BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.09.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
182
Dün
:
4716
Toplam
:
17145725
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Çarşıdan, pazardan...
surur-ozturk@hotmail.com
Çarşılar ve pazarlar, farklı sebeplerle de olsa, özellikle son 10 yıldır sürekli gündemimizde… Bazen kısaca “AVM” diye tabir edilen alışveriş merkezleri konulu tartışmalardan dolayı; bazen tarihî yapıların zarar görmesinden, yok edilmesinden ya da hatalı restorasyon çalışmalarından dolayı… Yaşamakta olduğumuz son ekonomik kriz de, fiyat artışları ve yükselen enflasyon sebebiyle çarşıları ve pazarları gündemimizde tutmaya devam ediyor…
Ben bu yazıda, Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Özger’in “Osmanlıdan Cumhuriyete Yozgat Yöresinde Kurulan Haftalık Pazarlar ve Panayırlar” başlıklı makalesinden iktibaslarla, sizi geçmişin ilk pazarlarına, çarşılarına götüreceğim. Kısa süreli bir gezinti olacak bu…
“Pazar” kelimesinin Farsça “bazar” kelimesinden dilimize geçtiğini hatırlatan Özger, öncelikle pazarın mahallî seviyede ve küçük alışverişleri ihtiva ettiğini kaydediyor. Türkçeye Grekçe’den geçmiş olan panayırın ise ya bölgesel, ya ulusal yahut da uluslararası alana hitap eden büyük pazarlar olduğunu belirterek bir tanımlama yapıyor.
Özger’in verdiği bilgiye göre Osmanlı coğrafyasında panayırlar, devletin izniyle açılıyormuş. Yozgat merkezde ilk haftalık pazar ise, Çapanoğlu Süleyman Bey’in teşebbüsüyle 1793’te pazartesi günlerinde kurulmuş. Pazar, iltizam sistemiyle genellikle Bozok Sancak beyleri tarafından işletilmiş. Sonraki dönemde Akdağmadeni, Budaközü ve Boğazlıyan’da da haftalık pazarlar açılmış. Bunun dışında Yozgat yöresinde geniş ticarî hacimli panayır da kurulmuş.
Prof. Özger, Panayırla ilgili eldeki mevcut en eski vesikanın, şimdilik 1855 tarihli olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
“Panayırda çoğunlukla hayvan alım satımı yapılmakla beraber, el işi ve sanat ürünleri de satılmıştır. Salnamelere göre panayıra genelde yakın şehirlerden katılım olmuştur. Ancak bazen Maraş, Halep ve Şam gibi uzak yerlerden de buraya iyi cins atlar getirilmiştir. Panayırın güvenliğini sağlamak için idareciler yoğun çaba harcamışlardır.”
Özger’in verdiği bilgiye göre sığır vebası, kuraklık ve bazı asayiş meseleleri, panayırı olumsuz etkilemiş.
Yozgat’ın içinde bulunduğu Bozok Sancağı’nda muhtelif dönemlerde çeşitli mahallî pazarlarla birlikte iki ayrı panayır kurulmuş. Bunlardan ilki, kayıtlarda “Bozok Pazarı” olarak geçiyor. Bu pazarla ilgili en eski belge, 9 Nisan 1585 tarihli bir mühimme kaydı. Rum Beylerbeyilerine ve yeni il haslarının toprağında bulunan kadılara hüküm şeklindeki söz konusu vesika, yeri tam olarak tespit edilemeyen “Furun Tepe” ya da “Kurun Tepe” adlı mevkide inşa edilmiş bulunan mescidi tahrip edenlerin yakalanarak İstanbul’a gönderilmesiyle ilgili. Bahsi geçen mevki ise “Bozok Pazarı’nın yakınında” olarak tarif ediliyor.
Bu mühimme kaydı, bölgede Bozok pazarı adıyla 16. yüzyılın sonlarında bir pazar
kurulduğunu gösteriyor. Burasının günümüz Yozgat merkezi olma ihtimali ise oldukça
düşük; çünkü “Yozgat” adı ilk defa 1575-1576 tahrirlerinde Baltı Nahiyesi’ne bağlı bir karye olarak geçiyor. Yozgat’ın gelişmesi daha geç dönemlerde Çapanoğulları ile birlikte başlamış.
