BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
186
Dün
:
4633
Toplam
:
13783202
Gündem Osman Hakan KİRACI
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Yeni bir yıla daha en içten iyimser dileklerle “merhaba” derken “Yozgat’ın gündemi”ndeki bazı konular ile Cumhurbaşkanımızın 14 Ocakta gerçekleştireceği fırsat niteliğindeki tarihi Yozgat ziyaretine ara başlıklar altında değinmek istiyorum.

YENİLENEN KAMU BİNALARI
Ak Parti iktidarı, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi tarzında ilimizde gerçekleştirdiği kurum binaları ile Yozgat’a estetik bir şehir havası görüntüsünü kazandırmış oldu.
Şehir Hastanesi, yeni Hükümet binası, Üniversite hastanesi, TOKİ’nin kentsel dönüşüm projesi, Adli Tıp ve Diyanet Eğitim merkezi binası, Spor vadisi ve ilçelerde de inşa edilen çeşitli hizmet binaları…
Hepsi birbirinden zarif görünümlü…
Hele Şehir hastanesine ne demeli?
Yozgat’ta tüm zamanların en teknolojik ve en modern inşaat ve hizmet abidesi...
Yeni hükümet binası da inşaat kalitesi bakımından oldukça ‘mükemmel’...
Ama şehir hastanesi insan sağlığına hizmet vermesi nedeniyle özellikle ben bu hastaneyi Yozgat’a kazandıran başta Cumhurbaşkanı sayın R.Tayyip Erdoğan ile emeği geçen herkese Yozgatsever biri olarak bir kez daha teşekkür ediyorum.
Şehir hastanesine her gidişimde içimden ne diyorum biliyor musunuz?
“Keşke Üniversite hastanesiyle birleştirilebilseydi. İçerisinde daha nitelikli sağlık elemanları, Profesör ve Doçent ünvanlı doktorların çalışmasına olanak sağlansaydı.”
Ne güzel olurdu değil mi?

HIZLI TREN NİHAYET HIZLANIYOR...
Bu şehirde uzun yıllar yaşamakta olan hemşehrilerimiz bilirler ki; Devletin Yozgat’ta gerçekleştirmeye çalıştığı, özellikle çok elzem yatırım ve hizmetler her ne hikmetse rötarlı yani gecikmeli olarak tamamlanıp hizmete sunulur. Nitekim, Yozgat’ın 13 yıldanberi özlemle beklediği Hızlı tren Yozgat’a yavaş yavaş gelmekteydi. Ancak, sayın Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan “Sivas konuşmasında” Hızlı tren projesinin 2018’de tamamlanacağı müjdesini verdi.
Cumhurbaşkanı’nın talimatına göre, hemşehrilerimiz önümüzdeki sene veya en geç 2019’un başında inşaallah hızlı trenle seyahat edebilecek...
Yozgat - Ankara 1 saat...
Yozgat - İstanbul 4 saat...
Hayali bile ne güzel değil mi?

HAVAALANI ve STADYUM
Ak Parti iktidarı, ülkemizde hava trafiğini bütün illere yayma çabasında...
Bugün itibariyle aralarında Hakkâri, Ağrı, Şırnak gibi illerin de bulunduğu Türkiye’nin 55 vilayetinde hava limanları var. 15 ilde ise havaalanı projeleri sürüyor. Yozgat Havalimanı projesi de 5 yıl devam eden hazırlıkların ardından inşaatına başlanma aşamasında...
Söylenenlere bakılırsa; Yozgat, 2021’de Hava limanına da kavuşacak...
Havalimanın yapımı geciktirilmezse; Yozgat, en geç 2021 yılında ulaşımda çağ atlamış olacak...
¨ ¨ ¨
Yine AK parti iktidarının Türkiye genelinde gerçekleştirmekte olduğu en güzel icraatlarından biri de her ile “modern stadyumlar” projesi... Ülkemizde bugüne değin 24 devasa stadyum kompleksleri inşa edildi. Batman ve Turgutlu bile bu projeden yararlandı. Komşumuz Çorum’a da 33 bin seyirci kapasiteli modern bir stadyum inşa ediliyor.
Ama biz ‘Yozgat’ olarak yeni stadyumun yerini ancak bugünlerde belirleyebilmişiz..
Yozgat ve çevresinde yeni stada uygun bir alan bulunamadığı için eski yani mevcut stadyumun yerine kurulmasına karar verilmiş..
Bizde yatırımların ağır-aksak ve yavaş yürümesinin nedeni sadece merkez-i Hükümetin Yozgata özgü ihmalinden kaynaklanmıyor.Maalesef yerel yöneticilerimiz ve siyasetcilerimiz önemli projelerin işlevini aktif olarak takip edemiyorlar.
Çağdaş ve modern bir stadyum Yozgat’a, gençlerimize, Yozgat’ın futboluna ve Yozgatspor’un cefakâr taraftarlarına layık ve yakışacak bir projedir.
Daha da zaman kaybedilmeden gerçekleştirilmelidir.

