BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.05.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
187
Dün
:
4633
Toplam
:
16393266
Gündem Osman Hakan KİRACI
İDDİASINI İSPATLAMAYAN MÜFTERİDİR
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
“Bundan böyle sakın haddini aşma” demiştim Ali Açıkgöz’e..
Yine benim dürüst gazeteciliğime saldırmış.
Daha da ileri giderek iftiraya kalkışmış.
Bahsettiğim adam, 27 Şubat 2019 tarihli hezeyan dolu yazısında beynine yapışmış “kahvehane” kültürüyle beni yine rencide etmeye çalışmış.
Benim hakkımda “Dilini çıkarmışsın” ve sonrasında “su misali kaba göre şekil alan adamsın“ diyerek tam bir “kahvehane” diliyle konuşmuş ve ardından da yalan ve iftira kurgularıyla yeni bir “kahvehane dedikodusu” üretmiş.
Anlaşılacağı üzere Açıkgöz Ali, köşe yazarlığının ötesine çıkarak bir bakıma asıl mesleğine rücu etmiş.
Yani, bize ve kamuoyuna Yozgat’ta uzun yıllar icra ettiği “Saray kahvehanesi” işletmeciliğinden bakiye “Kahveci Ali “lakabını ve üslubunu hatırlatmak istemiş…
Açıkçası Açıkgöz Ali, bu kez adeta “Kahveci Ali” üslubunu kullanarak haddini daha da aşmış.
**
Eğer Açıkgöz Ali, cevabi yazısında bana çamur atmaya kalkışmasaydı kendisine yanıt vermeyecektim. Eğer onun hezeyan dolu iftira ve yalan girişimine sessiz kalsaydım hakkımda ileri sürdüğü konulara ilişkin gerçekleri ifade edememiş olacaktım. Bu yüzden cevap hakkımı “kerhen” evet “KERHEN” kullanmak zorunda kaldım. Bu arada okurlarımın yoğun uyarıları nedeniyle bundan sonrası için kendisine yanıt vermeye niyetli değilim. Umarım Açıkgöz Ali, önümüzdeki günlerde beni bu tür yazılar yazmaya zorlamaz.
**
Bak Açıkgöz Ali!
Bilmem kaç yıl oldu köşe yazıları yazıyorsun ama gazetecilik kültürüne henüz intibak edememişsin. Çünkü gazeteciliğin “Haber” ve ”Köşe yazısı” gibi temel ögelerini birbirinden ayırt edebilmiş değilsin.
Bildiğin gibi, seninle ilintili olarak biri 8 Eylül 2004, diğeri 16 Şubat 2019 tarihlerinde olmak üzere 2 haber yayınladık.
“Yozgat Gazeteciler Cemiyeti gerçeği” başlıklı haberin alt tarafında senin eylemine ilişkin 3-4 satırlık bilgi notunu, “Ak Partide Belediye Meclisi listesi sıkıntısı” başlıklı haberde ise basına sızdırılan Ak Parti aday listelerini ve Ak Parti merkez ilçe başkanı Kılıç’ın açıklamasını yayınladıktan sonra da haberin alt tarafında Ak Partili Belediye ve İl Genel Meclisi üye adaylarından bazılarının sana ve İskender Nazlı’ya yönelik değerlendirmelerini aktardık. Yani bu haberler senin bana “Osman Hakan bunu yapar” ve sonrasında da “Osman Hakan” başlığı altında kaleme aldığın hakaret ve iftira maksatlı türden köşe yazıları formatında değildi. Birinde YGC gerçeği, diğerinde de basına sızdırılan bir siyasal habere dair açıklamalar ve tepkiler anlatılıyordu.
Biz haber yazıyorduk ama sen de hakaret amaçlı köşe yazıları yazıyordun ve bu arada “haber” ile “köşe yazısı”nı birbirine karıştırıyordun.
Sonra ne yapmaya çalışıyordun? İçinde yer aldığın ve rahatsızlık duyduğun rutin bir siyasi haberi bahane edip kamuoyuna sanki şahsına hakaretamiz bir köşe yazısı yazmışım gibi bana itham dolu eleştirel köşe yazısı yazıyor ardından da “Sen başlattın ben cevap hakkımı kullanıyorum” vaveylasını kopararak temelsiz bir polemik başlatıyordun.
Oysa “Osman Hakan bunu hep yapar “ başlıklı köşe yazısıyla saldırıyı başlatan sendin.
Bu yazıya kerhen cevap hakkımı kullanmak için ben “Haddini bil, Açıkgöz Ali” diye cevabi bir köşe yazısı yazınca bu defa iftira amaçlı bir yazı kaleme alıp “Sen başlattın ben cevap hakkını kullanıyorum “diyen de sendin.
