BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
218
Dün
:
4633
Toplam
:
14848747
Işık Nesrin MASARİFOĞLU
TURİST YOZGAT’A NİYE GELSİN?
nesrinmasarif@hotmail.com
Bugün size Türkiye’nin en kalabalık 27. ilinden; Dünya Kayısı Başkenti Malatya’dan söz etmek istiyorum. Doğu Anadolu’nun en kalabalık ve en zengin illerinden biridir Malatya. 2. Organize Sanayi Bölgesi ne sahip, markalaşmış birçok sanayi ürünü olan olan il; hayvan yetiştiriciliğinin yanı sıra, bilinçli tarım politikasının sonucu meyve ve hububat ihracatında da başarılı iller arasındadır. Sanayi var, tarım var, zenginlik var, dört bir etrafında zengin su kaynaklarının ihtişamla aktığı vahşi doğa güzellikleri var. Ama yetmemiş Malatya’nın gayretli insanına. Niye turist yok bu ilde, Malatya’ya turist niye gelsin? Bunun çaresine bakmalıyız demişler.

İşte bu düşünce Valilik, Belediye, Kültür Müdürlüğü hummalı bir çalışmanın içine girmişler. İlçe Belediyeleri de büyük bir gayret ve tüm imkânları ile katılmışlar olaya. Çevre de ne kadar tarihi doku ve doğa güzelliği varsa tek tek elden geçirilmiş. Tarihi konaklar istisnasız aslına uygun onarılmış. Malatya’nın gürül gürül akan her biri bir başka doğa güzelliğini sahip su kaynaklarının etrafına bir örneği olmayan peyzaj çalışılmış, doyumsuz Malatya mutfağının örneklerini sunan otantik güzellikte işletmeler açılmış. Bir zamanlar izbelik yerler, tarihi dokular öylesine bir restorasyon geçirmiş ki hem doku muhafaza edilmiş hem de o viranelerden eser kalmamış.

Peki, bu fedakârca çalışmaların sonucunda ortaya ne çıkmış dersiniz. Tamı tamına tescilli 410 tane kültür varlığı çıkmış. Müze de 16560 tane eser sergilenmiş. Muhteşem bir Sanat Sokağı çıkmış. Siz hiç şehrin ortasından geçen bir kanala basamak basamak akan bir şelale gördünüz mü? Malatya’da bunun bir örneği var Kernek Şelalesi. Akçadağ’da peri paçaları dokusu uyandıran Levent Vadi ’sini korkusuzca cam terası üzerinde yürüyerek seyrettiniz mi? Darende’de müthiş bir çevre dokusuna sahip Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesini, Battalgazi Ulu Cami ve Malatya Yeni Camiyi gezdiniz mi? Günpınar Şelalesi, Tohma Kanyonu, Sürgü Takas, Horata, İnek Pınarı, Turgut Özal Tabiat Parkı, Beydağı Tabiat Parkı, Abdullah Gül Parkı, Hürriyet Parkı, Orduzu Pınarbaşı, en değerli atların yetiştirildiği Sultansuyu Harası ve her birinin içerisinde doyumsuz güzelliklerle sizi bekliyor. Arslantepe Höyüğü, Beşkonaklar, Atatürk Evi Müzesi, Malatya ve Arapkir Müzesi, Battalgazi Kervan Sarayını, Malatya ve Arapkir Kaleleri daha adını sayamayacağım birçok tarihi camiyi de gezmeyi unutmayın. Nemrut Dağ’ı illa ha ki.