BELEDİYEMİZİN İCRAATLARI...
Aslında Yozgat merkez Belediyesi icraatlarına ilişkin pozitif ve negatif anlamda yazılacak çok şey var. Ama bugünlük Belediyenin üç-beş icraatına değinmekle yetineceğim.
Yozgat, bundan 15-20 yıl öncesinde hızlı yapılaşma ve betonlaşma nedeniyle bahçeli evlerini, daha doğrusu yeşil dokusunu yitirmiş ve adeta sararıp solmuştu. Ayrıca da; karmakarışık, çarpık, düzensiz, eli yüzü kirli, derbeder bir şehir fotoğraflarını sergiliyordu.
Eski başkan sayın Yusuf Başer, kentimizin dört bir yanını ağaçlandırarak Yozgat’ı yeniden “yeşillendirmek” adına önemli bir işi başarıyla gerçekleştirmişti.
Dr. Kazım Arslan da, son 4 yıllık icraat döneminde bir takım radikal çalışmalarıyla kentimizin özellikle en merkezi alanlarındaki kirli görüntüleri gidermeyi başardı.
Sayın Arslan döneminde Cumhuriyet Meydanı çevresindeki binalar temizlenerek renk bütünlüğüne kavuşturulurken, şehirlerarası otobüs terminali de makyajlandı.
Büyük Sinema ve bazı konaklar restore edilerek hizmete sunuldu.
Bu arada otopark ve şehir meydanı, yeni hal binası ve iş merkezi, odun pazarı meydan projesi ve Yozgatpark gibi geniş çaplı projelere de başlandı.
Şehir merkezinin ana caddelerinde kirli görüntüleri kısmen giderilen ve makyajlanan Yozgat, bu dönemde eline yüzüne bakılan bir kent haline dönüştürüldü. Bu hizmetlerinden dolayı sayın Başkan Arslan’ı kutlamamız gerekiyor.
Yozgat Belediyesi daha doğrusu Kazım Arslan, kentte gerçekleştirdiği bu tür pozitif icraatlarının yanı sıra tüm uyarılara rağmen yanlış ve negatif işlerde yaptı.
Hepimiz biliyoruz ki; bu şehrin en büyük ve çözümü en öncelikli meselesi ‘otopark’ sorunudur. Başkan Arslan’ın göreve gelir gelmez yapacağı ilk icraat, eski başkan Yusuf Başer’in yoğun mücadeleler sonucu istimlak ettiği, arsasını ve projesini hazırlattığı ‘Otopark’ işini hemen ihaleye çıkarıp bugüne kadar hayata geçirmesi gerekirdi. Yozgat’ta otopark sorununun giderek büyümesi nedeniyle sadece bu projeyi değil, kent içinde başka açık ve kapalı otopark alanlarını belirleyip, daha başka ‘otopark’ projelerini de hizmete sunmalıydı.
Ama sayın başkan her nedense kentin otopark sorununu gereğince ciddiye almadı. Başer’in hazır ‘otopark’ projesini 3 yıl beklettiği gibi üstüne üstlük kentin hemen hemen bütün yollarını da daralttı.
Yozgat’ta çözümlenemeyen otopark sorunu, kent içi trafiğinde sayıları hızla artan araçlar ve daraltılan yollar, şehrimizde yaşayan bütün araç sahiplerine adeta “çin işkencesi” yaşatıyor.
Dr. Arslan’ın Yozgat’ın gerçekten en ağır ve en ciddi sorunu olan otopark konusunu çözmemek için bu ısrarlı inadının nedenini de 4 yıldanberi anlayabilmiş değilim...
¨ ¨ ¨
Ve biliyorsunuz…
Yozgat halkı, geçtiğimiz yılın Aralık ayında unutulmayacak türden ve eşi-menendi başka kentlerde görülmeyen bir “su trajedisi” ve tehlikesini yaşadı.
Yozgat Belediyesi ne hazindir ki; musluklarından halkına “çamurlu su” ikram(!) eyledi.
Kirli sular yüzünden enfeksiyona yakalanan bazı hemşehrilerimiz hastanelerde adeta yaşam mücadelesi verirken kentteki bütün su aboneleri de endişe dolu günler geçirdiler
Belediye, su dağıtımı konusunda bundan sonra halkımıza bir daha böylesine tehlikeli su krizlerini yaşatmamalıdır.
Başkan sayın Arslan da Yozgat’ta “otopark sorununu kaderiyle baş başa bırakma umursamazlığından ve kent içi yolları daraltma alışkanlığından” artık vazgeçmelidir.

