BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
234
Dün
:
4633
Toplam
:
14862814
Işık Nesrin MASARİFOĞLU
Bu ile itibar sağlayan her projeye var mısınız ?
nesrinmasarif@hotmail.com
“Türkiye’de iki örnek biri Pamukkale diğeri Sarıkaya” konulu yazıyı eski Yozgat Valisi Sayın Abdulkadir Yazıcı bey’in göreve başladığı ilk günlerde yazmıştım. Şimdilerde Sarıkaya Tarihi Roma Hamamının Unesco Dünya Mirası geçici listesine alınması ile o yazımı hatırladım. Sayın Yazıcı’nın incelemelerde bulunmak için Sarıkaya’ya davet ettiği müsteşarın Sarıkaya Roma Hamamı kalıntıları karşısında heyecanlanıp “Bu az rastlanır bir güzellik tarih, sıcak su ve şifa bir arada. Bu potansiyelde ve yapıda Pamukkale ve Sarıkaya’nın iki yalnız örnek olduğunu belirterek bu alanın düzeltilmesi durumunda yüzlerce turist otobüsünün güzergâhına alınabileceğini” söylemesi ile Kaplıca turizmi için yeni bir dönemin kapılarını açılabilir umuduna kapılmıştık. Hatta ben bu umudu daha da yükselterek söz konusu yazımda “Sayın Valim Kaplıca turizmini atağa kaldırdığınızda gezi güzergâhına Çamlık Milli Parkını, Nefesli köyündeki tarihi dokuyu, düzenlemelerle Çeşka Kalesini, Akdağmadeni Ormanları ve Behramşah Kalesini, Yozgat Müzesi ile restore edilen konaklarımızı, medarı iftiharımız Çapanoğlu Büyük Camii ilave edebilirsiniz.” dedim. Tabii bu yazıdan bu yana aradan yıllar geçti. Bu arada illerini turizm merkezi yapmaya çalışan birçok ilde bu alanda çok ciddi çalışmalar yapıldı. Çok ilginç projelerle turist çekme yarışına girildi. Onlar tur otobüsleri ile dolup taşarken biz ne yazık ki yerimizde saydık. Kaplıcalarımızda bile bir Kozaklı bir Kızılcahamam kadar olamadık.

Yozgat maalesef sanayi kenti olamadı. Halen işsizlik had safhada. Dışarıya göçün en büyük nedenlerinden biri de bu. Eğitim kalitesi açısından da sonuçlar tartışılır nitelikte. İklim, bilinçsizlik derken tarım ve hayvancılıkta da istenilen düzeyde değil. Köyler de nerdeyse tüm kapılar kapanmak üzere. Gençler rızkını dışarıda arama derdinde. O zaman ne yapalım bu ili turizme açalım. İşte bu yüzden bırak Dünya Mirası listesine girmeyi; geçici listede yer alan 72 tarihi alan içerisinde yer almak bile bizi çok heyecanlandırıyor. Hem tanıtım açısından hem kolay kaynak bulmak açısından bu haber Yozgat Turizmi adına çok sevindirici. Kaldı ki biz Türkiye de iki yer diye bilirken aslında Dünyada sadece ve sadece bu evsafta iki yer var.

Sarıkaya kaplıcalarına gidenler bilir. Hamamların yanında bu tarihi hamam kaderine terk edilmiş izbe bir alandı ta ki 2010 yılına kadar. Bu yıla kadar keşfedilmeyi bekleyen bu alan ciddi bir ekip çalışması ve feraset sahibi yöneticiler sayesinde gün yüzüne çıkarıldı. Bilhassa Sarıkaya Tarihi Hamamı ile ilgili hakikaten çok yoğun bir çalışma yapıldı. Ah birde o çevresindeki çarpık yapılaşmaya meydan verilmeseydi. Ulusal basında bile yer yer bu haberler ses getirdi. Emeği geçenlere minnettarız. Üstelik dünyada sadece İngiltere’de bir örneği var başka yok. Dünyada iki tarihi mirastan biri bizde kıymetini bilelim.