Bu senin yaptığına ne denirdi bilir misin Açıkgöz Ali?
Şıltak denirdi, şıltak. TDK lügatında “ŞILTAK” kelimesinin birinci anlamı: Suç atma, karalama... İkinci anlamı ise: Haksızlığa uğramış, dövülüp sövülmüş gibi ortalığı gürültüye vermektir. Bu sebeple senin tarzını ne kadar da bariz anlatan bir kelimeydi “şıltak”.
Ben bu kelimeyi senin oynadığın kurnazlık rolünü ortaya koymak için kullandım. Ama sen kahvehane kültürünle “şıltak” eylemini başka tarafa yönlendirme çabasındasın.
**
Gelelim, senaryolaştırmaya çalıştığın ”iftira” girişimine.
Sen de pekala biliyorsun ki “Yozgat” gazetesinde köşe yazarlığı yaptığın 4 yıllık süreçte dönemin Belediye başkanı Sayın Başer’i eleştiren açıklama ve demeçlerinin yanı sıra diğer konulardaki bütün yazılarını istinasız yayınladım. Zaten o tarihlerde biz “Yozgat” gazetesinde merhum Serhat Ünsal ile birlikte Sayın Yusuf Başer yönetimindeki Belediyenin icraatlarını aylarca eleştirmiştik. Geriye de belediyeyi eleştirecek başka bir konu bırakmamıştık.
YOZGAT gazetesinde köşe yazısı yazdığın 4 yıllık süreçte yalnız tek bir yazını yayınlamamıştım. O da Sayın Bilal Şahin’in kent merkezindeki eserlerine yönelik eleştirel bir yazıydı. Kim ne derse desin Bilal Şahin, bu memlekete kendi katkılarıyla birbirinden önemli milyonlarca liralık eserler bırakmış hayırsever bir işadamı ve hemşehrimizdi. O yazıyı yayınlamak istemedim. Israr ettin. Hatırlayacağın gibi, bu konuyu gazetemizin eski bürosunda konuşmuştuk. Görüşmemizin canlı tanığı gazetemizin editörü Erdoğan Budaktır. Sayın Bilal Şahinle ilgili yazıyı yayınlamazsam gazetemden ayrılacağını söyledin. Ben de sana “güle güle” dedim. Daha sonra gidiş nedeninizi gazetemiz mensuplarıyla da paylaştım.
Gazetemden ayrılış sebebiniz gerçekte böyle iken ikinci saldırı yazınızda bana utanmadan “Hatırlıyor musun, o yazılardan bir iki tanesini yayınlamadığın için ben gazetende yazı yazmayı bırakmıştım. Sonradan öğrendim ki, o yazıları Belediye başkanı Yusuf Başer’in önüne koyarak pazarlık yapmışsın. Yoksa duyduklarım yanlış mı? Bu sana atılan iftira mı? Yusuf Başer sağ kişi doğruyu söylersen iyi olur.” hezeyanında bulunmaktasın.
Şu konuştuğun lafa bak: “Yoksa duyduklarım yanlış mı? Bu sana yapılan iftira mı?”
Sanki kendin uydurmamış ve bir başkasından duymuş gibi iftira düzenleyip ileri sürüyorsun.
Bu senin yapmak istediğine ne denir bilir misin Açıkgöz Ali?
Duyum üzerine kahvehane dedikodusu ile iftira senaryosu kurgulamak ve “belki izi kalır” umuduyla çamur atmak.
Şunu hiçbir zaman aklından çıkarmamalısın ki; Cenap Şahabettin’in dediği gibi, insan genellikle başkasına sürmek istediği çamura bulanır. İftira, edileni değil, edeni kirletir.
Şimdi çok merak etmekteyim. YOZGAT gazetesinde yazı yazdığın günlerde “dürüst, gerçekçi ve cesur gazeteci” diye iltifatlar yağdırdığın şahsıma şimdilerde dayanaksız, çok ucuz,pespaye ve dedikodu kaynaklı bir iftira senaryosunu kurgularken acaba senin yüzün hiç kızardı mı Açıkgöz Ali?
**
Açıkgöz Ali!
Ben bu şehirde gazeteciliğe başladığım günden bu yana tam 10 Belediye başkanının çalışmalarını izledim. Bunların hemen hemen çoğunun yanlış icraatlarını eleştirdim. Yusuf Başer dahil eleştirel yazılar yazdığım Belediye Başkanları bile benim 50 yıllık meslek hayatımda dürüstçe sürdürdüğüm gazeteciliğime saygı duyarlar. Kaldı ki Yusuf Başer, halen bu şehirdedir; adresi bellidir. Sana tavsiyemdir; iddia konusu yaptığın dedikoduyu sor ve aldığın cevabı da yazmayı unutma.