VE “NARSİZM” VAK’ALARI
Bilmem, sizler de farkında mısınız?
Son yıllarda siyaset, bürokrasi, yerel yönetimler, iş dünyası ve STK’ların üst düzey yönetimlerinde; “Narsist” özellikli yeni bir idareci tipolojisi türedi.
Önce kime “Narsist” denilir?
Anlamını bilmeyenlere kısaca hatırlatayım.
Kökeni “Yunanca” olan bu kelimenin lügat karşılığına göre, kendini herkesten üstün tutan, kendi benliğine olağanüstü hayranlık duyan, kendisini delicesine seven ama başkalarını sevmeyen ve önemsemeyen, kendi yanlışlarını dahi doğru algılayan ama başkalarının doğrularını kabullenemeyen bireylere “Narsist” denir.
Yozgat’ın il ve ilçelerinde sayıları fazla olmasa da “Narsizm” kompleksinin ruh halini yaşayan yöneticilere rastlamak, maalesef mümkün...
Kimi, kendisini Tanrı’nın Yozgat’a özel olarak hizmet elçisi ödeviyle görevlendirdiğini, eğer siyasetçi ise her daim aynı göreve yeniden seçilmesinin şart olduğunu zannediyor.
Kimi kendi kararlarını hakkın, hukukun, kanunların, tüzük ve yönetmeliklerin üzerinde görerek emrindeki kurumları veya birimleri babasının çiftliği gibi sorumsuzca kişisel ikbal ve çıkarları doğrultusunda yönetiyor. Hatta bu arada yüksek kibirlerinden dolayı da yere göğe sığmıyor.
Kimi, halkın yaşadığı sıkıntıları umursamıyor, hatta işini, taleplerini ve beklentilerini zora soktuğu vatandaşlara ızdırap ölçüsünde çile çektirmekten zevk alıyor, haz duyuyor.
Kimileri, haklarındaki yolsuzluk iddiaları manşetlerden gündeme getirilse bile kıllarını kıpırdatmıyorlar. Yerel medyada yer alan eleştirileri ve kamuoyunda söylenenleri görmezlikten, duymazlıktan geliyorlar. Kimileri ise Ak partili olmayan insanları vatandaştan ve adamdan saymıyorlar.
İşe bu “Narsist” özellikli zevatlar, birlikte çalıştıkları hem personelin, hem de vatandaşların nefretine ve gizliden gizliye husumetine neden oluyorlar… Dolaysıyla farkına varmadan Yozgatlıyı iktidar partisinden soğutuyorlar
Demem o ki; Hükümet ve Ak Parti Genel merkezi, anlatmaya çalıştığım bu “Narsizm sorunu”nu Türkiye genelinde göz ucuyla izlemeli,.. Hem halkın canını sıkan, hem de iktidara ve partiye zarar verenler hakkında gereği yapılmalıdır.

