BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.05.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
216
Dün
:
4633
Toplam
:
16386652
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Çarşıdan, pazardan...
surur-ozturk@hotmail.com
Çarşılar ve pazarlar, farklı sebeplerle de olsa, özellikle son 10 yıldır sürekli gündemimizde… Bazen kısaca “AVM” diye tabir edilen alışveriş merkezleri konulu tartışmalardan dolayı; bazen tarihî yapıların zarar görmesinden, yok edilmesinden ya da hatalı restorasyon çalışmalarından dolayı… Yaşamakta olduğumuz son ekonomik kriz de, fiyat artışları ve yükselen enflasyon sebebiyle çarşıları ve pazarları gündemimizde tutmaya devam ediyor…
Ben bu yazıda, Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Özger’in “Osmanlıdan Cumhuriyete Yozgat Yöresinde Kurulan Haftalık Pazarlar ve Panayırlar” başlıklı makalesinden iktibaslarla, sizi geçmişin ilk pazarlarına, çarşılarına götüreceğim. Kısa süreli bir gezinti olacak bu…
“Pazar” kelimesinin Farsça “bazar” kelimesinden dilimize geçtiğini hatırlatan Özger, öncelikle pazarın mahallî seviyede ve küçük alışverişleri ihtiva ettiğini kaydediyor. Türkçeye Grekçe’den geçmiş olan panayırın ise ya bölgesel, ya ulusal yahut da uluslararası alana hitap eden büyük pazarlar olduğunu belirterek bir tanımlama yapıyor.
Özger’in verdiği bilgiye göre Osmanlı coğrafyasında panayırlar, devletin izniyle açılıyormuş. Yozgat merkezde ilk haftalık pazar ise, Çapanoğlu Süleyman Bey’in teşebbüsüyle 1793’te pazartesi günlerinde kurulmuş. Pazar, iltizam sistemiyle genellikle Bozok Sancak beyleri tarafından işletilmiş. Sonraki dönemde Akdağmadeni, Budaközü ve Boğazlıyan’da da haftalık pazarlar açılmış. Bunun dışında Yozgat yöresinde geniş ticarî hacimli panayır da kurulmuş.
Prof. Özger, Panayırla ilgili eldeki mevcut en eski vesikanın, şimdilik 1855 tarihli olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
“Panayırda çoğunlukla hayvan alım satımı yapılmakla beraber, el işi ve sanat ürünleri de satılmıştır. Salnamelere göre panayıra genelde yakın şehirlerden katılım olmuştur. Ancak bazen Maraş, Halep ve Şam gibi uzak yerlerden de buraya iyi cins atlar getirilmiştir. Panayırın güvenliğini sağlamak için idareciler yoğun çaba harcamışlardır.”
Özger’in verdiği bilgiye göre sığır vebası, kuraklık ve bazı asayiş meseleleri, panayırı olumsuz etkilemiş.
Yozgat’ın içinde bulunduğu Bozok Sancağı’nda muhtelif dönemlerde çeşitli mahallî pazarlarla birlikte iki ayrı panayır kurulmuş. Bunlardan ilki, kayıtlarda “Bozok Pazarı” olarak geçiyor. Bu pazarla ilgili en eski belge, 9 Nisan 1585 tarihli bir mühimme kaydı. Rum Beylerbeyilerine ve yeni il haslarının toprağında bulunan kadılara hüküm şeklindeki söz konusu vesika, yeri tam olarak tespit edilemeyen “Furun Tepe” ya da “Kurun Tepe” adlı mevkide inşa edilmiş bulunan mescidi tahrip edenlerin yakalanarak İstanbul’a gönderilmesiyle ilgili. Bahsi geçen mevki ise “Bozok Pazarı’nın yakınında” olarak tarif ediliyor.
Bu mühimme kaydı, bölgede Bozok pazarı adıyla 16. yüzyılın sonlarında bir pazar
kurulduğunu gösteriyor. Burasının günümüz Yozgat merkezi olma ihtimali ise oldukça
düşük; çünkü “Yozgat” adı ilk defa 1575-1576 tahrirlerinde Baltı Nahiyesi’ne bağlı bir karye olarak geçiyor. Yozgat’ın gelişmesi daha geç dönemlerde Çapanoğulları ile birlikte başlamış.
