BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
218
Dün
:
4633
Toplam
:
14856233
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Oynamayı bilmeyen Belediye, “yerim dar” dermiş
surur-ozturk@hotmail.com
Bir şehrin belediyesi, o şehre itibar kazandıracak olan Yozgat Basın Müzesi’nin kurulup hizmete açılmasını neden engeller? Üstelik önceki ve yine AK Partili olan yönetim döneminde “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” açılmasına dair Belediye Meclisi kararı alınmış olmasına rağmen?
Yozgat Gazeteciler Cemiyeti’nden öğrendiğimize göre, halihazırda Türkiye genelinde 6 tane basın müzesi bulunuyor. Eğer Yozgat Belediye Başkanı Sayın Kâzım Arslan, önce söz verip sonra tuhaf bir şekilde vazgeçerek –kaşla göz arasında- bu projeye engel olmasaydı, yedincisi Yozgat’ta kurulmuş olacaktı. Neden “kaşla göz arasında” deyimini kullandığımı, aşağıda özetleyeceğim; ama önce şu hususu kaydetmek isterim:
Basın-yayın faaliyetleri, bir şehrin entelektüel faaliyetleridir. Gazeteler, “söz uçar, yazı kalır” gerçeğine uygun bir şekilde, bir anlamda şehrin günlüğünü tutar; ekonomik, siyasî, sosyal ve kültürel açıdan tarihini kaydederler. 100 yıl, 200 yıl sonra da olsa, bu gazetelerin arşivlerine girdiğinizde, şehrin geçirdiği evreleri, yaşadığı belli başlı olayları, kamu kurumlarının faaliyetlerini, icraatlarını, yaşanan ekonomik, sisyasî, sosyal ve kültürel değişimleri bulabilirsiniz. Kimler, hangi konuda ne düşünüyormuş, neler yazmışlar, neler söylemişler, hepsi, gazetelerin sayfalarının arasında kayıt altına alınmıştır.

Bu gün biz basın mensupları, Yozgat’ın geçmişine, gündelik hayatına dair dişe dokunur bilgilere ulaşmakta zorluk çekiyorsak, bunun sebebi, yaşananların kayıt altına alınmayışından yahut alınanlara da sahip çıkılmayışındandır.

Türkiye’de Türk kültürüne büyük çapta hizmet etmiş olan meselâ merhum Ordinaryus Prof. Dr. Süheyl Ünver gibi bilim ve kültür adamlarından hangisinin eserlerine müracaat etseniz, hep aynı yakınmalarla karşılaşırsınız: Sözlü kültürle yetinilip, yazılı kültürün ihmal edilmiş olması; pek çok bilginin, kayıt altına alınmayışı sebebiyle yok olup gitmesi…

Yozgat’ta ömrünü gazeteciliğe ve dolayısıyla Yozgat’ın meselelerine vakfetmiş olan bir isim olarak Osman Hakan Kiracı, bu korkunç boşluğun önemine vakıf ender insanlardan birisi olarak, Yozgat basın tarihini kayıt altına almak istiyor. Yozgat Gazeteciler Cemiyeti’ne başkanlık eden bir gazeteci olmanın kendisine yüklediği en büyük sorumluluğun gereği olarak, Yozgat Basın Müzesi kurmak için kolları sıvıyor. Düşüncesini projelendiriyor. Projesini, 2014 yılının başında, önceki Belediye Başkanı Yusuf Başer’e takdim ediyor.
Tevazu gösteriyor ve kurulması planlanan Basın Müzesi’ne kendi ismini de vermiyor. Müzenin ismi, “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” olarak kararlaştırılıyor. Müzenin bu şekildeki ismi, 2 kurumu ebedîleştiriyor: Birisi Yozgat Belediyesi, diğeri de Yozgat Gazeteciler Cemiyeti… Görüldüğü üzere, müzenin tabelasında Osman Bey’in ismi yok. Yani maksadı kendi reklâmını yapmak değil, Yozgat’a itibar kazandıracak kalıcı bir kurumu, Yozgat’ın entelektüel tarihine hediye etmek…

Önceki başkan Sayın Yusuf Başer, projeyi çok beğeniyor. Adı ulusal basın camiası tarafından yüksek seviyede tanınan Yozgatlı gazeteci Taha Akyol’un ailesinin belediye tarafından kamulaştırılan konağı, Basın Müzesi için seçiliyor.

