BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
295
Dün
:
4633
Toplam
:
15000645
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Gazetelerinde fotoğraf olmayan şehir
surur-ozturk@hotmail.com
Folklor, Latince halk anlamına gelen “folk” kelimesi ile, bilim anlamına gelen “lore” kelimesinin birleştirilmesinden oluşmuş, “halkbilimi” anlamına gelen bir kelime.
Bir bilim dalı olarak folklor, bir milletin bütün kültürel unsurları ile ilgilenir. Atasözleri, deyimler, masallar, dualar, beddualar, efsaneler, destanlar, gelenekler, halk oyunları; düğün gibi özel günlerde sergilenen köy seyirlik oyunları, inançlar, kıyafetler, gündelik hayatta kullanılan yöreye has eşyalar, aletler, el sanatları, yemekler ve bu çerçevede aklınıza gelebilecek buna benzer diğer bütün unsurlar, folklorun ilgi ve araştırma alanındadır. Kısacası, bir milletin kültürünü oluşturan bütün maddî-manevî kültür unsurlarının toplamı, o ülkenin folklorunu teşkil eder. Bu çerçevede, kültürü oluşturan parçaların her biri, o ülkenin folklorunun bir parçasıdır, yani “folklorik”tir.
Mahallî gazeteler, bir şehrin bütün folklorik unsurlarını sayfalarına taşıdıkları oranda, gerek muhteva, gerekse görsel bakımdan zenginlik kazanma imkânına sahip oldukları halde, anlaşılmaz bir şekilde, bu imkânı neredeyse hiç kullanmıyorlar.
Mahallî gazetelerde ve web sitelerinde zaman zaman şehrin folklorik yapısına dair haberlere rastlamıyor değiliz. Meselâ, köylülerin köylerinde ürettikleri gıda ürünlerini şehre getirip sattıkları pazara dair haberler okuyoruz da, bu pazarın folklorik görüntüsünü yansıtan güzel bir fotoğraf göremiyoruz. Faytoncuların sıkıntı içinde olduklarını okuyoruz ama, bu faytonların ve faytoncuların fotoğraflarını gazetelerde bulamıyoruz. İnternette, eskilerin hatıralarını depreştirecek, türkülerini canlandıracak eski bir “yaylı” resmi arasanız, bulamazsınız… Ne kadar hazin, ne kadar vahim bir durum…
Yaşlı bir dedenin, bastonuna dayanmış bir halde, dalgın gözlerle ufuklara baktığını görsek ne olur? Bir köylünün alnındaki kırışıklıkları, gözlerindeki ifadeyi… Ya da, kuşlar gibi uçuşan, kaçışan, koşuşan, oynayan, zıplayan çocukların şen şakrak hâlini… Ya da yoksul bir çocuğun, çocuksu bir eziklik, çocuksu bir hüzün içinde duruşunu…
Yozgat’ın, şehirde jipini, otomobilini, kamyonunu, kamyonetini, motorsikletini, apartmanını, inşaatını, camisini, çeşmesini, okulunu, parkını, göletini, gazetesini, valiliğini, belediyesini; köyünde traktörünü, buğday başaklarını, ayçiçeklerini, şeker pancarlarını, aspirleri… Bağını-bostanını, çayırını-çimenini, dağını-bayırını, koyununu-kuzusunu, horozunu-tavuğunu, hindisini-kazını… Yıkıntısını, döküntüsünü, harabesini, enkazını, taşını, toprağını, tozunu, çamurunu…
İlçeleri, beldeleri, köyleri ile birlikte, şehrin insanı, şehrin kültürel dokusu nerede? Yaşlısı-genci, efendisi-serserisi, akıllısı-delisi, bakkalı, manavı, kasabı, şoförü, emlakçısı, kuyumcusu, fırıncısı, çöpçüsü nerede? Nerede hacısı, hocası? Manevî iklimi nerede? Düğünleri nerede?
