini herkesten üstün tutan, kendi benliğine olağanüstü hayranlık duyan, kendisini delicesine seven ama başkalarını sevmeyen ve önemsemeyen, kendi yanlışlarını dahi doğru algılayan ama başkalarının doğrularını kabullenemeyen bireylere “Narsist” denir.
Yozgat’ın il ve ilçelerinde sayıları fazla olmasa da “Narsizm” kompleksinin ruh halini yaşayan yöneticilere rastlamak, maalesef mümkün...
Kimi, kendisini Tanrı’nın Yozgat’a özel olarak hizmet elçisi ödeviyle görevlendirdiğini, eğer siyasetçi ise her daim aynı göreve yeniden seçilmesinin şart olduğunu zannediyor.
Kimi kendi kararlarını hakkın, hukukun, kanunların, tüzük ve yönetmeliklerin üzerinde görerek emrindeki kurumları veya birimleri babasının çiftliği gibi sorumsuzca kişisel ikbal ve çıkarları doğrultusunda yönetiyor. Hatta bu arada yüksek kibirlerinden dolayı da yere göğe sığmıyor.
Kimi, halkın yaşadığı sıkıntıları umursamıyor, hatta işini, taleplerini ve beklentilerini zora soktuğu vatandaşlara ızdırap ölçüsünde çile çektirmekten zevk alıyor, haz duyuyor.
Kimileri, haklarındaki yolsuzluk iddiaları manşetlerden gündeme getirilse bile kıllarını kıpırdatmıyorlar. Yerel medyada yer alan eleştirileri ve kamuoyunda söylenenleri görmezlikten, duymazlıktan geliyorlar. Kimileri ise Ak partili olmayan insanları vatandaştan ve adamdan saymıyorlar.
İşe bu “Narsist” özellikli zevatlar, birlikte çalıştıkları hem personelin, hem de vatandaşların nefretine ve gizliden gizliye husumetine neden oluyorlar… Dolaysıyla farkına varmadan Yozgatlıyı iktidar partisinden soğutuyorlar
Demem o ki; Hükümet ve Ak Parti Genel merkezi, anlatmaya çalıştığım bu “Narsizm sorunu”nu Türkiye genelinde göz ucuyla izlemeli,.. Hem halkın canını sıkan, hem de iktidara ve partiye zarar verenler hakkında gereği yapılmalıdır.

14 OCAK BELKİ DE SON FIRSAT
Hepimiz biliyoruz ki; Yozgat’ın gündeminde 15 yıldır süregelen ciddi bir sorun var.
Malum, Yozgat’ı erim erim eriten, küçülten ve gerileten “GÖǔ sorunu.
Binlerce Suriyeli mülteci Yozgat’a transfer edilse bile gerçekte nüfusumuz artmıyor.
Yenilenen kamu binaları, Hızlı tren, Havalimanı vb. projeler Yozgat’ta göçü ne ölçüde önleyebilir?
Göç faciasının durdurulabilmesi için Yozgat’ta yeni istihdam alanları kurulması ve yatırımlarının ihdas edilmesi şarttır.
Yozgat’ın bildik ve gizli zenginleri ile tasarruf sahipleri istihdama yönelik yatırımlar yapıyor mu?
Kesinlikle hayır. Bu kentte panellere davet edilebilen birkaç müteşebbisten başka fabrika kurmayı düşünen Yozgatlı sermayedar yok.
Aslında Yozgat zenginlerimiz hakkında da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sermayedarlarımızın Yozgat’a katkısızlıklarını da ayrı bir yazımda değerlendireceğim
Peki, ne yapmak lazım?
Bunun bir tek çözüm yolu var...
Defalarca yazdım. Bir kere daha hatırlatayım...
Bunun tek yolu; hükümetin geçen yıl planlayıp Türkiye kamuoyu ile paylaştığı Doğu ve Güneydoğudaki “özel öneme haiz illeri” fabrika bacalarıyla donatacak ve bölgeyi hızla kalkındıracak özel teşvik yasasına Yozgat’ı dâhil ettirmekten geçiyor.

Maalesef bizim Milletvekillerin gücü yetmedi bu işe...
Peki, bu durum karşısında “Ne yapmak gerek ?”
Hemen söyleyeyim.
“İyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş.”
İşte, tarihi fırsat... O doktor, 14 Ocakta Yozgat’a geliyor...
Hatırlatmakta yarar var.
Doğu ve Güneydoğu illeri teşvik yasası, önce 21 il’i kapsıyordu.
Sonra Başbakan sayın Binali Yıldırım Erzincan’ı, Sağlık eski Bakanı sayın Recep Akdağ Erzurum’u ve Maliye Bakanı sayın Naci Ağbal da Bayburt’u bu yasa kapsamına dahil ettirmişti. Yozgat’ın söz konusu yasaya dâhil edilmesi keyfiyeti de Cumhurbaşkanımızın iki dudağının arasındadır.
“Biz Yozgat’ı zaten marka şehir yapacaktık” dedi mi mesele tamamdır.
Yozgat, yoğun göç veren il olması nedeniyle teşvik yasasının tarifine uygun “Özel öneme haiz” bir il konumundadır..
Dolaysıyla yasa kapsamına girebilmesi en doğal hakkıdır.