Sana bir hususu daha sormak istiyorum:
Yozgat’ta Belediye başkanlığı yaptığın 1,5 yıllık dönemde Belediye icraatlarına ilişkin hakkınızda bir takım iddialar da söz konusu olmuştu. Sana gelip hangi duyum ve iddialarla ilgili kapalı kapılar ardında hangi pazarlıkları yaptım? Onları da anlat bakalım. Senin Belediye Başkanlığın döneminde seninle hangi konuda pazarlık ettim ki, başka bir Belediye Başkanıyla etmiş olayım?
**
Açıkgöz Ali!
Hukukta bir kural vardır: Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Yani iddia sahibi, iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İspatlayamazsa müfteridir.
Hadi bakalım ispatla Açıkgöz Ali!
**
Bir de bana sorduğun şu soruya bak: “Yozgat Haber ve Hakimiyet gazetelerinden ayağını kestiğim için bu yazıları yazdın değil mi? ” diyorsun.
Yok öyle bir hikaye. Yalan söylüyorsun.
Ben aynı çatı altındaki o gazetelerin mekanına rahmetli arkadaşım Kenan Yılmaz için gittim geldim. Sedat Yılmaz çok iyi bilir. Rahmetli, geçmişte benim ısrarla bu gazetelerin başına geçmemi istedi. İşlerimin yoğunluğu sebebiyle teklifini kabul etmedim. Sonrasında bana sahibi bulunduğum Yozgat gazetesinin arşiv nüshalarını HAKİMİYET’te yayınlamak istedi. Rahmetiyi kıramadım. “Duayen gazeteci Osman Hakan Kiracı’ın arşivinden” başlıklı sayfalarımız oldukça ilgi gördü ve yaklaşık 2 yıl sürdü. Bu süreçte HAKİMİYET’ten tek kuruş para almadım. Hakimiyet tesisinde birkaç kez gazetemin bayram nüshalarını bastırdım. Onların da ücretlerini fatura karşılığı ödedim. Yani hiçbir çıkar sağlamadım. Eğer ben Hakimiyet ve Yozgat Haber gazetelerini kullanmak isteseydim ta o zaman rahmetlinin teklifini geri çevirmezdim. Hatırlarsan sen oraya geldikten sonra gazetenizin kapısından adımımı bile atmadım. Benim internette yayınlamakta olduğum günlük bir gazetem ve baskı tesisim var. Dolaysıyla Yozgat’taki hiçbir gazetenin ve matbaanın desteğine ve gölgesine ihtiyacım yok.
**
Açıkgöz Ali!
“Ben seni hiçbir zaman ciddi bir gazeteci olarak görmedim” diyorsun.
Oysa ben, Yozgat’ın ilk gazetecisi, üstad merhum Abbas Sayar’ın övgülerine ve Türk medyasının nice ünlü yönetmen, başyazar ve duayen gazetecilerin yazılı takdirlerine mazhar olmuş, Türkiye’nin en saygın basın kuruluşlarının ödüllerine layık görülmüş ve meslekteki 50 yıllık gazeteciliği Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Vakfı tarafından ödüllendirilmiş bir gazeteciyim.
Zamanında gazetesinde köşe vererek Yozgat yerel basınında sana kapı açan, Mesleğinin etik değerlerine bağlılığı tüm basın camiamız ve kamuoyumuzca bilinen benim gibi bir meslek büyüğü gazeteciye dil uzatmayı marifet zanneden, nankör ve haddini bilmez biri, beni ciddi bir gazeteci olarak kabul etse ne yazar, kabul etmese ne yazar?
Sana son kez bir çift sözüm daha var Açıkgöz Ali:
Yozgat’ta basın sektörüne başka alanlardan gelenlerin yani asıl işi gazetecilik olmayanların, bizim veya bizim gibi bu şehirde yıllar yılı meslek bilinci ve sorumluluğu ve alın teri ile mesleğini icra eden gazetecileri beğenmeme, küçümseme ve rencide etme hakkına ve haddine sahip değildirler. Sektörümüze dışarıdan yani başka alanlardan gelip dahil olmuş başka meslek erbapları, bizim bağımızda yani bizim camiamızdaki gerçek gazetecilere saygı göstermelerinin temel görevleri olduğunu unutmamalıdırlar.
**
Ve unutulmaması gereken bir realite daha vardır ki, her şey aslına rücu edeceği için bu mesleğe dışarıdan gelenler de günün birinde geldikleri yere döneceklerdir.

