BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
233
Dün
:
4936
Toplam
:
13334656
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Gazetelerinde fotoğraf olmayan şehir
surur-ozturk@hotmail.com
Folklor, Latince halk anlamına gelen “folk” kelimesi ile, bilim anlamına gelen “lore” kelimesinin birleştirilmesinden oluşmuş, “halkbilimi” anlamına gelen bir kelime.
Bir bilim dalı olarak folklor, bir milletin bütün kültürel unsurları ile ilgilenir. Atasözleri, deyimler, masallar, dualar, beddualar, efsaneler, destanlar, gelenekler, halk oyunları; düğün gibi özel günlerde sergilenen köy seyirlik oyunları, inançlar, kıyafetler, gündelik hayatta kullanılan yöreye has eşyalar, aletler, el sanatları, yemekler ve bu çerçevede aklınıza gelebilecek buna benzer diğer bütün unsurlar, folklorun ilgi ve araştırma alanındadır. Kısacası, bir milletin kültürünü oluşturan bütün maddî-manevî kültür unsurlarının toplamı, o ülkenin folklorunu teşkil eder. Bu çerçevede, kültürü oluşturan parçaların her biri, o ülkenin folklorunun bir parçasıdır, yani “folklorik”tir.
Mahallî gazeteler, bir şehrin bütün folklorik unsurlarını sayfalarına taşıdıkları oranda, gerek muhteva, gerekse görsel bakımdan zenginlik kazanma imkânına sahip oldukları halde, anlaşılmaz bir şekilde, bu imkânı neredeyse hiç kullanmıyorlar.
Mahallî gazetelerde ve web sitelerinde zaman zaman şehrin folklorik yapısına dair haberlere rastlamıyor değiliz. Meselâ, köylülerin köylerinde ürettikleri gıda ürünlerini şehre getirip sattıkları pazara dair haberler okuyoruz da, bu pazarın folklorik görüntüsünü yansıtan güzel bir fotoğraf göremiyoruz. Faytoncuların sıkıntı içinde olduklarını okuyoruz ama, bu faytonların ve faytoncuların fotoğraflarını gazetelerde bulamıyoruz. İnternette, eskilerin hatıralarını depreştirecek, türkülerini canlandıracak eski bir “yaylı” resmi arasanız, bulamazsınız… Ne kadar hazin, ne kadar vahim bir durum…
Yaşlı bir dedenin, bastonuna dayanmış bir halde, dalgın gözlerle ufuklara baktığını görsek ne olur? Bir köylünün alnındaki kırışıklıkları, gözlerindeki ifadeyi… Ya da, kuşlar gibi uçuşan, kaçışan, koşuşan, oynayan, zıplayan çocukların şen şakrak hâlini… Ya da yoksul bir çocuğun, çocuksu bir eziklik, çocuksu bir hüzün içinde duruşunu…
Yozgat’ın, şehirde jipini, otomobilini, kamyonunu, kamyonetini, motorsikletini, apartmanını, inşaatını, camisini, çeşmesini, okulunu, parkını, göletini, gazetesini, valiliğini, belediyesini; köyünde traktörünü, buğday başaklarını, ayçiçeklerini, şeker pancarlarını, aspirleri… Bağını-bostanını, çayırını-çimenini, dağını-bayırını, koyununu-kuzusunu, horozunu-tavuğunu, hindisini-kazını… Yıkıntısını, döküntüsünü, harabesini, enkazını, taşını, toprağını, tozunu, çamurunu…
İlçeleri, beldeleri, köyleri ile birlikte, şehrin insanı, şehrin kültürel dokusu nerede? Yaşlısı-genci, efendisi-serserisi, akıllısı-delisi, bakkalı, manavı, kasabı, şoförü, emlakçısı, kuyumcusu, fırıncısı, çöpçüsü nerede? Nerede hacısı, hocası? Manevî iklimi nerede? Düğünleri nerede?