Turları Yozgat’a çekmek için elimizin parmakları kadar az sayıda tarihi görüntü yetmez. Artık yılan hikâyesine dönen hızlı tren seferleri başlar, yeni havaalanı söz verildiği gibi 2020 yılında hizmete açılırsa o zaman yurt dışından turist çekmeyi bile başarırız. Ama şapkayı koyup düşünme zamanı yıllarca fıkralara, sosyal medyaya geri kalmışlığı malzeme olan bu şehrin imajını düzeltmekle işe başlamalıyız. Önce bu şehre itibar sağlayacak projelere sahip çıkmak ve onları uygulamak noktasında yarış içerisinde olmalıyız.

Bu güzel projelerden biri de ilimize ülkemizde sadece 6 tane olan 7. si de Yozgat’ta yapılması kararlaştırılan “Basın Müzesi “ projesi. Bugün Yerel ve Ulusal Basının günümüzdeki giderek artan önemi düşünülünce böyle bir projenin bu ile kültürel katkıyı, vitrini feraset sahibi herkesin çok net görmesi gerekir. Sayın Belediye Başkanımız Yusuf Başer Bey ile üyesi olduğum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı Bey’in gayretlerini yakinen biliyorum. Her türlü çalışmanın titizlikle yürütüldüğü, tüm projenin belirlendiği bu Müzenin açılmasının akamete uğramasını asla kabul edilir bulmuyorum. Madem bu ili görücüye çıkarmak istiyoruz markalaştırmak istiyoruz o zaman böylesine önemli bir proje; varsa kişisel hırslarımızın kurbanı olmamalı. Projenin fikir babası kim olursa olsun her türlü proje bu ili bir adım bile ileriye taşıyorsa “EYVALLAH” başımızın üstündesiniz. Bakın Eskişehir’de bir mumya müzesi çoğu hayatta olanların mumyalarından ibaret ama ziyaretçisi olabilmek için upuzun kuyruklarda saatlerce bekliyorsunuz. Şehirler işte böyle geniş ufka sahip, projelerine sahip çıkan yöneticiler sayesinde marka oluyor. Bugün Eskişehir’e girip çıkan turların haddi hesabı yok. Bu ilde tarih yok, doğa yok. Ama ne var çok sıra dışı projelere geçit veren idareciler var. Hatta denizi bile Anadolu’nun ortasına monteleyen yöneticiler var. Bir masal şatosu bile yetiyor çocuklu aileleri akın akın oraya çekmeye. Yöneticiler mutlaka giderken hoş seda bırakmalılar diye düşünüyorum. Basın geçmişine sahip çıkan, basını kronolojik bir seyire dönüştürerek sergileyen bir ilin sanıldığının aksine nasıl da günümüzün olmazsa olmazı Basına verdiği önemi tarihi bir konakta gözler önüne seren böyle bir Müzeye nasıl da sahip çıkılmaz, projenin katkıları görmezden gelerek sümen altı edilir inanın ilimiz adına çok üzülüyorum. Bu projenin askıya alınmasını engellenmesini mantığıma anlatamıyorum. Haksız mıyım?

Yozgat’ımızı markalaştıracak çok güzel projelerin bir bir uygulamaya konulduğu iş ve aş bulabilmek için kimsenin memleketini terk etmek zorunda kalmadığı nice bayramlar geçirmek dileği ile selam ve saygılar…

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Hocam, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün,Ey Kahraman Türk Kadını!...Sen ayaklar altında ezilmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın sözü yetiştirdikleri nesillerle, geleceğimizin şekillenmesinde kadının ne denli önemli rol üstlendiğini, kadına daha fazla değer verilmesi gerektiğini en iyi şekilde ifade etmektedir. Bugün birçok platformda kadın azmi, çalışmaları, başarıları ile kendini kanıtlamıştır. Malesef her dönemde bazı önyargılı kafalar, hasta düşünceli insanlar kadını ikinci sınıf insan olarak görmüşlerdir ve görmektedirler...Buna karşın her ailede okumuş kızların sayısındaki artışta sevindiricidir. Kadını kendi değerinin farkında olup bilinçlenmeside kaçınılmaz bir gerçektir. Hiç birşey için umutsuz olmamak lazım. Bilinçli, eğitimli,kadınların toplumu karanlıktan aydınlığa çıkaracağına olan inaçla sizi tebrik eder saygılar sunarım. Beyza ÖZAYAZ aşarıları ile kendini kanıtlamıştır.