Bu tercih, gazeteci Taha Akyol’u da ziyadesiyle mutlu ediyor ve memnuniyetini şöyle ifade ediyor:
“Gerek Yozgatlı meslektaşlarımın ve gerekse Belediyemizin Yozgat Basın Müzesi olarak evimizi seçmesi, beni çok duygulandırdı. Sizin, Belediyemizin ve meslektaşlarımın vefasına müteşekkirim. Müzenin oluşumuna emek verecek herkesi kutluyorum.”

Yozgat Belediye Meclisi de, bu isabetli projeyi, oy birliği ile onaylıyor. “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” için bir protokol imzalanıyor.

Bu gelişme, Yozgat basın camiasında heyecanla karşılanıyor. İmza törenine ilçelerdeki basın mensupları bile katılıyorlar. Bu güzel ânı ebedîleştirmek niyetiyle, belediye binasının önünde ve müze haline getirilmesi planlanan tarihî konağın önünde, hep birlikte hatıra fotoğrafı çekiliyor.

Bu protokole göre Yozgat Belediyesi, ORAN, SODES ve Kültür Bakanlığı’nın fonlarından sağlayacağı katkılarla, Basın Müzesi haline getirilecek olan tarihî konağı restore ettirecekti. Yozgat Gazeteciler Cemiyeti ise müzede sergilenecek olan malzemeleri temin edecekti. Neydi bu malzemeler? Yozgat’ta eskiden kullanılmış olan matbaa makineleri, diğer basım araç ve gereçleri; daktilo, fotoğraf makinesi, kamera gibi eski meslekî malzemeler, Yozgat basınına dair belgeler, gazete koleksiyonları ve çeşitli nostaljik basın objeleri... Dahası, 1860 yılında Şinasi ile birlikte Tercümân-ı Ahvâl gazetesini çıkarmış olan Osmanlı dönemi Yozgatlı devlet adamı Âgâh Efendi başta olmak üzere, dünden bu güne Yozgatlı gazetecilerin fotoğraflı biyografileri…

Harika değil mi? Müzeyi ziyaret eden herkes, Yozgat’ın basın tarihi hakkında yeterince bilgi ve kanaat sahibi olmasını sağlayacak bir müze…

Sonra, Mahallî İdareler Genel Seçimi’nde Belediye Başkanlığını Kâzım Arslan kazanıyor. Yeni Başkan Kâzım Arslan, seçimi kazandıktan sonra Basın Müzesi konusunda 28 Temmuz 2014 tarihinde “Yozgat” gazetesine şu beyanatta bulunuyor:

“Basın Müzesi’nin restore, röleve, restütisyon ve çevre düzenleme projelerini hazırlattırıyorum. Yozgat Basın Müzesi, benim önemsediğim ve üzerinde durduğum bir projedir.”

Buraya kadar her şey umut verici bir şekilde gelişiyor. Ne var ki, aradan yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra Başkan Arslan, 4 Haziran 2015 tarihinde Belediye Meclisi’ne şöyle bir teklifte bulunuyor:

“Köseoğlu Mahallesi’ndeki belediyeye ait Taha Akyol konağına, Kayyumzade Konağı ile bitişik olduğu için ‘Yozgat Belediyesi Kayyumzade Konağı’ isminin verilmesini teklif ediyorum.”

