BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
302
Dün
:
4633
Toplam
:
14474374
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Oynamayı bilmeyen Belediye, “yerim dar” dermiş
surur-ozturk@hotmail.com
Bir şehrin belediyesi, o şehre itibar kazandıracak olan Yozgat Basın Müzesi’nin kurulup hizmete açılmasını neden engeller? Üstelik önceki ve yine AK Partili olan yönetim döneminde “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” açılmasına dair Belediye Meclisi kararı alınmış olmasına rağmen?
Yozgat Gazeteciler Cemiyeti’nden öğrendiğimize göre, halihazırda Türkiye genelinde 6 tane basın müzesi bulunuyor. Eğer Yozgat Belediye Başkanı Sayın Kâzım Arslan, önce söz verip sonra tuhaf bir şekilde vazgeçerek –kaşla göz arasında- bu projeye engel olmasaydı, yedincisi Yozgat’ta kurulmuş olacaktı. Neden “kaşla göz arasında” deyimini kullandığımı, aşağıda özetleyeceğim; ama önce şu hususu kaydetmek isterim:
Basın-yayın faaliyetleri, bir şehrin entelektüel faaliyetleridir. Gazeteler, “söz uçar, yazı kalır” gerçeğine uygun bir şekilde, bir anlamda şehrin günlüğünü tutar; ekonomik, siyasî, sosyal ve kültürel açıdan tarihini kaydederler. 100 yıl, 200 yıl sonra da olsa, bu gazetelerin arşivlerine girdiğinizde, şehrin geçirdiği evreleri, yaşadığı belli başlı olayları, kamu kurumlarının faaliyetlerini, icraatlarını, yaşanan ekonomik, sisyasî, sosyal ve kültürel değişimleri bulabilirsiniz. Kimler, hangi konuda ne düşünüyormuş, neler yazmışlar, neler söylemişler, hepsi, gazetelerin sayfalarının arasında kayıt altına alınmıştır.

Bu gün biz basın mensupları, Yozgat’ın geçmişine, gündelik hayatına dair dişe dokunur bilgilere ulaşmakta zorluk çekiyorsak, bunun sebebi, yaşananların kayıt altına alınmayışından yahut alınanlara da sahip çıkılmayışındandır.

Türkiye’de Türk kültürüne büyük çapta hizmet etmiş olan meselâ merhum Ordinaryus Prof. Dr. Süheyl Ünver gibi bilim ve kültür adamlarından hangisinin eserlerine müracaat etseniz, hep aynı yakınmalarla karşılaşırsınız: Sözlü kültürle yetinilip, yazılı kültürün ihmal edilmiş olması; pek çok bilginin, kayıt altına alınmayışı sebebiyle yok olup gitmesi…

Yozgat’ta ömrünü gazeteciliğe ve dolayısıyla Yozgat’ın meselelerine vakfetmiş olan bir isim olarak Osman Hakan Kiracı, bu korkunç boşluğun önemine vakıf ender insanlardan birisi olarak, Yozgat basın tarihini kayıt altına almak istiyor. Yozgat Gazeteciler Cemiyeti’ne başkanlık eden bir gazeteci olmanın kendisine yüklediği en büyük sorumluluğun gereği olarak, Yozgat Basın Müzesi kurmak için kolları sıvıyor. Düşüncesini projelendiriyor. Projesini, 2014 yılının başında, önceki Belediye Başkanı Yusuf Başer’e takdim ediyor.
Tevazu gösteriyor ve kurulması planlanan Basın Müzesi’ne kendi ismini de vermiyor. Müzenin ismi, “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” olarak kararlaştırılıyor. Müzenin bu şekildeki ismi, 2 kurumu ebedîleştiriyor: Birisi Yozgat Belediyesi, diğeri de Yozgat Gazeteciler Cemiyeti… Görüldüğü üzere, müzenin tabelasında Osman Bey’in ismi yok. Yani maksadı kendi reklâmını yapmak değil, Yozgat’a itibar kazandıracak kalıcı bir kurumu, Yozgat’ın entelektüel tarihine hediye etmek…

Önceki başkan Sayın Yusuf Başer, projeyi çok beğeniyor. Adı ulusal basın camiası tarafından yüksek seviyede tanınan Yozgatlı gazeteci Taha Akyol’un ailesinin belediye tarafından kamulaştırılan konağı, Basın Müzesi için seçiliyor.

