BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.05.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
225
Dün
:
4633
Toplam
:
16386650
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Çarşıdan, pazardan...
surur-ozturk@hotmail.com
Çarşılar ve pazarlar, farklı sebeplerle de olsa, özellikle son 10 yıldır sürekli gündemimizde… Bazen kısaca “AVM” diye tabir edilen alışveriş merkezleri konulu tartışmalardan dolayı; bazen tarihî yapıların zarar görmesinden, yok edilmesinden ya da hatalı restorasyon çalışmalarından dolayı… Yaşamakta olduğumuz son ekonomik kriz de, fiyat artışları ve yükselen enflasyon sebebiyle çarşıları ve pazarları gündemimizde tutmaya devam ediyor…
Ben bu yazıda, Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Özger’in “Osmanlıdan Cumhuriyete Yozgat Yöresinde Kurulan Haftalık Pazarlar ve Panayırlar” başlıklı makalesinden iktibaslarla, sizi geçmişin ilk pazarlarına, çarşılarına götüreceğim. Kısa süreli bir gezinti olacak bu…
“Pazar” kelimesinin Farsça “bazar” kelimesinden dilimize geçtiğini hatırlatan Özger, öncelikle pazarın mahallî seviyede ve küçük alışverişleri ihtiva ettiğini kaydediyor. Türkçeye Grekçe’den geçmiş olan panayırın ise ya bölgesel, ya ulusal yahut da uluslararası alana hitap eden büyük pazarlar olduğunu belirterek bir tanımlama yapıyor.
Özger’in verdiği bilgiye göre Osmanlı coğrafyasında panayırlar, devletin izniyle açılıyormuş. Yozgat merkezde ilk haftalık pazar ise, Çapanoğlu Süleyman Bey’in teşebbüsüyle 1793’te pazartesi günlerinde kurulmuş. Pazar, iltizam sistemiyle genellikle Bozok Sancak beyleri tarafından işletilmiş. Sonraki dönemde Akdağmadeni, Budaközü ve Boğazlıyan’da da haftalık pazarlar açılmış. Bunun dışında Yozgat yöresinde geniş ticarî hacimli panayır da kurulmuş.
Prof. Özger, Panayırla ilgili eldeki mevcut en eski vesikanın, şimdilik 1855 tarihli olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
“Panayırda çoğunlukla hayvan alım satımı yapılmakla beraber, el işi ve sanat ürünleri de satılmıştır. Salnamelere göre panayıra genelde yakın şehirlerden katılım olmuştur. Ancak bazen Maraş, Halep ve Şam gibi uzak yerlerden de buraya iyi cins atlar getirilmiştir. Panayırın güvenliğini sağlamak için idareciler yoğun çaba harcamışlardır.”
Özger’in verdiği bilgiye göre sığır vebası, kuraklık ve bazı asayiş meseleleri, panayırı olumsuz etkilemiş.
Yozgat’ın içinde bulunduğu Bozok Sancağı’nda muhtelif dönemlerde çeşitli mahallî pazarlarla birlikte iki ayrı panayır kurulmuş. Bunlardan ilki, kayıtlarda “Bozok Pazarı” olarak geçiyor. Bu pazarla ilgili en eski belge, 9 Nisan 1585 tarihli bir mühimme kaydı. Rum Beylerbeyilerine ve yeni il haslarının toprağında bulunan kadılara hüküm şeklindeki söz konusu vesika, yeri tam olarak tespit edilemeyen “Furun Tepe” ya da “Kurun Tepe” adlı mevkide inşa edilmiş bulunan mescidi tahrip edenlerin yakalanarak İstanbul’a gönderilmesiyle ilgili. Bahsi geçen mevki ise “Bozok Pazarı’nın yakınında” olarak tarif ediliyor.
Bu mühimme kaydı, bölgede Bozok pazarı adıyla 16. yüzyılın sonlarında bir pazar
kurulduğunu gösteriyor. Burasının günümüz Yozgat merkezi olma ihtimali ise oldukça
düşük; çünkü “Yozgat” adı ilk defa 1575-1576 tahrirlerinde Baltı Nahiyesi’ne bağlı bir karye olarak geçiyor. Yozgat’ın gelişmesi daha geç dönemlerde Çapanoğulları ile birlikte başlamış.