04.03.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
...
Sayın KİRACI öncelikle ellerinize sağlık iyi yazılar,bilgiler yazıyorsunuz asırların YOZGATI hala YOZGAT ama insanlar değişmiş DEĞERLERİMİZ,GELENEKLERİMİZ,GÖRENEKLERİMİZ,TÖRELERİMİZDEN hatta İNSANLIĞIMIZDAN eser kalmamaya başlamış diyorum lakin genede iyimser olmak istiyorum.Gerçek MÜSLÜMAN,TÜRK ve gerçek YOZGAT lı olmaya çalışmak lazımken sebepler her nelerse hep kötüye gidiyoruz her şeyimizle.Şu seçimlerde bile ben insanım diyenler hala kendi çıkarlarına,menfaatleri uğruna utanmadan oylarını satıyorlar hatta belde belediye başkan adaylarına benim 30 OYUM var kim isterse 10 000 tl ye oylarımı satarım diyor işte YOZGATı böyle insanlar ve adaylar batırıyor İNSANLĞI,TÜRKLÜĞÜ ve YOZGAT lılığı böyle yok ediyorlar UYANIN EY ASİL YOZGAT IN EVLATLARI
hakiki yozgatlı -- 17.03.2019 08:51
Bildik Yozgat'tan öteki Yozgat'a
Osman hakan Abi,Bu rakamların hangi yıllara ait bilmiyorum ancak,Şu gerçek varki Bahsettiğin varlıkların son 5-6 ayda bu alım gücü %50 küçüldü.Bu küçülmenin nedeni Ekonomi Yönetimi,Adalet anlayışındaki kargaşa,özgürlük anlayışının farklı bir boyuta devrilmesi;yatırımcıyı ÜRKÜTMÜŞTÜR.
16 yıllık istikrar varlığına rağmen,%50 değer kaybeden sermaye umduğu dağlara kar yağmış.Buna rağmen Her 100 Yozgatlıdan 80ni Yozgata sanayi yatırımı yapılması için,elindeki 825 tl ile 1500 tl yi sermaye yapmaya hazır. Yeter ki güveneceği bir öncü olsun.Bireyler degil,kurumsal yapılar ve reel yatırımlar olsun.Ayrıca ayağı toprağa basan,gerçekten tarıma dayalı sanayi yatımları gerekli.Hatta bunlar mikro düzeyde ve geleneksel üretimi modernize edilmiş Markalaşmaya yönelik projeler olmalı.Örnek;Erzincanın tulumu Dünya markası oldu.Bizde Çömlek peynirini önce Türkiye,sonra Dünya markası yapabiliriz.
Yakub Nurdogdu -- 04.01.2019 12:13
YOZGAT SİYASETİNDE ‘SKOR’ MERAKI
Seçimde Akp:2 Mhp 1, İyi parti veya Chp 1 vekil çıkar umuyorum. böyle olması Yozgat içinde iyi olur akp vekili mecliste veya Cumhurbaşkanlığında çıkış Yozgat sorunlarını anlatmazlar şimdiye kadar anlatmadılar anlatanı da engellediler. Yozgatlının Ankara' ya yürüyüşü hatırlayınız. Yozgat dikkat çekmek için akp en az 2 vekil kaybetmesi şart. Yozgat'ımızın geleceği ve evlatları için başka sansımız yok.
Osman Baran -- 18.06.2018 16:01
YOZGAT SİYASETİNDE ‘SKOR’ MERAKI
güzel bir yorumdu yozgatta kimse rengini belli etmiyor lakin 3 AKP olur gibi ama diğer 1 kimin olur tahmin edemiyorum
Mustafa -- 16.06.2018 13:05
24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN YOZGAT TARAFI
İYİ parti ve MHP’nin durumuna gelince..
Eğer,Ak Parti’nin Yozgat Teknik Direktörü sayın Bekir Bozdağ, 24 Haziran’da aynı takımla sahaya çıkarsa Yozgat’ta hem İYİ partinin ,hem de MHP’nin ekmeğine yağ sürer.
Bu durumdan MHP’den ziyade İYİ parti yararlanır.
İYİ partinin de böylesi bir fırsattan yararlanabilmesi ve Yozgat’tan 1 milletvekili kazanabilmesi için Yozgat ve ilçelerinde seçmen tabanında karşılığı bulunan,Yozgat kamuoyunda hüsnü kabul görebilecek,seçim maratonunda Ak Parti milletvekili adaylarıyla aşık atacak güçte ve partisine oy bakımdan katma değer kazandıracak,mazisi ve sicili temiz,şaibesiz,sempatik ve deneyimli bir siyasetçiyi listenin başına koymalıdır.

