BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
215
Dün
:
4633
Toplam
:
14862817
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Oynamayı bilmeyen Belediye, “yerim dar” dermiş
surur-ozturk@hotmail.com
Bir şehrin belediyesi, o şehre itibar kazandıracak olan Yozgat Basın Müzesi’nin kurulup hizmete açılmasını neden engeller? Üstelik önceki ve yine AK Partili olan yönetim döneminde “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” açılmasına dair Belediye Meclisi kararı alınmış olmasına rağmen?
Yozgat Gazeteciler Cemiyeti’nden öğrendiğimize göre, halihazırda Türkiye genelinde 6 tane basın müzesi bulunuyor. Eğer Yozgat Belediye Başkanı Sayın Kâzım Arslan, önce söz verip sonra tuhaf bir şekilde vazgeçerek –kaşla göz arasında- bu projeye engel olmasaydı, yedincisi Yozgat’ta kurulmuş olacaktı. Neden “kaşla göz arasında” deyimini kullandığımı, aşağıda özetleyeceğim; ama önce şu hususu kaydetmek isterim:
Basın-yayın faaliyetleri, bir şehrin entelektüel faaliyetleridir. Gazeteler, “söz uçar, yazı kalır” gerçeğine uygun bir şekilde, bir anlamda şehrin günlüğünü tutar; ekonomik, siyasî, sosyal ve kültürel açıdan tarihini kaydederler. 100 yıl, 200 yıl sonra da olsa, bu gazetelerin arşivlerine girdiğinizde, şehrin geçirdiği evreleri, yaşadığı belli başlı olayları, kamu kurumlarının faaliyetlerini, icraatlarını, yaşanan ekonomik, sisyasî, sosyal ve kültürel değişimleri bulabilirsiniz. Kimler, hangi konuda ne düşünüyormuş, neler yazmışlar, neler söylemişler, hepsi, gazetelerin sayfalarının arasında kayıt altına alınmıştır.

Bu gün biz basın mensupları, Yozgat’ın geçmişine, gündelik hayatına dair dişe dokunur bilgilere ulaşmakta zorluk çekiyorsak, bunun sebebi, yaşananların kayıt altına alınmayışından yahut alınanlara da sahip çıkılmayışındandır.

Türkiye’de Türk kültürüne büyük çapta hizmet etmiş olan meselâ merhum Ordinaryus Prof. Dr. Süheyl Ünver gibi bilim ve kültür adamlarından hangisinin eserlerine müracaat etseniz, hep aynı yakınmalarla karşılaşırsınız: Sözlü kültürle yetinilip, yazılı kültürün ihmal edilmiş olması; pek çok bilginin, kayıt altına alınmayışı sebebiyle yok olup gitmesi…

Yozgat’ta ömrünü gazeteciliğe ve dolayısıyla Yozgat’ın meselelerine vakfetmiş olan bir isim olarak Osman Hakan Kiracı, bu korkunç boşluğun önemine vakıf ender insanlardan birisi olarak, Yozgat basın tarihini kayıt altına almak istiyor. Yozgat Gazeteciler Cemiyeti’ne başkanlık eden bir gazeteci olmanın kendisine yüklediği en büyük sorumluluğun gereği olarak, Yozgat Basın Müzesi kurmak için kolları sıvıyor. Düşüncesini projelendiriyor. Projesini, 2014 yılının başında, önceki Belediye Başkanı Yusuf Başer’e takdim ediyor.
Tevazu gösteriyor ve kurulması planlanan Basın Müzesi’ne kendi ismini de vermiyor. Müzenin ismi, “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” olarak kararlaştırılıyor. Müzenin bu şekildeki ismi, 2 kurumu ebedîleştiriyor: Birisi Yozgat Belediyesi, diğeri de Yozgat Gazeteciler Cemiyeti… Görüldüğü üzere, müzenin tabelasında Osman Bey’in ismi yok. Yani maksadı kendi reklâmını yapmak değil, Yozgat’a itibar kazandıracak kalıcı bir kurumu, Yozgat’ın entelektüel tarihine hediye etmek…

Önceki başkan Sayın Yusuf Başer, projeyi çok beğeniyor. Adı ulusal basın camiası tarafından yüksek seviyede tanınan Yozgatlı gazeteci Taha Akyol’un ailesinin belediye tarafından kamulaştırılan konağı, Basın Müzesi için seçiliyor.

Bu tercih, gazeteci Taha Akyol’u da ziyadesiyle mutlu ediyor ve memnuniyetini şöyle ifade ediyor:
“Gerek Yozgatlı meslektaşlarımın ve gerekse Belediyemizin Yozgat Basın Müzesi olarak evimizi seçmesi, beni çok duygulandırdı. Sizin, Belediyemizin ve meslektaşlarımın vefasına müteşekkirim. Müzenin oluşumuna emek verecek herkesi kutluyorum.”

