BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.09.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
225
Dün
:
4716
Toplam
:
17145724
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Çarşıdan, pazardan...
surur-ozturk@hotmail.com
Çarşılar ve pazarlar, farklı sebeplerle de olsa, özellikle son 10 yıldır sürekli gündemimizde… Bazen kısaca “AVM” diye tabir edilen alışveriş merkezleri konulu tartışmalardan dolayı; bazen tarihî yapıların zarar görmesinden, yok edilmesinden ya da hatalı restorasyon çalışmalarından dolayı… Yaşamakta olduğumuz son ekonomik kriz de, fiyat artışları ve yükselen enflasyon sebebiyle çarşıları ve pazarları gündemimizde tutmaya devam ediyor…
Ben bu yazıda, Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Özger’in “Osmanlıdan Cumhuriyete Yozgat Yöresinde Kurulan Haftalık Pazarlar ve Panayırlar” başlıklı makalesinden iktibaslarla, sizi geçmişin ilk pazarlarına, çarşılarına götüreceğim. Kısa süreli bir gezinti olacak bu…
“Pazar” kelimesinin Farsça “bazar” kelimesinden dilimize geçtiğini hatırlatan Özger, öncelikle pazarın mahallî seviyede ve küçük alışverişleri ihtiva ettiğini kaydediyor. Türkçeye Grekçe’den geçmiş olan panayırın ise ya bölgesel, ya ulusal yahut da uluslararası alana hitap eden büyük pazarlar olduğunu belirterek bir tanımlama yapıyor.
Özger’in verdiği bilgiye göre Osmanlı coğrafyasında panayırlar, devletin izniyle açılıyormuş. Yozgat merkezde ilk haftalık pazar ise, Çapanoğlu Süleyman Bey’in teşebbüsüyle 1793’te pazartesi günlerinde kurulmuş. Pazar, iltizam sistemiyle genellikle Bozok Sancak beyleri tarafından işletilmiş. Sonraki dönemde Akdağmadeni, Budaközü ve Boğazlıyan’da da haftalık pazarlar açılmış. Bunun dışında Yozgat yöresinde geniş ticarî hacimli panayır da kurulmuş.
Prof. Özger, Panayırla ilgili eldeki mevcut en eski vesikanın, şimdilik 1855 tarihli olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
“Panayırda çoğunlukla hayvan alım satımı yapılmakla beraber, el işi ve sanat ürünleri de satılmıştır. Salnamelere göre panayıra genelde yakın şehirlerden katılım olmuştur. Ancak bazen Maraş, Halep ve Şam gibi uzak yerlerden de buraya iyi cins atlar getirilmiştir. Panayırın güvenliğini sağlamak için idareciler yoğun çaba harcamışlardır.”
Özger’in verdiği bilgiye göre sığır vebası, kuraklık ve bazı asayiş meseleleri, panayırı olumsuz etkilemiş.
Yozgat’ın içinde bulunduğu Bozok Sancağı’nda muhtelif dönemlerde çeşitli mahallî pazarlarla birlikte iki ayrı panayır kurulmuş. Bunlardan ilki, kayıtlarda “Bozok Pazarı” olarak geçiyor. Bu pazarla ilgili en eski belge, 9 Nisan 1585 tarihli bir mühimme kaydı. Rum Beylerbeyilerine ve yeni il haslarının toprağında bulunan kadılara hüküm şeklindeki söz konusu vesika, yeri tam olarak tespit edilemeyen “Furun Tepe” ya da “Kurun Tepe” adlı mevkide inşa edilmiş bulunan mescidi tahrip edenlerin yakalanarak İstanbul’a gönderilmesiyle ilgili. Bahsi geçen mevki ise “Bozok Pazarı’nın yakınında” olarak tarif ediliyor.
Bu mühimme kaydı, bölgede Bozok pazarı adıyla 16. yüzyılın sonlarında bir pazar
kurulduğunu gösteriyor. Burasının günümüz Yozgat merkezi olma ihtimali ise oldukça
düşük; çünkü “Yozgat” adı ilk defa 1575-1576 tahrirlerinde Baltı Nahiyesi’ne bağlı bir karye olarak geçiyor. Yozgat’ın gelişmesi daha geç dönemlerde Çapanoğulları ile birlikte başlamış.
Haftalık Pazar nasıl kurulmuş?
Prof. Dr. Yunus Özger’in naklettiğine göre, Yozgat merkezinde haftalık pazar kurulması fikri ve teşebbüsü ilk olarak Cabbarzade [Çapanoğlu] Süleyman Bey tarafından 22 Şubat 1793 tarihinde gündeme getirilmiş.
Süleyman Bey, İstanbul’daki işlerini icra eden kethüdasına gönderdiği kaimede,
kadimden beri karargâhları olduğunu söylediği Yozgat’ta herhangi bir pazar
bulunmadığından, kasabanın fukara ahalisinin ihtiyaç duyduğu malzemeleri temin
edemediğini dile getirmiş. Halkın bu ihtiyaçlarını karşılamak için yaz kış demeden, zamanlı zamansız komşu belde ve kasabalara gitmekten başka çaresi olmadığını belirtmiş.
Süleyman Bey, ahalinin bu haliyle kemâl mertebe zahmet ve meşakkate düştüklerini
Söyleyerek, kethüdasından meselenin uygun bir zaman ve zeminde ve
uygun bir dille Reisülküttap Efendi’ye iletilmesini ve bunun için gerekirse miri hazineye otuz kırık kuruş ödeme yapmasını istemiş. Ardından meselenin mutlaka halledilmesi gerektiğini sıkıca tembihlemiş.
Cabbarzade’ye göre halkın sıkıntılarını giderecek çözüm, Yozgat merkezde haftada bir gün pazartesi günleri pazar kurulmasının sağlanmasıdır. Süleyman Bey,
kaimenin alt kısmına düştüğü notta “…benim mürüvvetli sultanım, bu pazar maddesinde kâr u kisb dâiyyesinde değiliz, mutlak ahâlinin du‘âsını celbe sa‘ydır tanzîmine himmetleri me’mûldur…” ifadelerini kullanmış…
Yani Çapanoğlu, Pazar işini herhangi bir para kazanma düşüncesiyle gündeme getirmediğini, aksine halkın çektiği ıstırabın son bulması için uğraştığını beyan etmiş ve bunun yapılması halinde ahalinin hayır duasının alınacağını söylemiş. Ayrıca Yozgat’ta herhangi bir pazar olmadığından söz etmesi, izni istenilen hafta pazarının Yozgat’ın ilk pazarı olduğunu gösteriyor…
Yozgat tarihinde çarşı Pazar konusuna ilgi duyanlar, daha ayrıntılı bilgi için söz konusu makaleye müracaat edebilirler…
Hürmet ve muhabbetle…