Haftalık Pazar nasıl kurulmuş?
Prof. Dr. Yunus Özger’in naklettiğine göre, Yozgat merkezinde haftalık pazar kurulması fikri ve teşebbüsü ilk olarak Cabbarzade [Çapanoğlu] Süleyman Bey tarafından 22 Şubat 1793 tarihinde gündeme getirilmiş.
Süleyman Bey, İstanbul’daki işlerini icra eden kethüdasına gönderdiği kaimede,
kadimden beri karargâhları olduğunu söylediği Yozgat’ta herhangi bir pazar
bulunmadığından, kasabanın fukara ahalisinin ihtiyaç duyduğu malzemeleri temin
edemediğini dile getirmiş. Halkın bu ihtiyaçlarını karşılamak için yaz kış demeden, zamanlı zamansız komşu belde ve kasabalara gitmekten başka çaresi olmadığını belirtmiş.
Süleyman Bey, ahalinin bu haliyle kemâl mertebe zahmet ve meşakkate düştüklerini
Söyleyerek, kethüdasından meselenin uygun bir zaman ve zeminde ve
uygun bir dille Reisülküttap Efendi’ye iletilmesini ve bunun için gerekirse miri hazineye otuz kırık kuruş ödeme yapmasını istemiş. Ardından meselenin mutlaka halledilmesi gerektiğini sıkıca tembihlemiş.
Cabbarzade’ye göre halkın sıkıntılarını giderecek çözüm, Yozgat merkezde haftada bir gün pazartesi günleri pazar kurulmasının sağlanmasıdır. Süleyman Bey,
kaimenin alt kısmına düştüğü notta “…benim mürüvvetli sultanım, bu pazar maddesinde kâr u kisb dâiyyesinde değiliz, mutlak ahâlinin du‘âsını celbe sa‘ydır tanzîmine himmetleri me’mûldur…” ifadelerini kullanmış…
Yani Çapanoğlu, Pazar işini herhangi bir para kazanma düşüncesiyle gündeme getirmediğini, aksine halkın çektiği ıstırabın son bulması için uğraştığını beyan etmiş ve bunun yapılması halinde ahalinin hayır duasının alınacağını söylemiş. Ayrıca Yozgat’ta herhangi bir pazar olmadığından söz etmesi, izni istenilen hafta pazarının Yozgat’ın ilk pazarı olduğunu gösteriyor…
Yozgat tarihinde çarşı Pazar konusuna ilgi duyanlar, daha ayrıntılı bilgi için söz konusu makaleye müracaat edebilirler…
Hürmet ve muhabbetle…

31.12.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Yozgat’ın Fransa’ya cevabı
Türkiye'nin Ermeni Yurttaşlarımızla hiç ama hiç bir sorunu olmamıştır,olmayacaktırda.Onlarca yıl kardeşce omuz omuza yaşamış olan insanların duygularını sömürerek karşı karşıya getirerek çarpıştırmak istemelerinin asıl amacı,Ortadoğuda ki,Kafkaslardaki ve Ülkemizdeki yeraltı zenginliklerini ele geçirmek için Batılı emperyalist güçlerin bir oyunudur.Onlar bunu tarihin her döneminde yapmışlardır ve yapmaya da devam edeceklerdir.
Libya,Mısır,Irak bunun canlı örnekleridir.Ira Suriye ve İran'a gelmiştir.Asıl olan ise bölgede güçlü ordusu ve nüfusu ile güzel ülkemizi bu belanın içine itmektir.Türk insanı ve yöneticileri bu oyuna gelmemelidirler.Bizim hiç bir ulusun insanı ile sorunumuz yoktur.Biz insanı insan olduğu için sever ve değer veririz.Tüm insanların doğuştan itibaren en kutsal haklarının yaşama hakkı olduğuna inanır ve savunuruz.
İnsanlık ölmemiştir ve ölmeyecektir.Sözde Ermeni soykırımı saçmalığına gerçek Ermeni Yurttaşlarımız da inanmamaktadır.Öyle olsa idi bu sorunu kendileri üstlenirlerdi.Onların haklarını savunmak Cezayir katliamcılarına mı kaldı.İnsan haklarından ve soykırım gibi konularda en son konuşacak hatta hiç konuşmayacak ülke varsa o da Fransa ve tarihi kanlı savaşlarla dolu batılı emperyalist güçlerdir.