Şehit Teğmen İbrahim Tanrıverdi Sanat Merkezi ve Sanat Sokağı ise şehrin girişinde bu sokağı asla atlamayın. Bu sokak Malatya’nın geçmişini, kültürünü, zenginliklerini bugüne taşımış. Sonradan oluşturulmuş eski Türk evleri mimarisi ile yapılmış binalardan müteşekkil ama her biri bir başka kültür hizmeti görevini gören bu sokak hakikaten görülmeye değer. Malatya’yı tanımak kültürü ile haşır neşir olmak istiyorsanız mutlaka bu sokağı görmelisiniz. Sokakta yer alan Malatya Kültür Evi içerisinde Balmumu heykellerle Malatya’nın geçmişi o kadar güzel resmedilmiş ki etkilenmemek elde değil. Kültür Evinde Malatya’nın gerek basın-yayın gerek sanat dünyasında ismini duyurmuş değerleri hiç ayrım yapılmadan yer almış. Bal mumu heykelleri ile Kemal Sunal konuşması, Ahmet Kaya müziği ile karşılamış gelenleri. Geçmişten günümüze yer alan tüm fotoğraf ve kameralardan oluşan Türkiye’nin en büyük Fotoğraf Makinesi Müzesi ve Oyuncak Müzesi, Minia Malatya heykelleri, Kitap Kafe ile bu sokak mutlaka görülmeli. Sonradan oluşturulan bir sokak ama bizi gezi boyunca tarihin tozlu sayfalarına sürüklüyor. Sanat Sokağı şu an Milletvekili olan Belediye Başkanının Malatya’ya kazandırdığı onlarca eserden belki de en anlamlı eseri. Emeği geçenleri kutlamak gerek.

Bu geziler süresince Malatya mutfağının en güzel örnekleri kağıt kebabı, analı kızlı içli köfte, kiraz-dut veya fasulye yaprağından yapılan yaprak köftesi, bumbar, tereyağlı kayısı tatlısı, yassı kadayıf yemeden sakın Malatya’yı terk etmeyin.
Peki diyeceksiniz ki niye Malatya? Kalplerin sevgiye, paylaşmaya açıldığı bu anlamlı Bayram gününde size doğduğum ile memleketime götürmek istedim. Doğu Anadolu’nun parlayan yıldızı Malatya ise İç Anadolu’nun parlayan yıldızı Yozgat neden olmasın. Ve bu soruyu kendimize mutlaka sormalıyız. Turist Yozgat’a niye gelsin?
---------------------------------------------
Sağlık, huzur, mutluluk içerisinde geçireceğimiz nice bayramlara ulaşmamız dileği ile saygılarımı sunuyorum.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
8 Mart 1908’den bu güne…
Sayın Hocam, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün,Ey Kahraman Türk Kadını!...Sen ayaklar altında ezilmeye değil, omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın sözü yetiştirdikleri nesillerle, geleceğimizin şekillenmesinde kadının ne denli önemli rol üstlendiğini, kadına daha fazla değer verilmesi gerektiğini en iyi şekilde ifade etmektedir. Bugün birçok platformda kadın azmi, çalışmaları, başarıları ile kendini kanıtlamıştır. Malesef her dönemde bazı önyargılı kafalar, hasta düşünceli insanlar kadını ikinci sınıf insan olarak görmüşlerdir ve görmektedirler...Buna karşın her ailede okumuş kızların sayısındaki artışta sevindiricidir. Kadını kendi değerinin farkında olup bilinçlenmeside kaçınılmaz bir gerçektir. Hiç birşey için umutsuz olmamak lazım. Bilinçli, eğitimli,kadınların toplumu karanlıktan aydınlığa çıkaracağına olan inaçla sizi tebrik eder saygılar sunarım. Beyza ÖZAYAZ aşarıları ile kendini kanıtlamıştır.