Yozgat Belediye Meclisi de, bu isabetli projeyi, oy birliği ile onaylıyor. “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” için bir protokol imzalanıyor.

Bu gelişme, Yozgat basın camiasında heyecanla karşılanıyor. İmza törenine ilçelerdeki basın mensupları bile katılıyorlar. Bu güzel ânı ebedîleştirmek niyetiyle, belediye binasının önünde ve müze haline getirilmesi planlanan tarihî konağın önünde, hep birlikte hatıra fotoğrafı çekiliyor.

Bu protokole göre Yozgat Belediyesi, ORAN, SODES ve Kültür Bakanlığı’nın fonlarından sağlayacağı katkılarla, Basın Müzesi haline getirilecek olan tarihî konağı restore ettirecekti. Yozgat Gazeteciler Cemiyeti ise müzede sergilenecek olan malzemeleri temin edecekti. Neydi bu malzemeler? Yozgat’ta eskiden kullanılmış olan matbaa makineleri, diğer basım araç ve gereçleri; daktilo, fotoğraf makinesi, kamera gibi eski meslekî malzemeler, Yozgat basınına dair belgeler, gazete koleksiyonları ve çeşitli nostaljik basın objeleri... Dahası, 1860 yılında Şinasi ile birlikte Tercümân-ı Ahvâl gazetesini çıkarmış olan Osmanlı dönemi Yozgatlı devlet adamı Âgâh Efendi başta olmak üzere, dünden bu güne Yozgatlı gazetecilerin fotoğraflı biyografileri…

Harika değil mi? Müzeyi ziyaret eden herkes, Yozgat’ın basın tarihi hakkında yeterince bilgi ve kanaat sahibi olmasını sağlayacak bir müze…

Sonra, Mahallî İdareler Genel Seçimi’nde Belediye Başkanlığını Kâzım Arslan kazanıyor. Yeni Başkan Kâzım Arslan, seçimi kazandıktan sonra Basın Müzesi konusunda 28 Temmuz 2014 tarihinde “Yozgat” gazetesine şu beyanatta bulunuyor:

“Basın Müzesi’nin restore, röleve, restütisyon ve çevre düzenleme projelerini hazırlattırıyorum. Yozgat Basın Müzesi, benim önemsediğim ve üzerinde durduğum bir projedir.”

Buraya kadar her şey umut verici bir şekilde gelişiyor. Ne var ki, aradan yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra Başkan Arslan, 4 Haziran 2015 tarihinde Belediye Meclisi’ne şöyle bir teklifte bulunuyor:

“Köseoğlu Mahallesi’ndeki belediyeye ait Taha Akyol konağına, Kayyumzade Konağı ile bitişik olduğu için ‘Yozgat Belediyesi Kayyumzade Konağı’ isminin verilmesini teklif ediyorum.”

Yozgat Gazeteciler Cemiyeti, bu isim değişikliğinin, Basın Müzesi projesini “kaşla göz arasında” iptal ettirme niyeti olduğunu fark ediyor. Cemiyet Başkanı Osman Hakan Kiracı’ya göre, “Basın Müzesi’nden hiç bahsedilmeden yapılan bu isim değişikliği ile bir bakıma Belediye Meclisi Üyeleri “uyutulmuş” oluyor…

Kayyumzade Konağı, 1 Nisan’da hizmete açılıyor; ancak bu konakta bu güne kadar hiçbir etkinlik düzenlenmiyor. Anlayacağınız, olan Yozgat Basın Müzesi’ne oluyor… Yozgat, sessiz sedasız, bir kere daha kaybediyor…

Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı, Başkan Arslan’ın projeden vazgeçmesinin asıl sebebinin, projeyi önceki başkan Yusuf Başer’in projesi olarak görmesi. Bu sebeple de şu tespitte bulunuyor: “Dr. Kâzım Arslan, selefinin görevden ayrılırken kendisine bıraktığı 9 projenin 3’ünü ötelerken, 6’sını da bertaraf etmişti. Yozgat Basın Müzesi de Sayın Başer’in Sayın Arslan’a bıraktığı 9 projenin arasında yer alıyordu…”

Yozgat Belediye Başkanı Sayın Kâzım Arslan, projenin iptal edilişine gerekçe olarak, Basın Müzesi haline getirilmek istenen konağın dar oluşunu öne sürüyor. Eğer gerçek sebep bu ise, bu gerekçe neden proje ilerlerken dile getirilmedi? Ayrıca neden başka bir mekân aranmadı; bu konuda Cemiyet’le fikir alışverişi yapılmadı?