Uzaktan, ters ışıkta, kötü bir açıdan ve kötü bir kadrajla çekilmiş flu fotoğraflarda, ne düğünlerin neşesi gözüküyor, ne de cenazelerin hüznü…
Gazetelerdeki ve web sitelerindeki fotoğraflara bir bakın. Mülkî âmirler, siyasi partilerin il temsilcileri, daire müdürleri… Büyük bir kısmı da portre olarak, masa başında çekilmiş üstelik… Hep aynı klasik duruşlar, hep aynı resmî yüz ifadeleri… Hayat akıp giderken, tabii seyri içerisinde dondurulmuş karelere hasretiz…
Ne yazık ki, gazetelerdeki fotoğraflarda yaşayan bir şehir yok. Şehrin caddeleri, sokakları, mimarisi, insanları, kültürel dokusu yok… Sanki koca şehirde 15-20 kişi yaşıyor ve bu 15-20 kişi de belirli mekânların dışına çıkmıyor gibi… Yozgat, bu kadar mı, bundan mı ibaret?
Elbette hayır. O halde, şehir nerede, Yozgat nerede? İmamı, müezzini, polisi, seyyar satıcısı, ayakkabı boyacısı nerede? Şairleri, ozanları nerede?.. Hâsılı, fotoğrafçıları, muhabirleri nerede?
Yozgat, saat kulesinden ve Cumhuriyet Meydanı’ndan ibaret bir şehir mi? Tol Çarşı bile kayıplara karışmış…
Resmî sitelerin “Fotoğraf Albümü” bölümleri de dahil olmak üzere, internetteki Yozgat fotoğraflarına bir bakın.
Yüzde doksanının çok eski ve çok kötü çekilmiş fotoğraflar olduğunu görürsünüz. Yabancı biri bu şehri bu fotoğraflarla tanımaya kalksa, zihninde ne kadar da çirkin ve daracık bir şehir görüntüsü canlanır kim bilir… Oysa çok değil, 250-300 Liralık bir fotoğraf makinasıyla bile, çok güzel fotoğraflar çekmek mümkün. Kaldı ki, yüksek çözünürlükte fotoğraf çekebilen cep telefonları, artık fotoğraf makinelerine bile ihtiyaç bırakmıyor…
Bu şehir, gazetelerinde, internet sitelerinde “fotoğrafı olmayan şehir…”
Yozgat İl Kültür Müdürlüğü, pekâlâ özel bir çalışma yaparak, sanat kaygısı da taşıyan profesyonel bir fotoğrafçıya güncel Yozgat fotoğrafları çektirebilir… Yozgat Valiliği, kültürel bir hassasiyet gösterip, şehrin folklorik dokusunu internete taşıyabilir…
Biliyoruz ki, acıları, sevinçleri, hayalleri ve umutlarıyla yaşayan bir şehir var orada… Var olmasına var da, nerede?..
Neredesin Yozgat, nerede?...

01.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Sessiz çınara vefa
Yozgat gazetesi farklı fikirlerin yozgat için buluştuğu bir meclis gibi..yozgat için önemli şeyleri ifade eden seçkinler meclisi..yozgatlılık meselesinin yok olduğu bir şehirde sizin gibi aydın insanların makul ve doğru şeyleri yazması bize ışık veriyor.Bu meyanda yorumlarınızda yaptığınız hakkı teslimleri memnuniyetle karşılıyoruz.mesela bu yazı da sayın osman hakan kiracının hakkını teslim ve hizmetlerini en yalın bir şekilde anlatmanız sebebiyle sizleri tebrik ederiyoruz.
Kuddusi -- 07.03.2013 10:40
Sessiz çınara vefa
Sürur bey gerçekten mükemmel yazıyorsunuz.Bütün yazılarınızı virgülüne kadar okuyorum.Son yormunuzda uzun uzadıya yazdığınız gazeteci osman bey yozgatın yetiştirdiği sessiz bir değer.Ben yerel basını ve yazarları okuyan biriyim.Bildiğim kadarıyla dışarda negatif imajı bulunan yozgata ödül kazandıran 2 gazetecimiz var.Roman ve hikayede abbas sayar,yerel basında ise osman hakan kiracı..Biz yozgatlılar olarak Abbas Sayar'ı öldükten sonra takdir ettik.Osman hakan kiracı gibi bir çınarı hayatta iken sizin gibi iyi bir gazetecinin böyle güzel bir yazıyla anlatarak takdir etmesi takdir edilecek bir davranıştır.Mükemmel yazılarınızın devamını diliyorum.