Haftalık Pazar nasıl kurulmuş?
Prof. Dr. Yunus Özger’in naklettiğine göre, Yozgat merkezinde haftalık pazar kurulması fikri ve teşebbüsü ilk olarak Cabbarzade [Çapanoğlu] Süleyman Bey tarafından 22 Şubat 1793 tarihinde gündeme getirilmiş.
Süleyman Bey, İstanbul’daki işlerini icra eden kethüdasına gönderdiği kaimede,
kadimden beri karargâhları olduğunu söylediği Yozgat’ta herhangi bir pazar
bulunmadığından, kasabanın fukara ahalisinin ihtiyaç duyduğu malzemeleri temin
edemediğini dile getirmiş. Halkın bu ihtiyaçlarını karşılamak için yaz kış demeden, zamanlı zamansız komşu belde ve kasabalara gitmekten başka çaresi olmadığını belirtmiş.
Süleyman Bey, ahalinin bu haliyle kemâl mertebe zahmet ve meşakkate düştüklerini
Söyleyerek, kethüdasından meselenin uygun bir zaman ve zeminde ve
uygun bir dille Reisülküttap Efendi’ye iletilmesini ve bunun için gerekirse miri hazineye otuz kırık kuruş ödeme yapmasını istemiş. Ardından meselenin mutlaka halledilmesi gerektiğini sıkıca tembihlemiş.
Cabbarzade’ye göre halkın sıkıntılarını giderecek çözüm, Yozgat merkezde haftada bir gün pazartesi günleri pazar kurulmasının sağlanmasıdır. Süleyman Bey,
kaimenin alt kısmına düştüğü notta “…benim mürüvvetli sultanım, bu pazar maddesinde kâr u kisb dâiyyesinde değiliz, mutlak ahâlinin du‘âsını celbe sa‘ydır tanzîmine himmetleri me’mûldur…” ifadelerini kullanmış…
Yani Çapanoğlu, Pazar işini herhangi bir para kazanma düşüncesiyle gündeme getirmediğini, aksine halkın çektiği ıstırabın son bulması için uğraştığını beyan etmiş ve bunun yapılması halinde ahalinin hayır duasının alınacağını söylemiş. Ayrıca Yozgat’ta herhangi bir pazar olmadığından söz etmesi, izni istenilen hafta pazarının Yozgat’ın ilk pazarı olduğunu gösteriyor…
Yozgat tarihinde çarşı Pazar konusuna ilgi duyanlar, daha ayrıntılı bilgi için söz konusu makaleye müracaat edebilirler…
Hürmet ve muhabbetle…

31.12.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Sessiz çınara vefa
Yozgat gazetesi farklı fikirlerin yozgat için buluştuğu bir meclis gibi..yozgat için önemli şeyleri ifade eden seçkinler meclisi..yozgatlılık meselesinin yok olduğu bir şehirde sizin gibi aydın insanların makul ve doğru şeyleri yazması bize ışık veriyor.Bu meyanda yorumlarınızda yaptığınız hakkı teslimleri memnuniyetle karşılıyoruz.mesela bu yazı da sayın osman hakan kiracının hakkını teslim ve hizmetlerini en yalın bir şekilde anlatmanız sebebiyle sizleri tebrik ederiyoruz.
Kuddusi -- 07.03.2013 10:40
Sessiz çınara vefa
Sürur bey gerçekten mükemmel yazıyorsunuz.Bütün yazılarınızı virgülüne kadar okuyorum.Son yormunuzda uzun uzadıya yazdığınız gazeteci osman bey yozgatın yetiştirdiği sessiz bir değer.Ben yerel basını ve yazarları okuyan biriyim.Bildiğim kadarıyla dışarda negatif imajı bulunan yozgata ödül kazandıran 2 gazetecimiz var.Roman ve hikayede abbas sayar,yerel basında ise osman hakan kiracı..Biz yozgatlılar olarak Abbas Sayar'ı öldükten sonra takdir ettik.Osman hakan kiracı gibi bir çınarı hayatta iken sizin gibi iyi bir gazetecinin böyle güzel bir yazıyla anlatarak takdir etmesi takdir edilecek bir davranıştır.Mükemmel yazılarınızın devamını diliyorum.