Bu durumda bizler, “Oynamayı bilmeyen belediye, ‘yerim dar’ dermiş” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz…

Çok ama çok acı bir durum. Yozgat’a kalıcı eserler bırakmak isteyenlerin emekleri, şahsî ve tutarsız sebeplerle böyle ziyan edilir, projeleri bu şekilde engellenirse, ileride Yozgat’a hizmet edecek bir Allah’ın kulu bulunabilir mi?..

AK Partili bir belediye döneminde başlatılan bir proje, sonraki AK Partili Belediye tarafından devam ettirilse ve her iki başkanın katılacağı bir törenle hayata geçirilmiş olsaydı, bu güzel tablo, Başkan Arslan’a puan mı kaybettirirdi, yoksa puan mı kazandırırdı? Hiç şüphesiz, puan kazandırırdı. Yersiz ve tutarsız bir takıntı sebebiyle, hem Yozgat Belediyesi kaybetti, hem Yozgat basın camiası, hem de Yozgat’ın tamamı…

Yozgat Basın Müzesi, öyle ya da böyle, er ya da geç, mutlaka açılmalıdır. O gün, Yozgat basın camiasının unutulmaz bir bayram günü olacaktır… O bayramı yaşamak umuduyla, Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, sevdiklerinizle birlikte mutlu günler geçirmenizi temenni ediyorum…

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
Menduh Bey çok güzel yazmışınız.İlke perşembe yapılan helva allının celalin dükkanın arada duran hamallar ve amelere dağıtılır mahelle camiinde ve büyük camide öğlen namazından çıkan cemaate dağıtılırdı. Mis gibi teryağlı un helvası eskiden düğünüzmüde cenazemizde güzeldi şimdi herşey oyuncak oldu.
Kadir YILDIRIM -- 24.02.2011 14:23
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
Asım Bey Kardeşim siz her nekadar Sürur Bey'den ricada bulunsanızda haddim olmayarak olsada sizinle Yozgatmerkezde vefaat eden bir hemşehrimizin ardından yapılan Cenaze ve Başsağlığı hakkında bundan 15 yıl öncesine kadar yaşatılanları aktarmak isterim. Bir mahallede bir ölüm olayı vukuu bulduğunda yakın akrabaları ve cenaze sahibi tarafından cenaze yıkanmadan önce mahalle camiinde mahalleliye duyrulmak üzere sela verilir daha sonra büyük camiden verilen sela ile çarşı esnafından ve diğer mahallelerdeki yakınlarınında cenazeden haberdaro lması sağlanırdı. Daha sonra mahalle camiindeki gasilhanede yıkanan cenaze yakın akraba ve yakın komşuları tarafından büyük camiye getirilir. Öğle namazına kadar olan sürede cenaze yakınları cenazeyi borçlu yatırmamak adına varsa borçlarını veririlerdi öğle namazı kılındıktan sonra cenaze gömülmek üzere mahallesine en yakın mezarlığa götürülür. Cenaze gömüldükten sonra cemaat cenaze yakınları ile cenazenin çıktığı ev önüne gelir orda okunan dualardan sonra cenaze sahibine sıkıntı vermeden memur dairesine esnaf ve tücaarda çarşıdaki işinin başına dönerdi.Cenaze yakınlarına başsağlığı dilemek isteyen yakınları veya tanıdıklarının devlet dairesinde çalışanlarının veya esnafın çalışma saatlerinden mahrum kalmaması adına mahalle camiinde akşam namazına mütekiben toprak mevlidi okutulur. Bu mevlide başsağlığı dilemek üzere gelinir ve mevlitten sonra cami bahçesinde başsağlığı dilendikten sonra cenaze evine geçmek isteyenler eve geçer diğerleri kendi evlerine giderdi. Cenaze evine yakın komşu ve akrabalar bir sıra ve düzen üzerine yemek getirirler esnaftanda kıymalı pide gönderenler olurdu. Daha sonra cenaze evinde ilk perşembesi denilen ve helva yapılan günde hanımlar cenaze evinde toplanır ve helva için gelen hanımlar şeker ve un getirerek helvanın cenaze sahibi dışında yapılmasını sağlarlardı ki cenaze yakınlarının gelenlere böyle kederli bir günde yemek vermesi ayıba kaçardı.(Yemek ziyafeti düğün ve sünnetlere hastı) Böylece şeker ve helva getirenlerde bir sevaba girmenin hazzını duyarlardı.Helvadan sonra hanımlar dağılırken başsağlığını diler ocağın tütmesini temenni ederlerdi ki yozgatlı için bir cenazenin ardından bir ocağın sönmesi yani evin kapanması çok hüzünlü bir haldi. Eskiden böyleydi ama şimdi şartlar ve kentteki değişim sonucu sanırım değişim olmuştur. Allah hepinize uzun ömürler versin hayırlı ve imanlı ölmek nasip etsin.
Memduh ÜNAL -- 23.02.2011 10:55
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
sürur bey sizden Yozgat kültüründe bugüne dek hiç yeri olmayan yozgat gelenek görenek ve ananelerine uygun düşmeyen yalnızda güneydoğu illerimizden bir kaçında görülen "TAZİYE EVLERİ" konusunu işlemenizi isterim.Zira taziye evleri yapmak hayırseverlik ilan edildi. Yani ölüm bizim ama bzim eve taziye ve yas almak için acımızı paylaşmak için gelmeyin taziyenizi mezarlıkta paylaşın ölüde acımızda mezarlıkta kalsın eve götürmeyeleim zihniyeti nerden çıktı anlamadım?
Asım -- 18.02.2011 15:02
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
hemşehrilerimizin ve Yozgatlının makus talihinin kısır döngüsü ancak bu kadar temiz bir dille bukadar güzel anlatılabilir işte size merhum abbas sayardan bedava şiiri
Bedava

