BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
14934569
Işık Nesrin MASARİFOĞLU
Susuzluk Kapıya Gelmeden!..
nesrinmasarif@hotmail.com
Susuzluk kapıda mı dersiniz? Madem son yılların en kurak kışını yaşıyoruz ve küresel ısınma ile karşı karşıyayız, üstelik yağmur çekecek ormanlarımız da yok. Ağaç dikme bilinci henüz tam anlamıyla oluşmamış ve tüm kurumlarımızı ağaç dikme seferberliğinin içerisinde de göremiyoruz. Su havzalarımızı, tarım arazilerimizi de ta öteden beri ne yazık ki gereği kadar koruyamadık.

Kimini imara açarak beton yığınlarından ibaret yaşam alanlarına; kimini plansız, programsız kullanmaya açarak ekolojik tahribata sebebiyet verdik.

Susuzluk kapıda; yağışın mevsim normallerinin altında, hava sıcaklığının normalin üstünde olduğu bir dönem yaşıyoruz. Baraj seviyeleri tehlike sınırında. Kaldı ki sadece sorun susuzluk da değil, enerjide de dışarıya bağlı bir ülkeyiz. Su sadece gündelik ihtiyaçlarımızı gidermekle kalmıyor; tarımda, gücünden istifade edilerek elektrik üretiminde de önemli rol oynuyor. Su hayat demek, enerji demek. İşte bu yüzden olayın tehlike boyutu biraz daha artıyor. Ne yazık ki enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarından bu güne kadar yeteri kadar istifa edemedik. Bir şeyler yapmak gerek. Her birimiz böylesine hassas bir konuda duyarsız olamayız. Neticeleri hepimizi etkileyecek kadar önemli olan bu konuda, elimiz kolumuz bağlı olacakları beklemek yanlışına düşme lüksümüz de yok..

Çevreyi koruyabilir, tüm ülkeyi ağaçlandırarak yağmur ormanları oluşturabiliriz. İklim değişikliği ile mücadele ederek küresel ısınmaya karşı yerel ve ulusal anlamda tedbirleri devreye sokabiliriz. Ama bu çalışmaların tümünü yapmak bizi aşar. Aynı zamanda bu tedbirlerin sonuçlarını almak için çok uzun vade gerekir ki bizim o kadar bile vaktimiz yok.

Susuzluk kapıda ve enerji kaynaklarımızın sınırı ortada iken ne yapmalıyız? İşte burada “En ucuz enerji, tasarruf edilen enerjidir.” ve “ En az enerji ile çok iş yapmanın yolu” en kısa çözümlerden biridir düşüncesiyle hareket etmeliyiz.

Yağmur ve kar yağsın diye dua etmenin yanı sıra şunu bilmeliyiz ki artık ihtiyaçtan dolayı tüketmiyoruz, maalesef artık tüketim hastalık derecesinde bizi esiraldığı için kullandığımız enerjiyi de bazen hoyratça tüketiyoruz. Artık enerjide tasarruf etme, kemerleri sıkma dönemi. Tüm bunlar ne için? Daha çok enerji ithal etmemek, tükenmez sandığımız enerji kaynaklarımızı bitirmemek, ileride evlatlarımıza, torunlarımıza yaşanabilir bir dünya bırakıyor olmak için.

Hazır bu hafta “Enerji Tasarrufu Haftası”nı kutlamaya hazırlanırken eğitimcilerimiz, anne-babalarımız, sıra dışı projelerle çocuklarımıza büyük bir bilinç seferberliği başlatmalılar. Sadece çocukların değil, her birimizin bu bilince sahip olması gerekir. Gereksiz yere akıttığımız su, yersiz açık unuttuğumuz her bir lamba, tasarruflu enerji ile çalışan elektrikli aletleri tercih etmeyişimiz, toplu taşıma yerine bireysel kullanılan arabanın yaktığı fazladan yakıt, yalıtımsız binalar, dolayısıyla gereksiz kullanılan her bir enerji kaynağı hem aile bütçemizi hem ülke gelirini azaltmakla kalmaz, enerji kaynaklarımızı da tüketir. Susuzluk kapıda iken harcadığımız her enerjiyi tasarruflu harcamalıyız.
Unutmayalım ki “Gereksiz harcanan enerji, kaybedilen emektir.”