Yozgat Gazeteciler Cemiyeti, bu isim değişikliğinin, Basın Müzesi projesini “kaşla göz arasında” iptal ettirme niyeti olduğunu fark ediyor. Cemiyet Başkanı Osman Hakan Kiracı’ya göre, “Basın Müzesi’nden hiç bahsedilmeden yapılan bu isim değişikliği ile bir bakıma Belediye Meclisi Üyeleri “uyutulmuş” oluyor…

Kayyumzade Konağı, 1 Nisan’da hizmete açılıyor; ancak bu konakta bu güne kadar hiçbir etkinlik düzenlenmiyor. Anlayacağınız, olan Yozgat Basın Müzesi’ne oluyor… Yozgat, sessiz sedasız, bir kere daha kaybediyor…

Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı, Başkan Arslan’ın projeden vazgeçmesinin asıl sebebinin, projeyi önceki başkan Yusuf Başer’in projesi olarak görmesi. Bu sebeple de şu tespitte bulunuyor: “Dr. Kâzım Arslan, selefinin görevden ayrılırken kendisine bıraktığı 9 projenin 3’ünü ötelerken, 6’sını da bertaraf etmişti. Yozgat Basın Müzesi de Sayın Başer’in Sayın Arslan’a bıraktığı 9 projenin arasında yer alıyordu…”

Yozgat Belediye Başkanı Sayın Kâzım Arslan, projenin iptal edilişine gerekçe olarak, Basın Müzesi haline getirilmek istenen konağın dar oluşunu öne sürüyor. Eğer gerçek sebep bu ise, bu gerekçe neden proje ilerlerken dile getirilmedi? Ayrıca neden başka bir mekân aranmadı; bu konuda Cemiyet’le fikir alışverişi yapılmadı?

Bu durumda bizler, “Oynamayı bilmeyen belediye, ‘yerim dar’ dermiş” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz…

Çok ama çok acı bir durum. Yozgat’a kalıcı eserler bırakmak isteyenlerin emekleri, şahsî ve tutarsız sebeplerle böyle ziyan edilir, projeleri bu şekilde engellenirse, ileride Yozgat’a hizmet edecek bir Allah’ın kulu bulunabilir mi?..

AK Partili bir belediye döneminde başlatılan bir proje, sonraki AK Partili Belediye tarafından devam ettirilse ve her iki başkanın katılacağı bir törenle hayata geçirilmiş olsaydı, bu güzel tablo, Başkan Arslan’a puan mı kaybettirirdi, yoksa puan mı kazandırırdı? Hiç şüphesiz, puan kazandırırdı. Yersiz ve tutarsız bir takıntı sebebiyle, hem Yozgat Belediyesi kaybetti, hem Yozgat basın camiası, hem de Yozgat’ın tamamı…

Yozgat Basın Müzesi, öyle ya da böyle, er ya da geç, mutlaka açılmalıdır. O gün, Yozgat basın camiasının unutulmaz bir bayram günü olacaktır… O bayramı yaşamak umuduyla, Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, sevdiklerinizle birlikte mutlu günler geçirmenizi temenni ediyorum…

