BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
221
Dün
:
4633
Toplam
:
14608497
Gündem Osman Hakan KİRACI
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Yeni bir yıla daha en içten iyimser dileklerle “merhaba” derken “Yozgat’ın gündemi”ndeki bazı konular ile Cumhurbaşkanımızın 14 Ocakta gerçekleştireceği fırsat niteliğindeki tarihi Yozgat ziyaretine ara başlıklar altında değinmek istiyorum.

YENİLENEN KAMU BİNALARI
Ak Parti iktidarı, Selçuklu ve Osmanlı mimarisi tarzında ilimizde gerçekleştirdiği kurum binaları ile Yozgat’a estetik bir şehir havası görüntüsünü kazandırmış oldu.
Şehir Hastanesi, yeni Hükümet binası, Üniversite hastanesi, TOKİ’nin kentsel dönüşüm projesi, Adli Tıp ve Diyanet Eğitim merkezi binası, Spor vadisi ve ilçelerde de inşa edilen çeşitli hizmet binaları…
Hepsi birbirinden zarif görünümlü…
Hele Şehir hastanesine ne demeli?
Yozgat’ta tüm zamanların en teknolojik ve en modern inşaat ve hizmet abidesi...
Yeni hükümet binası da inşaat kalitesi bakımından oldukça ‘mükemmel’...
Ama şehir hastanesi insan sağlığına hizmet vermesi nedeniyle özellikle ben bu hastaneyi Yozgat’a kazandıran başta Cumhurbaşkanı sayın R.Tayyip Erdoğan ile emeği geçen herkese Yozgatsever biri olarak bir kez daha teşekkür ediyorum.
Şehir hastanesine her gidişimde içimden ne diyorum biliyor musunuz?
“Keşke Üniversite hastanesiyle birleştirilebilseydi. İçerisinde daha nitelikli sağlık elemanları, Profesör ve Doçent ünvanlı doktorların çalışmasına olanak sağlansaydı.”
Ne güzel olurdu değil mi?

HIZLI TREN NİHAYET HIZLANIYOR...
Bu şehirde uzun yıllar yaşamakta olan hemşehrilerimiz bilirler ki; Devletin Yozgat’ta gerçekleştirmeye çalıştığı, özellikle çok elzem yatırım ve hizmetler her ne hikmetse rötarlı yani gecikmeli olarak tamamlanıp hizmete sunulur. Nitekim, Yozgat’ın 13 yıldanberi özlemle beklediği Hızlı tren Yozgat’a yavaş yavaş gelmekteydi. Ancak, sayın Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan “Sivas konuşmasında” Hızlı tren projesinin 2018’de tamamlanacağı müjdesini verdi.
Cumhurbaşkanı’nın talimatına göre, hemşehrilerimiz önümüzdeki sene veya en geç 2019’un başında inşaallah hızlı trenle seyahat edebilecek...
Yozgat - Ankara 1 saat...
Yozgat - İstanbul 4 saat...
Hayali bile ne güzel değil mi?

HAVAALANI ve STADYUM
Ak Parti iktidarı, ülkemizde hava trafiğini bütün illere yayma çabasında...
Bugün itibariyle aralarında Hakkâri, Ağrı, Şırnak gibi illerin de bulunduğu Türkiye’nin 55 vilayetinde hava limanları var. 15 ilde ise havaalanı projeleri sürüyor. Yozgat Havalimanı projesi de 5 yıl devam eden hazırlıkların ardından inşaatına başlanma aşamasında...
Söylenenlere bakılırsa; Yozgat, 2021’de Hava limanına da kavuşacak...
Havalimanın yapımı geciktirilmezse; Yozgat, en geç 2021 yılında ulaşımda çağ atlamış olacak...
¨ ¨ ¨
Yine AK parti iktidarının Türkiye genelinde gerçekleştirmekte olduğu en güzel icraatlarından biri de her ile “modern stadyumlar” projesi... Ülkemizde bugüne değin 24 devasa stadyum kompleksleri inşa edildi. Batman ve Turgutlu bile bu projeden yararlandı. Komşumuz Çorum’a da 33 bin seyirci kapasiteli modern bir stadyum inşa ediliyor.
Ama biz ‘Yozgat’ olarak yeni stadyumun yerini ancak bugünlerde belirleyebilmişiz..
Yozgat ve çevresinde yeni stada uygun bir alan bulunamadığı için eski yani mevcut stadyumun yerine kurulmasına karar verilmiş..
Bizde yatırımların ağır-aksak ve yavaş yürümesinin nedeni sadece merkez-i Hükümetin Yozgata özgü ihmalinden kaynaklanmıyor.Maalesef yerel yöneticilerimiz ve siyasetcilerimiz önemli projelerin işlevini aktif olarak takip edemiyorlar.
Çağdaş ve modern bir stadyum Yozgat’a, gençlerimize, Yozgat’ın futboluna ve Yozgatspor’un cefakâr taraftarlarına layık ve yakışacak bir projedir.
Daha da zaman kaybedilmeden gerçekleştirilmelidir.