Öncelikle; tarafsız şekilde memleketin hayrına olan düşüncelerinizi açıkça belirtmekten çekinmediğiniz için kutluyorum.

İş yapmayan, masraf çıkarmayan vekilleri tercih eden partiler; hatırı gönlü ortadan kaldırıp, bir kez daha düşünmeliler.
Kadriye ŞAHİN -- 20.05.2018 04:26
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
Ak Partinin müspet ve menfi çalışmalarını objektif bir dille yazdıktan sonra vilayetimizin en büyük problimenin nasıl çözüleceğini de anlatmışsınız yazınızda.
İktidar temsilcilerine yol haritası çizerek 14 ocak tarihini bir çıkış günü olarak hatırlatmışsınız.Güzel bi rehberlik bu..Benim merak ettiğim şey şu Akpartililerin içinden bi vicdan ve cesaret sahibi insan çıkıp da yozgatın göç belasını acaba Tayyip beye anlatacak mı,yoksa gine sadece gözlerinin içine mi bakacaklar.bence hiç kimse yozgatın derdini sayın cumhurbaşkanına anlatamaz.Sebep..
Yozgatın sahibi yokda ondan.hayırlısı olsun bakalım..
Hüsnü -- 07.01.2018 13:36
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
Sayın Kiracı; Yine memleketimizin yıllık raporunu çıkarıp, gurbette yaşayanlara tablosunu çizmişsiniz. Kaleminiz her daim var olsun. Bu sefer, yazınızı okurken içim sevinçle doldu. İçime bir umut doğdu. Bekle memleketim! Dişini iki yıl daha sık demek geldi içimden... Nasıl olsa, bekleye bekleye beklemelere alıştık. İki yıl sonunda;
Hele bir şu hızlı tren tamamlansın. Semalarımızda; güvercinler gibi, ak kanatlı uçaklar havalansın. İşte o zaman tüm özlemlerime, özlediklerime kavuşurum. Sen, seni terk eden evlatların ile buluşursun. Ben; hem sana hemde senin bağrında yetişen madımağa, peynire, ete, bulgura, fasulye, yeşil nohut-una...Uğrasak iyi olurdu ama kalmamış eş dost akrabaya. Dahası araba yolculuğuna dayanamayıp hasret kaldığım Sarıtopraklık da ki anama, babama. Ahhhh, bir bilsen sılam! Yüreğim, mezar taşlarının hasretiyle, toprağının kokusuyla yanıyor buram buram! Alır mıyım buralardan; Et, peynir, nohut.. Yumurta almak için bile sana gelirim. Kim bilir, belki de sana dönerim. Hele bir aç şu yolları. Hele bir kaldır aradan uzun mesafeleri. İşte o zaman Yurdumun en uç noktasından gurbetçiler, yılda iki kez senin pazarında. Buralarda peynir kireç, et çaput, fasulye kırk çeşit. "Kangal" ın adını "şevketibostan" koymuşlar. Kökünü soyup, kilosunu otuz liradan satıyorlar. Oysa bizim köylerde bu otu atların bile önüne atmıyorlar. Ay çiçeğine çiğdem diyorlar. Çiğdem görmemişler bilmiyorlar. Çedene'nin adı "kuş yemi", çöreğin adı kumru. Aslında en çok özlediğimde çamlığın suyu. Ah o kaplıcalar. Buralarda turistik tesis yaptılar doğal kaynakları. Deniz suyu kattılar, şifa bulmuyor hastaları. Aynı havuza giriyor erkekleri kadınları. Sana turlar düzenlerim. Görsünler bizim kükürtlü kaynar kaynayan kaynakları, eşmeleri çeşmeleri. Buralarda pınarlar da yok. Tuzlu çıkıyor yer altından suları.