Tüm bunlara inat biz insanları seviyor insan olan hiç bir canlı ile helede Ermeni yurttaşlarımızla bir sorunumuz olmamıştır.Tüm insanları seviyor ve ben insanım diyebilen dostlara selam olsun diyor,hepinize bahar kardeşce tadında yaşam diliyorum.
Remzi ATAMAN -- 30.12.2011 23:16
Köylerimizin betonlaşmasına engel olmalıyız
Deve'ye sormuşlar boynun neden eğri.Deve yanıt vermiş:Nerem doğru ki !
Kaybedilen bütün maddi değerler zaman içerisinde tekrar kazanılabilir.Ama bazı değerler var ki elimizde olunca kıymetini bilmiyor ve hoyratca harcıyor,hatta yok olmasını göz göre göre seyrediyoruz.Yok olup giden aslından biziz.Çünkü bizi biz yapan,insanı insan yapan sadece et ile kemikten bir varlık olması değildir.
İnsan duygusu,düşüncesi,eylemi,kültürü,inancı, gelenek görenekleri,edebiyatı,müziği ve saymakla tükenmez mani varlıkları ile insandır.Bu manevi varlıklardan değil tamamı birisinin bile eksik olması insanı doğallığından çıkarabilir.
Bu değerlerdir ki sevinçte,tasada bizi bir arada tutan değerlerdir.
Sürur bey gerçekten de çok önemli konulara parmak basıyor.Kutluyorum kendisini.Nere de o yüyüğe saygı,düğünlerde bize has yemeklerimiz,şerbetlerimiz,kına davarımız,duvağımız,davul ile zurnamız,bunların eşliğinde çekilen halaylarımız ,damat ve düğün odalarımız,gelin ve damatlarımızın,çocuklarımızın yaşamlarını sağlıklı sürdürebileceği mertekli,kırmalı,tahtalı ahşap evlerimi.
Ahşap ev deyipde geçmeyelim.kışın sıcak,yazın serin oluşu ile,dumanı süzgeç gibi emmesi ile sağlığa çok ama çok elverişlidirler.şimdi ise adeta betonlaşan kafalarımız gibi yapılarımız da betonlaştı o kadar ki evlerimiz sanki buz dolabı oldu.Altıgen'i de betondur çünkü.
Biz kültürlerimizi bir bütün olarak değerlendirip kültürümüze ve tarihimize sahip çıkmazsak elin oğlu bizi parmağında oynatır."EĞİL KAVAĞIM EĞİL,DOĞRUL KAVAĞIM DOĞRUL"diyerek bizi istediği gibi eğer ve büker.Tarihi insan sevgisi ile dolu Ulusumuza olmadık karaları çalarak Soykırım gibi insanlık suçu ile de bizi suçlar.
Tarihimize,kültürümüze,edabiyatımıza,müziğimize,gelenek ve göreneklerimize sahip çıkalım.Bu değerlere sahip çıkıp yaşatan dostlara selam olsun.
Remzi ATAMAN -- 23.12.2011 09:57
Çöven yetiştirip helva ve lokum üretebilir miyiz?
GELİNGÜLLÜ BARAJI AKIYOR YOZGAT'LI BAKIYOR(!)
Sayın Sürur bey,yazılarınızı internet ten zevkle okuyorum.Yozgat'lıya göre sıradışı yazılar yazıyorsunuz.Gerçekten okumaya ve yetkililerce değerlendirmeye değer yazılardır.
Çöven şöyle dursun Orta Anadolunun en büyük sulama barajı olan Gelingüllü Barajını bile değerlendirsek yozgat7ımızın ve de dolayısı ile Esenli'nin çehresi değişir.Bu baraj senenin 12 ayında sadece 3 ay pancar,patates,soğan ve diğer mahsullerimizin sulanmasında kullanılıyor.Bu sulamada tam sağlanamıyor.
