BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
165
Dün
:
4633
Toplam
:
14106351
Işık Nesrin MASARİFOĞLU
Bu ile itibar sağlayan her projeye var mısınız ?
nesrinmasarif@hotmail.com
“Türkiye’de iki örnek biri Pamukkale diğeri Sarıkaya” konulu yazıyı eski Yozgat Valisi Sayın Abdulkadir Yazıcı bey’in göreve başladığı ilk günlerde yazmıştım. Şimdilerde Sarıkaya Tarihi Roma Hamamının Unesco Dünya Mirası geçici listesine alınması ile o yazımı hatırladım. Sayın Yazıcı’nın incelemelerde bulunmak için Sarıkaya’ya davet ettiği müsteşarın Sarıkaya Roma Hamamı kalıntıları karşısında heyecanlanıp “Bu az rastlanır bir güzellik tarih, sıcak su ve şifa bir arada. Bu potansiyelde ve yapıda Pamukkale ve Sarıkaya’nın iki yalnız örnek olduğunu belirterek bu alanın düzeltilmesi durumunda yüzlerce turist otobüsünün güzergâhına alınabileceğini” söylemesi ile Kaplıca turizmi için yeni bir dönemin kapılarını açılabilir umuduna kapılmıştık. Hatta ben bu umudu daha da yükselterek söz konusu yazımda “Sayın Valim Kaplıca turizmini atağa kaldırdığınızda gezi güzergâhına Çamlık Milli Parkını, Nefesli köyündeki tarihi dokuyu, düzenlemelerle Çeşka Kalesini, Akdağmadeni Ormanları ve Behramşah Kalesini, Yozgat Müzesi ile restore edilen konaklarımızı, medarı iftiharımız Çapanoğlu Büyük Camii ilave edebilirsiniz.” dedim. Tabii bu yazıdan bu yana aradan yıllar geçti. Bu arada illerini turizm merkezi yapmaya çalışan birçok ilde bu alanda çok ciddi çalışmalar yapıldı. Çok ilginç projelerle turist çekme yarışına girildi. Onlar tur otobüsleri ile dolup taşarken biz ne yazık ki yerimizde saydık. Kaplıcalarımızda bile bir Kozaklı bir Kızılcahamam kadar olamadık.

Yozgat maalesef sanayi kenti olamadı. Halen işsizlik had safhada. Dışarıya göçün en büyük nedenlerinden biri de bu. Eğitim kalitesi açısından da sonuçlar tartışılır nitelikte. İklim, bilinçsizlik derken tarım ve hayvancılıkta da istenilen düzeyde değil. Köyler de nerdeyse tüm kapılar kapanmak üzere. Gençler rızkını dışarıda arama derdinde. O zaman ne yapalım bu ili turizme açalım. İşte bu yüzden bırak Dünya Mirası listesine girmeyi; geçici listede yer alan 72 tarihi alan içerisinde yer almak bile bizi çok heyecanlandırıyor. Hem tanıtım açısından hem kolay kaynak bulmak açısından bu haber Yozgat Turizmi adına çok sevindirici. Kaldı ki biz Türkiye de iki yer diye bilirken aslında Dünyada sadece ve sadece bu evsafta iki yer var.

Sarıkaya kaplıcalarına gidenler bilir. Hamamların yanında bu tarihi hamam kaderine terk edilmiş izbe bir alandı ta ki 2010 yılına kadar. Bu yıla kadar keşfedilmeyi bekleyen bu alan ciddi bir ekip çalışması ve feraset sahibi yöneticiler sayesinde gün yüzüne çıkarıldı. Bilhassa Sarıkaya Tarihi Hamamı ile ilgili hakikaten çok yoğun bir çalışma yapıldı. Ah birde o çevresindeki çarpık yapılaşmaya meydan verilmeseydi. Ulusal basında bile yer yer bu haberler ses getirdi. Emeği geçenlere minnettarız. Üstelik dünyada sadece İngiltere’de bir örneği var başka yok. Dünyada iki tarihi mirastan biri bizde kıymetini bilelim.