Bu tercih, gazeteci Taha Akyol’u da ziyadesiyle mutlu ediyor ve memnuniyetini şöyle ifade ediyor:
“Gerek Yozgatlı meslektaşlarımın ve gerekse Belediyemizin Yozgat Basın Müzesi olarak evimizi seçmesi, beni çok duygulandırdı. Sizin, Belediyemizin ve meslektaşlarımın vefasına müteşekkirim. Müzenin oluşumuna emek verecek herkesi kutluyorum.”

Yozgat Belediye Meclisi de, bu isabetli projeyi, oy birliği ile onaylıyor. “Yozgat Belediyesi Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” için bir protokol imzalanıyor.

Bu gelişme, Yozgat basın camiasında heyecanla karşılanıyor. İmza törenine ilçelerdeki basın mensupları bile katılıyorlar. Bu güzel ânı ebedîleştirmek niyetiyle, belediye binasının önünde ve müze haline getirilmesi planlanan tarihî konağın önünde, hep birlikte hatıra fotoğrafı çekiliyor.

Bu protokole göre Yozgat Belediyesi, ORAN, SODES ve Kültür Bakanlığı’nın fonlarından sağlayacağı katkılarla, Basın Müzesi haline getirilecek olan tarihî konağı restore ettirecekti. Yozgat Gazeteciler Cemiyeti ise müzede sergilenecek olan malzemeleri temin edecekti. Neydi bu malzemeler? Yozgat’ta eskiden kullanılmış olan matbaa makineleri, diğer basım araç ve gereçleri; daktilo, fotoğraf makinesi, kamera gibi eski meslekî malzemeler, Yozgat basınına dair belgeler, gazete koleksiyonları ve çeşitli nostaljik basın objeleri... Dahası, 1860 yılında Şinasi ile birlikte Tercümân-ı Ahvâl gazetesini çıkarmış olan Osmanlı dönemi Yozgatlı devlet adamı Âgâh Efendi başta olmak üzere, dünden bu güne Yozgatlı gazetecilerin fotoğraflı biyografileri…

Harika değil mi? Müzeyi ziyaret eden herkes, Yozgat’ın basın tarihi hakkında yeterince bilgi ve kanaat sahibi olmasını sağlayacak bir müze…

Sonra, Mahallî İdareler Genel Seçimi’nde Belediye Başkanlığını Kâzım Arslan kazanıyor. Yeni Başkan Kâzım Arslan, seçimi kazandıktan sonra Basın Müzesi konusunda 28 Temmuz 2014 tarihinde “Yozgat” gazetesine şu beyanatta bulunuyor:

“Basın Müzesi’nin restore, röleve, restütisyon ve çevre düzenleme projelerini hazırlattırıyorum. Yozgat Basın Müzesi, benim önemsediğim ve üzerinde durduğum bir projedir.”

Buraya kadar her şey umut verici bir şekilde gelişiyor. Ne var ki, aradan yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra Başkan Arslan, 4 Haziran 2015 tarihinde Belediye Meclisi’ne şöyle bir teklifte bulunuyor:

“Köseoğlu Mahallesi’ndeki belediyeye ait Taha Akyol konağına, Kayyumzade Konağı ile bitişik olduğu için ‘Yozgat Belediyesi Kayyumzade Konağı’ isminin verilmesini teklif ediyorum.”

Yozgat Gazeteciler Cemiyeti, bu isim değişikliğinin, Basın Müzesi projesini “kaşla göz arasında” iptal ettirme niyeti olduğunu fark ediyor. Cemiyet Başkanı Osman Hakan Kiracı’ya göre, “Basın Müzesi’nden hiç bahsedilmeden yapılan bu isim değişikliği ile bir bakıma Belediye Meclisi Üyeleri “uyutulmuş” oluyor…

Kayyumzade Konağı, 1 Nisan’da hizmete açılıyor; ancak bu konakta bu güne kadar hiçbir etkinlik düzenlenmiyor. Anlayacağınız, olan Yozgat Basın Müzesi’ne oluyor… Yozgat, sessiz sedasız, bir kere daha kaybediyor…

Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı, Başkan Arslan’ın projeden vazgeçmesinin asıl sebebinin, projeyi önceki başkan Yusuf Başer’in projesi olarak görmesi. Bu sebeple de şu tespitte bulunuyor: “Dr. Kâzım Arslan, selefinin görevden ayrılırken kendisine bıraktığı 9 projenin 3’ünü ötelerken, 6’sını da bertaraf etmişti. Yozgat Basın Müzesi de Sayın Başer’in Sayın Arslan’a bıraktığı 9 projenin arasında yer alıyordu…”

Yozgat Belediye Başkanı Sayın Kâzım Arslan, projenin iptal edilişine gerekçe olarak, Basın Müzesi haline getirilmek istenen konağın dar oluşunu öne sürüyor. Eğer gerçek sebep bu ise, bu gerekçe neden proje ilerlerken dile getirilmedi? Ayrıca neden başka bir mekân aranmadı; bu konuda Cemiyet’le fikir alışverişi yapılmadı?

Bu durumda bizler, “Oynamayı bilmeyen belediye, ‘yerim dar’ dermiş” diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz…

Çok ama çok acı bir durum. Yozgat’a kalıcı eserler bırakmak isteyenlerin emekleri, şahsî ve tutarsız sebeplerle böyle ziyan edilir, projeleri bu şekilde engellenirse, ileride Yozgat’a hizmet edecek bir Allah’ın kulu bulunabilir mi?..

AK Partili bir belediye döneminde başlatılan bir proje, sonraki AK Partili Belediye tarafından devam ettirilse ve her iki başkanın katılacağı bir törenle hayata geçirilmiş olsaydı, bu güzel tablo, Başkan Arslan’a puan mı kaybettirirdi, yoksa puan mı kazandırırdı? Hiç şüphesiz, puan kazandırırdı. Yersiz ve tutarsız bir takıntı sebebiyle, hem Yozgat Belediyesi kaybetti, hem Yozgat basın camiası, hem de Yozgat’ın tamamı…

Yozgat Basın Müzesi, öyle ya da böyle, er ya da geç, mutlaka açılmalıdır. O gün, Yozgat basın camiasının unutulmaz bir bayram günü olacaktır… O bayramı yaşamak umuduyla, Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, sevdiklerinizle birlikte mutlu günler geçirmenizi temenni ediyorum…

