BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
315
Dün
:
4633
Toplam
:
13443329
Işık Nesrin MASARİFOĞLU
Susuzluk Kapıya Gelmeden!..
nesrinmasarif@hotmail.com
Susuzluk kapıda mı dersiniz? Madem son yılların en kurak kışını yaşıyoruz ve küresel ısınma ile karşı karşıyayız, üstelik yağmur çekecek ormanlarımız da yok. Ağaç dikme bilinci henüz tam anlamıyla oluşmamış ve tüm kurumlarımızı ağaç dikme seferberliğinin içerisinde de göremiyoruz. Su havzalarımızı, tarım arazilerimizi de ta öteden beri ne yazık ki gereği kadar koruyamadık.

Kimini imara açarak beton yığınlarından ibaret yaşam alanlarına; kimini plansız, programsız kullanmaya açarak ekolojik tahribata sebebiyet verdik.

Susuzluk kapıda; yağışın mevsim normallerinin altında, hava sıcaklığının normalin üstünde olduğu bir dönem yaşıyoruz. Baraj seviyeleri tehlike sınırında. Kaldı ki sadece sorun susuzluk da değil, enerjide de dışarıya bağlı bir ülkeyiz. Su sadece gündelik ihtiyaçlarımızı gidermekle kalmıyor; tarımda, gücünden istifade edilerek elektrik üretiminde de önemli rol oynuyor. Su hayat demek, enerji demek. İşte bu yüzden olayın tehlike boyutu biraz daha artıyor. Ne yazık ki enerji üretiminde yenilenebilir enerji kaynaklarından bu güne kadar yeteri kadar istifa edemedik. Bir şeyler yapmak gerek. Her birimiz böylesine hassas bir konuda duyarsız olamayız. Neticeleri hepimizi etkileyecek kadar önemli olan bu konuda, elimiz kolumuz bağlı olacakları beklemek yanlışına düşme lüksümüz de yok..

Çevreyi koruyabilir, tüm ülkeyi ağaçlandırarak yağmur ormanları oluşturabiliriz. İklim değişikliği ile mücadele ederek küresel ısınmaya karşı yerel ve ulusal anlamda tedbirleri devreye sokabiliriz. Ama bu çalışmaların tümünü yapmak bizi aşar. Aynı zamanda bu tedbirlerin sonuçlarını almak için çok uzun vade gerekir ki bizim o kadar bile vaktimiz yok.

Susuzluk kapıda ve enerji kaynaklarımızın sınırı ortada iken ne yapmalıyız? İşte burada “En ucuz enerji, tasarruf edilen enerjidir.” ve “ En az enerji ile çok iş yapmanın yolu” en kısa çözümlerden biridir düşüncesiyle hareket etmeliyiz.

Yağmur ve kar yağsın diye dua etmenin yanı sıra şunu bilmeliyiz ki artık ihtiyaçtan dolayı tüketmiyoruz, maalesef artık tüketim hastalık derecesinde bizi esiraldığı için kullandığımız enerjiyi de bazen hoyratça tüketiyoruz. Artık enerjide tasarruf etme, kemerleri sıkma dönemi. Tüm bunlar ne için? Daha çok enerji ithal etmemek, tükenmez sandığımız enerji kaynaklarımızı bitirmemek, ileride evlatlarımıza, torunlarımıza yaşanabilir bir dünya bırakıyor olmak için.

Hazır bu hafta “Enerji Tasarrufu Haftası”nı kutlamaya hazırlanırken eğitimcilerimiz, anne-babalarımız, sıra dışı projelerle çocuklarımıza büyük bir bilinç seferberliği başlatmalılar. Sadece çocukların değil, her birimizin bu bilince sahip olması gerekir. Gereksiz yere akıttığımız su, yersiz açık unuttuğumuz her bir lamba, tasarruflu enerji ile çalışan elektrikli aletleri tercih etmeyişimiz, toplu taşıma yerine bireysel kullanılan arabanın yaktığı fazladan yakıt, yalıtımsız binalar, dolayısıyla gereksiz kullanılan her bir enerji kaynağı hem aile bütçemizi hem ülke gelirini azaltmakla kalmaz, enerji kaynaklarımızı da tüketir. Susuzluk kapıda iken harcadığımız her enerjiyi tasarruflu harcamalıyız.
Unutmayalım ki “Gereksiz harcanan enerji, kaybedilen emektir.”

