BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
208
Dün
:
4601
Toplam
:
13175540
Işık Nesrin MASARİFOĞLU
Öncelikle Eğitelim, Sonra Öğrenmeyi Öğretelim
nesrinmasarif@hotmail.com
Güney Afrika’nın kaderini değiştiren Nobel Barış Ödülü Sahibi Siyahi Lider Nelson Mandela.“ Eğitim dünyayı değiştirmek için güçlü bir silahtır “ demiş

Dünyayı değiştirmek yaşanabilir bir dünya kurabilmek için beşikten mezara kadar devam eden eğitimailede başlar okulda devam eder. Eğitim sayesinde toplumun değer ifade eden kuralları nesilden nesillere aktarılır. Sevgi, saygı, hoşgörü, tüm yaratılanlara sahip çıkma onları koruma kollama, merhamet duyma, paylaşma, fedakârlık kısaca insanı insan yapan tüm değerler eğitim sayesinde topluma yerleşir.
Bizi biz yapan değerler, karakterimiz, kutsallarımıza olan saygımız, milli ve manevi değerlerimize gerektiği kadar sahip çıkmamız eğitim sayesinde gerçekleşir. Sosyal ve ekonomik anlamda kalkınmak için seçilen hedeflere yine kaliteli eğitim sayesinde ulaşılır. Dünyayı değiştirecek, eksikliğinde bir ülkeyi yok edecek kadar etkili bir güç olan eğitim ilim ve irfan yuvası olarak adlandırdığımız okullarımızda da verilmek zorundadır.

Tam da okulların açıldığı şu günlerde eğitimin aynı zamanda öğretimi de içine aldığını düşünerek okul, aile, öğretmen ve öğrenci arasındaki koordinasyon ne kadar yeterli ise topluma kazandırılan sağlıklı birey sayısının o oranda artacağı düşüncesiyle tüm kurumlara çok büyük görevler düşmektedir.
Bu konuda aileler hayatın koşuşturmasından arta kalan zamanlarında evlatlarına nitelikli zaman ayırmak durumundalar. Teknolojinin çocuk ve gençlerin hayatına bu denli girdiği bir ortamda çok ama çok dikkatli davranmak kontrolü elden bırakmamak gerekir. Bilginin kaynağına bu denli kolay ulaşıldığı bir ortamda çocuklarımızda merak duygusunu uyandırmanın onların öğrenmelerini kolaylaştıracağını ve öğrendiklerini unutmayacaklarını akıldan çıkarmamalıyız. Çocukların sorularını sabırla karşılamak onların soru sormasını engellememek gerekir.
Düşünen çocuk merak eder merak eden çocuk soru sorar işte bu soruların cevaplarını nasıl bulacağı konusunda rehber olmak öğrenmenin yolunu açacaktır.Anne baba olarak şunu unutmamamız gerekir her çocuk farklıdır. Karakterleri, yetenekleri, başarılı oldukları alanları farklı farklıdır. Kardeşler bile birbirinden çok ayrı yaradılışta olabildiğine göre asla çocuğumuzu başkaları ile kıyaslamamak ondan çok yüksek başarı beklememek gerekir.
Entelektüellik ve sosyallik, takım çalışmasına uygunluk, plan ve program dâhilinde çalışma disiplinine sahip olmanın akademik başarıdan daha önemli olduğunu unutmamak gerekir.Çocuklarımızın boş zamanlarında zevk alabilecekleri bir hobi geliştirmelerine yardımcı olmalıyız. Okumaya araştırmaya ödevlerini yapmaya spora eğlenmeye dengeli bir şekilde vakit ayırması konusunda onlara rehber olmalıyız. Kararları karşılıklı konuşarak tartışarak almalıyız. Çocuğumuzun itirazlarını, karşı koyuşlarını dikkatle dinlemeli sorunlara konuşarak birlikte çare bulmalıyız. Unutmayalım ki hangi yaşta olurlarsa olsunlar onların her biri sosyal bir birey.
Çocuklarımızın kendilerine olan güvenlerini asla yok etmemek gerekir. Başkalarının yanında rencide etmek başarılarını konuşmak yerine başaramadıklarını yüzüne vurmak son derece yanlıştır. Her çocuk özeldir. Ve her çocuk sevgi ile insani yönleri beslenerek büyütülürse topluma sağlıklı bireyler yetişir. Çocuğumuzda sağlıksız bir davranış gözlemlediğimizde hemen yargılamayın önce bunun ardındaki gerçek sebebi bulmaya çalışın. İşte o zaman çocuğunuzu anlayabilirsiniz.