Beyza ÖZAYAZ -- 15.03.2009 00:08
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,geçmiş yazılarınızı tararken ORADA BİR ÇANAKKALE VAR GEÇİLMEZ başlıklı yazınızı gözyaşları içinde okudum.Okadar güzel ve canalıcı bir özet yapmışsınızki isterdimki ilköğretimdeki öğretmenler önce kendileri bu yazıyı okusunlar sonrada sosyal bilgiler dersinde veya başka münasip bir zamanda öğrencilerine ağır ağır ve bazı cümleleri dahada vurguluyarak öğrencilerine okusunlar.Çoğu zaman böyle bir özet bir kitabın tamamını okumaktan daha etkili olabiliyor. Özel sektörden emekli olduktan sonra bir dönem Bakırköy ticaret lisesinde tarih öğretmenliği yaptım.Oradaki öğrencilerime de şunu söylemiştim.Eğer müfredatı hazırlamak yetkisi bende olsaydı sizlere bir dersyılı gerçek Osmanlı tarihini bir dersyılı da sadece kurtuluş savaşımızı işleyecek bir müfredat hazırlardım demiştim.Çanakkale savaşlarının bırakın tamamını sadece birkaç gündüz ve gecesi bile onlarca filme konu olacak bir kahramanlık destanıdır.Hernekadar Yozgatlı olsamda rahmetli babamın memuriyeti dolayisiyle 1962-1964 yıllarımız Çanakkale lisesinde öğrenci olarak geçti.Biz Çanakkaleye gittiğimizde hiçbir sosyal aktivite yoktu.Bağlama çaldığım için okulda önce iki kişiye bağlama çalmayı öğreterek üç bağlama bir darbuka ile 40 kişilik bir Türk Halk Müziği korosu kurdum.Sonra hocalarımın teşviki ile bir folklor ekibi kurdum.Kurduğum kasa-minder ekibi ile iki yıl 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramında lisemizi temsil ettik.18 mart ve diğer özel günlerde sonradan TRT de ve şimdi özel Tv.lerde spikerlik yapan Erkan Oyal de aramızda olarak temsiller ve konserler verdik.Daha sonraki yıllarda 18 mart üniversitesi açılınca Çanakkale birden gençlerle doldu.Biz bir bağlama teli bir tezene bulamazken şimdi hertürlü ensrumanı çalan onlarca genç Çanakkalede.Çanakkalenin bu buram buram tarih kokan havası bizi öylesine bu şehre bağladiki heryıl bir kaç kere gitmeden yapamayız.Hem hayatta kalan birkaç arkadaşımızı hemde binlerce şehidimizin düşmanları ile koyun koyuna yattığı bu mübarek toprakları kabe gibi ziyaret ederek onlara minnet ve şükranlarımızı sunarız. İstanbuldan En derin hürmetlerimle.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.03.2009 01:31
Kadının toplumda rolü
Size katılıyorum hocam. Çok doğru teşhisleriniz var. Kutluyorum sizi.
İPEK GÜLER -- 08.03.2009 10:12
Kadının toplumda rolü
Sayın Masarifoğlu,Atatürkün zamanını saymazsak Türkiyede kadının ne zaman adı olduki.Sadece büyük şehirlerde okumuş,bir meslek sahibi olmuş kısmende olsa ekonomik özgürlüğünü elde etmiş hanımlarımızın dışında maalesef hanımlarımız hep geri planda bırakılmıştır.Nazım hikmet bunu ne güzel anlatır değilmi. Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde,tütünde,odunda ve pazardaki,ve karasapana koşulan Ben size daha acı bir gerçeği yazayım.Heryıl Yozgatta akrabalarımızla bir araya geliyoruz bu yıl biraz daha kapsamlı tuttuk ve inşallah önümüzdeki yıllarda tüm Çapanoğullarını her yıl Yozgatımızda bir araya getireceğiz.Yozgatlı hanımların en büyük şikayeti şu.Geceleri ailecek bir araya geldiğimizde maalesef erkekler bir odada hanımlar çocuklarla bir odada oturuyoruz.Biz zaten yaptığımız kabul günlerinde hanımlar bir araya gelip kendimize göre sohbetimizi ediyoruz.Geceleride aynı şekilde ayrı bir odada oturmamızın ne gereği var.Biz eşlerimizle birlikte oturup onların konuşmalarına katılmak istiyoruz.Bizde piyasadan,işten güçten politikadan,eşlerimizin sıkıntılarından haberdar olmak ve en azından aydınlanmak istiyoruz ama eşlerimiz Yozgattaki bu taassubu bir türlü yenemiyorlar.Herkes birbirinden çekiniyor.Bu taassubdan kendilerini kurtarmış Yozgatın elit kesimide kendi arasında görüşüyor ama etraflarına bu konuda örnek olacak önderliği yapmıyorlar.İşte size memleketim Yozgattan insan manzaraları.Elbette siz bunları biliyorsunuz ama bu konu bizleri çok müteessir ettiği için ve sizde yazınızla bu kapıyı açtığınız için size yazmadan edemedim.İstanbuldan en derin hürmetlerimi arz ederim.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 02.03.2009 00:30
Günümüzde sosyal belediye anlayışı
Teşhisleriniz, gözlemleriniz çok doğru sizi kutluyorum. Eleştirilerin abartıya ulaştığı günümüzde iyi yapılan işlerin, doğru görev yapanların taktir edilmesi erdemli bir davranış. Tarafsız ve hümanist yaklaşımınız çok hoş. Yazılarınızı sürekli okuyorum. Tebrikler sayın hocam...