Turları Yozgat’a çekmek için elimizin parmakları kadar az sayıda tarihi görüntü yetmez. Artık yılan hikâyesine dönen hızlı tren seferleri başlar, yeni havaalanı söz verildiği gibi 2020 yılında hizmete açılırsa o zaman yurt dışından turist çekmeyi bile başarırız. Ama şapkayı koyup düşünme zamanı yıllarca fıkralara, sosyal medyaya geri kalmışlığı malzeme olan bu şehrin imajını düzeltmekle işe başlamalıyız. Önce bu şehre itibar sağlayacak projelere sahip çıkmak ve onları uygulamak noktasında yarış içerisinde olmalıyız.

Bu güzel projelerden biri de ilimize ülkemizde sadece 6 tane olan 7. si de Yozgat’ta yapılması kararlaştırılan “Basın Müzesi “ projesi. Bugün Yerel ve Ulusal Basının günümüzdeki giderek artan önemi düşünülünce böyle bir projenin bu ile kültürel katkıyı, vitrini feraset sahibi herkesin çok net görmesi gerekir. Sayın Belediye Başkanımız Yusuf Başer Bey ile üyesi olduğum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı Bey’in gayretlerini yakinen biliyorum. Her türlü çalışmanın titizlikle yürütüldüğü, tüm projenin belirlendiği bu Müzenin açılmasının akamete uğramasını asla kabul edilir bulmuyorum. Madem bu ili görücüye çıkarmak istiyoruz markalaştırmak istiyoruz o zaman böylesine önemli bir proje; varsa kişisel hırslarımızın kurbanı olmamalı. Projenin fikir babası kim olursa olsun her türlü proje bu ili bir adım bile ileriye taşıyorsa “EYVALLAH” başımızın üstündesiniz. Bakın Eskişehir’de bir mumya müzesi çoğu hayatta olanların mumyalarından ibaret ama ziyaretçisi olabilmek için upuzun kuyruklarda saatlerce bekliyorsunuz. Şehirler işte böyle geniş ufka sahip, projelerine sahip çıkan yöneticiler sayesinde marka oluyor. Bugün Eskişehir’e girip çıkan turların haddi hesabı yok. Bu ilde tarih yok, doğa yok. Ama ne var çok sıra dışı projelere geçit veren idareciler var. Hatta denizi bile Anadolu’nun ortasına monteleyen yöneticiler var. Bir masal şatosu bile yetiyor çocuklu aileleri akın akın oraya çekmeye. Yöneticiler mutlaka giderken hoş seda bırakmalılar diye düşünüyorum. Basın geçmişine sahip çıkan, basını kronolojik bir seyire dönüştürerek sergileyen bir ilin sanıldığının aksine nasıl da günümüzün olmazsa olmazı Basına verdiği önemi tarihi bir konakta gözler önüne seren böyle bir Müzeye nasıl da sahip çıkılmaz, projenin katkıları görmezden gelerek sümen altı edilir inanın ilimiz adına çok üzülüyorum. Bu projenin askıya alınmasını engellenmesini mantığıma anlatamıyorum. Haksız mıyım?

Yozgat’ımızı markalaştıracak çok güzel projelerin bir bir uygulamaya konulduğu iş ve aş bulabilmek için kimsenin memleketini terk etmek zorunda kalmadığı nice bayramlar geçirmek dileği ile selam ve saygılar…

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bursa’da Yozgat da var, Yozgatlı da..
Yorumunuz Selam Hocam Sizin O güzel okurken insanoın tüylerini diken diken eden anlatımınıza yorum yapmak ne haddime inanın ben çok duygulandım ve orada Öğrenciniz Mustafa DİNÇER le karşılaşmanız yıllar sonra tanımanız bu olayıda yazınıza almanız çok hoştu tüm yozgat ve yozgatlı olarak sizinle gurur duyuyoruz kaleminize sağlık hocam.
Mustafa KESKİN -- 23.07.2009 08:49
Bursa’da Yozgat da var, Yozgatlı da..
Aynı muhteşemlik yozgattaki festivallerdede yaşanıyomu acaba sayın çiçek ve çiçekler dışarıda savurdukları yozgatlılık nutuklarını neden bu güne kadar yozgat için bir şey yapmadığı konusundada atsaya.