BELEDİYEMİZİN İCRAATLARI...
Aslında Yozgat merkez Belediyesi icraatlarına ilişkin pozitif ve negatif anlamda yazılacak çok şey var. Ama bugünlük Belediyenin üç-beş icraatına değinmekle yetineceğim.
Yozgat, bundan 15-20 yıl öncesinde hızlı yapılaşma ve betonlaşma nedeniyle bahçeli evlerini, daha doğrusu yeşil dokusunu yitirmiş ve adeta sararıp solmuştu. Ayrıca da; karmakarışık, çarpık, düzensiz, eli yüzü kirli, derbeder bir şehir fotoğraflarını sergiliyordu.
Eski başkan sayın Yusuf Başer, kentimizin dört bir yanını ağaçlandırarak Yozgat’ı yeniden “yeşillendirmek” adına önemli bir işi başarıyla gerçekleştirmişti.
Dr. Kazım Arslan da, son 4 yıllık icraat döneminde bir takım radikal çalışmalarıyla kentimizin özellikle en merkezi alanlarındaki kirli görüntüleri gidermeyi başardı.
Sayın Arslan döneminde Cumhuriyet Meydanı çevresindeki binalar temizlenerek renk bütünlüğüne kavuşturulurken, şehirlerarası otobüs terminali de makyajlandı.
Büyük Sinema ve bazı konaklar restore edilerek hizmete sunuldu.
Bu arada otopark ve şehir meydanı, yeni hal binası ve iş merkezi, odun pazarı meydan projesi ve Yozgatpark gibi geniş çaplı projelere de başlandı.
Şehir merkezinin ana caddelerinde kirli görüntüleri kısmen giderilen ve makyajlanan Yozgat, bu dönemde eline yüzüne bakılan bir kent haline dönüştürüldü. Bu hizmetlerinden dolayı sayın Başkan Arslan’ı kutlamamız gerekiyor.
Yozgat Belediyesi daha doğrusu Kazım Arslan, kentte gerçekleştirdiği bu tür pozitif icraatlarının yanı sıra tüm uyarılara rağmen yanlış ve negatif işlerde yaptı.
Hepimiz biliyoruz ki; bu şehrin en büyük ve çözümü en öncelikli meselesi ‘otopark’ sorunudur. Başkan Arslan’ın göreve gelir gelmez yapacağı ilk icraat, eski başkan Yusuf Başer’in yoğun mücadeleler sonucu istimlak ettiği, arsasını ve projesini hazırlattığı ‘Otopark’ işini hemen ihaleye çıkarıp bugüne kadar hayata geçirmesi gerekirdi. Yozgat’ta otopark sorununun giderek büyümesi nedeniyle sadece bu projeyi değil, kent içinde başka açık ve kapalı otopark alanlarını belirleyip, daha başka ‘otopark’ projelerini de hizmete sunmalıydı.
Ama sayın başkan her nedense kentin otopark sorununu gereğince ciddiye almadı. Başer’in hazır ‘otopark’ projesini 3 yıl beklettiği gibi üstüne üstlük kentin hemen hemen bütün yollarını da daralttı.
Yozgat’ta çözümlenemeyen otopark sorunu, kent içi trafiğinde sayıları hızla artan araçlar ve daraltılan yollar, şehrimizde yaşayan bütün araç sahiplerine adeta “çin işkencesi” yaşatıyor.
Dr. Arslan’ın Yozgat’ın gerçekten en ağır ve en ciddi sorunu olan otopark konusunu çözmemek için bu ısrarlı inadının nedenini de 4 yıldanberi anlayabilmiş değilim...
¨ ¨ ¨
Ve biliyorsunuz…
Yozgat halkı, geçtiğimiz yılın Aralık ayında unutulmayacak türden ve eşi-menendi başka kentlerde görülmeyen bir “su trajedisi” ve tehlikesini yaşadı.
Yozgat Belediyesi ne hazindir ki; musluklarından halkına “çamurlu su” ikram(!) eyledi.
Kirli sular yüzünden enfeksiyona yakalanan bazı hemşehrilerimiz hastanelerde adeta yaşam mücadelesi verirken kentteki bütün su aboneleri de endişe dolu günler geçirdiler
Belediye, su dağıtımı konusunda bundan sonra halkımıza bir daha böylesine tehlikeli su krizlerini yaşatmamalıdır.
Başkan sayın Arslan da Yozgat’ta “otopark sorununu kaderiyle baş başa bırakma umursamazlığından ve kent içi yolları daraltma alışkanlığından” artık vazgeçmelidir.