14 Ocak'ta Yozgat'ım senin için, dualar okuyup, hayır dağıtacağım. Hele bir "tamam" desin Cumhur başkanımız. O zaman Vallahi bu seçimde mührü AKP ye basacağım.

Tüm güzelliklere, özlemlere kavuşmanız dileğiyle. Hayırlı, mutlu yıllar.
SAYHA -- 04.01.2018 02:03
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı, Yozgat halkının hallerini yazarken en önemli halini yazmamışsınız. Siz bu memleket insanları için çırpınıyorsunuz fakat bireyler değişmedikçe, kendini yenilemedikçe asla toplumlar yenilenip değişmez, ilerlemez.Bende Yozgat dışında yaşayan bir Yozgat'lıyım. Nerede eski insanların insanlığı, terbiyesi, ağırbaşlı, saygınlığı. Yozgat'ta efsanesi kalmamış. Ağızlarında bir küfür. her laflarının baş hecesi, son cümlesi. Yorum yazıyorlar. Bir bayana nasıl hitap edilir bunu bilmiyorlar. Ters düşüncesindeki insana söverek cevap veriyorlar. Bu insanlar lağım çukurundan çıkamamış ki ilerleme kaydetsin.

Diğer taraftan, kendilerini ülkücü olunca nimetten sayan düşünce saplantısı var. oysa şimdiki ülkücüler, bir zamanlar kanlı bıçaklı düşmanları solculara yamanarak AKP yi alt etme peşindeler. Bu da gösteriyor ki, Yozgat ın ülkücüsü davasının arkasında durmayan, idealist olmayan hava balonları.

Bu hava balonlarıyla asla yol alınmaz. En ufak tepkide sönerler ve sönüyorlar.
Diğer taraftan, Yozgat'a zamanında en büyük zarar verip, bu zararın halen vebalini halka çektirmeye çalışan zadeler olduğu müddetçe de Bu şehir ilerlemez. Yozgat da Çerkez Ethem filmi çekilecekti. Neden çekilmedi? Çünkü birileri gerçek ortaya çıkacak diye Film yapımcısına yüklendiler.Çekilseydi kötümü alacaktı? Konusu ne olursa olsun. En az beşyüz kişi ekonomiye katkı sağlayacak, şehrin adı duyulacak, zihinlerde yer tutacaktı. Belki kaderi değişecekti. Diyelim ki bu işten birilerinin adı zarar gördü. Mahkeme kapıları herkese açık değil mi? Açık. fakat kimse, kendine Yar olmayan Yozgat ı, başkasına Yar etmeme derdinde.

