BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
277
Dün
:
4633
Toplam
:
15000730
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Gazetelerinde fotoğraf olmayan şehir
surur-ozturk@hotmail.com
Folklor, Latince halk anlamına gelen “folk” kelimesi ile, bilim anlamına gelen “lore” kelimesinin birleştirilmesinden oluşmuş, “halkbilimi” anlamına gelen bir kelime.
Bir bilim dalı olarak folklor, bir milletin bütün kültürel unsurları ile ilgilenir. Atasözleri, deyimler, masallar, dualar, beddualar, efsaneler, destanlar, gelenekler, halk oyunları; düğün gibi özel günlerde sergilenen köy seyirlik oyunları, inançlar, kıyafetler, gündelik hayatta kullanılan yöreye has eşyalar, aletler, el sanatları, yemekler ve bu çerçevede aklınıza gelebilecek buna benzer diğer bütün unsurlar, folklorun ilgi ve araştırma alanındadır. Kısacası, bir milletin kültürünü oluşturan bütün maddî-manevî kültür unsurlarının toplamı, o ülkenin folklorunu teşkil eder. Bu çerçevede, kültürü oluşturan parçaların her biri, o ülkenin folklorunun bir parçasıdır, yani “folklorik”tir.
Mahallî gazeteler, bir şehrin bütün folklorik unsurlarını sayfalarına taşıdıkları oranda, gerek muhteva, gerekse görsel bakımdan zenginlik kazanma imkânına sahip oldukları halde, anlaşılmaz bir şekilde, bu imkânı neredeyse hiç kullanmıyorlar.
Mahallî gazetelerde ve web sitelerinde zaman zaman şehrin folklorik yapısına dair haberlere rastlamıyor değiliz. Meselâ, köylülerin köylerinde ürettikleri gıda ürünlerini şehre getirip sattıkları pazara dair haberler okuyoruz da, bu pazarın folklorik görüntüsünü yansıtan güzel bir fotoğraf göremiyoruz. Faytoncuların sıkıntı içinde olduklarını okuyoruz ama, bu faytonların ve faytoncuların fotoğraflarını gazetelerde bulamıyoruz. İnternette, eskilerin hatıralarını depreştirecek, türkülerini canlandıracak eski bir “yaylı” resmi arasanız, bulamazsınız… Ne kadar hazin, ne kadar vahim bir durum…
Yaşlı bir dedenin, bastonuna dayanmış bir halde, dalgın gözlerle ufuklara baktığını görsek ne olur? Bir köylünün alnındaki kırışıklıkları, gözlerindeki ifadeyi… Ya da, kuşlar gibi uçuşan, kaçışan, koşuşan, oynayan, zıplayan çocukların şen şakrak hâlini… Ya da yoksul bir çocuğun, çocuksu bir eziklik, çocuksu bir hüzün içinde duruşunu…
Yozgat’ın, şehirde jipini, otomobilini, kamyonunu, kamyonetini, motorsikletini, apartmanını, inşaatını, camisini, çeşmesini, okulunu, parkını, göletini, gazetesini, valiliğini, belediyesini; köyünde traktörünü, buğday başaklarını, ayçiçeklerini, şeker pancarlarını, aspirleri… Bağını-bostanını, çayırını-çimenini, dağını-bayırını, koyununu-kuzusunu, horozunu-tavuğunu, hindisini-kazını… Yıkıntısını, döküntüsünü, harabesini, enkazını, taşını, toprağını, tozunu, çamurunu…
İlçeleri, beldeleri, köyleri ile birlikte, şehrin insanı, şehrin kültürel dokusu nerede? Yaşlısı-genci, efendisi-serserisi, akıllısı-delisi, bakkalı, manavı, kasabı, şoförü, emlakçısı, kuyumcusu, fırıncısı, çöpçüsü nerede? Nerede hacısı, hocası? Manevî iklimi nerede? Düğünleri nerede?
Uzaktan, ters ışıkta, kötü bir açıdan ve kötü bir kadrajla çekilmiş flu fotoğraflarda, ne düğünlerin neşesi gözüküyor, ne de cenazelerin hüznü…
Gazetelerdeki ve web sitelerindeki fotoğraflara bir bakın. Mülkî âmirler, siyasi partilerin il temsilcileri, daire müdürleri… Büyük bir kısmı da portre olarak, masa başında çekilmiş üstelik… Hep aynı klasik duruşlar, hep aynı resmî yüz ifadeleri… Hayat akıp giderken, tabii seyri içerisinde dondurulmuş karelere hasretiz…
Ne yazık ki, gazetelerdeki fotoğraflarda yaşayan bir şehir yok. Şehrin caddeleri, sokakları, mimarisi, insanları, kültürel dokusu yok… Sanki koca şehirde 15-20 kişi yaşıyor ve bu 15-20 kişi de belirli mekânların dışına çıkmıyor gibi… Yozgat, bu kadar mı, bundan mı ibaret?
Elbette hayır. O halde, şehir nerede, Yozgat nerede? İmamı, müezzini, polisi, seyyar satıcısı, ayakkabı boyacısı nerede? Şairleri, ozanları nerede?.. Hâsılı, fotoğrafçıları, muhabirleri nerede?
Yozgat, saat kulesinden ve Cumhuriyet Meydanı’ndan ibaret bir şehir mi? Tol Çarşı bile kayıplara karışmış…
Resmî sitelerin “Fotoğraf Albümü” bölümleri de dahil olmak üzere, internetteki Yozgat fotoğraflarına bir bakın.
Yüzde doksanının çok eski ve çok kötü çekilmiş fotoğraflar olduğunu görürsünüz. Yabancı biri bu şehri bu fotoğraflarla tanımaya kalksa, zihninde ne kadar da çirkin ve daracık bir şehir görüntüsü canlanır kim bilir… Oysa çok değil, 250-300 Liralık bir fotoğraf makinasıyla bile, çok güzel fotoğraflar çekmek mümkün. Kaldı ki, yüksek çözünürlükte fotoğraf çekebilen cep telefonları, artık fotoğraf makinelerine bile ihtiyaç bırakmıyor…
Bu şehir, gazetelerinde, internet sitelerinde “fotoğrafı olmayan şehir…”
Yozgat İl Kültür Müdürlüğü, pekâlâ özel bir çalışma yaparak, sanat kaygısı da taşıyan profesyonel bir fotoğrafçıya güncel Yozgat fotoğrafları çektirebilir… Yozgat Valiliği, kültürel bir hassasiyet gösterip, şehrin folklorik dokusunu internete taşıyabilir…
Biliyoruz ki, acıları, sevinçleri, hayalleri ve umutlarıyla yaşayan bir şehir var orada… Var olmasına var da, nerede?..
Neredesin Yozgat, nerede?...