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Yozgat’ın Fransa’ya cevabı
Türkiye'nin Ermeni Yurttaşlarımızla hiç ama hiç bir sorunu olmamıştır,olmayacaktırda.Onlarca yıl kardeşce omuz omuza yaşamış olan insanların duygularını sömürerek karşı karşıya getirerek çarpıştırmak istemelerinin asıl amacı,Ortadoğuda ki,Kafkaslardaki ve Ülkemizdeki yeraltı zenginliklerini ele geçirmek için Batılı emperyalist güçlerin bir oyunudur.Onlar bunu tarihin her döneminde yapmışlardır ve yapmaya da devam edeceklerdir.
Libya,Mısır,Irak bunun canlı örnekleridir.Ira Suriye ve İran'a gelmiştir.Asıl olan ise bölgede güçlü ordusu ve nüfusu ile güzel ülkemizi bu belanın içine itmektir.Türk insanı ve yöneticileri bu oyuna gelmemelidirler.Bizim hiç bir ulusun insanı ile sorunumuz yoktur.Biz insanı insan olduğu için sever ve değer veririz.Tüm insanların doğuştan itibaren en kutsal haklarının yaşama hakkı olduğuna inanır ve savunuruz.
İnsanlık ölmemiştir ve ölmeyecektir.Sözde Ermeni soykırımı saçmalığına gerçek Ermeni Yurttaşlarımız da inanmamaktadır.Öyle olsa idi bu sorunu kendileri üstlenirlerdi.Onların haklarını savunmak Cezayir katliamcılarına mı kaldı.İnsan haklarından ve soykırım gibi konularda en son konuşacak hatta hiç konuşmayacak ülke varsa o da Fransa ve tarihi kanlı savaşlarla dolu batılı emperyalist güçlerdir.
Tüm bunlara inat biz insanları seviyor insan olan hiç bir canlı ile helede Ermeni yurttaşlarımızla bir sorunumuz olmamıştır.Tüm insanları seviyor ve ben insanım diyebilen dostlara selam olsun diyor,hepinize bahar kardeşce tadında yaşam diliyorum.
Remzi ATAMAN -- 30.12.2011 23:16
Köylerimizin betonlaşmasına engel olmalıyız
Deve'ye sormuşlar boynun neden eğri.Deve yanıt vermiş:Nerem doğru ki !
Kaybedilen bütün maddi değerler zaman içerisinde tekrar kazanılabilir.Ama bazı değerler var ki elimizde olunca kıymetini bilmiyor ve hoyratca harcıyor,hatta yok olmasını göz göre göre seyrediyoruz.Yok olup giden aslından biziz.Çünkü bizi biz yapan,insanı insan yapan sadece et ile kemikten bir varlık olması değildir.
İnsan duygusu,düşüncesi,eylemi,kültürü,inancı, gelenek görenekleri,edebiyatı,müziği ve saymakla tükenmez mani varlıkları ile insandır.Bu manevi varlıklardan değil tamamı birisinin bile eksik olması insanı doğallığından çıkarabilir.
Bu değerlerdir ki sevinçte,tasada bizi bir arada tutan değerlerdir.
Sürur bey gerçekten de çok önemli konulara parmak basıyor.Kutluyorum kendisini.Nere de o yüyüğe saygı,düğünlerde bize has yemeklerimiz,şerbetlerimiz,kına davarımız,duvağımız,davul ile zurnamız,bunların eşliğinde çekilen halaylarımız ,damat ve düğün odalarımız,gelin ve damatlarımızın,çocuklarımızın yaşamlarını sağlıklı sürdürebileceği mertekli,kırmalı,tahtalı ahşap evlerimi.
Ahşap ev deyipde geçmeyelim.kışın sıcak,yazın serin oluşu ile,dumanı süzgeç gibi emmesi ile sağlığa çok ama çok elverişlidirler.şimdi ise adeta betonlaşan kafalarımız gibi yapılarımız da betonlaştı o kadar ki evlerimiz sanki buz dolabı oldu.Altıgen'i de betondur çünkü.
Biz kültürlerimizi bir bütün olarak değerlendirip kültürümüze ve tarihimize sahip çıkmazsak elin oğlu bizi parmağında oynatır."EĞİL KAVAĞIM EĞİL,DOĞRUL KAVAĞIM DOĞRUL"diyerek bizi istediği gibi eğer ve büker.Tarihi insan sevgisi ile dolu Ulusumuza olmadık karaları çalarak Soykırım gibi insanlık suçu ile de bizi suçlar.
Tarihimize,kültürümüze,edabiyatımıza,müziğimize,gelenek ve göreneklerimize sahip çıkalım.Bu değerlere sahip çıkıp yaşatan dostlara selam olsun.