13.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bursa’da Yozgat da var, Yozgatlı da..
Aynı muhteşemlik yozgattaki festivallerdede yaşanıyomu acaba sayın çiçek ve çiçekler dışarıda savurdukları yozgatlılık nutuklarını neden bu güne kadar yozgat için bir şey yapmadığı konusundada atsaya.

Bende yozgatta yaşayamıyorum gurbetteyim ve bunun acısını yüreğinde yaşayanlardanım keşke bizim yozgatımızda bir bursa gibi izmit gibi adapazarı gibi olsaydıda bizde memleketimizde yaşayabilseydik. Gurbette yetişiyo çucuklarımız ve aidiyet duygusu nedir öğrenemiyorlar.Herşeyini yalnız yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Ve eminimki dışarıda yaşayan tüm insanlar aynı duyguları yaşıyorlardır. Peki yozgatta yaşayanlar çokmu iyi kesinlikle deil bizi dışarıya iten nedenler onlarıda içeride yakıp kavuruyor.

Bence sayın çiçek ve çiçeklerin omuzlarında bu memleketin çok ağır bir ahı var. İnşaallah bu yük onların omuzlarını acıtırda memleketleri için bi şeyler yapmaları gerektiğini hatırlarlar...
yozgatlı -- 09.07.2009 16:43
Bursa’da Yozgat da var, Yozgatlı da..
bursada yaşayan ve o geceye katılan bir yozgatlı olarak bu yazınızdan büyük bir keyif aldım.Bize moral verdiniz.sağolun.
nadir -- 28.06.2009 10:11
Muhsin Reis mekanın cennet olsun...
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayeti kerimesini kendisine şiar edinmiş ve bu çizgiden hiç ayrılmamış olan Muhsin Yazıcıoğlu...Mekanın Cennet olsun ve Rabbim Salihler zümresiyle haşretsin.
Yazınız çok güzel olmuş Nesrin Abla..herzamanki gibi..Selamlar
Av.Zehra
Zehra -- 10.04.2009 11:41
Muhsin Reis mekanın cennet olsun...
Yorumunuz gönlüne yuregine saglik bacim bizim hislerimize tercuman olmusun Allah sayin yaziciogluna rahmet etsin tum turkiyenin basta ailesin ve alperenlerin basi sag olsun saygilarimla Allaha emanet olun
haci yildirim -- 06.04.2009 00:26
8 Mart 1908’den bu güne…
yazı sadece güncel değerlendirmelere göre ele alınmış amerikadaki kadınların durumu anlatılmış,halbuki türk toplumundaki uygulamalar bin yıllık tarihimiz gözden geçirilmemiştir. yazıda ilmi veriler daha iyi olabilirdi yine de başarılar
ali servetoğlu -- 28.03.2009 17:01
8 Mart 1908’den bu güne…
Degerli Annem, Kadinlar gunu munasebetiyle harika bir yazi nesretmissin. Bu yaziyi okuyunca erkek oldugum icin Allaha sukrettim. Ama insallah bir gun kadin toplumdaki hakketigi yeri bulur. Saygilarimla..
Melik Masarifoglu -- 24.03.2009 08:23
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Masarifoğlu; ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı Abdulkadir Çapanoğlu Beyin yorumundan etkilenerek merak ettim ve okudum. Helal olsun size helal olsun...O nasıl bir anlatımdır...O nasıl bir yorumdur...gerçekten helal olsun...Yetim hakkı yiyenlere, kul hakkı yiyip köşeyi dönenlere de kapak olsun...Milletten duygu sömürüsü ile çeşitli vaatle ile para toplayıp kendi çıkarına kullanıp köşe olanlar umarım yazınızı okuyup kendilerine bir nebzede olsa ders çıkarırlar...!Sizi yetiştiren ailenize de helal olsun babanız nur içinde yatsın elinize yüreğinize kaleminize sağlık...saygılarımla... Onur ASLAN İSTANBUL / BAKIRKÖY
ONUR ASLAN -- 15.03.2009 00:31