Eğer, 14 Ocak günü Yozgat’ta biri veya birileri, Yozgat ve Yozgatlıyı gerçekten gözü gibi sevdiğini bildiğimiz sayın Cumhurbaşkanı’na göç sıkıntımızı bütün boyutlarıyla anlatabilirse; ben sorunun mutlaka çözümleneceğine inanıyorum.

Yozgat, ancak söz konusu teşvik yasasına dâhil edilerek erimekten ve küçülmekten kurtulabilir.

Aksi halde ne görkemli binalar, ne Belediyelerin icraatları, ne hızlı tren, ne hava limanı ve ne de stadyum Yozgat’ı “göç” belasından ve geri kalmışlıktan kurtaramaz!

**

Nice yıllara…

02.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Yozgat’tan göçün nedenleri
mehmet erdemin dediği gibi sussam olmuyor susmasam olmaz yozgat nida tüfekçi güzel sanatlar lisesinde haremlik selamlık uygulaması başlamıştır ilgililere duyurulur.
Salim -- 21.11.2012 18:36
Yozgat’tan göçün nedenleri
Sayın Ağabeyim,
Tespitlerinize yürekten katılıyorum,yüzde yüz haklısınız,eksiği yok fazlası var değindiğiniz hususların.Bende kendimce bir yorum ve analizle katkıda bulunmak istedim,özellikle ortaklık ve buna dayalı istihdam yaratma konusunda.
Yozgat'ta bugün bırakın ortaklık kültürünü,iki kardeş bile bir araya gelip bir yatırım yapamıyorsa bunun bence asıl sebebi geçmişte ve yakın zamanda başımıza gelen kötü örneklerdir..Bir Yibitaş,bir benim ilçemde kurulmuş olan 3000 ortaklı Ayça yağ tesisleri ve bildiğim kadarıyla Yozgat'ın birkaç belde ve ilçesinde bunlara benzer 70 li yıllarda işçi birlikleri adı altında yapılan yatırımlardır..Bunlara son olarak Yimpaş acı tecrübeside eklenince artık insanlar bırakın sermaye birleştirmeyi birbirine selam vermez oldu,ki zarar gelebilir diye.
Halim İlbay -- 09.11.2012 21:03
Yozgat’tan göçün nedenleri
insan kendi memleketinde rahat etmiyor örnek
yozgat dışında adama mehmet bey nasılsınız derler
yozgatta la lan memmed bilmem neresini ne ettğim memmed nörüyon derler
bundanda olabilir
Baki -- 08.11.2012 10:32
Yozgat’tan göçün nedenleri
Değerli Osman Beyciğim. Bir ekonomist gözüyle, bir teknokrat gözüyle,daha doğrusu bir akil adam gözüyle Yozgat’tan göçün nedenlerini pek güzel tespit etmiş ve anlatmışsınız.Yıllardır Yozgat ile ilgili çok önemli tespitler yapıyorsunuz.Sussam gönlüm razı değil,söylesem tesiri yok diyor ama yinede yazmaya devam ediyorsunuz.Köşenize yorum gönderen sayın Fikri Cömert beyefendinin yazdıklarını okuyunca işte benimle aynı tespitleri yapan bir gerçek Yozgatlı dedim.Evet benim yaşıma denk gelen 1950 lerin 60 ların yıllarındaki Yozgat halkı bu değil.Şehir de bu şehir değil.Bunun vebali bu heyulaları şehrin merkezine dikerek şehri katledenlerin ve bu katliama göz yumanların üzerinedir.Bu bir.İkincisi,şehri her geçen gün daha da mutaassıplığın karanlığına sürükleyenlerdir.Yozgat’a her geldiğimde ev hanımlarının daha da eve kapatıldığını görüyorum ve çok üzülüyorum.Bana söyledikleri aynen şöyle “ aynı gün iki kere çarşıya çıksak laf söz oluyor.”Yazıklar olsun.Ayakkabılarınızı kapınızın önüne bırakmayın,kimi boyalı kimi boyasız,bazıları yamuk yumuk ayakkabılar çok çirkin bir görüntü arz ediyor dedim.Kurban olsunlar bizim yamuk yumuk ayakkabımıza diye bana cevap verdiler.İnanın bende umudumu kestim.Ata yadigarı diye içimizde bir özlemle koşup geliyoruz.Camimizi, mezarlarımızı, kalan üç beş akrabamızı ziyaret edip büyük bir hüsranla ayrılıyoruz. Sayın Fikri Cömer Beyefendiye yorumundan dolayı teşekkür edecektim laf döndü dolaştı nereye geldi.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 03.11.2012 00:53
Yozgat’tan göçün nedenleri