Uzaktan, ters ışıkta, kötü bir açıdan ve kötü bir kadrajla çekilmiş flu fotoğraflarda, ne düğünlerin neşesi gözüküyor, ne de cenazelerin hüznü…
Gazetelerdeki ve web sitelerindeki fotoğraflara bir bakın. Mülkî âmirler, siyasi partilerin il temsilcileri, daire müdürleri… Büyük bir kısmı da portre olarak, masa başında çekilmiş üstelik… Hep aynı klasik duruşlar, hep aynı resmî yüz ifadeleri… Hayat akıp giderken, tabii seyri içerisinde dondurulmuş karelere hasretiz…
Ne yazık ki, gazetelerdeki fotoğraflarda yaşayan bir şehir yok. Şehrin caddeleri, sokakları, mimarisi, insanları, kültürel dokusu yok… Sanki koca şehirde 15-20 kişi yaşıyor ve bu 15-20 kişi de belirli mekânların dışına çıkmıyor gibi… Yozgat, bu kadar mı, bundan mı ibaret?
Elbette hayır. O halde, şehir nerede, Yozgat nerede? İmamı, müezzini, polisi, seyyar satıcısı, ayakkabı boyacısı nerede? Şairleri, ozanları nerede?.. Hâsılı, fotoğrafçıları, muhabirleri nerede?
Yozgat, saat kulesinden ve Cumhuriyet Meydanı’ndan ibaret bir şehir mi? Tol Çarşı bile kayıplara karışmış…
Resmî sitelerin “Fotoğraf Albümü” bölümleri de dahil olmak üzere, internetteki Yozgat fotoğraflarına bir bakın.
Yüzde doksanının çok eski ve çok kötü çekilmiş fotoğraflar olduğunu görürsünüz. Yabancı biri bu şehri bu fotoğraflarla tanımaya kalksa, zihninde ne kadar da çirkin ve daracık bir şehir görüntüsü canlanır kim bilir… Oysa çok değil, 250-300 Liralık bir fotoğraf makinasıyla bile, çok güzel fotoğraflar çekmek mümkün. Kaldı ki, yüksek çözünürlükte fotoğraf çekebilen cep telefonları, artık fotoğraf makinelerine bile ihtiyaç bırakmıyor…
Bu şehir, gazetelerinde, internet sitelerinde “fotoğrafı olmayan şehir…”
Yozgat İl Kültür Müdürlüğü, pekâlâ özel bir çalışma yaparak, sanat kaygısı da taşıyan profesyonel bir fotoğrafçıya güncel Yozgat fotoğrafları çektirebilir… Yozgat Valiliği, kültürel bir hassasiyet gösterip, şehrin folklorik dokusunu internete taşıyabilir…
Biliyoruz ki, acıları, sevinçleri, hayalleri ve umutlarıyla yaşayan bir şehir var orada… Var olmasına var da, nerede?..
Neredesin Yozgat, nerede?...

01.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bu feryâdı duymak lâzım
bu feryadı duymak istedik olmadı.saniye gündüz yıldırım şiirleri ne zaman ne zaman
aslan kardeş -- 04.08.2011 21:17
Bu feryâdı duymak lâzım
selam yazılarınızı zevkle okuyoruz saniye gündüz yıldırımın şiirlerinide görmek isteriz hanfendi 1 hafta önce merkezdeki halk edebiyatı çalışmalaı içerisindeydi mehmet saygının bürosunda çok şair edebiyatçı vardı kendi şiirlerini okudu çok güzel şiirleri var sağolun varolun
abdullah keskin -- 31.07.2011 12:48
Çiftçilerin şikâyetleri neden manşet olmaz?
iyi akşamlar kültür ve turizm bakanlığının değerli müdürü saniye yıldırım ve genç çocukda vardı ilçemiz çayıralana geldiler genç çocukda arştırmcıymış bize masal ninni hikaye derlemesi yapacağını söylediler çok tatlı bayandı biz utandık önce müdüre hanım rahatltmak için önce kendisi çok güzel türkü söyledi sonrada biz ailece katıldık.çayıralanda bir aile olarak kültür ve turizm bakanlığı yetkililerini kutluyoruz bizim türkü ve ağıtlarımızı internette görmek istiyoruz saygılar
mustafa e. -- 25.07.2011 22:09
Çiftçilerin şikâyetleri neden manşet olmaz?