Haftalık Pazar nasıl kurulmuş?
Prof. Dr. Yunus Özger’in naklettiğine göre, Yozgat merkezinde haftalık pazar kurulması fikri ve teşebbüsü ilk olarak Cabbarzade [Çapanoğlu] Süleyman Bey tarafından 22 Şubat 1793 tarihinde gündeme getirilmiş.
Süleyman Bey, İstanbul’daki işlerini icra eden kethüdasına gönderdiği kaimede,
kadimden beri karargâhları olduğunu söylediği Yozgat’ta herhangi bir pazar
bulunmadığından, kasabanın fukara ahalisinin ihtiyaç duyduğu malzemeleri temin
edemediğini dile getirmiş. Halkın bu ihtiyaçlarını karşılamak için yaz kış demeden, zamanlı zamansız komşu belde ve kasabalara gitmekten başka çaresi olmadığını belirtmiş.
Süleyman Bey, ahalinin bu haliyle kemâl mertebe zahmet ve meşakkate düştüklerini
Söyleyerek, kethüdasından meselenin uygun bir zaman ve zeminde ve
uygun bir dille Reisülküttap Efendi’ye iletilmesini ve bunun için gerekirse miri hazineye otuz kırık kuruş ödeme yapmasını istemiş. Ardından meselenin mutlaka halledilmesi gerektiğini sıkıca tembihlemiş.
Cabbarzade’ye göre halkın sıkıntılarını giderecek çözüm, Yozgat merkezde haftada bir gün pazartesi günleri pazar kurulmasının sağlanmasıdır. Süleyman Bey,
kaimenin alt kısmına düştüğü notta “…benim mürüvvetli sultanım, bu pazar maddesinde kâr u kisb dâiyyesinde değiliz, mutlak ahâlinin du‘âsını celbe sa‘ydır tanzîmine himmetleri me’mûldur…” ifadelerini kullanmış…
Yani Çapanoğlu, Pazar işini herhangi bir para kazanma düşüncesiyle gündeme getirmediğini, aksine halkın çektiği ıstırabın son bulması için uğraştığını beyan etmiş ve bunun yapılması halinde ahalinin hayır duasının alınacağını söylemiş. Ayrıca Yozgat’ta herhangi bir pazar olmadığından söz etmesi, izni istenilen hafta pazarının Yozgat’ın ilk pazarı olduğunu gösteriyor…
Yozgat tarihinde çarşı Pazar konusuna ilgi duyanlar, daha ayrıntılı bilgi için söz konusu makaleye müracaat edebilirler…
Hürmet ve muhabbetle…

31.12.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bu feryâdı duymak lâzım
bu feryadı duymak istedik olmadı.saniye gündüz yıldırım şiirleri ne zaman ne zaman
aslan kardeş -- 04.08.2011 21:17
Bu feryâdı duymak lâzım
selam yazılarınızı zevkle okuyoruz saniye gündüz yıldırımın şiirlerinide görmek isteriz hanfendi 1 hafta önce merkezdeki halk edebiyatı çalışmalaı içerisindeydi mehmet saygının bürosunda çok şair edebiyatçı vardı kendi şiirlerini okudu çok güzel şiirleri var sağolun varolun
abdullah keskin -- 31.07.2011 12:48
Çiftçilerin şikâyetleri neden manşet olmaz?
iyi akşamlar kültür ve turizm bakanlığının değerli müdürü saniye yıldırım ve genç çocukda vardı ilçemiz çayıralana geldiler genç çocukda arştırmcıymış bize masal ninni hikaye derlemesi yapacağını söylediler çok tatlı bayandı biz utandık önce müdüre hanım rahatltmak için önce kendisi çok güzel türkü söyledi sonrada biz ailece katıldık.çayıralanda bir aile olarak kültür ve turizm bakanlığı yetkililerini kutluyoruz bizim türkü ve ağıtlarımızı internette görmek istiyoruz saygılar
mustafa e. -- 25.07.2011 22:09
Çiftçilerin şikâyetleri neden manşet olmaz?