Ayşen -- 06.03.2013 01:01
Arabaşı dernekleri - 3
Sürur bey mükemmelsiniz! cini şişeden çıkardınızya yıllardır yan gelip yatanlar rahatsız oldu...dernek kur, federasyon kur üyelerin aidatlarından yemek ver kahvaltı ver kişisel reklamını yaptır pat arkasından aday ol. hemşehri derneklerine siyaset sok sonra insanları birbirinden sogut. kaptığın koltuğu başkalarına bırakmamak için her türlü yola başvur. tüzügü değiştir kendini seçtir, farklı düşünen dernekleri ve şahısları ihraç et kendini gene seçtir.
Sürur bey yine insaflı davranıp bunları arabaşı derneği diyerek sıfatlandırmışs. bence o bile fazla.. ne memlekete ne millete faydası olmayan sözde birlikten beraberlikten bahseden hamaset nutukları at,ne zaman samimi olursak birbirimize karşı belki o zaman yozgatın göç oranı eksi 27 lerden aşağı iner
sami -- 01.03.2013 23:43
Bir köy kurmalı ama nasıl?..
Tam bir Anadolu köylüsü filozu anlayışı ile yaşanan ve özlenen bir gerçeğin yazıya aktarılmasıdır bu hikaye.
Yeni bir köy kurmalı ama önce o artak duyguları,ortak değerleri,ortak gayeleri hayel edip beynimizde canlandrırıp gerçek hayata uygulamalıyız.2.000 in altında olan nüfuslü belediyeleri köy'e dönüştürerek değil!
Köy ve köylü ortak yaşamın,tasanın,kıvancın paylaşımsanın,imeçce usulünün uygulannışının,komşusu aç iken tok yatmanın yadsınışının,bir lokma ekmeğin,bir kaşık çorbanın,bir yudum suyun,bir bardak çayın,soba ile ile ısıtılan bir odanın ortak kullanılmasının velhasıl barış,kardeşlik ve dostluk duygusu ile birarada yaşanabileceği gerçeğinin kanıtıdır.
.Barış,kardeşlik,dostluk içerisinde ortak yaşamı özümseyip yaşayan ve yaşatabilen çiçeği GÜL sevdası İNSAN olan yüreklere selam olsun.
Remzi ATAMAN -- 22.02.2013 11:02
Arabaşı dernekleri...
yüreginize saglık yine ezber bozmuşsunuz bu işler arz ve talep meselesidir. insanlar neyi talep edecegi konusunda [ bilgilendirilmedigi ] sürece arabaşı yutturma bahanesi ile oyalanırlar bu durumda birileinin işine yaradıgı için bu işler böylece devam eder gider.derneklerin üye profiline bir bakarsanız cevabı içidedir.selemlar.
hasan baycan -- 21.02.2013 11:50
Arabaşı dernekleri...
selam surur bey okudum okudumve bu yazıyı okumamış olan dernek üyeleri ve yönetenleri de okusun diye kes yapıştır yöntemiyle baglı bulunduğum dernek sayfasındada paylaşmak istedim müsadenizle ,saygılar.
mahmut erdem -- 21.02.2013 09:08
Arabaşı dernekleri...
"...üyelerine arabaşı hamurunu yuttururlarken, kendilerini de kamuoyuna ‘sivil toplum kuruluşu’ diye yuttururlar..."
Başka kelama ne hacet? Yuttur yutturabildiğin kadar...Faaliyet, etkinlik, verimlilik, ilin ve üyelerin sosyal refahı faso-fiso...kaleminme yüreğine sağlık Süruri bey?