Vesselam, bu ülkücülerle, sürekli küfür eden cemaatçiler le, her işe karışan zadeler bu şehri kal-kın-dı-ra-maz.
Yusuf Adın -- 17.12.2017 22:35
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 24.09.2017 00:45
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı; Uzun zamandır gazetenizi takip edemiyordum. Bu hafta zamanımı gazetenizdeki kaçırdığım yazılarınıza ayırmak istedim. Gördüm ki yazmayanlar yazmamakta direniyor, yazanlardan Allah razı olsun kalemlerinin döndüğünce, gönül gözleri gördüğünce yazmaya devam ediyorlar.

Ne yazık ki dünyamızda kimse mutlu değil. Ölenler Hakka kavuşuyor. Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu,kültürünü kaybediyor. Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Yozgat ın dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can ağı,toprak dağı, özlüyor sılayı, çekemiyorlar kulağı. Bu bakımdan sıla özlemi çekenler için zahmet buyurup olanı biteni yazmışsınız. Bir kaç gün önce Sayın Çapanoğlunun bir paylaşımına aynı özlemleri dile getiren bir yorum bırakmıştım. Yazdıklarımın sadece sizin yazınızla örtüşen kısmını tekrar eklemek istiyorum.

"İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Nerede benim Yozgat'ı mın konakları? Nerede salkım söğütlü dereleri? Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler? Ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler... Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü. Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor." Demiştim.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz. Yozgat'ın yerli halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcak kanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu- gözetleyici oluşunu kaybetmesi. Hangi birine üzülelim ki. Biz gurbettekiler zannediyoruz ki sılamız bıraktığımız gibi duruyor. Oysa sıla gurbetten beter olmuş. Keşke Yozgat ın yerlisi köylüsüne sahip çıksaydı, değer verseydi, köylüsü huzura erseydi topraklarını ekip biçseydi. Yozgat ın yerlileri kendilerini hep farklı görüp, köyden gelenleri sürekli irdelediler. Köyden gelenlerin çocukları okuyunca soylu aile kompleksleri kendilerini dışarı sürükledi. Bu sefer büyük şehirli aile olma çabasına düştüler. Yükünü tutan, Yozgat ı sömüren evlatlarının geleceğini bahane edip göç yoluna düştü. Gitmek istemeyen, memleketim diye kahrına katlanın kuyusu kazıldı. Devlet dairelerinde dışarıdan gelen mevki makam sahibi oldu, Yozgat ın kendi halkı başka yerlerde yükselme çabasına yollara düştü.

Sayın kiracı, yazılacak, anlatılacak öyle çok şey var ki.Kimisi öldü, kimisi göçtü. Açtık mı kutuyu, anlatacağız kötüyü. En iyisi kalsın. Kimseye kalmadı bu devran. Ben ben diyerek ettiler viran.

Selam ve saygılarımla. SUZAN
.......................................
Suzan hanım;
Evet,Yozgata dair geçmişden bugüne yazılacak ve anlatılacak çok şey var.
Ben öyle tahmin ediyorum ki;sizin de Yozgata dair birbirinden güzel hatıralarınız,değerlendirmeleriniz ve yazacak çok şeyleriniz var.
Okurlarımızda bunun farkında..İnanın az değil çok sayıda okurumuz sizi de okumak istiyor.
Aslında Yozgata dair yazmanın ve konuşmanın artık bir faydası yok.
Yok ama Yozgata karşı sorumluluk duyan Yozgatlılık şuurundaki Yozgat sevdalısı insanların Yozgata dair gözlemlerini,bildiklerini,kayda değer anılarını Yozgat tarihine not düşmek adına önemli bir ödevinin bulunduğunu düşünüyorum.
Gelecekte Yozgatın yazgısını,geçmişini ve geleceğini irdeleyecek insanlara projeksiyon olabilmek için Yozgata dair tüm izlenimlerimizi yazmamız gerekmekte..
Yozgat insanına yıllarca yazılı basınla, 10 yıldanberi de internet gazetesiyle ticari amaç gütmeden ve karşılık beklemeden 43 yıldır hizmet veren bu gazetede Yozgatı gerçekten seven, Yozgat düşünürü, özverili ve değerli yazarlarımızın arasında sizi de görmek dileğimizi sevgili okurlarım adına tekrarlıyorum.
Bu konuyu görüşmek üzere..
Selam ve en iyi dileklerimle..
Osman Hakan KİRACI
0 555 969 79 80

SUZAN -- 10.09.2017 22:52
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00