Ayşen -- 06.03.2013 01:01
Arabaşı dernekleri - 3
Sürur bey mükemmelsiniz! cini şişeden çıkardınızya yıllardır yan gelip yatanlar rahatsız oldu...dernek kur, federasyon kur üyelerin aidatlarından yemek ver kahvaltı ver kişisel reklamını yaptır pat arkasından aday ol. hemşehri derneklerine siyaset sok sonra insanları birbirinden sogut. kaptığın koltuğu başkalarına bırakmamak için her türlü yola başvur. tüzügü değiştir kendini seçtir, farklı düşünen dernekleri ve şahısları ihraç et kendini gene seçtir.
Sürur bey yine insaflı davranıp bunları arabaşı derneği diyerek sıfatlandırmışs. bence o bile fazla.. ne memlekete ne millete faydası olmayan sözde birlikten beraberlikten bahseden hamaset nutukları at,ne zaman samimi olursak birbirimize karşı belki o zaman yozgatın göç oranı eksi 27 lerden aşağı iner
sami -- 01.03.2013 23:43
Bir köy kurmalı ama nasıl?..
Tam bir Anadolu köylüsü filozu anlayışı ile yaşanan ve özlenen bir gerçeğin yazıya aktarılmasıdır bu hikaye.
Yeni bir köy kurmalı ama önce o artak duyguları,ortak değerleri,ortak gayeleri hayel edip beynimizde canlandrırıp gerçek hayata uygulamalıyız.2.000 in altında olan nüfuslü belediyeleri köy'e dönüştürerek değil!
Köy ve köylü ortak yaşamın,tasanın,kıvancın paylaşımsanın,imeçce usulünün uygulannışının,komşusu aç iken tok yatmanın yadsınışının,bir lokma ekmeğin,bir kaşık çorbanın,bir yudum suyun,bir bardak çayın,soba ile ile ısıtılan bir odanın ortak kullanılmasının velhasıl barış,kardeşlik ve dostluk duygusu ile birarada yaşanabileceği gerçeğinin kanıtıdır.
.Barış,kardeşlik,dostluk içerisinde ortak yaşamı özümseyip yaşayan ve yaşatabilen çiçeği GÜL sevdası İNSAN olan yüreklere selam olsun.
Remzi ATAMAN -- 22.02.2013 11:02
Arabaşı dernekleri...
yüreginize saglık yine ezber bozmuşsunuz bu işler arz ve talep meselesidir. insanlar neyi talep edecegi konusunda [ bilgilendirilmedigi ] sürece arabaşı yutturma bahanesi ile oyalanırlar bu durumda birileinin işine yaradıgı için bu işler böylece devam eder gider.derneklerin üye profiline bir bakarsanız cevabı içidedir.selemlar.
hasan baycan -- 21.02.2013 11:50
Arabaşı dernekleri...
selam surur bey okudum okudumve bu yazıyı okumamış olan dernek üyeleri ve yönetenleri de okusun diye kes yapıştır yöntemiyle baglı bulunduğum dernek sayfasındada paylaşmak istedim müsadenizle ,saygılar.
mahmut erdem -- 21.02.2013 09:08
Arabaşı dernekleri...
"...üyelerine arabaşı hamurunu yuttururlarken, kendilerini de kamuoyuna ‘sivil toplum kuruluşu’ diye yuttururlar..."
Başka kelama ne hacet? Yuttur yutturabildiğin kadar...Faaliyet, etkinlik, verimlilik, ilin ve üyelerin sosyal refahı faso-fiso...kaleminme yüreğine sağlık Süruri bey?