sonradan köyde tarlasını,traktörünü satıp gelip evet ben yozgatın yerlisiyim diyenlerden degilim,gerçekten yozgatın yerlisiyim,size kırk yıl öncesinden bahsedeyim ve göçün en önemli sebeplerini öyle tartışalım diyeyim.
kırk yıl evvel yozgatta herkes birbirini tanırdı ,dostluk,komşuluk,akrabalık,ilişkileri kıskandıracak boyuttaydı.şimdi bakıyorum herkes düşman veya rakip olmuş,lise caddesinde hamile bayana laf atılıyor görünce utandım.yozgat evlatlarına sahip çıkmıyor o meşhur deyiş hala devam ediyor yozgatlı yabancıyı sever sözü.siyasettede yozgat hep yanlış hamleler yapıyor ne yazıkki nüfusunun büyük bölümü yeşilkartla ve yardımlarla geçiniyor olmasına ragmen hala oy zamanı gelince gazetenizde yaptıkları tüm eleştirileri bir kenara bırakıp iktidarın degirmenine su taşıyor.yozgatla ve yozgatlıyla hiç alakası olmayan siyasetin ne oldugunun farkında dahi olamayanlara tam yetki vererek sadece vekil ünvanı kazandırıyor.
acıdırki memleketin en eski sancak beyliklerinden biri olan bozok şimdiki adıyla yozgatımızda artık içkili restoran yok,yozgatla ,çamlıkla bütünleşmiş çamlık gazinosunun yerinde yeller esiyor,yozgatta bir garip şehirleşme almış başını gidiyor,sivas caddesine yapılan alt geçitlerde buna en güzel örnek.yani kısacası ,yozgat sahipsiz kalmış,bazıları için bir kazanç merkezi ,bazılarına görede unutulmuşlugun vazgeçmişliğin abidesi.
bu şartlar altında yozgat göç vermezde ne yapar diyorsanız,yozgatlı yozgata sahip çıkar,çarşıda gezmek alışveriş etmek istanbulda emin önünde alışveriş etmekten zor olmuş,tek yön uygulamaları,yerinden kımıldamayan arabaların dar sokak aralarına terkedilip bırakılarak yolların kapanması,vb tüm bunlar yozgattan kaçışı hızlandırdı.evet bende artık yozgat dışında gurbette yaşıyorum.bazen yozgata geliyorum ve her geldiğimde yozgatı biraz daha gerilemiş buluyorum.40 yıl önceki yozgatta ablamlar,annem,yengem halam gece yarısına kadar sokakta gezebilirlerdi,(kimse laf atmaz,peşine takılmazdı)gönül sohbet isteyince ya çamlıkta ateş yakılır yada içkili restoranlarda muhabbet ortamı yapılırdı(şimdi bandelli yolunda arabada içiliyor sohbet içkileri)herkes birbiriyle yardımlaşır dayanışma çerisinde her ev bir ev gibiydi,şimdi kapı komşuyu tanımıyorlar yozgatta,ünüversite ögrencilerine soruyorum adeta gün sayıyorlar bitsede gitsek diye,sebebide artık her sokaga,her caddeye sinmiş olan bagnazlık kokusundan bıktıklarından,memleketimizi buhale getirenler utansın göç edenler degil,gerçek yozgatlılar memleketine sahip çıksaydı yozgat şimdi 600.000 nüfuslu heşeyiyle gelişmiş bir yozgat olurdu oysaki bakınız bu gün yozgatı merkez ilçe yapalım çoruma,kayseriye sözleri kulaktan kulaga yayılıyor.yozgata yozgatlılar sahip çıkar ve yozgatın makuz kaderini yener hakettiği yüksek degerlere ulaştırırlar,ve bu bahsettiğim yozgatlılar kırk yıl önce saat kulesinin dibindekileri hatırlayan bilen yozgatlılar olurlar.
feri cömert -- 30.10.2012 00:31
Yozgat’tan göçün nedenleri
sayın osman hakan kıracı bey yine güzel bir konuya deginmişsiniz ellerinize ve yüreginize saglık.
anlamakta vede anlatmakta güçlük çektigimiz göçün nedenlerini kendimize hiç sordukmu niçin,niye neden diye
temel çelişki burada hep başkalarından çözüm bekledik ortak aklı ve bilimi bir araya getiremedik.
bize yol göstersin diye kanaat önderi olarak seçtigimiz insanlar hep günlük çözümlerle ugraştılar için kalıcı, çözümleyici herhengi bir olgu gösteremediler onun içi insanlar geçim derdiyle palyatif çözüm peşinde anadolunun yolarına düştüler bakınız büyük kentler her birinde bir yozgat kadar yozgatlı var bu insanlar evinden memleketinden keyfi olarak ayrılmadılar.