Değerli Sürur Beyciğim.Vallahi yazı fabrikası gibisiniz.Makalelerinizi sindire sindire zevkle okuyorum.Benim cennetmekan dedem Ceritzade Şükrü efendinin de Dayılı köyünde tarlaları ve 1950 li yıllarda traktörü vardı.Babamın memuriyeti dolayisiyle Amasyada bulunduğumuz 1960 lı yılların başında bize misafirliğe gelmişti.Amasyada buğday rekoltesini duyduğunda hayretler içinde kalmıştı.Zira Yozgat'ta ancak yarısı idi.Makalenizi okuyunca çok üzüldüm anlaşılıyorki Yozgat köylüsü her açıdan sahipsiz.Tarım il müdürü sn.Ünal koçak'a sitemlerimi iletirken çiftçi Mahmut Kılıç'ı duyarlılığından dolayı kutluyorum.İstanbuldan selam ve saygılar.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 23.07.2011 11:22
“Marka şehir” olmak istediğinizden emin misiniz?
"Yozgat, çok boyutlu olarak ve ciddiyetle tartışması / istişâre etmesi gereken temel meselelerini hiç tartışmayan ama buna karşılık incir çekirdeğini doldurmayacak konulara cömertçe zaman ayıran bir şehir"… Yozgatlısı olmayan Yozgat için yapılmış en isabetli tesbit.Teşekkürler değerli Sürur beyciğim.

ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 19.07.2011 11:45
Yozgat’ın gizli şairleri
kültür ve turizm bakanlığı araştırma ve eğitim genel müdürlüğü halk edebiyatı şubesi yozgatta halk edebiyatı alan araştırması yapmak için geldi müdür saniye yıldırım çok gayret içindeydi ekipten hüseyin demir de gayretliydi kültür bakanlığını ve yetkilileri kutluyoruz işallah araştırma başarılı geçmiştir.
sabahattin kara -- 17.07.2011 23:16
Ölümü en iyi köylüler bilir…
öncelikle başınız sağolsun yüce rabbim mekanını cennet eylesin.allah sabır ihsan eylesin.
YÜKSEL GÖDEK -- 11.07.2011 15:32
Ölümü en iyi köylüler bilir…
Değerli kardeşim,
Babanızın vefatı dolayısiyle başınız sağolsun. Yüce Mevlam Yar ve Yardımcısı olsun.Resullahın sancağı altında gölgelenen kullarından olsun İnşallah. Bugün yazınızı okudum.Sanki sadece kendinizin değil, neredeyse hepimizin duygularını terennüm ettirmişsin.Yozgatın meşhur Ziya'sına atfen söylenen'Çamlığın başında tüter bir tütün,acı çekmeyenin yüreği bütün' ezgisinde çok yalın bir şekilde vücut bulan yürek bütünlüğünün bozulduğunu o kadar güzel, duygulu ve anlamlı izahın etmişsin ki, adeta bizlere ilave edilecek birşey bırakmamışsın. Selam ve sevgilerimi sunuyor,gözlerinden öpüyorum. Fuat ÖZYURT
fuat ÖZYURT -- 11.07.2011 11:35
Ölümü en iyi köylüler bilir…
Bir cenaze törenini, köylerin ve köylülerin terkedilmişliğini, yapayalnızlığını ne kadar güzel ve hisli tasvir etmişsiniz.Bende 2008 'de babam rahmetli olduğunda aynı hisleri yaşamıştım.Demekki onların tebessümü için ve oraların canlanması için ne yaşlılık maaşı, ne rehabilitasyon hizmeti yetmiyor.Onları hayata bağlayacak garip hissettirmeyecek ne varsa hapsini ortaya koymamız gerekiyor.Başınız sağolsun
Hakan YILDIZ -- 11.07.2011 00:16
Ölümü en iyi köylüler bilir…
Benim de babam öldüğünde aynı duyguları yaşamıştım.gerçekten harikulade bir yazıyı kaleme almışsınız.teşekkürler ve başınız sağolsun..
emel -- 10.07.2011 09:10
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
6
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00