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Sessiz çınara vefa
Yozgat gazetesi farklı fikirlerin yozgat için buluştuğu bir meclis gibi..yozgat için önemli şeyleri ifade eden seçkinler meclisi..yozgatlılık meselesinin yok olduğu bir şehirde sizin gibi aydın insanların makul ve doğru şeyleri yazması bize ışık veriyor.Bu meyanda yorumlarınızda yaptığınız hakkı teslimleri memnuniyetle karşılıyoruz.mesela bu yazı da sayın osman hakan kiracının hakkını teslim ve hizmetlerini en yalın bir şekilde anlatmanız sebebiyle sizleri tebrik ederiyoruz.
Kuddusi -- 07.03.2013 10:40
Sessiz çınara vefa
Sürur bey gerçekten mükemmel yazıyorsunuz.Bütün yazılarınızı virgülüne kadar okuyorum.Son yormunuzda uzun uzadıya yazdığınız gazeteci osman bey yozgatın yetiştirdiği sessiz bir değer.Ben yerel basını ve yazarları okuyan biriyim.Bildiğim kadarıyla dışarda negatif imajı bulunan yozgata ödül kazandıran 2 gazetecimiz var.Roman ve hikayede abbas sayar,yerel basında ise osman hakan kiracı..Biz yozgatlılar olarak Abbas Sayar'ı öldükten sonra takdir ettik.Osman hakan kiracı gibi bir çınarı hayatta iken sizin gibi iyi bir gazetecinin böyle güzel bir yazıyla anlatarak takdir etmesi takdir edilecek bir davranıştır.Mükemmel yazılarınızın devamını diliyorum.
Ayşen -- 06.03.2013 01:01
Arabaşı dernekleri - 3
Sürur bey mükemmelsiniz! cini şişeden çıkardınızya yıllardır yan gelip yatanlar rahatsız oldu...dernek kur, federasyon kur üyelerin aidatlarından yemek ver kahvaltı ver kişisel reklamını yaptır pat arkasından aday ol. hemşehri derneklerine siyaset sok sonra insanları birbirinden sogut. kaptığın koltuğu başkalarına bırakmamak için her türlü yola başvur. tüzügü değiştir kendini seçtir, farklı düşünen dernekleri ve şahısları ihraç et kendini gene seçtir.
Sürur bey yine insaflı davranıp bunları arabaşı derneği diyerek sıfatlandırmışs. bence o bile fazla.. ne memlekete ne millete faydası olmayan sözde birlikten beraberlikten bahseden hamaset nutukları at,ne zaman samimi olursak birbirimize karşı belki o zaman yozgatın göç oranı eksi 27 lerden aşağı iner
sami -- 01.03.2013 23:43
Bir köy kurmalı ama nasıl?..
Tam bir Anadolu köylüsü filozu anlayışı ile yaşanan ve özlenen bir gerçeğin yazıya aktarılmasıdır bu hikaye.
Yeni bir köy kurmalı ama önce o artak duyguları,ortak değerleri,ortak gayeleri hayel edip beynimizde canlandrırıp gerçek hayata uygulamalıyız.2.000 in altında olan nüfuslü belediyeleri köy'e dönüştürerek değil!
Köy ve köylü ortak yaşamın,tasanın,kıvancın paylaşımsanın,imeçce usulünün uygulannışının,komşusu aç iken tok yatmanın yadsınışının,bir lokma ekmeğin,bir kaşık çorbanın,bir yudum suyun,bir bardak çayın,soba ile ile ısıtılan bir odanın ortak kullanılmasının velhasıl barış,kardeşlik ve dostluk duygusu ile birarada yaşanabileceği gerçeğinin kanıtıdır.
.Barış,kardeşlik,dostluk içerisinde ortak yaşamı özümseyip yaşayan ve yaşatabilen çiçeği GÜL sevdası İNSAN olan yüreklere selam olsun.
Remzi ATAMAN -- 22.02.2013 11:02
Arabaşı dernekleri...
yüreginize saglık yine ezber bozmuşsunuz bu işler arz ve talep meselesidir. insanlar neyi talep edecegi konusunda [ bilgilendirilmedigi ] sürece arabaşı yutturma bahanesi ile oyalanırlar bu durumda birileinin işine yaradıgı için bu işler böylece devam eder gider.derneklerin üye profiline bir bakarsanız cevabı içidedir.selemlar.
hasan baycan -- 21.02.2013 11:50
Arabaşı dernekleri...
selam surur bey okudum okudumve bu yazıyı okumamış olan dernek üyeleri ve yönetenleri de okusun diye kes yapıştır yöntemiyle baglı bulunduğum dernek sayfasındada paylaşmak istedim müsadenizle ,saygılar.
mahmut erdem -- 21.02.2013 09:08
Arabaşı dernekleri...
"...üyelerine arabaşı hamurunu yuttururlarken, kendilerini de kamuoyuna ‘sivil toplum kuruluşu’ diye yuttururlar..."
Başka kelama ne hacet? Yuttur yutturabildiğin kadar...Faaliyet, etkinlik, verimlilik, ilin ve üyelerin sosyal refahı faso-fiso...kaleminme yüreğine sağlık Süruri bey?
Cemil canayakın -- 20.02.2013 20:45
“Bozok Araştırmaları Merkezi”
Değerli Surur Beyciğim, makalenizi okuyunca bende heyecanlandım ve bende içimden nihayet dedim. İçinde koca bir Üniversite barındıran bir şehir neden bu kadar sahipsiz kalıyor diye hayıflanırken Başkan Yusuf Bey’in böyle hayırlı bir işe el atmasından ziyadesiyle memnun oldum. Buyurduğunuz gibi Araştırma Merkezi, daha çok, soyut ve somut kültürel değerleri kayıt altına alan, derlemeler yapıp bunları arşivleyen, dergi ya da kitap yayınlarıyla bulgularını ve değerlendirmelerini kamuoyuna aktaran, çeşitli kültürel etkinliklerle halk arasında ‘farkındalık’, kültürel zemin ve bilinç oluşmasını sağlayan bir kuruluş olmalıdır. Öyle olmasını umut ederek emeği geçeceklere şimdiden teşekkür ediyorum. Ve ismi mutlaka “Bozok Araştırmaları Merkezi” olmalı diye arzu ediyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.02.2013 00:02
Özgün tasarım’ın âlâsı Anadolu’da…
İlahi Sururi Bey;Yazınızı gülümseyerek okudum.Hemde bu yetenekli kardeşimiz adına çok mutlu oldum.Nice değerli eller;nice farklı bakan gözler var ama farkedilmeden,gün ışığına çıkarılıp, etrafını aydınlatmaya mahal vermeden yok olup gidiyorlar.Resimde gördüğüm eserleri eğitim almış heykeltraşlar yapamazlar. Görüyorum ki "basın" bir dehayı gün ışığına çıkarmakta oldukçe etkili olmuş.Bizlerde memleketimizde ne dehaların var olduğunu görmüş olduk.Ne kadar "basının işi tanıtım yapmak mı?" diye kükresenizde...; Basın isterse, var olan şeyi tanıtmakta ÇOK etkili olduğunu şu an ispatlanmıştır.Tabi ki olmayan bişey için basın ne yapsın?