DİLARA ÖZTÜRK
Dilara Öztürk -- 07.02.2009 18:48
Günümüzde sosyal belediye anlayışı
sıkı bir araştırmacı ve takipçi olduğunuzu görüyorum...
saadet -- 05.02.2009 12:34
Söyler misiniz, biz kime güveneceğiz ?
Hocam bu yazdıklarınızda gerçekten çok haklısınız.Bunların hepsi dinimizi çarpıtılmadan öğrenecek ve yaşayacak nesiller sayesinde düzelecek bir gün.
Tuba ÖZEL -- 13.01.2009 13:37
Söyler misiniz, biz kime güveneceğiz ?
yıl 1989 da matamatik ögretmenimdin sizi burda görmek beni sevindirdi önce hakkınız helal edin öğretmenlerin hakkı ödenmez belki hatırlarsın ben necati akbulut köşe yazınızı okdum çok güzel yazmışşsın düşüncelrimize tercuman olmuşşunuz bende birşeylr eklemek istedim sizin yazılarınıza doğruluğu ninemden öğrendim beni o büyüttü ama şimdi düşünüyırumda ninemden ve çevremden öğrendiklerim aslında dtamda doğru değilmiş nefsi tatmin eden doğrularmış örnek vercek olursak dinimizi öğretirken ibadetlerden haktan hukuktan dersler verirlerdi ama yüce kitabımıza göre değil kendi fikirlerine göre egittiklerini anladım neden ? büyüklerimiz hak hukuktan bahseder 1-öz kızlarını kendi malalrından mahrum eder ve derki kzım eger gelirde kerdeşlerinden mal alep edersen südümü haram ederim 2-ibadetden bahseder ve öz oğlu gurbetde sıkıntı içersindeyken oğlunu sıkıştırarak para biriktirir ve çocuklarının ve torunlarının durumu kötü olmasına rağman hacca gider masraf edip 3-komşularımızın başına belalar gelir sıkıntı içersindedir 3 kuruş nakde ihtiyaıcı vardır borç ister döviz yada alına çevirip verir bunuda sık sık hatırlatarak kişi rencide eder. Gelellim metropollaere ve şehirlere inançlı diye seçtiğimiz insanlar halktan para toplar o paraları ve yerdımları ihtiyaç sahiplerine veriliş şekli bir tv kanal aracılı ile köyüne ve komşusuna rezil ettirdiği gibi tüm türkiye ve dünayaya gösteriş yaparak kanal kendi reklamınıda yaparak yardım eder peki yüce Allahımız ve Peygambaerimiz S.A.V.böylemi buyuruyor sağ elin verdiğini sol elin görmemesi gerekir birde o okulalrımıdaki öğrencilerin şimdiki durumu kitap bedava denilir ama çocuktan sürekli para istenilir öğretmenlerimiz olmuş birer veznedar o çocuk nasıl gelişecek minik yaşta başlamış ekonomik sıkıntıya öğretmen ister kızar çocukta yok çocuk babadan ister baba işssiz koskoca bakan açıkalr kesinlikle okullarda para işi olmayacak çocuklar kime inanacak öğretmeninemi bakanınamı babasınamı neye inancak sonuç ne o çocuk para hısrslı parayı düşünen bir hala gelip menfaatçi olacak eğitim bu şekilde çözümde burda ben kendimeden örnek verdim çocuğum bana diyorki 8 yaşında baba ben kime nasıl inanacağı ve doğru nedir doğruyu söylesem çocuk psikojisi bozulacak doğru şumu desem kızım ülke teşeronların eline teslim ediliyor asgari ücrtele herkes boğuşacak biz kuru ekmek peşlind eugraşırken dış güçler bizi teslim alacak filistinin başına geldiği gibi bir gün gelip ülkemizde bizi kana bulayacaklar bendim doğrum bu