31.12.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
Menduh Bey çok güzel yazmışınız.İlke perşembe yapılan helva allının celalin dükkanın arada duran hamallar ve amelere dağıtılır mahelle camiinde ve büyük camide öğlen namazından çıkan cemaate dağıtılırdı. Mis gibi teryağlı un helvası eskiden düğünüzmüde cenazemizde güzeldi şimdi herşey oyuncak oldu.
Kadir YILDIRIM -- 24.02.2011 14:23
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
Asım Bey Kardeşim siz her nekadar Sürur Bey'den ricada bulunsanızda haddim olmayarak olsada sizinle Yozgatmerkezde vefaat eden bir hemşehrimizin ardından yapılan Cenaze ve Başsağlığı hakkında bundan 15 yıl öncesine kadar yaşatılanları aktarmak isterim. Bir mahallede bir ölüm olayı vukuu bulduğunda yakın akrabaları ve cenaze sahibi tarafından cenaze yıkanmadan önce mahalle camiinde mahalleliye duyrulmak üzere sela verilir daha sonra büyük camiden verilen sela ile çarşı esnafından ve diğer mahallelerdeki yakınlarınında cenazeden haberdaro lması sağlanırdı. Daha sonra mahalle camiindeki gasilhanede yıkanan cenaze yakın akraba ve yakın komşuları tarafından büyük camiye getirilir. Öğle namazına kadar olan sürede cenaze yakınları cenazeyi borçlu yatırmamak adına varsa borçlarını veririlerdi öğle namazı kılındıktan sonra cenaze gömülmek üzere mahallesine en yakın mezarlığa götürülür. Cenaze gömüldükten sonra cemaat cenaze yakınları ile cenazenin çıktığı ev önüne gelir orda okunan dualardan sonra cenaze sahibine sıkıntı vermeden memur dairesine esnaf ve tücaarda çarşıdaki işinin başına dönerdi.Cenaze yakınlarına başsağlığı dilemek isteyen yakınları veya tanıdıklarının devlet dairesinde çalışanlarının veya esnafın çalışma saatlerinden mahrum kalmaması adına mahalle camiinde akşam namazına mütekiben toprak mevlidi okutulur. Bu mevlide başsağlığı dilemek üzere gelinir ve mevlitten sonra cami bahçesinde başsağlığı dilendikten sonra cenaze evine geçmek isteyenler eve geçer diğerleri kendi evlerine giderdi. Cenaze evine yakın komşu ve akrabalar bir sıra ve düzen üzerine yemek getirirler esnaftanda kıymalı pide gönderenler olurdu. Daha sonra cenaze evinde ilk perşembesi denilen ve helva yapılan günde hanımlar cenaze evinde toplanır ve helva için gelen hanımlar şeker ve un getirerek helvanın cenaze sahibi dışında yapılmasını sağlarlardı ki cenaze yakınlarının gelenlere böyle kederli bir günde yemek vermesi ayıba kaçardı.(Yemek ziyafeti düğün ve sünnetlere hastı) Böylece şeker ve helva getirenlerde bir sevaba girmenin hazzını duyarlardı.Helvadan sonra hanımlar dağılırken başsağlığını diler ocağın tütmesini temenni ederlerdi ki yozgatlı için bir cenazenin ardından bir ocağın sönmesi yani evin kapanması çok hüzünlü bir haldi. Eskiden böyleydi ama şimdi şartlar ve kentteki değişim sonucu sanırım değişim olmuştur. Allah hepinize uzun ömürler versin hayırlı ve imanlı ölmek nasip etsin.
Memduh ÜNAL -- 23.02.2011 10:55
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
sürur bey sizden Yozgat kültüründe bugüne dek hiç yeri olmayan yozgat gelenek görenek ve ananelerine uygun düşmeyen yalnızda güneydoğu illerimizden bir kaçında görülen "TAZİYE EVLERİ" konusunu işlemenizi isterim.Zira taziye evleri yapmak hayırseverlik ilan edildi. Yani ölüm bizim ama bzim eve taziye ve yas almak için acımızı paylaşmak için gelmeyin taziyenizi mezarlıkta paylaşın ölüde acımızda mezarlıkta kalsın eve götürmeyeleim zihniyeti nerden çıktı anlamadım?
Asım -- 18.02.2011 15:02
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
hemşehrilerimizin ve Yozgatlının makus talihinin kısır döngüsü ancak bu kadar temiz bir dille bukadar güzel anlatılabilir işte size merhum abbas sayardan bedava şiiri
Bedava