13.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TURİST YOZGAT’A NİYE GELSİN?
Değerli Nesrin Hocam
Turizm denilen bacasız sanayi gelişimiyle yöremin ekonomik ve kültürel açıdan değişimini göstererek kalkınmada ve yörenin refah düzeyini yükseltmede öncü rolü oynamaktadır. Turizmin yöreye maddi katkısı olması kültürel yozlaşmayı kapitalist düzenin en acımasız yüzünüzde göstermesi denektir
Ben 1984 te Antalya Kemer’e gittiğimde bir köy havadı vardı girişteki portakal bahçelerinin 2015 te gittiğimde yok olduğunu gördüm modern bir şehir olmuş o doğal şehir gitmiş şalvarlı yerli hakı yok olmuş tamamen zıt kültürel değişimli bir hayat tarzı gelmişti. Üniversitelerin tüm şehirlere yayılmasındaki aynı acıyı hissediyoruz başka şehirden okumaya gelen gençler kendileri farklı bir hayat tarzı seçmeleri sebebiyle oradaki gençlerede kötü örnek oluyorlar ben bumu Eskişehir de gördüm Afyon da bir doktor konuda şikayetini anlattı
Eskişehir de dışardan gelen öğrencilerin alışık olmadığımız hayat tarzına ayak uydurmak için köyü yollara düştüğü uyuşturucun çok satıldığı yer olduğunu oradaki görevli jandarmadan dinlefim
Şehir için önemli olan turistik gelirin önemi ne kadar büyük olsada buna benzer yozlaşmalara hazır olmak gerek . Ayrıca herşeyi devletten beklemeden şehrin ileti gelenleri yatmak yerine tanıtımla şehrimize nasıl yerli yabancı turist çekerim diye kafa yormalı mesela sürmeli etkinliğine turizm firması sahipleri tv yapımcıları davet edilerek misafir edilmeli
Tv ler ve basın bu işin silahıdır bunu iyi kullanmalı turizm il müd yıllık çalıma hedeflerinin ne olduğunu açıklamalı Yozgat bir Antalya değil çünkü Antalya mom tanıtıma ihtiyacı yok
Umutsuz olsamda sizin yazınızla heveslenmedim değil yani Bana bile fırsat versinler hem iş hem turizm açısından 100 fikirle yardım ederim hemde bedava
Ama valilik ve turizm müd işleri yoğundur böyle şeylere zor bakarlar
Erol Öztemir -- 24.08.2018 23:27
TURİST YOZGAT’A NİYE GELSİN?
Maşallah hocam ne güzel bir tanıtım yapmışsınız belgesellere konu olur fikrinize kaleminize kuvvet
Adınız ve Soyadınız -- 21.08.2018 15:13
Susuzluk Kapıya Gelmeden!..
Sevgili Nesrin Hanımcığım;

Biz insanlar aslında var etmek için var edilmişiz fakat, her ne hikmet ise yok ederek, yok olma adına elimizden geleni ardımıza bırakmıyoruz...
Onca cefamızı katlanan, günün her saati, her saniyesi Yüce Allah'ın en büyük meleği, Azrail ile yüz yıldır ağırlanan, duvarları kantlarıyla sıvazlanan kutsal bir yapı, yerle yeksan edilmişse... Bu insanların gözü nursuz, özü susuz kalmaya, karanlıkta yaşamaya mahkum demektir.

Alem düşmüş rant peşine, çocuklar hasret insanlık güneşine. Sözün bittiği yerde yaşıyoruz.