Remzi ATAMAN -- 23.12.2011 09:57
Çöven yetiştirip helva ve lokum üretebilir miyiz?
GELİNGÜLLÜ BARAJI AKIYOR YOZGAT'LI BAKIYOR(!)
Sayın Sürur bey,yazılarınızı internet ten zevkle okuyorum.Yozgat'lıya göre sıradışı yazılar yazıyorsunuz.Gerçekten okumaya ve yetkililerce değerlendirmeye değer yazılardır.
Çöven şöyle dursun Orta Anadolunun en büyük sulama barajı olan Gelingüllü Barajını bile değerlendirsek yozgat7ımızın ve de dolayısı ile Esenli'nin çehresi değişir.Bu baraj senenin 12 ayında sadece 3 ay pancar,patates,soğan ve diğer mahsullerimizin sulanmasında kullanılıyor.Bu sulamada tam sağlanamıyor.
Baraj(su)hayat demektir.Gelingüllü barajı çevresi DSİ veya Özel İdare tarafından çevre yolu düzenlemesi yapılıp,yol kenarları ağaçlandırılıp,ışıklandırılarak çok güzel mesire alanları haline getirilerek Yozgat'ımız için iç turizme büyük bir canlılık getirmesi içten bile değildir.
Üniversitenin,Valiliğin,Yozgat Sporun sosyal tesisleri,Üniversite yurdu buraya yapılarak hizmetin değişik yerlere serpilmesi ile Yozgat'ımızın yükü hafifler ve insanlarımızın,üniversite öğrencilerimizin daha modern ,daha temiz havalı bir ortamda yaşamasını sağlayabiliriz.
Esenli Kasabasına salça fabrikası yaparak,binlerce insanımızın tarımda çalışmasını,onlarca insanımızın fabrikada çalışmasını sağlayıp Yozgat ekonomisine büyük bir canlılık getirilebilir ve işsizlik önlenebilir.Konferans salonları,misafirhaneler,çay bahçeleri,oteller gibi sosyal tesisler yapılıp devlet büyüklerimiz burada temiz hava,güneş,baraj(deniz)manzaralı bir ortamda dinlenmeleri temin edilebilir.
Yatılı lise ve yatılı bölge ilköğretim okulu açılarak Ülkemiz ve de özellikle Yozgat'ımızın insanlarının eğitim seviyeleri yükseltilirken bu barj sayesinde İl'imizi de tanıtırız.Suyun hayat olduğunu herkes söylüyor ama elimizin ucundaki değerimizi görmüyor yada görmek istemiyoruz.Gelingüllü barajı Yozgat'ın DENİZ'idir.Yeterki yetkililerimiz değerlendirmesini istesin.Baraj kurulalı 18 yıl oldu ama ileriye dönük hiç ama hiçbir çalışmanın yapılmayışını görmek inanki insanı çok üzüyor.Umarım bu yazı bir başlangıç olur.Yozgat'ın geleceği inanın bu Gelingüllü barajı'na bağlıdır.Baraj sayesinde saymakla bitmeyecek hizmetler yapılabilir.GÖLBAŞI'nı düşünün bu baraj oradan daha önemlidir.Bu barajın şanssızlığı YOZGAT'ta olmasımıdır?Gölbaşı veya başka biryerde böyle bir değer olsa neler olurdu hayal bile edemiyor insan.kendi değerlerimize sahip çıkalım.İlgileneceğinizi umuyor türkü tadında yaşam diliyorum.
Remzi ATAMAN -- 21.12.2011 22:39
Yozgat’ta yayınlanan hangi gazeteye abonesiniz?
"Bir ülkenin,şehrin,beldenin çağdaşlığı okuma hemde kitap ve günlük gazete okuma oranı ile paralel olduğuna inanan biriyim."Değerli kardeşim Sürur Bey, internet üzerinden elimden geldiğince yerel basını takip ediyorum.Yazılarını zevkle okuyorum.samimiyetle söylüyorum ki basına ve basın mensubuna yakışır cesaretinizden ve genelde Ülkemizin,özellikle de Yozgat'ın ve Yozgatlının sorunlarını dile getirmenizden dolayı sizi kutluyorum.Sizi şahsen ne gördüm nede konuştum.Sizin gibi yürekli basın mensuplarına Yozgat'lının ve ülke insanımızın ihtiyacı vardır."Yozgat’ta yayınlanan hangi gazeteye abonesiniz?"Yazınızı okudum,hem sevindim hem üzüldüm.Sevindim:Okumak ve de kendi sorunlarımızı dile getiren basından herhangi bir gazeteyi okumamız gerektiğini dolayısı ile okumanın yararlarını anlattığınız için.