Dağ başında karaçalı
Çaput bağlamak bedava
Felek gözün kör olsun
Oturup ağlamak bedava

Kısmet vermiş aşktan yanı
Seven kim sevilen hani
Sözün kısacası yani
Gönül eğlemek bedava

Üzülmesi yoğa vara
Zaten talihçeğiz kara
Kuru kuru bulutlara
Umut bağlamak bedava

Emreğliyor ayak başa
Söz getirme göze kaşa
Müjde olsun dağa taşa
Derdin söylemek bedava
Dermani -- 18.02.2011 14:53
Yozgat kaçıncı şehir olacak?
yazınızı pür dikkat okudum.Şuurlu bir yozgatlılık duygusu size mükemmel bir yazı yazdırmış.zaten her yazınız mükemmel a
ma bu yazı bi başka olmuş..eline ,beynine sağlık..iyi günler
semih -- 02.01.2011 12:25
Daha şehrimizin adını bile bilmiyormuşuz
şehrinin adını doğru düürüst bilmeyen yozgattan başkası varmadır acep..yozgat ölmüş ağlayanı yok..
kani -- 28.11.2010 00:40
Daha şehrimizin adını bile bilmiyormuşuz
Yazınız çok önemli..yozgatta yaşayan yüzlerce yozgatlı şehrinin adının nerden geldiğini tam bilemiyor,düşünülecek ve üzülecek birhusus bu..yazık,çok yazık...
kerem -- 21.11.2010 19:49
Yozgat kaçıncı şehir olacak?
Değerli Surur Beyciğim,Yozgat var Yozgatlı yok kitabını arayıpta bulamadığınızı bilseydim hemen size bir tane gönderirdim.Ben 20 adet almıştım ve eşe dosta veriyordum.1971 yılında yedek subaylığıma karar aldırmak için Yozgat'a gittim.Rahmetli Babannem Esma Çapanoğlu çok yaşlandığı için gece yatak yorgan eziyeti olmasın diye Sayar otelinde yer ayırttım ve Rahmetli Abbas ağabeyin de orada olduğunu öğrenince lütfen benim burada olduğumu kendisine söyleyin dedim.İstanbuldan gece yola çıkmıştım o zamanki otobüslerle dolayisisyle uykusuzdum.İşlerimi bitirip babannemide ziyaret ettikten sonra otele döndm.Abbas ağabey herzamanki gibi sofrasını kurmuş beni bekliyordu.Uykusuz olmama rağmen o gece de sabaha kadar sohbet ettik:Neler anlattı neler.Son yazdığı bir şiir vardı onu kağıttan okudu bir sitem ve kahır şiiri idi.Şiirin bir kopyasını istemeye utandım.Zaten istemem de yakışık almayacaktı.Ama şimdi çok pişmanım bu şiir hiçbir yerde yok.İstanbula Kitap fuarına geldiğinizi bilseydim bende o gün mutlaka orada olurdum.İstanbuldan selam ve saygılarımla bayramınızı kutlarım.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.11.2010 13:53
Atatürk’ü biraz olsun seviyorsanız, derhal istifa ediniz!
Değerli Surur Beyciğim,Yozgat'ta Atatürkçü düşünce böyle insanlara kaldıysa vah,vah.Eğer bu kutlama yazısını kendi değilde acele ile bir çocuğa yazdırdı ise o zaman da vah ki eyvah....
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.10.2010 19:56
O kepçenin hesabı soruldu mu?
Bu bizim yozgatlıyı maalesef kendi şahsi meselesinden başka bi şey enterese etmiyo ki,kepçenin hesabını sorsunlar.Yozgatlının üzerindeki ölü toprağını hiç kimse atamaz.tepkisiz yozgatlının içinden de hesap soracak birileri hiç çıkmaz..malümatınız ola. siz de olmasanız bunları yazacak adam da kalmadı yozgatta.teşekkür ve hürmetlerimle...
latif -- 24.10.2010 10:50
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
10
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00