Bende yozgatta yaşayamıyorum gurbetteyim ve bunun acısını yüreğinde yaşayanlardanım keşke bizim yozgatımızda bir bursa gibi izmit gibi adapazarı gibi olsaydıda bizde memleketimizde yaşayabilseydik. Gurbette yetişiyo çucuklarımız ve aidiyet duygusu nedir öğrenemiyorlar.Herşeyini yalnız yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Ve eminimki dışarıda yaşayan tüm insanlar aynı duyguları yaşıyorlardır. Peki yozgatta yaşayanlar çokmu iyi kesinlikle deil bizi dışarıya iten nedenler onlarıda içeride yakıp kavuruyor.

Bence sayın çiçek ve çiçeklerin omuzlarında bu memleketin çok ağır bir ahı var. İnşaallah bu yük onların omuzlarını acıtırda memleketleri için bi şeyler yapmaları gerektiğini hatırlarlar...
yozgatlı -- 09.07.2009 16:43
Bursa’da Yozgat da var, Yozgatlı da..
bursada yaşayan ve o geceye katılan bir yozgatlı olarak bu yazınızdan büyük bir keyif aldım.Bize moral verdiniz.sağolun.
nadir -- 28.06.2009 10:11
Muhsin Reis mekanın cennet olsun...
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol ayeti kerimesini kendisine şiar edinmiş ve bu çizgiden hiç ayrılmamış olan Muhsin Yazıcıoğlu...Mekanın Cennet olsun ve Rabbim Salihler zümresiyle haşretsin.
Yazınız çok güzel olmuş Nesrin Abla..herzamanki gibi..Selamlar
Av.Zehra
Zehra -- 10.04.2009 11:41
Muhsin Reis mekanın cennet olsun...
Yorumunuz gönlüne yuregine saglik bacim bizim hislerimize tercuman olmusun Allah sayin yaziciogluna rahmet etsin tum turkiyenin basta ailesin ve alperenlerin basi sag olsun saygilarimla Allaha emanet olun
haci yildirim -- 06.04.2009 00:26
8 Mart 1908’den bu güne…
yazı sadece güncel değerlendirmelere göre ele alınmış amerikadaki kadınların durumu anlatılmış,halbuki türk toplumundaki uygulamalar bin yıllık tarihimiz gözden geçirilmemiştir. yazıda ilmi veriler daha iyi olabilirdi yine de başarılar
ali servetoğlu -- 28.03.2009 17:01
8 Mart 1908’den bu güne…
Degerli Annem, Kadinlar gunu munasebetiyle harika bir yazi nesretmissin. Bu yaziyi okuyunca erkek oldugum icin Allaha sukrettim. Ama insallah bir gun kadin toplumdaki hakketigi yeri bulur. Saygilarimla..
Melik Masarifoglu -- 24.03.2009 08:23
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Masarifoğlu; ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı Abdulkadir Çapanoğlu Beyin yorumundan etkilenerek merak ettim ve okudum. Helal olsun size helal olsun...O nasıl bir anlatımdır...O nasıl bir yorumdur...gerçekten helal olsun...Yetim hakkı yiyenlere, kul hakkı yiyip köşeyi dönenlere de kapak olsun...Milletten duygu sömürüsü ile çeşitli vaatle ile para toplayıp kendi çıkarına kullanıp köşe olanlar umarım yazınızı okuyup kendilerine bir nebzede olsa ders çıkarırlar...!Sizi yetiştiren ailenize de helal olsun babanız nur içinde yatsın elinize yüreğinize kaleminize sağlık...saygılarımla... Onur ASLAN İSTANBUL / BAKIRKÖY
ONUR ASLAN -- 15.03.2009 00:31