VE “NARSİZM” VAK’ALARI
Bilmem, sizler de farkında mısınız?
Son yıllarda siyaset, bürokrasi, yerel yönetimler, iş dünyası ve STK’ların üst düzey yönetimlerinde; “Narsist” özellikli yeni bir idareci tipolojisi türedi.
Önce kime “Narsist” denilir?
Anlamını bilmeyenlere kısaca hatırlatayım.
Kökeni “Yunanca” olan bu kelimenin lügat karşılığına göre, kendini herkesten üstün tutan, kendi benliğine olağanüstü hayranlık duyan, kendisini delicesine seven ama başkalarını sevmeyen ve önemsemeyen, kendi yanlışlarını dahi doğru algılayan ama başkalarının doğrularını kabullenemeyen bireylere “Narsist” denir.
Yozgat’ın il ve ilçelerinde sayıları fazla olmasa da “Narsizm” kompleksinin ruh halini yaşayan yöneticilere rastlamak, maalesef mümkün...
Kimi, kendisini Tanrı’nın Yozgat’a özel olarak hizmet elçisi ödeviyle görevlendirdiğini, eğer siyasetçi ise her daim aynı göreve yeniden seçilmesinin şart olduğunu zannediyor.
Kimi kendi kararlarını hakkın, hukukun, kanunların, tüzük ve yönetmeliklerin üzerinde görerek emrindeki kurumları veya birimleri babasının çiftliği gibi sorumsuzca kişisel ikbal ve çıkarları doğrultusunda yönetiyor. Hatta bu arada yüksek kibirlerinden dolayı da yere göğe sığmıyor.
Kimi, halkın yaşadığı sıkıntıları umursamıyor, hatta işini, taleplerini ve beklentilerini zora soktuğu vatandaşlara ızdırap ölçüsünde çile çektirmekten zevk alıyor, haz duyuyor.
Kimileri, haklarındaki yolsuzluk iddiaları manşetlerden gündeme getirilse bile kıllarını kıpırdatmıyorlar. Yerel medyada yer alan eleştirileri ve kamuoyunda söylenenleri görmezlikten, duymazlıktan geliyorlar. Kimileri ise Ak partili olmayan insanları vatandaştan ve adamdan saymıyorlar.
İşe bu “Narsist” özellikli zevatlar, birlikte çalıştıkları hem personelin, hem de vatandaşların nefretine ve gizliden gizliye husumetine neden oluyorlar… Dolaysıyla farkına varmadan Yozgatlıyı iktidar partisinden soğutuyorlar
Demem o ki; Hükümet ve Ak Parti Genel merkezi, anlatmaya çalıştığım bu “Narsizm sorunu”nu Türkiye genelinde göz ucuyla izlemeli,.. Hem halkın canını sıkan, hem de iktidara ve partiye zarar verenler hakkında gereği yapılmalıdır.