neden ülke ekonomisi bitik halk bitik çocuklar perişan öyle kömürler gıdayla inanları rencide ederek bir yere varamayız diyemiyorum bunu biyince kendi görecek ozamana kadar menfatçi çıkarcı olarak kendini yetiştircek hani peygamberimiz tüm müslümanlar kardeştir bana bırak dışarıyı filistini ve filistine yardım eli uzatmayan çıkarcı arapları bana bir müslüman kardeşı ıspatlasınlar çoçuğuma ve bana ben çevereme diorumki komşun açken sen hacca gidemezssin daha doğrusu türkiyede bu kadar perişan insan varken hiç kimse hacca gidemez farz değil sadece ziyaret etmiş olur hac yerine geçmez bunu deiğimde bana diyorlarki seni yeşitiren okul din düşmanı yetiştirmiş beni siz değerli öğretmenlerimiz yetiştiridi haccın kuralalları var örnek filistinde müslüman kan ağlarken ıraktan bacılarımıza tecevüz edilirken arabistanda işimiz ne doğrumudur bu diyanet gerçekçi olup buna değnmeli demeliki ey müslüman komşuyun sıkıntısı varken ülkeden aç inan çokken hacca gitme ona yardım etki müslüman refaha ulaşşsın ki kafirlere muhtaç olmayalım şuan inanıyorum o İMF yarın ülkeye hac kredside verir ve mülümanlar hacla ugraşşsın meşgul olsun okrediyide ödeyemessin bana temelli mahkum olsunda istediğim gibi yönlendireyim der mantıklı onlar için bizde bunları görecek yönledirek inanç lazım çook uzattım hocam kussura bakma içim kan ağlıyor gözlerimideki menfaatöi perdeye kan ağlıyor bizim müslümanlğimız göstermelik Allah yardımcımız olsun diyorum ama çevremizde insanlar kan ağlarken yardanın bize acıyacağını zannetmiyorum çünkü biz yaradanı sedece camide ve hacda anıyoruz asıl gerçekleri üzerinde değil müslümanların çok akıllı ve gerçekçi olması lazım ben çevremdeklere akıl yetiremiyorum beni yanlış anlayıp okuduğum okula laf söylüyorlar benim okulum bana ninam gibi köydekiler gibi öğretsydi iyiydi desemki bak arkadaş falanca hacca gitmiş sen daha uyu nasıl alalhın kulusun git çabuk borç harç bul git gurbetdeki çocukalrına baskı yap sana hac parası toplasınlar sende git birde bak bir müslümana yardım edeceksen herkese haber verek yappı senin reklamın olsun allahın görmesi yeterli değil kullarda görsün desem benden iyisi yok side demeyinki benim köşe yazımla bunların ne alakası var demeyin var çünkü eğitim demelden başlar siz daha iyi biliyorsunuz benim çocuğum şimdi öretmeni ile kavgalı nedenide aidat ödememesi devletin okulu gelde o çocuk ilerde ne olur ??????? saygılar elelrinizden öperim
NECATİ AKBULUT -- 07.01.2009 13:33
Pırıl Pırıl bir Yozgat’a varmısınız?
pırıl pırıl yozgat varız lakin ama velakin..
selda -- 06.12.2008 18:29
Diyarbakır, Peygamberler ve Sahabeler Şehri (1)
diyarbakırı sizin gözünüzle görmek,hem renkli ,hem de çok hoş.ve de şiir gibi..demek diyarbakır bambaşka bir diyar olmuş,yozgat ise anlaşılan garip bir diyar.değil mi?
Şeyma -- 11.11.2008 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
12
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00