Üzüldüm sevgili Yozgat'lımızın kendi sorunlarını dile getiren herhangi bir gazeteyi alıp okumadıkları için.Halbu ki basın bizim gözümüz,kulağımız,söylemek isteyip te söyleyemediklerimizi söyleyendir.Ona sahip çıkmamız gerekir.bunun için ise günlük "paket içerisinde 2 tek sigara parası bile değil"bir gazete alıp okumalıyız.Hem kendimizi geliştirir,hemde bizim gözümüz,kulağımız,elimiz,ayağımız,yüreğimiz olan basını yaşatırız.Size sevdiklerinize ve tüm sevenlerinize bahar tadında yaşam diliyor gazete özelliklede yerel gazete okuyanlara selam olsun diyorum.Emeğinize yüreğinize,kaleminize sağlık.
Remzi ATAMAN -- 19.12.2011 22:44
Koskoca EBK kombinamız var ama...
yozgatla ilgili olarak suskunluğunuzu sona erdirip yeniden yazmaya başlamınızı bir okurunuz olarak beni ziyadesiyle memnun etti.sağolun..
şeref -- 18.12.2011 10:53
Yozgat’ın halıları ve kilimleri de mi sahipsiz?
sizin sağduyulu ,tutarlı ve yozgata yararlı mükemmel yazılarını dikkatle takip eden bir okurunuzum.Ama yaklaşık iki aydır yazılarınızı göremiyorum.sayfayı açtıkca hayal kırıklığı yaşıyorum.niye yazmıyormusunuz bir sıkıntınız mı var,yoksa yozgata veya yozgatlıya kırgınmısınız.saygılarımla.
muhlis bey -- 04.12.2011 19:29
Yozgat’ın halıları ve kilimleri de mi sahipsiz?
Sürur Bey Merhaba Geçmiş Kurban Bayramınız Kutlar Mutluluklar dilerim.Merakımdan sormak istiyorun Sürur bey uzun zamandır blok sayfanızda ve köşenizde yazı yazmıyorsunuz.Yazılarınızdan ve yorumlarınızdan bizi mahrum etmeyeceğinizi umarım.Saygılarımla..
www.hasbekliomer.com
Ömer GÜNGÖR -- 10.11.2011 16:59
Yozgat’ın halıları ve kilimleri de mi sahipsiz?
Yaza yaza usan(ma)dım(!) Ama yine yazmayı düşündem belki bu kurban bayramında bari derdimize dertdaş olanlar olur diye.
Ülkemizde son zamanlarda sıradışı olağanüstü olaylar olmaktadır.Özellikle teröre kurban verdiğimiz şehitlerimize ve Van depreminde yaşamını kaybeden Yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet,ailelerine,tüm Türk Ulusuna başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyorum.Ne olursa olsun görülüyor ki ateş düştüğü yeri yakıyor.Herkesin bir sorunu var.Kimisi depremden,kimisi tetörden,kimisi odun kömür alamamaktan,kimisi aile bireylerinin geçimini sağlayamamaktan kimisi de Bizim gibi sosyal Devletten(!) Maaş alacaklarını alamamaktan dertlidir.Ancak ortak paydamız hepimizin sorunu olduğudur.
Dünya nın neresinde olursa olsun en ufacık bir üzücü olayla üzülmesini,en ufacık bir sevinçle mutlu olmasını bilen bir toplumuz.Binlerce KM uzaklıktadı Somali'ye yardım eden devletimiz(kuşkusuz sonuna kadar bu yardımı destekliyoruz)elinin ucunda ki Esenli belediyesi çalışanlarının 2maaş alacaklarını ödemeye ulaşmıyor mu?Ramazan ve bayramı geldi geçti,işte kış geliyor,bu hafta sonu da mübarek Kurban Bayramı.Bayram bizim neyimeze ?Maaşlarımızı alamamanın ızdırabını düşünmek bile insanı ürpertiyor."Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir"felsefesine inanan bir toplum olmamızın gereği Anayasamıza T.C.Devleti Demokratik Liek ve SOSYAL bir devlettir ilkesini koymuşuzu(!) ama bu ilkenin gereğini maalesef görememenin acısını hissediyoruz.657SDM Yasasının 164.maddesi Devletmemurlarının maaşı her ayın 15'inde ödenir yazar ama öylece kalır.Başbakanımız ve maliye Bakanımız Bayram Öncesi Maaşlar Avans olaraks ödenecektir diyor.Hangi avans biz geçmiş maaşlarımızı alamıyoruz avansşöyle dursun !