14 OCAK BELKİ DE SON FIRSAT
Hepimiz biliyoruz ki; Yozgat’ın gündeminde 15 yıldır süregelen ciddi bir sorun var.
Malum, Yozgat’ı erim erim eriten, küçülten ve gerileten “GÖǔ sorunu.
Binlerce Suriyeli mülteci Yozgat’a transfer edilse bile gerçekte nüfusumuz artmıyor.
Yenilenen kamu binaları, Hızlı tren, Havalimanı vb. projeler Yozgat’ta göçü ne ölçüde önleyebilir?
Göç faciasının durdurulabilmesi için Yozgat’ta yeni istihdam alanları kurulması ve yatırımlarının ihdas edilmesi şarttır.
Yozgat’ın bildik ve gizli zenginleri ile tasarruf sahipleri istihdama yönelik yatırımlar yapıyor mu?
Kesinlikle hayır. Bu kentte panellere davet edilebilen birkaç müteşebbisten başka fabrika kurmayı düşünen Yozgatlı sermayedar yok.
Aslında Yozgat zenginlerimiz hakkında da ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sermayedarlarımızın Yozgat’a katkısızlıklarını da ayrı bir yazımda değerlendireceğim
Peki, ne yapmak lazım?
Bunun bir tek çözüm yolu var...
Defalarca yazdım. Bir kere daha hatırlatayım...
Bunun tek yolu; hükümetin geçen yıl planlayıp Türkiye kamuoyu ile paylaştığı Doğu ve Güneydoğudaki “özel öneme haiz illeri” fabrika bacalarıyla donatacak ve bölgeyi hızla kalkındıracak özel teşvik yasasına Yozgat’ı dâhil ettirmekten geçiyor.

Maalesef bizim Milletvekillerin gücü yetmedi bu işe...
Peki, bu durum karşısında “Ne yapmak gerek ?”
Hemen söyleyeyim.
“İyi olacak hastanın doktor ayağına gelirmiş.”
İşte, tarihi fırsat... O doktor, 14 Ocakta Yozgat’a geliyor...
Hatırlatmakta yarar var.
Doğu ve Güneydoğu illeri teşvik yasası, önce 21 il’i kapsıyordu.
Sonra Başbakan sayın Binali Yıldırım Erzincan’ı, Sağlık eski Bakanı sayın Recep Akdağ Erzurum’u ve Maliye Bakanı sayın Naci Ağbal da Bayburt’u bu yasa kapsamına dahil ettirmişti. Yozgat’ın söz konusu yasaya dâhil edilmesi keyfiyeti de Cumhurbaşkanımızın iki dudağının arasındadır.
“Biz Yozgat’ı zaten marka şehir yapacaktık” dedi mi mesele tamamdır.
Yozgat, yoğun göç veren il olması nedeniyle teşvik yasasının tarifine uygun “Özel öneme haiz” bir il konumundadır..
Dolaysıyla yasa kapsamına girebilmesi en doğal hakkıdır.

Eğer, 14 Ocak günü Yozgat’ta biri veya birileri, Yozgat ve Yozgatlıyı gerçekten gözü gibi sevdiğini bildiğimiz sayın Cumhurbaşkanı’na göç sıkıntımızı bütün boyutlarıyla anlatabilirse; ben sorunun mutlaka çözümleneceğine inanıyorum.

Yozgat, ancak söz konusu teşvik yasasına dâhil edilerek erimekten ve küçülmekten kurtulabilir.

Aksi halde ne görkemli binalar, ne Belediyelerin icraatları, ne hızlı tren, ne hava limanı ve ne de stadyum Yozgat’ı “göç” belasından ve geri kalmışlıktan kurtaramaz!