14 OCAK BELKİ DE SON FIRSAT
Hepimiz biliyoruz ki; Yozgat’ın gündeminde 15 yıldır süregelen ciddi bir sorun var.
Malum, Yozgat’ı erim erim eriten, küçülten ve gerileten “GÖǔ sorunu.
Binlerce Suriyeli mülteci Yozgat’a transfer edilse bile gerçekte nüfusumuz artmıyor.
Yenilenen kamu binaları, Hızlı tren, Havalimanı vb. projeler Yozgat’ta göçü ne ölçüde önleyebilir?
Göç faciasının durdurulabilmesi için Yozgat’ta yeni istihdam alanları kurulması ve yatırımlarının ihdas edilmesi şarttır.
Yozgat’ın bildik ve gizli zenginleri ile tasarruf sahipleri istihdama yönelik yatırımlar yapıyor mu?
Kesinlikle hayır. Bu kentte panellere davet edilebilen birkaç müteşebbisten başka fabrika kurmayı düşünen Yozgatlı sermayedar yok.
Aslında Yozgat zenginlerimiz hakkında da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sermayedarlarımızın Yozgat’a katkısızlıklarını da ayrı bir yazımda değerlendireceğim
Peki, ne yapmak lazım?
Bunun bir tek çözüm yolu var...
Defalarca yazdım. Bir kere daha hatırlatayım...
Bunun tek yolu; hükümetin geçen yıl planlayıp Türkiye kamuoyu ile paylaştığı Doğu ve Güneydoğudaki “özel öneme haiz illeri” fabrika bacalarıyla donatacak ve bölgeyi hızla kalkındıracak özel teşvik yasasına Yozgat’ı dâhil ettirmekten geçiyor.

Maalesef bizim Milletvekillerin gücü yetmedi bu işe...
Peki, bu durum karşısında “Ne yapmak gerek ?”
Hemen söyleyeyim.
“İyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş.”
İşte, tarihi fırsat... O doktor, 14 Ocakta Yozgat’a geliyor...
Hatırlatmakta yarar var.
Doğu ve Güneydoğu illeri teşvik yasası, önce 21 il’i kapsıyordu.
Sonra Başbakan sayın Binali Yıldırım Erzincan’ı, Sağlık eski Bakanı sayın Recep Akdağ Erzurum’u ve Maliye Bakanı sayın Naci Ağbal da Bayburt’u bu yasa kapsamına dahil ettirmişti. Yozgat’ın söz konusu yasaya dâhil edilmesi keyfiyeti de Cumhurbaşkanımızın iki dudağının arasındadır.
“Biz Yozgat’ı zaten marka şehir yapacaktık” dedi mi mesele tamamdır.
Yozgat, yoğun göç veren il olması nedeniyle teşvik yasasının tarifine uygun “Özel öneme haiz” bir il konumundadır..
Dolaysıyla yasa kapsamına girebilmesi en doğal hakkıdır.

Eğer, 14 Ocak günü Yozgat’ta biri veya birileri, Yozgat ve Yozgatlıyı gerçekten gözü gibi sevdiğini bildiğimiz sayın Cumhurbaşkanı’na göç sıkıntımızı bütün boyutlarıyla anlatabilirse; ben sorunun mutlaka çözümleneceğine inanıyorum.

Yozgat, ancak söz konusu teşvik yasasına dâhil edilerek erimekten ve küçülmekten kurtulabilir.

Aksi halde ne görkemli binalar, ne Belediyelerin icraatları, ne hızlı tren, ne hava limanı ve ne de stadyum Yozgat’ı “göç” belasından ve geri kalmışlıktan kurtaramaz!