Değerli Sürur Beyciğim.Vallahi yazı fabrikası gibisiniz.Makalelerinizi sindire sindire zevkle okuyorum.Benim cennetmekan dedem Ceritzade Şükrü efendinin de Dayılı köyünde tarlaları ve 1950 li yıllarda traktörü vardı.Babamın memuriyeti dolayisiyle Amasyada bulunduğumuz 1960 lı yılların başında bize misafirliğe gelmişti.Amasyada buğday rekoltesini duyduğunda hayretler içinde kalmıştı.Zira Yozgat'ta ancak yarısı idi.Makalenizi okuyunca çok üzüldüm anlaşılıyorki Yozgat köylüsü her açıdan sahipsiz.Tarım il müdürü sn.Ünal koçak'a sitemlerimi iletirken çiftçi Mahmut Kılıç'ı duyarlılığından dolayı kutluyorum.İstanbuldan selam ve saygılar.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 23.07.2011 11:22
“Marka şehir” olmak istediğinizden emin misiniz?
"Yozgat, çok boyutlu olarak ve ciddiyetle tartışması / istişâre etmesi gereken temel meselelerini hiç tartışmayan ama buna karşılık incir çekirdeğini doldurmayacak konulara cömertçe zaman ayıran bir şehir"… Yozgatlısı olmayan Yozgat için yapılmış en isabetli tesbit.Teşekkürler değerli Sürur beyciğim.

ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 19.07.2011 11:45
Yozgat’ın gizli şairleri
kültür ve turizm bakanlığı araştırma ve eğitim genel müdürlüğü halk edebiyatı şubesi yozgatta halk edebiyatı alan araştırması yapmak için geldi müdür saniye yıldırım çok gayret içindeydi ekipten hüseyin demir de gayretliydi kültür bakanlığını ve yetkilileri kutluyoruz işallah araştırma başarılı geçmiştir.
sabahattin kara -- 17.07.2011 23:16
Ölümü en iyi köylüler bilir…
öncelikle başınız sağolsun yüce rabbim mekanını cennet eylesin.allah sabır ihsan eylesin.
YÜKSEL GÖDEK -- 11.07.2011 15:32
Ölümü en iyi köylüler bilir…
Değerli kardeşim,
Babanızın vefatı dolayısiyle başınız sağolsun. Yüce Mevlam Yar ve Yardımcısı olsun.Resullahın sancağı altında gölgelenen kullarından olsun İnşallah. Bugün yazınızı okudum.Sanki sadece kendinizin değil, neredeyse hepimizin duygularını terennüm ettirmişsin.Yozgatın meşhur Ziya'sına atfen söylenen'Çamlığın başında tüter bir tütün,acı çekmeyenin yüreği bütün' ezgisinde çok yalın bir şekilde vücut bulan yürek bütünlüğünün bozulduğunu o kadar güzel, duygulu ve anlamlı izahın etmişsin ki, adeta bizlere ilave edilecek birşey bırakmamışsın. Selam ve sevgilerimi sunuyor,gözlerinden öpüyorum. Fuat ÖZYURT
fuat ÖZYURT -- 11.07.2011 11:35
Ölümü en iyi köylüler bilir…
Bir cenaze törenini, köylerin ve köylülerin terkedilmişliğini, yapayalnızlığını ne kadar güzel ve hisli tasvir etmişsiniz.Bende 2008 'de babam rahmetli olduğunda aynı hisleri yaşamıştım.Demekki onların tebessümü için ve oraların canlanması için ne yaşlılık maaşı, ne rehabilitasyon hizmeti yetmiyor.Onları hayata bağlayacak garip hissettirmeyecek ne varsa hapsini ortaya koymamız gerekiyor.Başınız sağolsun
Hakan YILDIZ -- 11.07.2011 00:16
Ölümü en iyi köylüler bilir…
Benim de babam öldüğünde aynı duyguları yaşamıştım.gerçekten harikulade bir yazıyı kaleme almışsınız.teşekkürler ve başınız sağolsun..
emel -- 10.07.2011 09:10
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
6
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00