Beyza ÖZAYAZ -- 15.03.2009 00:08
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,geçmiş yazılarınızı tararken ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı gözyaşları içinde okudum.Okadar güzel ve canalıcı bir özet yapmışsınızki isterdimki ilköğretimdeki öğretmenler önce kendileri bu yazıyı okusunlar sonrada sosyal bilgiler dersinde veya başka münasip bir zamanda öğrencilerine ağır ağır ve bazı cümleleri dahada vurguluyarak öğrencilerine okusunlar.Çoğu zaman böyle bir özet bir kitabın tamamını okumaktan daha etkili olabiliyor. Özel sektörden emekli olduktan sonra bir dönem Bakırköy ticaret lisesinde tarih öğretmenliği yaptım.Oradaki öğrencilerime de şunu söylemiştim.Eğer müfredatı hazırlamak yetkisi bende olsaydı sizlere bir dersyılı gerçek Osmanlı tarihini bir dersyılı da sadece kurtuluş savaşımızı işleyecek bir müfredat hazırlardım demiştim.Çanakkale savaşlarının bırakın tamamını sadece birkaç gündüz ve gecesi bile onlarca filme konu olacak bir kahramanlık destanıdır.Hernekadar Yozgatlı olsamda rahmetli babamın memuriyeti dolayisiyle 1962-1964 yıllarımız Çanakkale lisesinde öğrenci olarak geçti.Biz Çanakkaleye gittiğimizde hiçbir sosyal aktivite yoktu.Bağlama çaldığım için okulda önce iki kişiye bağlama çalmayı öğreterek üç bağlama bir darbuka ile 40 kişilik bir Türk Halk Müziği korosu kurdum.Sonra hocalarımın teşviki ile bir folklor ekibi kurdum.Kurduğum kasa-minder ekibi ile iki yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramında lisemizi temsil ettik.18 mart ve diğer özel günlerde sonradan TRT de ve şimdi özel Tv.lerde spikerlik yapan Erkan Oyal de aramızda olarak temsiller ve konserler verdik.Daha sonraki yıllarda 18 mart üniversitesi açılınca Çanakkale birden gençlerle doldu.Biz bir bağlama teli bir tezene bulamazken şimdi hertürlü ensrumanı çalan onlarca genç Çanakkalede.Çanakkalenin bu buram buram tarih kokan havası bizi öylesine bu şehre bağladiki heryıl bir kaç kere gitmeden yapamayız.Hem hayatta kalan birkaç arkadaşımızı hemde binlerce şehidimizin düşmanları ile koyun koyuna yattığı bu mübarek toprakları kabe gibi ziyaret ederek onlara minnet ve şükranlarımızı sunarız. İstanbuldan En derin hürmetlerimle.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.03.2009 01:31
Kadının toplumda rolü
Size katılıyorum hocam. Çok doğru teşhisleriniz var. Kutluyorum sizi.
İPEK GÜLER -- 08.03.2009 10:12
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,Atatürkün zamanını saymazsak Türkiyede kadının ne zaman adı olduki.Sadece büyük şehirlerde okumuş,bir meslek sahibi olmuş kısmende olsa ekonomik özgürlüğünü elde etmiş hanımlarımızın dışında maalesef hanımlarımız hep geri planda bırakılmıştır.Nazım hikmet bunu ne güzel anlatır değilmi. Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde,tütünde,odunda ve pazardaki,ve karasapana koşulan Ben size daha acı bir gerçeği yazayım.Heryıl Yozgatta akrabalarımızla bir araya geliyoruz bu yıl biraz daha kapsamlı tuttuk ve inşallah önümüzdeki yıllarda tüm Çapanoğullarını her yıl Yozgatımızda bir araya getireceğiz.Yozgatlı hanımların en büyük şikayeti şu.Geceleri ailecek bir araya geldiğimizde maalesef erkekler bir odada hanımlar çocuklarla bir odada oturuyoruz.Biz zaten yaptığımız kabul günlerinde hanımlar bir araya gelip kendimize göre sohbetimizi ediyoruz.Geceleride aynı şekilde ayrı bir odada oturmamızın ne gereği var.Biz eşlerimizle birlikte oturup onların konuşmalarına katılmak istiyoruz.Bizde piyasadan,işten güçten politikadan,eşlerimizin sıkıntılarından haberdar olmak ve en azından aydınlanmak istiyoruz ama eşlerimiz Yozgattaki bu taassubu bir türlü yenemiyorlar.Herkes birbirinden çekiniyor.Bu taassubdan kendilerini kurtarmış Yozgatın elit kesimide kendi arasında görüşüyor ama etraflarına bu konuda örnek olacak önderliği yapmıyorlar.İşte size memleketim Yozgattan insan manzaraları.Elbette siz bunları biliyorsunuz ama bu konu bizleri çok müteessir ettiği için ve sizde yazınızla bu kapıyı açtığınız için size yazmadan edemedim.İstanbuldan en derin hürmetlerimi arz ederim.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 02.03.2009 00:30
Günümüzde sosyal belediye anlayışı
Teşhisleriniz, gözlemleriniz çok doğru sizi kutluyorum. Eleştirilerin abartıya ulaştığı günümüzde iyi yapılan işlerin, doğru görev yapanların taktir edilmesi erdemli bir davranış. Tarafsız ve hümanist yaklaşımınız çok hoş. Yazılarınızı sürekli okuyorum. Tebrikler sayın hocam...