**

Nice yıllara…

02.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
www.yozgatgazetesi.com
Sayın; Osman Hakan KİRACI
Sevgili dostum,senin önderliğinde Memleketimizle ilgili haberleri alıyoruz.Bu gün sevgili arkadaşım
Mehmet ÇEVİKin annelerinin vefaatını öğrendim.Senin aracılığınla; Baş sağlığı ile, Annesine ALLAHtan rahmet, geride kalanlarına uzun ömürler dilerim.
Saygılarımla
Yücel DAĞISTANLIOĞLU -- 18.11.2008 15:11
www.yozgatgazetesi.com
Gazetecilik gibi zor bir meslek, hem de Yozgatta. Bıkmadan, yılmadan yıllarca dökülen alın teri. Yitik bulunanca emek zayi olmaz derdi rahmetli babam. Aslında hiç bir emek zayi olmaz, yeter ki akıl ve bilgiyle işlensin. Sayın Osman Hakan Kiracı, çağın iletişim harikası internet vasıtasıyla yıllardır verdiği emeğin karşılığını toplamaktadır. Doğrusu şaşırmadım. Başarının rakamlara dökülerek elle tutulur hale gelmesini görünce de memnun oldum. Tebrik ediyorum.
Ertuğrul Kapusuzoğlu -- 13.11.2008 12:39
www.yozgatgazetesi.com
saygıdeğer osman ağabey ankara dan sizleri izleme fırsatı verdiğiniz için kalbi teşekürlerimizi iletir .başarılarınizın devamını dilerim 10.11.2008 irfan BÖLÜKBAŞI ANKARA ATATÜRK EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ MÜDÜR YRD.
irfan BÖLÜKBAŞI -- 10.11.2008 12:26
www.yozgatgazetesi.com
Sayın Kiracı, Gazetenizin başarısından memnun oldum; fakat bana sorarsanız az bile. Gerkçekten önce gıyaben tanıdığım şahsiyetiniz, sonra da çok kıymetli bir yazar kadronuz var. Bendeniz, Yozgat gazetesindeki namuslu gazeteci duruşunu, değme ulusal gazetelerde görmedim. Sık sık tekrar ediyorum; fakat marifet de iltifata tabidir bilirim. Helal olsun size. Allah emeğinizi zay etmesin. Şahsınızda, tüm gazeteniz mensuplarına ve yazarlarını saygılarımı arz ederim.
Turgut Balaban -- 07.11.2008 17:33
www.yozgatgazetesi.com
Saygıdeğer Osman Bey, Elime bir yazı geçti. Yazan Av. Hüseyin Ayan. Ankara Kazanda mahıalli bir gazetede yayımlanmış. Hoşuma gitti ve sizi de haberdar atmek istedim. Muhakkak biliyorsunuz; fakat etkilendim. Takdim ediyorum. ... Dünürler ve Kankalar! BİRAZ DA SİYASET YAPALIM!!!! Aysel Ketenci Tayyip Erdoğanın halasının kızı. Aysel Ketencinin eşi Osman, Erdoğan gibi aslen Rizeli. Taksileri var. Kasımpaşa Huzur Taksinin işletmecisi olarak tanınıyordu. Aysel-Osman Ketenci çifti, 2001 yılında kızları Esmayı Burak Erdoğan ile evlendirince, Tayyip Erdoğan ile akrabalıklarını iyice pekiştirmiş oldular. Burak ile kayınpederi Osman, Turkuaz Gemicilikte ortaklar. Ketenci ailesi diğer kızları Şehribanı ise, 2007 yılında, şimdilerde Deniz Feneri davası ile yıldızı parlayan Kanal 7nin patronu Zekeriya Karamanın oğlu Habib ile evlendirdi. Medya, Başbakan Erdoğan ile Zekeriya Karaman arasındaki bağı, bu dolaylı akrabalık ilişkisiyle kısıtlı ele alıyor. Bundan cesaret alan Erdoğan da, Milletten Deniz Feneri numarası ile tırtıklanan paralarla Kanal 7 kurulmuşsa ve başında Zekeriya Karaman varsa, Ankara temsilciliğini yıllarca Zahid Akman yapmışsa bana ne ? havalarında. Ama acaba Erdoğan ile Karamanın ilişkisi, ortak bir dünüre sahip olmakla mı kısıtlı ve tüm bu adı geçenler birbirini yeni mi tanıdı ? Elbette değil. Haftalar, hatta aylardır bir gazeteci Tayyip Erdoğan ile Zahid Akman, Zekeriya Karaman ve Kanal 7 arasındaki ilişkiyi, bu ilişkinin ne kadar eski olduğunu, bir anısını