Okuyan, araştıran, sorgulayan, bilgiyi elde etmenin yolunu bilen, insanlığın refahı için çabalayan, sevgi ve saygıya değer veren, dürüst ve kaliteli tertemiz bir nesil ülke geleceğimizin en büyük garantisidir. İşte bu nedenle öğrenenler, öğretenler, anne babalar yeni eğitim ve öğretim yılınız hayırlara ve başarılara vesile olsun diyorum.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bursa’da Yozgat da var, Yozgatlı da..
bursada yaşayan ve o geceye katılan bir yozgatlı olarak bu yazınızdan büyük bir keyif aldım.Bize moral verdiniz.sağolun.
nadir -- 28.06.2009 10:11
Muhsin Reis mekanın cennet olsun...
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayeti kerimesini kendisine şiar edinmiş ve bu çizgiden hiç ayrılmamış olan Muhsin Yazıcıoğlu...Mekanın Cennet olsun ve Rabbim Salihler zümresiyle haşretsin.
Yazınız çok güzel olmuş Nesrin Abla..herzamanki gibi..Selamlar
Av.Zehra
Zehra -- 10.04.2009 11:41
Muhsin Reis mekanın cennet olsun...
Yorumunuz gönlüne yuregine saglik bacim bizim hislerimize tercuman olmusun Allah sayin yaziciogluna rahmet etsin tum turkiyenin basta ailesin ve alperenlerin basi sag olsun saygilarimla Allaha emanet olun
haci yildirim -- 06.04.2009 00:26
8 Mart 1908’den bu güne…
yazı sadece güncel değerlendirmelere göre ele alınmış amerikadaki kadınların durumu anlatılmış,halbuki türk toplumundaki uygulamalar bin yıllık tarihimiz gözden geçirilmemiştir. yazıda ilmi veriler daha iyi olabilirdi yine de başarılar
ali servetoğlu -- 28.03.2009 17:01
8 Mart 1908’den bu güne…
Degerli Annem, Kadinlar gunu munasebetiyle harika bir yazi nesretmissin. Bu yaziyi okuyunca erkek oldugum icin Allaha sukrettim. Ama insallah bir gun kadin toplumdaki hakketigi yeri bulur. Saygilarimla..
Melik Masarifoglu -- 24.03.2009 08:23
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Masarifoğlu; ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı Abdulkadir Çapanoğlu Beyin yorumundan etkilenerek merak ettim ve okudum. Helal olsun size helal olsun...O nasıl bir anlatımdır...O nasıl bir yorumdur...gerçekten helal olsun...Yetim hakkı yiyenlere, kul hakkı yiyip köşeyi dönenlere de kapak olsun...Milletten duygu sömürüsü ile çeşitli vaatle ile para toplayıp kendi çıkarına kullanıp köşe olanlar umarım yazınızı okuyup kendilerine bir nebzede olsa ders çıkarırlar...!Sizi yetiştiren ailenize de helal olsun babanız nur içinde yatsın elinize yüreğinize kaleminize sağlık...saygılarımla... Onur ASLAN İSTANBUL / BAKIRKÖY
ONUR ASLAN -- 15.03.2009 00:31
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Hocam, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün,Ey Kahraman Türk Kadını!...Sen ayaklar altında ezilmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın sözü yetiştirdikleri nesillerle, geleceğimizin şekillenmesinde kadının ne denli önemli rol üstlendiğini, kadına daha fazla değer verilmesi gerektiğini en iyi şekilde ifade etmektedir. Bugün birçok platformda kadın azmi, çalışmaları, başarıları ile kendini kanıtlamıştır. Malesef her dönemde bazı önyargılı kafalar, hasta düşünceli insanlar kadını ikinci sınıf insan olarak görmüşlerdir ve görmektedirler...Buna karşın her ailede okumuş kızların sayısındaki artışta sevindiricidir. Kadını kendi değerinin farkında olup bilinçlenmeside kaçınılmaz bir gerçektir. Hiç birşey için umutsuz olmamak lazım. Bilinçli, eğitimli,kadınların toplumu karanlıktan aydınlığa çıkaracağına olan inaçla sizi tebrik eder saygılar sunarım. Beyza ÖZAYAZ aşarıları ile kendini kanıtlamıştır.