01.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bedava tanıtım imkânı var, neden kullanmıyorsunuz?
BAŞSAĞLIĞI

Sürur Bey , Babanızın vefatını teessürle öğrendim . Merhuma Allah'tan rahmet , Siz ve Ailenize Başsağlığı ve Sabırlar dilerim .
MUSTAFA ÇAPANOĞLU -- 02.07.2011 19:06
Bedava tanıtım imkânı var, neden kullanmıyorsunuz?
Değerli Sürur Beyciğim.Muhterem pederinizin vefatını teessürle öğrendim.Ne mutlu ki bu yaşınıza kadar benim gibi ah babam olsaydı şimdi ona sorardım dememişsiniz.Bu günlere kadar birlikte yaşayan şanslı insanlardansınız.Ben rahmetli cennetmekan babamı kaybettiğimde lise 2. sınıfta idim.Acınızı bütün kalbimle paylaşır, Rahmetli pederinize tanrıdan rahmet,tüm aile efradınıza da sabır dilerim Allah sizlere sağlıklı uzun ömür versin.İstanbuldan saygılar,selamlar.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 02.07.2011 18:41
Uğur Bektaş, bula bula bu çözümü mü buldu?
yozgatta bir STK başkanının ne oldugu ancak bu kadar anlatılır.işte yozgatta stk lar boyle insanların elinde oldugu icin yozgat kalkınamıyor.
Necip -- 26.06.2011 09:47
Yozgat’ta 3 parti de hayal kırıklığı yaşıyor
pirus zaferi ifadeniz abartı olmuş çok büyük kayıp olarak ne mesela
LEVENT ERGÜL -- 14.06.2011 17:33
Tarım ve hayvancılığın yıldızı parlayacak
Kıymetli yazar,yazdığınız her yazı yozgata ışık olacak nev'iden.Sizin bu yazılarınız yozgatı yönetenler ve siyasiler tarafından incelenerek mutlaka değerlendirmelidir.Sizin gibi aydınların söyledikleri ciddiye alınmalıdır.yoksa yozgat gayri ciddi meselelerle meşgul ediliyor.kıymetli yazılarınızdan dolayı size isviçreden tebriklerimi ve hürmetlerimi gönderiyorum.
Kübra -- 11.06.2011 10:04
Yozgat ‘sihirli değnek’ bekliyorsa çok bekler
Değerli Surur beyciğim. Yozgat nasıl marka şehir olacak konulu inceleme yazınızda ki Sayın Başbakanın şu sözünü Yozgatlı hemşerilerimizin dikkatine sunarım.Sayın Başbakan diyor ki “3 Kasım 2002’de siz, bu harekete sahip çıktınız. Siz, AK Parti’yi bağrınıza bastınız. Yozgat, bu bakımdan bizim göz bebeğimizdir, canımızdır. Yozgat’a hizmet üretmek, bizim gururumuzdur. Yozgat’ı imar etmeye, Yozgat’ı yeniden inşa etmeye devam edecek, bozkırın ortasında, Bozok Ovası’nda bir dünya kenti, bir marka kent oluşturmak için çok daha fazla ter dökeceğiz.”Bu nasıl bağıra basılan, gözbebeği olan bir şehirdir ki,iktidardaki partinin en üst düzey bakanları,başbakan yardımcıları bu şehrin milletvekili olur ama bu şehir ihmalde,işsizlikte,yoksullukta,göç vermekte ,bakımsızlıkta,trafik keşmekeşinde lider bir şehir olur.Bu seçilmişler acaba kaç kere Yozgat’a gelip seçmenlerinin isteklerine kulak vermişler.Ben bile yılda birkaç kez İstanbul dan akrabalarımı görmeye geliyorum.Bu zihniyet. bu vurdumduymazlık, bu vefasızlık devam ettiği sürece Yozgat olsa olsa başkentin hemen yanı başında geri kalmışlıkta marka şehir olmaya devam eder.Makalenizi okuyunca çok üzüldüm içimi size döktüm affola. İstanbul dan selam ve saygılarımı sunuyorum
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 24.05.2011 12:58
Bir belge ve birkaç soru
Bir belge ve birkaç soru