aktararak yazıyor… ama herkes kulağının üzerine yatmakta. Söz konusu gazeteci Sabahattin Önkibar. Tanıklığının önemi, bir zamanlar sağ kesimle çok yakın ilişkiler içinde bulunmasından kaynaklanıyor. Yakınlığı o derecede ki, Melih Gökçek kendisine Sebo diye hitap etmekte. Sabahattin Önkibarın (Sebonun) ilk kez 3 Ocak 2008de yazdığı, 4 Eylül 2008de de yinelediği anıyı okuyalım : Yıl 1993. O yıllarda RP mebusu olan Melih Gökçek arar ve aramızda şu diyalog geçer: - Sebo, Tayyip Erdoğanı tanıyor musun? Partimizin İstanbul İl Başkanı. - Tanırım hemşerimdir. Niçin sordun ? - Ya kendisi yarın Ankaraya geliyor. Bir özel TV kurma konusu var. Sen TGRTnin kuruluşundan tecrübelisin, sana bazı teknik sorular soracaklar. Öğlen yemekte beraber olabilir miyiz ? - Elbete oluruz, ama Tayyip bey Ankaraya misafir geliyor, ayıp olur, davet sahibi ben olayım. Yarın öğle için Büyük Ankara Otelinde yer ayırtıyorum. - Tamam Sebo, yarın öğlen buluşuyoruz. Yemekte buluştuk... Yemekte o güne kadar görmediğim ve tanımadığım Tayyip beyin asistanları tavırlı iki isim de var. Peki kim midir bunlar ? Zekeriya Karaman ile Zahit Akman. Bugün bunlardan biri Türkiyenin en önemli TV kanallarından birinin (Kanal 7) sahibi, diğeri de Türkiye adına TVlerin devlet komiseri. Tam burada duralım ve soralım: Zekeriya bey, bugün değeri yüzlerce milyon dolar olan ve o günün şartlarında kuruluşu da abartısız 200 milyon civarı kaynak gerektiren bu TVye söyler misiniz hangi kaynakla sahip oldunuz? Evet kamu adına, inanç adına, ahlak adına, vicdan adına soruyorum bu parayı nereden buldunuz ? Siz ki Kanal 7 öncesinde maaşla çalışan sıradan bir insandınız. Piyango mu çıktı, define mi buldunuz, nereden geldi bu paralar ? Sebonun Nereden geldi bu paralar ? sorusu Almanyadaki yargılama ile bir ölçüde yanıt bulmuş oluyor. Şimdi şu soru açıkta; Kanal 7yi kurup yönetecek olanların, Zekeriya Karaman ile Zahid Akmanın önüne düşüp iş takip eden Erdoğan bu çarkın neresindeydi ? Bu konu kapatılacaktır. Sebonun tanıklığı da duymazdan gelinecektir. Ama sizin haberiniz olsun.
Turgut Balaban -- 07.11.2008 17:30
www.yozgatgazetesi.com
osman abi ben yıllardır yozgat dışındayım sizi ve gazetemizi imkanlar ölçüsünce izliyorum size her yönüyle katılıyorum selam ve saygılar ertuğrul hocama saygılarımla tüm hemşerilerime sevgiler ve saygılar SAKARYA/GEYVE
tahsin ertürk -- 06.11.2008 15:23
Abbas Sayar’ın son eseri ve
Gazeteci olmak zordur, gazete basmak dahada zordur hele küçük bir şehirde iseniz. hadi bastınız bunu dağıtmak dahada zordur, bastığınız eseri okuyucuya ulaştımanız gerekir sadece yozgattaki insanlara değil başka şehirlerdeki okuyucularada ulaştırmak gerekir. Osman Hakan KİRACI bu siteyi kurarak bütün maliyetlerini cebinden karşılayarak yozgatla ilgili bütün haberler dünyadaki tüm yozgatlılara ulaştırmaktadır. nakitten, zamandan kaçınmayarak bu siteye emek harcayan Osman Hakan KİRACIYA çok teşekkürler.
Ergün COŞKUNSOY -- 03.11.2008 11:33
Abbas Sayar’ın son eseri ve
saygıdeğer abiciğim, merhum üstadımız Abbas Sayarın o muhteşem eserinin devamı olacak anıları, olayları, anekdotları yayınlayacağınızı müjdeliyorsunuz. kendinize v eyozgata yapılabilecek en büyük iyilik bu. bu yazınızı senet olarak kabul ediyor ve sabırla bekliyoruz. imzanızın ardında durmanız için uzun ömür ve sağlık diliyorum. sevgimle, saygımla... dursun erkılıç