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Hocam, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün,Ey Kahraman Türk Kadını!...Sen ayaklar altında ezilmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın sözü yetiştirdikleri nesillerle, geleceğimizin şekillenmesinde kadının ne denli önemli rol üstlendiğini, kadına daha fazla değer verilmesi gerektiğini en iyi şekilde ifade etmektedir. Bugün birçok platformda kadın azmi, çalışmaları, başarıları ile kendini kanıtlamıştır. Malesef her dönemde bazı önyargılı kafalar, hasta düşünceli insanlar kadını ikinci sınıf insan olarak görmüşlerdir ve görmektedirler...Buna karşın her ailede okumuş kızların sayısındaki artışta sevindiricidir. Kadını kendi değerinin farkında olup bilinçlenmeside kaçınılmaz bir gerçektir. Hiç birşey için umutsuz olmamak lazım. Bilinçli, eğitimli,kadınların toplumu karanlıktan aydınlığa çıkaracağına olan inaçla sizi tebrik eder saygılar sunarım. Beyza ÖZAYAZ aşarıları ile kendini kanıtlamıştır.
Beyza ÖZAYAZ -- 15.03.2009 00:08
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,geçmiş yazılarınızı tararken ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı gözyaşları içinde okudum.Okadar güzel ve canalıcı bir özet yapmışsınızki isterdimki ilköğretimdeki öğretmenler önce kendileri bu yazıyı okusunlar sonrada sosyal bilgiler dersinde veya başka münasip bir zamanda öğrencilerine ağır ağır ve bazı cümleleri dahada vurguluyarak öğrencilerine okusunlar.Çoğu zaman böyle bir özet bir kitabın tamamını okumaktan daha etkili olabiliyor. Özel sektörden emekli olduktan sonra bir dönem Bakırköy ticaret lisesinde tarih öğretmenliği yaptım.Oradaki öğrencilerime de şunu söylemiştim.Eğer müfredatı hazırlamak yetkisi bende olsaydı sizlere bir dersyılı gerçek Osmanlı tarihini bir dersyılı da sadece kurtuluş savaşımızı işleyecek bir müfredat hazırlardım demiştim.Çanakkale savaşlarının bırakın tamamını sadece birkaç gündüz ve gecesi bile onlarca filme konu olacak bir kahramanlık destanıdır.Hernekadar Yozgatlı olsamda rahmetli babamın memuriyeti dolayisiyle 1962-1964 yıllarımız Çanakkale lisesinde öğrenci olarak geçti.Biz Çanakkaleye gittiğimizde hiçbir sosyal aktivite yoktu.Bağlama çaldığım için okulda önce iki kişiye bağlama çalmayı öğreterek üç bağlama bir darbuka ile 40 kişilik bir Türk Halk Müziği korosu kurdum.Sonra hocalarımın teşviki ile bir folklor ekibi kurdum.Kurduğum kasa-minder ekibi ile iki yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramında lisemizi temsil ettik.18 mart ve diğer özel günlerde sonradan TRT de ve şimdi özel Tv.lerde spikerlik yapan Erkan Oyal de aramızda olarak temsiller ve konserler verdik.Daha sonraki yıllarda 18 mart üniversitesi açılınca Çanakkale birden gençlerle doldu.Biz bir bağlama teli bir tezene bulamazken şimdi hertürlü ensrumanı çalan onlarca genç Çanakkalede.Çanakkalenin bu buram buram tarih kokan havası bizi öylesine bu şehre bağladiki heryıl bir kaç kere gitmeden yapamayız.Hem hayatta kalan birkaç arkadaşımızı hemde binlerce şehidimizin düşmanları ile koyun koyuna yattığı bu mübarek toprakları kabe gibi ziyaret ederek onlara minnet ve şükranlarımızı sunarız. İstanbuldan En derin hürmetlerimle.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.03.2009 01:31
Kadının toplumda rolü
Size katılıyorum hocam. Çok doğru teşhisleriniz var. Kutluyorum sizi.
İPEK GÜLER -- 08.03.2009 10:12
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
11
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00