Dağ başında karaçalı
Çaput bağlamak bedava
Felek gözün kör olsun
Oturup ağlamak bedava

Kısmet vermiş aşktan yanı
Seven kim sevilen hani
Sözün kısacası yani
Gönül eğlemek bedava

Üzülmesi yoğa vara
Zaten talihçeğiz kara
Kuru kuru bulutlara
Umut bağlamak bedava

Emreğliyor ayak başa
Söz getirme göze kaşa
Müjde olsun dağa taşa
Derdin söylemek bedava
Dermani -- 18.02.2011 14:53
Yozgat kaçıncı şehir olacak?
yazınızı pür dikkat okudum.Şuurlu bir yozgatlılık duygusu size mükemmel bir yazı yazdırmış.zaten her yazınız mükemmel a
ma bu yazı bi başka olmuş..eline ,beynine sağlık..iyi günler
semih -- 02.01.2011 12:25
Daha şehrimizin adını bile bilmiyormuşuz
şehrinin adını doğru düürüst bilmeyen yozgattan başkası varmadır acep..yozgat ölmüş ağlayanı yok..
kani -- 28.11.2010 00:40
Daha şehrimizin adını bile bilmiyormuşuz
Yazınız çok önemli..yozgatta yaşayan yüzlerce yozgatlı şehrinin adının nerden geldiğini tam bilemiyor,düşünülecek ve üzülecek birhusus bu..yazık,çok yazık...
kerem -- 21.11.2010 19:49
Yozgat kaçıncı şehir olacak?
Değerli Surur Beyciğim,Yozgat var Yozgatlı yok kitabını arayıpta bulamadığınızı bilseydim hemen size bir tane gönderirdim.Ben 20 adet almıştım ve eşe dosta veriyordum.1971 yılında yedek subaylığıma karar aldırmak için Yozgat'a gittim.Rahmetli Babannem Esma Çapanoğlu çok yaşlandığı için gece yatak yorgan eziyeti olmasın diye Sayar otelinde yer ayırttım ve Rahmetli Abbas ağabeyin de orada olduğunu öğrenince lütfen benim burada olduğumu kendisine söyleyin dedim.İstanbuldan gece yola çıkmıştım o zamanki otobüslerle dolayisisyle uykusuzdum.İşlerimi bitirip babannemide ziyaret ettikten sonra otele döndm.Abbas ağabey herzamanki gibi sofrasını kurmuş beni bekliyordu.Uykusuz olmama rağmen o gece de sabaha kadar sohbet ettik:Neler anlattı neler.Son yazdığı bir şiir vardı onu kağıttan okudu bir sitem ve kahır şiiri idi.Şiirin bir kopyasını istemeye utandım.Zaten istemem de yakışık almayacaktı.Ama şimdi çok pişmanım bu şiir hiçbir yerde yok.İstanbula Kitap fuarına geldiğinizi bilseydim bende o gün mutlaka orada olurdum.İstanbuldan selam ve saygılarımla bayramınızı kutlarım.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.11.2010 13:53
Atatürk’ü biraz olsun seviyorsanız, derhal istifa ediniz!
Değerli Surur Beyciğim,Yozgat'ta Atatürkçü düşünce böyle insanlara kaldıysa vah,vah.Eğer bu kutlama yazısını kendi değilde acele ile bir çocuğa yazdırdı ise o zaman da vah ki eyvah....
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.10.2010 19:56
O kepçenin hesabı soruldu mu?
Bu bizim yozgatlıyı maalesef kendi şahsi meselesinden başka bi şey enterese etmiyo ki,kepçenin hesabını sorsunlar.Yozgatlının üzerindeki ölü toprağını hiç kimse atamaz.tepkisiz yozgatlının içinden de hesap soracak birileri hiç çıkmaz..malümatınız ola. siz de olmasanız bunları yazacak adam da kalmadı yozgatta.teşekkür ve hürmetlerimle...
latif -- 24.10.2010 10:50
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
10
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00