Baraj(su)hayat demektir.Gelingüllü barajı çevresi DSİ veya Özel İdare tarafından çevre yolu düzenlemesi yapılıp,yol kenarları ağaçlandırılıp,ışıklandırılarak çok güzel mesire alanları haline getirilerek Yozgat'ımız için iç turizme büyük bir canlılık getirmesi içten bile değildir.
Üniversitenin,Valiliğin,Yozgat Sporun sosyal tesisleri,Üniversite yurdu buraya yapılarak hizmetin değişik yerlere serpilmesi ile Yozgat'ımızın yükü hafifler ve insanlarımızın,üniversite öğrencilerimizin daha modern ,daha temiz havalı bir ortamda yaşamasını sağlayabiliriz.
Esenli Kasabasına salça fabrikası yaparak,binlerce insanımızın tarımda çalışmasını,onlarca insanımızın fabrikada çalışmasını sağlayıp Yozgat ekonomisine büyük bir canlılık getirilebilir ve işsizlik önlenebilir.Konferans salonları,misafirhaneler,çay bahçeleri,oteller gibi sosyal tesisler yapılıp devlet büyüklerimiz burada temiz hava,güneş,baraj(deniz)manzaralı bir ortamda dinlenmeleri temin edilebilir.
Yatılı lise ve yatılı bölge ilköğretim okulu açılarak Ülkemiz ve de özellikle Yozgat'ımızın insanlarının eğitim seviyeleri yükseltilirken bu barj sayesinde İl'imizi de tanıtırız.Suyun hayat olduğunu herkes söylüyor ama elimizin ucundaki değerimizi görmüyor yada görmek istemiyoruz.Gelingüllü barajı Yozgat'ın DENİZ'idir.Yeterki yetkililerimiz değerlendirmesini istesin.Baraj kurulalı 18 yıl oldu ama ileriye dönük hiç ama hiçbir çalışmanın yapılmayışını görmek inanki insanı çok üzüyor.Umarım bu yazı bir başlangıç olur.Yozgat'ın geleceği inanın bu Gelingüllü barajı'na bağlıdır.Baraj sayesinde saymakla bitmeyecek hizmetler yapılabilir.GÖLBAŞI'nı düşünün bu baraj oradan daha önemlidir.Bu barajın şanssızlığı YOZGAT'ta olmasımıdır?Gölbaşı veya başka biryerde böyle bir değer olsa neler olurdu hayal bile edemiyor insan.kendi değerlerimize sahip çıkalım.İlgileneceğinizi umuyor türkü tadında yaşam diliyorum.
Remzi ATAMAN -- 21.12.2011 22:39
Yozgat’ta yayınlanan hangi gazeteye abonesiniz?
"Bir ülkenin,şehrin,beldenin çağdaşlığı okuma hemde kitap ve günlük gazete okuma oranı ile paralel olduğuna inanan biriyim."Değerli kardeşim Sürur Bey, internet üzerinden elimden geldiğince yerel basını takip ediyorum.Yazılarını zevkle okuyorum.samimiyetle söylüyorum ki basına ve basın mensubuna yakışır cesaretinizden ve genelde Ülkemizin,özellikle de Yozgat'ın ve Yozgatlının sorunlarını dile getirmenizden dolayı sizi kutluyorum.Sizi şahsen ne gördüm nede konuştum.Sizin gibi yürekli basın mensuplarına Yozgat'lının ve ülke insanımızın ihtiyacı vardır."Yozgat’ta yayınlanan hangi gazeteye abonesiniz?"Yazınızı okudum,hem sevindim hem üzüldüm.Sevindim:Okumak ve de kendi sorunlarımızı dile getiren basından herhangi bir gazeteyi okumamız gerektiğini dolayısı ile okumanın yararlarını anlattığınız için.Üzüldüm sevgili Yozgat'lımızın kendi sorunlarını dile getiren herhangi bir gazeteyi alıp okumadıkları için.Halbu ki basın bizim gözümüz,kulağımız,söylemek isteyip te söyleyemediklerimizi söyleyendir.Ona sahip çıkmamız gerekir.bunun için ise günlük "paket içerisinde 2 tek sigara parası bile değil"bir gazete alıp okumalıyız.Hem kendimizi geliştirir,hemde bizim gözümüz,kulağımız,elimiz,ayağımız,yüreğimiz olan basını yaşatırız.Size sevdiklerinize ve tüm sevenlerinize bahar tadında yaşam diliyor gazete özelliklede yerel gazete okuyanlara selam olsun diyorum.Emeğinize yüreğinize,kaleminize sağlık.