Beyza ÖZAYAZ -- 15.03.2009 00:08
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,geçmiş yazılarınızı tararken ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı gözyaşları içinde okudum.Okadar güzel ve canalıcı bir özet yapmışsınızki isterdimki ilköğretimdeki öğretmenler önce kendileri bu yazıyı okusunlar sonrada sosyal bilgiler dersinde veya başka münasip bir zamanda öğrencilerine ağır ağır ve bazı cümleleri dahada vurguluyarak öğrencilerine okusunlar.Çoğu zaman böyle bir özet bir kitabın tamamını okumaktan daha etkili olabiliyor. Özel sektörden emekli olduktan sonra bir dönem Bakırköy ticaret lisesinde tarih öğretmenliği yaptım.Oradaki öğrencilerime de şunu söylemiştim.Eğer müfredatı hazırlamak yetkisi bende olsaydı sizlere bir dersyılı gerçek Osmanlı tarihini bir dersyılı da sadece kurtuluş savaşımızı işleyecek bir müfredat hazırlardım demiştim.Çanakkale savaşlarının bırakın tamamını sadece birkaç gündüz ve gecesi bile onlarca filme konu olacak bir kahramanlık destanıdır.Hernekadar Yozgatlı olsamda rahmetli babamın memuriyeti dolayisiyle 1962-1964 yıllarımız Çanakkale lisesinde öğrenci olarak geçti.Biz Çanakkaleye gittiğimizde hiçbir sosyal aktivite yoktu.Bağlama çaldığım için okulda önce iki kişiye bağlama çalmayı öğreterek üç bağlama bir darbuka ile 40 kişilik bir Türk Halk Müziği korosu kurdum.Sonra hocalarımın teşviki ile bir folklor ekibi kurdum.Kurduğum kasa-minder ekibi ile iki yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramında lisemizi temsil ettik.18 mart ve diğer özel günlerde sonradan TRT de ve şimdi özel Tv.lerde spikerlik yapan Erkan Oyal de aramızda olarak temsiller ve konserler verdik.Daha sonraki yıllarda 18 mart üniversitesi açılınca Çanakkale birden gençlerle doldu.Biz bir bağlama teli bir tezene bulamazken şimdi hertürlü ensrumanı çalan onlarca genç Çanakkalede.Çanakkalenin bu buram buram tarih kokan havası bizi öylesine bu şehre bağladiki heryıl bir kaç kere gitmeden yapamayız.Hem hayatta kalan birkaç arkadaşımızı hemde binlerce şehidimizin düşmanları ile koyun koyuna yattığı bu mübarek toprakları kabe gibi ziyaret ederek onlara minnet ve şükranlarımızı sunarız. İstanbuldan En derin hürmetlerimle.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.03.2009 01:31
Kadının toplumda rolü
Size katılıyorum hocam. Çok doğru teşhisleriniz var. Kutluyorum sizi.
İPEK GÜLER -- 08.03.2009 10:12
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,Atatürkün zamanını saymazsak Türkiyede kadının ne zaman adı olduki.Sadece büyük şehirlerde okumuş,bir meslek sahibi olmuş kısmende olsa ekonomik özgürlüğünü elde etmiş hanımlarımızın dışında maalesef hanımlarımız hep geri planda bırakılmıştır.Nazım hikmet bunu ne güzel anlatır değilmi. Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde,tütünde,odunda ve pazardaki,ve karasapana koşulan Ben size daha acı bir gerçeği yazayım.Heryıl Yozgatta akrabalarımızla bir araya geliyoruz bu yıl biraz daha kapsamlı tuttuk ve inşallah önümüzdeki yıllarda tüm Çapanoğullarını her yıl Yozgatımızda bir araya getireceğiz.Yozgatlı hanımların en büyük şikayeti şu.Geceleri ailecek bir araya geldiğimizde maalesef erkekler bir odada hanımlar çocuklarla bir odada oturuyoruz.Biz zaten yaptığımız kabul günlerinde hanımlar bir araya gelip kendimize göre sohbetimizi ediyoruz.Geceleride aynı şekilde ayrı bir odada oturmamızın ne gereği var.Biz eşlerimizle birlikte oturup onların konuşmalarına katılmak istiyoruz.Bizde piyasadan,işten güçten politikadan,eşlerimizin sıkıntılarından haberdar olmak ve en azından aydınlanmak istiyoruz ama eşlerimiz Yozgattaki bu taassubu bir türlü yenemiyorlar.Herkes birbirinden çekiniyor.Bu taassubdan kendilerini kurtarmış Yozgatın elit kesimide kendi arasında görüşüyor ama etraflarına bu konuda örnek olacak önderliği yapmıyorlar.İşte size memleketim Yozgattan insan manzaraları.Elbette siz bunları biliyorsunuz ama bu konu bizleri çok müteessir ettiği için ve sizde yazınızla bu kapıyı açtığınız için size yazmadan edemedim.İstanbuldan en derin hürmetlerimi arz ederim.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 02.03.2009 00:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
11
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00