Cemil canayakın -- 20.02.2013 20:45
“Bozok Araştırmaları Merkezi”
Değerli Surur Beyciğim, makalenizi okuyunca bende heyecanlandım ve bende içimden nihayet dedim. İçinde koca bir Üniversite barındıran bir şehir neden bu kadar sahipsiz kalıyor diye hayıflanırken Başkan Yusuf Bey’in böyle hayırlı bir işe el atmasından ziyadesiyle memnun oldum. Buyurduğunuz gibi Araştırma Merkezi, daha çok, soyut ve somut kültürel değerleri kayıt altına alan, derlemeler yapıp bunları arşivleyen, dergi ya da kitap yayınlarıyla bulgularını ve değerlendirmelerini kamuoyuna aktaran, çeşitli kültürel etkinliklerle halk arasında ‘farkındalık’, kültürel zemin ve bilinç oluşmasını sağlayan bir kuruluş olmalıdır. Öyle olmasını umut ederek emeği geçeceklere şimdiden teşekkür ediyorum. Ve ismi mutlaka “Bozok Araştırmaları Merkezi” olmalı diye arzu ediyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.02.2013 00:02
Özgün tasarım’ın âlâsı Anadolu’da…
İlahi Sururi Bey;Yazınızı gülümseyerek okudum.Hemde bu yetenekli kardeşimiz adına çok mutlu oldum.Nice değerli eller;nice farklı bakan gözler var ama farkedilmeden,gün ışığına çıkarılıp, etrafını aydınlatmaya mahal vermeden yok olup gidiyorlar.Resimde gördüğüm eserleri eğitim almış heykeltraşlar yapamazlar. Görüyorum ki "basın" bir dehayı gün ışığına çıkarmakta oldukçe etkili olmuş.Bizlerde memleketimizde ne dehaların var olduğunu görmüş olduk.Ne kadar "basının işi tanıtım yapmak mı?" diye kükresenizde...; Basın isterse, var olan şeyi tanıtmakta ÇOK etkili olduğunu şu an ispatlanmıştır.Tabi ki olmayan bişey için basın ne yapsın?

Allah sizden razı olsun.
SUZAN -- 05.02.2013 20:26
Madem tanıtım görevlisiyiz, o halde söyleyin
Sayın Suriri Bey;Yazınızın ana fikrini ve anlatmak istediklerinizi anlayarak aşağıdaki yorumu yapmışımdır.Anlatmak istediğinizi siz yazınızda etraflıca zaten anlatmışsınız.Sayın yetkililer okuma ahmetinde bulunurlarsa kendi paylarına düşeni alacaklar elbetteki.

Basının görevi tanıtım ve kalkınma için yatırım yapmak değil ki bu konuda basından beklentiye girilsin."Yozgat Gazetesi"ni Yozgat'lı okuyor.Yozgat halkınada reklam yapacak değilsiniz.Ancak, bir şehirde alt yapı hazırlanır, sonra tanıtım konusunda bazı sanat dallarından faydalanılır.Yozgat'a yolu düşen insan, rahat yürüyecek yol,dinlenecek mekan,çayını kahvesini yudumlarken etrafında gözünü dolduracak manzara,huzurlu bir ortam ister.Her şeyden önce Yozgat'ın halkı tavır ve davranışlarını değiştirmeli. Üniversite Yozga'a geleli yıllar oldu.Halâ bir kadın tek başına bir parkta oturup rahatça çay içemiyor. Tüm gözler üzerine çevriliyor. Hatta sinsi sinsi takip ediliyor.Kimin nesi, neden gelmiş, tekbaşına parkda- bahcede ne işi var?İnsanlar bakışlarında bu soruları direk yansıtıyorlar. Rahat ve ferah bir ortamın hangisi Yozgat'ta var.öncelikle bunları hazırlamak gerekir.Konu illada isim duyurmak ise günümüz örnekleri ve en etkili yöntemlerini dilim döndüğünce belki haddim olmayarak anlatmaya çalıştım.

Saygılar...
Suzan -- 22.01.2013 00:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
2
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00