Siz okurlara ve yetkililere sesleniyorum ;değil 23-25 ay acaba bir ay dahi maaş alamasanız ne yanrdınız söyleyin lütfern de biz de onu yapalım.Allah aşkına sorunumuza çare olun.İnsanın yüreği yanıyor.Sadaka değil emeğimizin karşılığı maaş alacaklarımızı istiyoruz.Belediyemizin nüfusu 1.125 İller bankasınca gönderilen aylık hissemiz 10-15 bin TL arasında bununla değil bir maaş avans dahi alamıyoruz.Maaş alacaklarımızın toplamı eski para ile 560 milyar.Şu andan itibaren hiç maaş tahakkuku yapmasa bu gelen paralarla içerideki maaşlarımı ancak 56 ayda alırız.belediyemizin elektrik,yakıt,kömür,tamirat gibi masrafları hariç.
Kurban bayramında bari hüzünlü boynu bükük ağlayan çocukların gülmesi,kıt kanaat tüten bacalarının tütmesinin devamı ailelerin birazıcık olsun mutluluğu için belediyemize devlet yetkililerinin acilen maaş karşılığı para göndermelerini istiyoruz.Belediyemizin mali olanakları bu maaşlarımızı ödemeye yeterli değil.Çok mu şey istiiyoruz dersiniz !Sadece gençliğimizi verdiğimiz devletimizden alınterimiz olan maaş alacağımızı istiyoruz taktir,karar ve yrum sizlerindir.Kurban Bayramınızı kutluyor hepinize Bahar tadın bayram,Bayram tadında yaşam dilerim.
Remzi ATAMAN -- 02.11.2011 10:53
Başlarken
Değerli Sürur Beyciğim.Bu gün geçmiş yazılarınıza bir göz attım.Şu da güzelmiş, bu da güzelmiş.Şunu da okuyum,bunu da okuyum derken dalıp gitmişim.Kendime gelince Sürur Bey bu yazıları bir kitapta toplarmı acaba dedim.Bazı yazılarınızı kopyalayıp bilgisayarımda dosyalıyorum.Yanlış yaptığımı anladım.Şimdi tüm yazılarınızı kopyalayıp çıktı alarak bir klasör yapacağım ve bundan sonraki yazılarınızıda bu klasörde biriktireceğim.Emekleriniz için tekrar teşekkür ediyorum.Elleriniz dert görmesin.Her daim sağlıklı olmazınızı diler saygılar sunarım.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 10.10.2011 13:16
Dünya şampiyonunu görmeyen bir şehir “marka şehir” olabilir mi?
Değerli Sürur Beyciğim. Yozgatlı sporculardan Rıza Kayaalp, 2011 Dünya Güreş Şampiyonası’nda grekoromen stil 120 kiloda dünya ve olimpiyat şampiyonu Lopez’i mağlup ederek şampiyon olmuştu. Sizde Yozgat Gazetesindeki köşenizde “Dünya şampiyonunu görmeyen bir şehir “marka şehir” olabilir mi”? diye haklı sitemlerinizi belirtmiştiniz.Değerli kuzenim Celalettin Çapanoğlu, yaklaşık kırk yıldır Çapanoğlu ailemizin gerek yurt içinde gerekse dünyanın muhtelif yerlerinde yaşayan fertlerini bulup bizzat görüşerek şecere (soyağacı) çalışmasını bitirdi.Şecere de yer alan kişi sayısı göz önüne alındığında yaklaşık üçyüzelli yıllık bir geçmişe sahip dünyanın en büyük aile soyağaçları içine girebileceğini tahmin ediyoruz.Bu günlerde de İzmir’de bir firma internet’e yükleme çalışmasını yapıyor.Bu çalışmalar neticesi kıymetli sporcumuz Rıza Kayaalp’in de akrabamız olduğu ortaya çıktı. Büyük dedesi Raşit bey ile büyük dedemiz Mahmut bey’in kardeş olduklarını gördük. Yani şampiyon sporcumuz da bir Çapanoğlu torunu olarak hem spor tarihimizde hem de şeceremizde yerini aldı. Şecere yüklemesi isim, fotoğraf, biyografi, anı vb. birçok ek ile de destekleniyor.Sizin Rıza Kayaalp ile ilgili köşe yazınızın da ilgili pafta da yerini aldığını bildirir bu güzel yazınız için tekrar teşekkürlerimi arz eder İstanbul’dan saygı ve selamlarımı sunarım.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 02.10.2011 10:01
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
4
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00