Cemil canayakın -- 20.02.2013 20:45
“Bozok Araştırmaları Merkezi”
Değerli Surur Beyciğim, makalenizi okuyunca bende heyecanlandım ve bende içimden nihayet dedim. İçinde koca bir Üniversite barındıran bir şehir neden bu kadar sahipsiz kalıyor diye hayıflanırken Başkan Yusuf Bey’in böyle hayırlı bir işe el atmasından ziyadesiyle memnun oldum. Buyurduğunuz gibi Araştırma Merkezi, daha çok, soyut ve somut kültürel değerleri kayıt altına alan, derlemeler yapıp bunları arşivleyen, dergi ya da kitap yayınlarıyla bulgularını ve değerlendirmelerini kamuoyuna aktaran, çeşitli kültürel etkinliklerle halk arasında ‘farkındalık’, kültürel zemin ve bilinç oluşmasını sağlayan bir kuruluş olmalıdır. Öyle olmasını umut ederek emeği geçeceklere şimdiden teşekkür ediyorum. Ve ismi mutlaka “Bozok Araştırmaları Merkezi” olmalı diye arzu ediyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.02.2013 00:02
Özgün tasarım’ın âlâsı Anadolu’da…
İlahi Sururi Bey;Yazınızı gülümseyerek okudum.Hemde bu yetenekli kardeşimiz adına çok mutlu oldum.Nice değerli eller;nice farklı bakan gözler var ama farkedilmeden,gün ışığına çıkarılıp, etrafını aydınlatmaya mahal vermeden yok olup gidiyorlar.Resimde gördüğüm eserleri eğitim almış heykeltraşlar yapamazlar. Görüyorum ki "basın" bir dehayı gün ışığına çıkarmakta oldukçe etkili olmuş.Bizlerde memleketimizde ne dehaların var olduğunu görmüş olduk.Ne kadar "basının işi tanıtım yapmak mı?" diye kükresenizde...; Basın isterse, var olan şeyi tanıtmakta ÇOK etkili olduğunu şu an ispatlanmıştır.Tabi ki olmayan bişey için basın ne yapsın?

Allah sizden razı olsun.
SUZAN -- 05.02.2013 20:26
Madem tanıtım görevlisiyiz, o halde söyleyin
Sayın Suriri Bey;Yazınızın ana fikrini ve anlatmak istediklerinizi anlayarak aşağıdaki yorumu yapmışımdır.Anlatmak istediğinizi siz yazınızda etraflıca zaten anlatmışsınız.Sayın yetkililer okuma ahmetinde bulunurlarsa kendi paylarına düşeni alacaklar elbetteki.

Basının görevi tanıtım ve kalkınma için yatırım yapmak değil ki bu konuda basından beklentiye girilsin."Yozgat Gazetesi"ni Yozgat'lı okuyor.Yozgat halkınada reklam yapacak değilsiniz.Ancak, bir şehirde alt yapı hazırlanır, sonra tanıtım konusunda bazı sanat dallarından faydalanılır.Yozgat'a yolu düşen insan, rahat yürüyecek yol,dinlenecek mekan,çayını kahvesini yudumlarken etrafında gözünü dolduracak manzara,huzurlu bir ortam ister.Her şeyden önce Yozgat'ın halkı tavır ve davranışlarını değiştirmeli. Üniversite Yozga'a geleli yıllar oldu.Halâ bir kadın tek başına bir parkta oturup rahatça çay içemiyor. Tüm gözler üzerine çevriliyor. Hatta sinsi sinsi takip ediliyor.Kimin nesi, neden gelmiş, tekbaşına parkda- bahcede ne işi var?İnsanlar bakışlarında bu soruları direk yansıtıyorlar. Rahat ve ferah bir ortamın hangisi Yozgat'ta var.öncelikle bunları hazırlamak gerekir.Konu illada isim duyurmak ise günümüz örnekleri ve en etkili yöntemlerini dilim döndüğünce belki haddim olmayarak anlatmaya çalıştım.

Saygılar...
Suzan -- 22.01.2013 00:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
2
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00