Allah sizden razı olsun.
SUZAN -- 05.02.2013 20:26
Madem tanıtım görevlisiyiz, o halde söyleyin
Sayın Suriri Bey;Yazınızın ana fikrini ve anlatmak istediklerinizi anlayarak aşağıdaki yorumu yapmışımdır.Anlatmak istediğinizi siz yazınızda etraflıca zaten anlatmışsınız.Sayın yetkililer okuma ahmetinde bulunurlarsa kendi paylarına düşeni alacaklar elbetteki.

Basının görevi tanıtım ve kalkınma için yatırım yapmak değil ki bu konuda basından beklentiye girilsin."Yozgat Gazetesi"ni Yozgat'lı okuyor.Yozgat halkınada reklam yapacak değilsiniz.Ancak, bir şehirde alt yapı hazırlanır, sonra tanıtım konusunda bazı sanat dallarından faydalanılır.Yozgat'a yolu düşen insan, rahat yürüyecek yol,dinlenecek mekan,çayını kahvesini yudumlarken etrafında gözünü dolduracak manzara,huzurlu bir ortam ister.Her şeyden önce Yozgat'ın halkı tavır ve davranışlarını değiştirmeli. Üniversite Yozga'a geleli yıllar oldu.Halâ bir kadın tek başına bir parkta oturup rahatça çay içemiyor. Tüm gözler üzerine çevriliyor. Hatta sinsi sinsi takip ediliyor.Kimin nesi, neden gelmiş, tekbaşına parkda- bahcede ne işi var?İnsanlar bakışlarında bu soruları direk yansıtıyorlar. Rahat ve ferah bir ortamın hangisi Yozgat'ta var.öncelikle bunları hazırlamak gerekir.Konu illada isim duyurmak ise günümüz örnekleri ve en etkili yöntemlerini dilim döndüğünce belki haddim olmayarak anlatmaya çalıştım.

Saygılar...
Suzan -- 22.01.2013 00:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
2
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00