Remzi ATAMAN -- 19.12.2011 22:44
Koskoca EBK kombinamız var ama...
yozgatla ilgili olarak suskunluğunuzu sona erdirip yeniden yazmaya başlamınızı bir okurunuz olarak beni ziyadesiyle memnun etti.sağolun..
şeref -- 18.12.2011 10:53
Yozgat’ın halıları ve kilimleri de mi sahipsiz?
sizin sağduyulu ,tutarlı ve yozgata yararlı mükemmel yazılarını dikkatle takip eden bir okurunuzum.Ama yaklaşık iki aydır yazılarınızı göremiyorum.sayfayı açtıkca hayal kırıklığı yaşıyorum.niye yazmıyormusunuz bir sıkıntınız mı var,yoksa yozgata veya yozgatlıya kırgınmısınız.saygılarımla.
muhlis bey -- 04.12.2011 19:29
Yozgat’ın halıları ve kilimleri de mi sahipsiz?
Sürur Bey Merhaba Geçmiş Kurban Bayramınız Kutlar Mutluluklar dilerim.Merakımdan sormak istiyorun Sürur bey uzun zamandır blok sayfanızda ve köşenizde yazı yazmıyorsunuz.Yazılarınızdan ve yorumlarınızdan bizi mahrum etmeyeceğinizi umarım.Saygılarımla..
www.hasbekliomer.com
Ömer GÜNGÖR -- 10.11.2011 16:59
Yozgat’ın halıları ve kilimleri de mi sahipsiz?
Yaza yaza usan(ma)dım(!) Ama yine yazmayı düşündem belki bu kurban bayramında bari derdimize dertdaş olanlar olur diye.
Ülkemizde son zamanlarda sıradışı olağanüstü olaylar olmaktadır.Özellikle teröre kurban verdiğimiz şehitlerimize ve Van depreminde yaşamını kaybeden Yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet,ailelerine,tüm Türk Ulusuna başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyorum.Ne olursa olsun görülüyor ki ateş düştüğü yeri yakıyor.Herkesin bir sorunu var.Kimisi depremden,kimisi tetörden,kimisi odun kömür alamamaktan,kimisi aile bireylerinin geçimini sağlayamamaktan kimisi de Bizim gibi sosyal Devletten(!) Maaş alacaklarını alamamaktan dertlidir.Ancak ortak paydamız hepimizin sorunu olduğudur.
Dünya nın neresinde olursa olsun en ufacık bir üzücü olayla üzülmesini,en ufacık bir sevinçle mutlu olmasını bilen bir toplumuz.Binlerce KM uzaklıktadı Somali'ye yardım eden devletimiz(kuşkusuz sonuna kadar bu yardımı destekliyoruz)elinin ucunda ki Esenli belediyesi çalışanlarının 2maaş alacaklarını ödemeye ulaşmıyor mu?Ramazan ve bayramı geldi geçti,işte kış geliyor,bu hafta sonu da mübarek Kurban Bayramı.Bayram bizim neyimeze ?Maaşlarımızı alamamanın ızdırabını düşünmek bile insanı ürpertiyor."Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir"felsefesine inanan bir toplum olmamızın gereği Anayasamıza T.C.Devleti Demokratik Liek ve SOSYAL bir devlettir ilkesini koymuşuzu(!) ama bu ilkenin gereğini maalesef görememenin acısını hissediyoruz.657SDM Yasasının 164.maddesi Devletmemurlarının maaşı her ayın 15'inde ödenir yazar ama öylece kalır.Başbakanımız ve maliye Bakanımız Bayram Öncesi Maaşlar Avans olaraks ödenecektir diyor.Hangi avans biz geçmiş maaşlarımızı alamıyoruz avansşöyle dursun !