DİLARA ÖZTÜRK
Dilara Öztürk -- 07.02.2009 18:48
Günümüzde sosyal belediye anlayışı
sıkı bir araştırmacı ve takipçi olduğunuzu görüyorum...
saadet -- 05.02.2009 12:34
Söyler misiniz, biz kime güveneceğiz ?
Hocam bu yazdıklarınızda gerçekten çok haklısınız.Bunların hepsi dinimizi çarpıtılmadan öğrenecek ve yaşayacak nesiller sayesinde düzelecek bir gün.
Tuba ÖZEL -- 13.01.2009 13:37
Söyler misiniz, biz kime güveneceğiz ?
yıl 1989 da matamatik ögretmenimdin sizi burda görmek beni sevindirdi önce hakkınız helal edin öğretmenlerin hakkı ödenmez belki hatırlarsın ben necati akbulut köşe yazınızı okdum çok güzel yazmışşsın düşüncelrimize tercuman olmuşşunuz bende birşeylr eklemek istedim sizin yazılarınıza doğruluğu ninemden öğrendim beni o büyüttü ama şimdi düşünüyırumda ninemden ve çevremden öğrendiklerim aslında dtamda doğru değilmiş nefsi tatmin eden doğrularmış örnek vercek olursak dinimizi öğretirken ibadetlerden haktan hukuktan dersler verirlerdi ama yüce kitabımıza göre değil kendi fikirlerine göre egittiklerini anladım neden ? büyüklerimiz hak hukuktan bahseder 1-öz kızlarını kendi malalrından mahrum eder ve derki kzım eger gelirde kerdeşlerinden mal alep edersen südümü haram ederim 2-ibadetden bahseder ve öz oğlu gurbetde sıkıntı içersindeyken oğlunu sıkıştırarak para biriktirir ve çocuklarının ve torunlarının durumu kötü olmasına rağman hacca gider masraf edip 3-komşularımızın başına belalar gelir sıkıntı içersindedir 3 kuruş nakde ihtiyaıcı vardır borç ister döviz yada alına çevirip verir bunuda sık sık hatırlatarak kişi rencide eder. Gelellim metropollaere ve şehirlere inançlı diye seçtiğimiz insanlar halktan para toplar o paraları ve yerdımları ihtiyaç sahiplerine veriliş şekli bir tv kanal aracılı ile köyüne ve komşusuna rezil ettirdiği gibi tüm türkiye ve dünayaya gösteriş yaparak kanal kendi reklamınıda yaparak yardım eder peki yüce Allahımız ve Peygambaerimiz S.A.V.böylemi buyuruyor sağ elin verdiğini sol elin görmemesi gerekir birde o okulalrımıdaki öğrencilerin şimdiki durumu kitap bedava denilir ama çocuktan sürekli para istenilir öğretmenlerimiz olmuş birer veznedar o çocuk nasıl gelişecek minik yaşta başlamış ekonomik sıkıntıya öğretmen ister kızar çocukta yok çocuk babadan ister baba işssiz koskoca bakan açıkalr kesinlikle okullarda para işi olmayacak çocuklar kime inanacak öğretmeninemi bakanınamı babasınamı neye inancak sonuç ne o çocuk para hısrslı parayı düşünen bir hala gelip menfaatçi olacak eğitim bu şekilde çözümde burda ben kendimeden örnek verdim çocuğum bana diyorki 8 yaşında baba ben kime nasıl inanacağı ve doğru nedir doğruyu söylesem çocuk psikojisi bozulacak doğru şumu desem kızım ülke teşeronların eline teslim ediliyor asgari ücrtele herkes boğuşacak biz kuru ekmek peşlind eugraşırken dış güçler bizi teslim alacak filistinin başına geldiği gibi bir gün gelip ülkemizde bizi kana bulayacaklar bendim doğrum bu