**

Nice yıllara…

02.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Yozgat’ın içler acısı sorunu
dürüst gazeteci diye geçinen osman hakan kiracı dün medyada senin kadim dostun cemil çiçeğin damadına ve kızına ihalesiz verilen işten bahsediliyo ve 1.5 trilyon haksız kazanç elde ettiği yazıyo.sen bunu ne zaman yazmayı düşünüyon..lütfullah kayaların malvarlığı gibi bide bu cemil çiçeğin malvarlığını yazsanda biz hemşerileride öğrensek olmaz mı?
osman -- 29.10.2009 12:35
Yozgat’ın içler acısı sorunu
Osman bey kardeşim hassasiyetinize içtenlikle katılıyorum. eline, yüreğine, kalemine sağlık; Sahi nerede
bu varlıklı insanlar. Ali CANSEVER
Adınız ve Soyadınız -- 29.10.2009 10:54
Yozgat’ın içler acısı sorunu
yozgat devlet hastanesinde yozgatsporlu sporculara bu sene bakılmadığını ve bunun nedeninin neden olduğunu bilen varmı acaba? birileri ordaki yetkililere sordumu acaba yozgatsporumuz sporcularına neden bakılmadığını? ve lütfen cevabı bu sitede yayınlarsanız sevinirim
enver -- 28.10.2009 10:36
Yozgat’ın içler acısı sorunu
devlet hastanesinde hasta yatırmıyorlar bunu bir araştırın
Adınız ve Soyadınız -- 24.10.2009 07:32
Yozgat’ın içler acısı sorunu
Siz Anadolu basının ve dolayisiyle Yozgatımızın medar-ı iftiharı dürüst,tarafsız,basın ahlak yasasına uymayı kendine düstur edinmiş gazeteci doğanlardansınız.Bununla beraber gerek Yozgat şehri ve gerekse Yozgat halkı için bıkmadan usanmadan hep birşeyler yapma gayreti içinde olduğunuzu biliyoruz.Bu nedenle makalelerinizi hep çok önemli ve can alıcı konulardan seçiyor ve okyucularınıza ve ilgililerine çok güzel bir anlatımla sunuyorsunuz.Size bu yorucu ve inatçı çalışmalarınızın ve daha nice başarılarınızın devamı için sağlıklı bir yaşam diler İstanbuldan sevgi ve selamlarımı sunarım.ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 12.10.2009 21:00
Yozgat’ın içler acısı sorunu
çok güzel yazınızdan dolayı kutları sizi osman bey gazetenizi her gün okumaya çalışıyorum yozgatı çok iyi bir şekilde anlatıyorsunuz teşekkürler saygılar sunarım
yasar türk -- 09.10.2009 11:04
Yozgat’ın içler acısı sorunu
osman bey,her zaman olduğu gubi genel yozgatın en hayati ,en temel ve en en en önemli bir meselesini daha kaleme almışsınız.dikkat ediyorum boş şeyler değil hep dolu şeyler yazıyorsunuz.onun için sizin yazılarınızın tiryakisiyim.allah yozgatta bizi senden ve gazetenden mahrum etmesin.
hakketen bu bizim yozgat zenginleri çok pinti.eskileri yenileride böyle.babaları neyse evlatları da öyle ..bunlar bırak yozgata kendilerine de para harcamıyorlar.en büyük zevkleri luks arabalara ve 4x4 lere binmek.onu da birbirlirene hasetlikten biniyorlar.hasetlik duygularını tatmin eçin sadece lüks arabalara para harcıyorlar.ben aslında yozgatın zenginlerine acıyorum.niye mi kazandıkları parayı bile yiyemiyorlar.kaldı ki yozgatta,camiye,hastaneye,hayır işlerine mi harcayacaklar.adamlar boydaklar kayseriden gelip üniversite hastanesine gatkıda buluyunoyorlar,bizimkiler seyrediyorlar.insan utanır,utanır.böyle zenginlik olmaz olsun.tümüne yazıklar olsun.
herkese selam
rıfkı -- 01.10.2009 10:19
Yozgat’ın içler acısı sorunu
merhaba agabey her oldugu gibi yine yozgatin kanayan yaralarindan birine parmak basmissiniz bizim yozgatlilar sozde milliyetci onlara sorsan mangalda kul birakmaz (lafla tabiii) ama isin icine para girince babalarini bile tanimazlar iste bunun icin birazda solculara gipta ile bakiyorum adamlar cebindeki iki liranin birini sevdikleri ile paylasiyorlar yozgatlilarda almaktan baska dusunceleri yok vermek lugatlarinda yokki onlarin allah islah etsin yinede yazalim belkide insaflisida cikar kefenin cebi olmadigini sadakai cariyenin anlamini duyar da biraz elini cebine atar verdiginide zaten vergiden dusuyorlar deveye demisler boynun niye egri diye oda nerem dogruki demis anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna bile az saygilarimla gecmis bayraminizda kutlu olsun agabey
halit yagiz -- 30.09.2009 18:46
Yozgat’ın içler acısı sorunu
Değerli Osman beyciğim.Makalenizi okuyunca hem çok duygulandım hemde çok üzüldüm.İki satırda ben yazayım dedim.Sonra yazınızı birkere daha okudum ve öylece kaldım.Sonra kendi yaptığım aklıma geldi onu yazayım dedim.Kaçuv yani kanserli çocuklara umut vakfının başkanı çocuk onkolojisi doktoru prof.İNCİ YILDIZ komşumuz.Vakfa yardım toplamak için kitap bastırmışlar 10 TL bedelle satıyorlar.Biliyorum herkes bu tip yerlere bağış yapmak ister ama yapacağı 5-10-20 TL bağış için bankalara gidipte sıra beklemeye üşenir.Bu işi ben üstleneyim dedim ve hocamdan kitapları aldım.Yaşadığımız site içinde evleri tek tek gezerek kitap sattım bağış topladım.Kitap kanserden bahsettiği için bazıları kitap almadı ama 50 TL.bağışta bulundular.Topladığım paraları İnci hocama teslim ettim.Sağolsunlar onlarda bir teşekkür yazısı ile beni onurlandırdılar.Diyeceğim şu insanımız karınca kararınca bağış yapmak istiyor ama üşeniyor.Ayağına giderseniz seve seve veriyor hele bu yardım hastane için olunca Bozok Yaylasının evlatlarının mutlaka gönlünden birşeyler vereceğine eminim.Biz çocukluğumuzda bayramlarda boynumuzda kumbaralar ile kızılay için rozet takıp bağış toplardık.Bu güzel olay mazide kaldı maalesef.Ama yinede bazı gönüllü esnaf dükkanlarına koyacakları kumbaralar ile hastane için bağış toplayabilir.Mesela Sevgili Altan Karslıoğlu sayın İnci Varinli hocam ile birlikte bu işe öncülük edebilirler.İstanbuldan sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 26.09.2009 21:53
Yozgat’ın içler acısı sorunu
Bir toplumun yada bir milletin ilerlemesini ne sağlar diye bir soru sorulsa bana, hiç düşünmeden (acizane) birinci şey sağlık, ikincisi eğitim derdim tereddütsüz.