Selamlar.. sevgiler..
Kadriye ŞAHİN -- 16.02.2018 21:03
Öncelikle Eğitelim, Sonra Öğrenmeyi Öğretelim
Sayın Nesrin Masarifoğlu,

İstanbul'un Beylikdüzü bölgesinde yayımlanan www.yerel.haberim.net internet sitesinde en çok okunan yazar olma başarısını elde etmenizden dolayı sizi kutlar, saygılarımı sunarım.
Muhsin Köktürk -- 30.12.2017 13:46
DOĞDUĞUM İL MEMLEKETİM MALATYA
SLM OLSUNN BATTALGAZI DIYARINDAN YOZGATIN BOZOK YAYLALARINAA RABBIMM BIRLIGIMIZI BERABERLIGIMIZI BOZMASINN GARDASLARIMM
Adınız ve Soyadınız -- 15.11.2015 01:30
Biz çocukken çok mutluyduk
O ZAMAN HORMONSUZ GUNLERDI COK ARARIZ BULUNMAZ EVET AYNE OYLE GECTI BIZIM COCUKLUGUMUZ
halit yagiz -- 18.06.2015 04:13
Biz çocukken çok mutluyduk
Selam hocam Hani 8 mart diye bir gün yaşadık ya iyisi kötüsü bu günü yaşadık,ilimizi temsilen bir gurup anamız ,bacımız, kardeşimiz bu günü kutlamak isterler, evet haklı haksız bu gurubu protesto edebilenlerde oluyor tabiki ilimizde,demem oki bu gibi durumları bir iki satır yazı ile irdelemek değmezmi idi neden bu gün boşta bırakıldı.
mahmut erdem -- 11.03.2015 15:32
Biz çocukken çok mutluyduk
Evet Nesrin Hanım; Biz çocukken çok mutluyduk. Çünkü doğar doğmaz kreşlere verilmedik. Üç yaşında okula başlamadık. Çocukluğumuzu unutup yarış atı gibi sınavlara puan için yarışmadık. Okullar bir birinden farklı olmadığından komplekse kapılmadık.Son model araba hevesine kapılan babamız, lüks hayat tarzına saplanan anamız yoktu. Kapılarımız kilitlenmez,komşularımız üzülmezdi.babalar yorgun dönerdi işinden akşamları, anneler halsiz kalırdı ev işlerinden. Kimse kimseyle kavga edecek lüksüne sahip değildi. Geceleri mahalleyi çocuk sesleri çınlatırdı. Hiç bir çocuk kaybolmaz, arabalarda kimse kimseyi öldürmez, yaşlılar bir yüksük için kesilmezdi. Kocalar aldatılmaz. Kadınlar boşanmazdı....

Siz çok güzel sırlamışsınız bunları. Yani bize sunulan, bizim yaşadığımız çocukluğu biz çocuklarımızla tanıştırmadan ne yazıkki öldürdük. Mezarına çağdaş modernleşme taşı dikdik..Allah Rahmet eylesin. Kaybettiğimiz değerleri geri göndersin.

Sevgiler Selamlar.

SUZAN -- 20.02.2015 01:51
2017’yi de bekle Yozgat
Anadolunun bir çok kenti yozgat gibi kan kaybetmektedir. Bunun en önemli nedeni milli in marmarada toplanması, işsizlik çaresizlikten insanları göçe zorluyor
gelirden alınan payın çok düşük olması, sanayin
iskefiyeli -- 23.09.2014 13:03
2017’yi de bekle Yozgat
Nesrin Hanım,Yozgat bu akıl ile hareket ederse 2017 yi bırakın, 2027 de bile havasını alacak. Zaten havasından başkada bir şeyi kalmadı. Yine akp ye oy vercekler.AYNI MİLLET VEKİLLERİNE SOFRA SERECEKLER. Cumhur başkanı seçimlerinden sonra eyalet yasası çıkarılırsa YOZgat ne durumda kalır bilemiyorum.Eyaletmi olur, vilayet mi? Bu hükümet ülkemiz için çok şey yaptı. İnkar edilemez.Ama bizim vekllerimizde bir sorun olmalı.Çok emek vererek sesinizi duyurmaya çalışmışsınız. Allah Razı olsun. Sevgiler selamlar.
SUZAN -- 30.07.2014 19:17
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00