DURSUN ERKILIÇ -- 31.10.2008 11:00
Abbas Sayar’ın son eseri ve
İNSANLAR YAPTIKLARIYLA YAŞAR.
OTUZ YIL ÖNCE HERKES BİRBİRİNDEN FARKLI DÜŞÜNÜR FAKAT BİLGELİĞİNE SAYGI DUYARDI.ŞİMDİ YOZGATIMA GELDİĞİMDE BOŞ KALABALIKLARI ÜZÜLEREK GÖRÜYORUM.HERŞEYDEN ÖNCE İNSANLARIMZA EĞİTİME YÖNLENDİRMELİYİZ.
HASAN BOZAN -- 22.10.2008 22:25
Abbas Sayar’ın son eseri ve
Abbas Sayar... Hey gidi koca Abbas Sayar. At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalar. İnsanlara faydalı bir eser bırakmak, belki de hiç ölmemekten hayırlıdır. Üstad Abbas Sayarın adını andığım zaman daha nice ünlü deyimler aklımdan sıra sıra geçer. Ah kafa... Buna rağmen, Yozgatta kaldığı son bir yıl içinde, oteldeki mütevazı odasınnın en sık ziyaretçilerinden birisi oldum. Böyle bir gönül adamını tanımakta ne kadar geç kaldığıma hep hayıflandım. Yozgat? Yozgatlı? Bu sefer kol yen içinde kırılmasın. Varsın herkes ayıbımızı bilsin. Ayıbımız; Abbas Sayarın kıymetini bilememek. Abbas Sayar Yozgata pek fazla geldi. Kendisine çok yakışın o naif sakalı... Hiç bir zaman sarhoş olmadan yudumladığı rakısı birilerinin bir yerlerine hep battı. Solcu mu demedik kominist mi? Sanatçı toplumun on yıl önde gitmeli; fakat o yirmi otuz yıl önde gitti. Belki de daha fazla... İster sağcı ister solcu? Abbas Sayar bir memlekette yaşıyorsa o memleket ondan sadece şeref duyardı. Abbas Sayar o memlekete hep fayda ve güzellik katardı. Şair, ressam, romancı, hikayeci Abbas Sayar. Yozgata ilk gazeteciler, ilk televizyoncular, ilk ünlü adamlar hep onunla görüşmek için geldiler. Yozgatlının bütün münasebetsiz ilgisizliğine rağmen o, inatla Yozgatta yaşamayı tercih etti. Sayın Kiracının da aralarında olduğu bir avuç dostla yetinmeye çalıştı. Bize layık olmadığımız pek çok şey hediye etti. Bize can şenliğini hediye etti. Can Şenliği Yozgatta çekilmeyince kendisine sitem etmiştim. Gülme komşuna gelir başınaymış, benim Yozgat için yazdığım, ödüllü senaryom da Yozgatta çekilemedi. Hem de, birinci vazifesi Yozgatı tanıtmak olan kara kalpli bir belediye reisi müsveddenin yüzünden. İlahi Abbas Bey... İlahi Abbas Sayar. Merhum babam onun şu nüktesini anlatırdı. Kendisine kominist-solcu vs diyenler, şehir kulübünde ramazanda sahura kadar pişpirik oynuyorlarmış. Abbas Bey, bir yenice sigarasının arkasına iki satır yazmış onlara göndermiş. Gündüz oruç gece kumar Deli gönül cennet umar İlahi Abbas Bey... Sen ne güzel adamdın behey Abbas Sayar... Cennetin varlığına imanım da inancım da tam. Sabahlara kadar pişpirik oynayarak oruç tutanların nerede olacağını, hangi arasatlarda kalacağıın bilemem. Fakat Yozgattan cennete on adam girecekse bilirim ki biri sensin. İlahi Abbas Bey... Bu yazıyı on, yirmi otuz sayfa uzatabilirim. Fakat, bana bu duygu selini yaşatan Sayın Kiracıya saygısızlık etmek istemem. Gerçi, bir rüzgar gibi geçtin; fakat müsterih ol. Çamlığın rüzgarı Yozgat üzerine üfledikçe, kulağı ve gönlü olana senden fısıltılar ünlüyorlar. Yozgat sana hiç bir şey vermedi, fakat sen hep verdin. Bugün Yozgatlı bunu biliyor. Geç de olsa bu böyle. Bunu senin de bildiğinden eminim. Geç de olsa kıymetini anlamış olmamızdan her halde memnunsundur Mekanın cennet olsun hey koca üstad. Hey koca Abbas Sayar.
Ertuğrul Kapusuzoğlu -- 20.10.2008 00:25
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00