Siz okurlara ve yetkililere sesleniyorum ;değil 23-25 ay acaba bir ay dahi maaş alamasanız ne yanrdınız söyleyin lütfern de biz de onu yapalım.Allah aşkına sorunumuza çare olun.İnsanın yüreği yanıyor.Sadaka değil emeğimizin karşılığı maaş alacaklarımızı istiyoruz.Belediyemizin nüfusu 1.125 İller bankasınca gönderilen aylık hissemiz 10-15 bin TL arasında bununla değil bir maaş avans dahi alamıyoruz.Maaş alacaklarımızın toplamı eski para ile 560 milyar.Şu andan itibaren hiç maaş tahakkuku yapmasa bu gelen paralarla içerideki maaşlarımı ancak 56 ayda alırız.belediyemizin elektrik,yakıt,kömür,tamirat gibi masrafları hariç.
Kurban bayramında bari hüzünlü boynu bükük ağlayan çocukların gülmesi,kıt kanaat tüten bacalarının tütmesinin devamı ailelerin birazıcık olsun mutluluğu için belediyemize devlet yetkililerinin acilen maaş karşılığı para göndermelerini istiyoruz.Belediyemizin mali olanakları bu maaşlarımızı ödemeye yeterli değil.Çok mu şey istiiyoruz dersiniz !Sadece gençliğimizi verdiğimiz devletimizden alınterimiz olan maaş alacağımızı istiyoruz taktir,karar ve yrum sizlerindir.Kurban Bayramınızı kutluyor hepinize Bahar tadın bayram,Bayram tadında yaşam dilerim.
Remzi ATAMAN -- 02.11.2011 10:53
Başlarken
Değerli Sürur Beyciğim.Bu gün geçmiş yazılarınıza bir göz attım.Şu da güzelmiş, bu da güzelmiş.Şunu da okuyum,bunu da okuyum derken dalıp gitmişim.Kendime gelince Sürur Bey bu yazıları bir kitapta toplarmı acaba dedim.Bazı yazılarınızı kopyalayıp bilgisayarımda dosyalıyorum.Yanlış yaptığımı anladım.Şimdi tüm yazılarınızı kopyalayıp çıktı alarak bir klasör yapacağım ve bundan sonraki yazılarınızıda bu klasörde biriktireceğim.Emekleriniz için tekrar teşekkür ediyorum.Elleriniz dert görmesin.Her daim sağlıklı olmazınızı diler saygılar sunarım.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 10.10.2011 13:16
Dünya şampiyonunu görmeyen bir şehir “marka şehir” olabilir mi?
Değerli Sürur Beyciğim. Yozgatlı sporculardan Rıza Kayaalp, 2011 Dünya Güreş Şampiyonası’nda grekoromen stil 120 kiloda dünya ve olimpiyat şampiyonu Lopez’i mağlup ederek şampiyon olmuştu. Sizde Yozgat Gazetesindeki köşenizde “Dünya şampiyonunu görmeyen bir şehir “marka şehir” olabilir mi”? diye haklı sitemlerinizi belirtmiştiniz.Değerli kuzenim Celalettin Çapanoğlu, yaklaşık kırk yıldır Çapanoğlu ailemizin gerek yurt içinde gerekse dünyanın muhtelif yerlerinde yaşayan fertlerini bulup bizzat görüşerek şecere (soyağacı) çalışmasını bitirdi.Şecere de yer alan kişi sayısı göz önüne alındığında yaklaşık üçyüzelli yıllık bir geçmişe sahip dünyanın en büyük aile soyağaçları içine girebileceğini tahmin ediyoruz.Bu günlerde de İzmir’de bir firma internet’e yükleme çalışmasını yapıyor.Bu çalışmalar neticesi kıymetli sporcumuz Rıza Kayaalp’in de akrabamız olduğu ortaya çıktı. Büyük dedesi Raşit bey ile büyük dedemiz Mahmut bey’in kardeş olduklarını gördük. Yani şampiyon sporcumuz da bir Çapanoğlu torunu olarak hem spor tarihimizde hem de şeceremizde yerini aldı. Şecere yüklemesi isim, fotoğraf, biyografi, anı vb. birçok ek ile de destekleniyor.Sizin Rıza Kayaalp ile ilgili köşe yazınızın da ilgili pafta da yerini aldığını bildirir bu güzel yazınız için tekrar teşekkürlerimi arz eder İstanbul’dan saygı ve selamlarımı sunarım.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 02.10.2011 10:01
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
4
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00