neden ülke ekonomisi bitik halk bitik çocuklar perişan öyle kömürler gıdayla inanları rencide ederek bir yere varamayız diyemiyorum bunu biyince kendi görecek ozamana kadar menfatçi çıkarcı olarak kendini yetiştircek hani peygamberimiz tüm müslümanlar kardeştir bana bırak dışarıyı filistini ve filistine yardım eli uzatmayan çıkarcı arapları bana bir müslüman kardeşı ıspatlasınlar çoçuğuma ve bana ben çevereme diorumki komşun açken sen hacca gidemezssin daha doğrusu türkiyede bu kadar perişan insan varken hiç kimse hacca gidemez farz değil sadece ziyaret etmiş olur hac yerine geçmez bunu deiğimde bana diyorlarki seni yeşitiren okul din düşmanı yetiştirmiş beni siz değerli öğretmenlerimiz yetiştiridi haccın kuralalları var örnek filistinde müslüman kan ağlarken ıraktan bacılarımıza tecevüz edilirken arabistanda işimiz ne doğrumudur bu diyanet gerçekçi olup buna değnmeli demeliki ey müslüman komşuyun sıkıntısı varken ülkeden aç inan çokken hacca gitme ona yardım etki müslüman refaha ulaşşsın ki kafirlere muhtaç olmayalım şuan inanıyorum o İMF yarın ülkeye hac kredside verir ve mülümanlar hacla ugraşşsın meşgul olsun okrediyide ödeyemessin bana temelli mahkum olsunda istediğim gibi yönlendireyim der mantıklı onlar için bizde bunları görecek yönledirek inanç lazım çook uzattım hocam kussura bakma içim kan ağlıyor gözlerimideki menfaatöi perdeye kan ağlıyor bizim müslümanlğimız göstermelik Allah yardımcımız olsun diyorum ama çevremizde insanlar kan ağlarken yardanın bize acıyacağını zannetmiyorum çünkü biz yaradanı sedece camide ve hacda anıyoruz asıl gerçekleri üzerinde değil müslümanların çok akıllı ve gerçekçi olması lazım ben çevremdeklere akıl yetiremiyorum beni yanlış anlayıp okuduğum okula laf söylüyorlar benim okulum bana ninam gibi köydekiler gibi öğretsydi iyiydi desemki bak arkadaş falanca hacca gitmiş sen daha uyu nasıl alalhın kulusun git çabuk borç harç bul git gurbetdeki çocukalrına baskı yap sana hac parası toplasınlar sende git birde bak bir müslümana yardım edeceksen herkese haber verek yappı senin reklamın olsun allahın görmesi yeterli değil kullarda görsün desem benden iyisi yok side demeyinki benim köşe yazımla bunların ne alakası var demeyin var çünkü eğitim demelden başlar siz daha iyi biliyorsunuz benim çocuğum şimdi öretmeni ile kavgalı nedenide aidat ödememesi devletin okulu gelde o çocuk ilerde ne olur ??????? saygılar elelrinizden öperim
NECATİ AKBULUT -- 07.01.2009 13:33
Pırıl Pırıl bir Yozgat’a varmısınız?
pırıl pırıl yozgat varız lakin ama velakin..
selda -- 06.12.2008 18:29
Diyarbakır, Peygamberler ve Sahabeler Şehri (1)
diyarbakırı sizin gözünüzle görmek,hem renkli ,hem de çok hoş.ve de şiir gibi..demek diyarbakır bambaşka bir diyar olmuş,yozgat ise anlaşılan garip bir diyar.değil mi?
Şeyma -- 11.11.2008 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
12
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00