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Hocam, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün,Ey Kahraman Türk Kadını!...Sen ayaklar altında ezilmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın sözü yetiştirdikleri nesillerle, geleceğimizin şekillenmesinde kadının ne denli önemli rol üstlendiğini, kadına daha fazla değer verilmesi gerektiğini en iyi şekilde ifade etmektedir. Bugün birçok platformda kadın azmi, çalışmaları, başarıları ile kendini kanıtlamıştır. Malesef her dönemde bazı önyargılı kafalar, hasta düşünceli insanlar kadını ikinci sınıf insan olarak görmüşlerdir ve görmektedirler...Buna karşın her ailede okumuş kızların sayısındaki artışta sevindiricidir. Kadını kendi değerinin farkında olup bilinçlenmeside kaçınılmaz bir gerçektir. Hiç birşey için umutsuz olmamak lazım. Bilinçli, eğitimli,kadınların toplumu karanlıktan aydınlığa çıkaracağına olan inaçla sizi tebrik eder saygılar sunarım. Beyza ÖZAYAZ aşarıları ile kendini kanıtlamıştır.
Beyza ÖZAYAZ -- 15.03.2009 00:08
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,geçmiş yazılarınızı tararken ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı gözyaşları içinde okudum.Okadar güzel ve canalıcı bir özet yapmışsınızki isterdimki ilköğretimdeki öğretmenler önce kendileri bu yazıyı okusunlar sonrada sosyal bilgiler dersinde veya başka münasip bir zamanda öğrencilerine ağır ağır ve bazı cümleleri dahada vurguluyarak öğrencilerine okusunlar.Çoğu zaman böyle bir özet bir kitabın tamamını okumaktan daha etkili olabiliyor. Özel sektörden emekli olduktan sonra bir dönem Bakırköy ticaret lisesinde tarih öğretmenliği yaptım.Oradaki öğrencilerime de şunu söylemiştim.Eğer müfredatı hazırlamak yetkisi bende olsaydı sizlere bir dersyılı gerçek Osmanlı tarihini bir dersyılı da sadece kurtuluş savaşımızı işleyecek bir müfredat hazırlardım demiştim.Çanakkale savaşlarının bırakın tamamını sadece birkaç gündüz ve gecesi bile onlarca filme konu olacak bir kahramanlık destanıdır.Hernekadar Yozgatlı olsamda rahmetli babamın memuriyeti dolayisiyle 1962-1964 yıllarımız Çanakkale lisesinde öğrenci olarak geçti.Biz Çanakkaleye gittiğimizde hiçbir sosyal aktivite yoktu.Bağlama çaldığım için okulda önce iki kişiye bağlama çalmayı öğreterek üç bağlama bir darbuka ile 40 kişilik bir Türk Halk Müziği korosu kurdum.Sonra hocalarımın teşviki ile bir folklor ekibi kurdum.Kurduğum kasa-minder ekibi ile iki yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramında lisemizi temsil ettik.18 mart ve diğer özel günlerde sonradan TRT de ve şimdi özel Tv.lerde spikerlik yapan Erkan Oyal de aramızda olarak temsiller ve konserler verdik.Daha sonraki yıllarda 18 mart üniversitesi açılınca Çanakkale birden gençlerle doldu.Biz bir bağlama teli bir tezene bulamazken şimdi hertürlü ensrumanı çalan onlarca genç Çanakkalede.Çanakkalenin bu buram buram tarih kokan havası bizi öylesine bu şehre bağladiki heryıl bir kaç kere gitmeden yapamayız.Hem hayatta kalan birkaç arkadaşımızı hemde binlerce şehidimizin düşmanları ile koyun koyuna yattığı bu mübarek toprakları kabe gibi ziyaret ederek onlara minnet ve şükranlarımızı sunarız. İstanbuldan En derin hürmetlerimle.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.03.2009 01:31
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
11
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00