Her hangi bir konu üzerinde karar vermek, fikir yürütmek, icat etmek, geliştirmek vs. hani "sağlam kafa sağlam vücutta olur" ya. Bu bağlamda önce sağlıklı bir bedene, sonra sağlıklı bir akla ve en sonunda bu sistemi harekete geçirecek bilgi birikimine yani eğitime sahip olmak geliyor.

Neden ülkemizde her şeyi dünya konjönktöründen geç takip ediyoruz yada ithal ediyoruz. İşte bu nedenle. Bir ülkeyi düzeltmek yada bozmak bu ikili sistemden yani eğitim ve sağlıktan geçiyor. Biz bunu halen farketemedik galiba.

Ülkemizin dünyayı geç takip ettiği gibi biz yozgatlılarda ülkemizin çok gerisinde kalıyoruz.

"Bizler bizim için yapılanlara bile başkalaşmışız."

Yozgatımızın hiç bir sorununu bu konudan soyutlayamayız, hatta bunun altına hepsini koyabiliriz. Hiç bir konuda yapamadığımız seferberliği inşaallah çok önemli olan bu konuda bari yapabilmeyi diliyor ve dua ediyorum. Gücü olan herkesin gerek bu konuda gerekse eğitim konusunda destek olması gerekiyor.

Unutmayalım Yozgatımızın geleceği bizim geleceğimiz söz konusu. İşte bu güne kadar önleyemediğimiz göçün, geri kalmışlığın, yetişmiş beyin azlığının hatta ekonomimizin, siyasetimizin çözümü için bir adım bu bence.

Bugün şehirimiz neden üniversitesi ile hastanesi ile bir cazibe merkezi haline gelmesin işte o zaman göç veren değil göç alan bir yer olabiliriz. Tabiki akabindede ticaretimiz, ekonomimiz gelişecektir.

Herkes kendi gücü nisbetinde her platformda gerek üniversitemiz için gerekse bünyesindeki tıp fakültesi için propaganda yapmaya nacizane davet ediyorum.

Ve eminimki Yozgatımıza yapılacak olan bu güzel hizmetin, yani Tıp Fakültesi Hastanesinin, bir şekilde uzunda sürse bile, açıldıktan sonra şu an kılını kıpırdatmayan zenginlerimiz. Tedavi için bir çok kişinin önüne geçecek ve imtiyaz kullanacaktır.

Fakat yinede diyorum tekrar diyorum haydi Yozgat elele diyelim hiç yapmadığımız bir şey yapalım ve şehrimizi yüceltelim...

yozgatlı -- 26.09.2009 13:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00