üretmeden tüketen toplumlarda siyasette kendilerini yüceltmek için başkalarını karalayan,vicdanı az hırsı fazla olan insanların yozgata vercegi bir şey yoktur oldugu sürece daha çok yozgatlı yozgatı terk ederek ekmek kapısı için yollara düşer.bizede hayıflanmak düşer. onurlu bir ulusun bireyi olarak kurban bayramımızı kutlaya biliyorsak sebebi olan cumhuriyetimizin 89.yılında her iki bayramınızı
kutluyorum. herkese selam.
hasan baycan -- 24.10.2012 17:14
Hastanenin yer seçimindeki hata düzeltilmeli
Olmadı Sayın Kiracı...
Siz bunca yılın gazetecisi ve Yozgat'ta yaşananların en iyi gözlemcilerinden biri olarak kendinizi ve kaleminizi beyhude yoruyorsunuz.
Bakınız üsatdım bu iş şöyle yürür:
Hastane için tahsis edilen yere önce hastane yapılır.
Sonra elbette temenni etmiyorum ama sözünü ettiğiniz riskli bölgede bir çok insanın canı yanar.
Önceleri bir kaç cılız sesten başka kimse aldırış etmez!
Daha sonra günlerden bir gün "zat-ı muhtereman"dan herhangi birine veya bir yakınına, herhangi bir zeval olursa; hah işte o zaman "bıyyyy! yahu ve hatta yavvv biz hata ettik miymişmiyizdir mi acaba mı?" diye düşünmeye başlanır.
Bu arada bilirsiniz ki; culuklar ve kukumav kuşları bile düşünme ameliyesini bunlardan daha hızlı bitirir...
Aradan yıllar geçer ve kendi döneminde de kuruluş yeri dönemin şartları itibariyle yokuş sayılan doğum ve çocuk hastanesinde olduğu gibi, herkes duruma alışır.
En daha daha sonraki asırlardan birinde, en son yeni bir hastane daha icap ettiğinde; yine gazetelerde "ulancıklarım yıldız tepeye hastane mi yapılır?" diye soracaklardır.
Emin olunuz efendim. Emin olunuz.
O çoook çok ileriki dönemlerde yine benim dediğim olur.
Yıldıztepeye hastaneyi dikerler.
Giden gitmiyen belli olsun anasını satıyyymm.
Kalın sağlıcakla...
Yasin Ali ER -- 16.08.2012 12:49
Hastanenin yer seçimindeki hata düzeltilmeli
yozgat'ta geri kalmış bölge olarak görülmesi gereken esentepe bölgesidir diğer taraflarda yapısal yoğunluk ve engebeden köylere ulaşmak zordur ve yatırım olarak bence dengelidir.Yozgatın dar sıkışmış düzenlemesini çok rahatlatacak bir düşünce karar alıcıları kutluyorum.Osman beye katılmıyorum yeni hastane yapılınca sanki bir hastane kalacakmış gibi düşünemeyiz ÜNİVERSİTE hastanesinin büyüyeceğinide düşünürsek daha fazla hizmet istemek bizim ve sizin görevinizdir toplumsal baskıdır. 100 yıldır ihmal edilen Anadolunun BAĞRININ bir DUR deme zamanıdır.DAHA çok İŞ daha çok AŞ,daha çok eğitim memleketimin insanlarının HAKKIDIR.
hasan bozan -- 09.08.2012 13:04
Hastanenin yer seçimindeki hata düzeltilmeli
Hastanenin yapılacağı tek yer var; stadyumun olduğu alan, üstündeki evleri de istimlak ederek Yozgatın önümüzdeki 50 yılını göz önüne alınarak bir planlama yapılmalıdır, stadyum her yere yapılabilir, sağlık hizmetlerinin en önemli özelliği ulaşılabilirliğidir, Şehirde kökten bir kentsel dönüşüme ihtiyaç var, yıkın kökten eskipazarı, şekerpınarı, tokinin dağ başlarında ne işi var, şehri kurtatma adına fırsat geldi, hala merkezde tuvaleti dışarda olan evler var, bunlatin tek tek elden gecirilmesi lazım..
Ali -- 13.07.2012 22:38
Hastanenin yer seçimindeki hata düzeltilmeli
Hocam yozgat ta yaşamak zor...kuralsız bir şehir hastanenin yerini şehir planlamacıları yapar bizde dükkan arsa ve ev sahipleri yapar......
Kamil -- 05.07.2012 11:48
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00