Merak ettiğiniz konuyu değilde, konu hakkında neden meraka düşünüzü merak ediyorum.

Bildiğiniz varsa açık yazsaydınız.Elbetteki insanın insan üzerinde ya alacağı vardır yada vereceği. Bu nedenle ulaşmaya çalışmıştır. Olay bence bu kadar basit. Siz nedersiniz. bilemiyorum???
SAYHA -- 10.04.2011 21:00
Gelin etrafı biraz güzelleştirelim
Merhaba; yazının başında geçen yaşar kemal ile ilgili bölümde kitabın basım tarihi olarak 1976 vermişiniz.fakat kitabın ilk baskısı 1955 tarihindedir ve yanan ormanlarda 50 gün adı altında yayımlanan kitabın son bölümünde yer alan Orta Anadolu da en sağlıklı insanların şehri Yozgat isimli yazı da 8.8 1955 tarihinde yazılmıştır.


bir düzeltme notu olarak kabul görmesi dileğimle
ABDULBAKİ UÇAN
Adınız ve Soyadınız -- 08.04.2011 15:36
Akgül’ün “milletvekilliği algısı” üzerine…
Değerli Surur beyciğim.Köşenizi okurken bir kere daha vah benim Yozgat’ım demek geldi içimden.Ama sonra düşündüm de asıl haline vah denilecekler bu milletvekillerine oy verenlerdir.Yozgat’ın Milletvekilleri hem AKP.nin hem de Hükümetin en üst kademelerinde bulundukları halde Yozgat için ne yaptılar Allah aşkına.Yozgat gazetelerinde okuyorum.Herkes sıkışınca belediyeyi suçluyor.Hükümet belediyeye destek olmaz, kredi açmaz, hibelerde bulunmazsa Yozgat gibi nüfusu gittikçe azalan, gelir seviyesi düşük, üretimden yoksun bir ilde belediye ne yapsın.Yapılmayan yatırımların, verilmeyen hizmetlerin,işsizliğin,yoksulluğun hesabını elbette o ilin milletvekillerinden sormak gerekmezmi.Din, İman, Allah, Peygamber kelimelerini dillerinden düşürmeyenler bizim insanlarımızı çok kolay kandırıyorlar.Şimdi sizin köşenizde dile getirdiğiniz bu acınası itirafı da kaç Yozgatlı okuyup ders alacak.
Saygılarımı sunuyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.03.2011 20:16
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
Taziye evleri gibi çok hassas aynı zamanda da örf ve adetlerimizle, aile , eş, dost, komşu hatırı ve saygısı ile hiç ilgisi olmayan bu konuyu gündeme getirerek hassasiyetlerini dile getiren Sayın Memduh beye,Asım beye ve Kadir beye çok teşekkür ederim.Yaşayan ama zamanla da unutturulmaya çalışılan bu güzel ve milli hasletlerimizin önemini değerli hocam Prof.Öcal Oğuz köşesinde sık sık dile getiriyor.Umut ederim ki gençlerimizde bu konuda duyarlı olurlar.Bu vesile ile sayın hemşerilerimizden benimde bir istirhamım olacak.Dedelerimizden hepimize büyük bir hediye olarak kalan Çapanoğlu Camiinin ismi ,Çapanoğullarını Yozgat’ta unutturmak için bir dönem Büyük cami olarak değiştirildi ve kullanıldı.Bunu kasıtlı olarak yapanlara yinede intizar etmiyoruz.Allahın affı onların üzerine olsun.Lütfen hiç olmazsa bundan sonra Çapanoğlu camii diye anılmasını değerli hemşerilerimizden hassaten istirham ediyoruz.Saygılarımla
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 25.02.2011 16:44
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
9
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00