BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
204
Dün
:
4633
Toplam
:
16991124
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
Çarşıdan, pazardan...
surur-ozturk@hotmail.com
Çarşılar ve pazarlar, farklı sebeplerle de olsa, özellikle son 10 yıldır sürekli gündemimizde… Bazen kısaca “AVM” diye tabir edilen alışveriş merkezleri konulu tartışmalardan dolayı; bazen tarihî yapıların zarar görmesinden, yok edilmesinden ya da hatalı restorasyon çalışmalarından dolayı… Yaşamakta olduğumuz son ekonomik kriz de, fiyat artışları ve yükselen enflasyon sebebiyle çarşıları ve pazarları gündemimizde tutmaya devam ediyor…
Ben bu yazıda, Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yunus Özger’in “Osmanlıdan Cumhuriyete Yozgat Yöresinde Kurulan Haftalık Pazarlar ve Panayırlar” başlıklı makalesinden iktibaslarla, sizi geçmişin ilk pazarlarına, çarşılarına götüreceğim. Kısa süreli bir gezinti olacak bu…
“Pazar” kelimesinin Farsça “bazar” kelimesinden dilimize geçtiğini hatırlatan Özger, öncelikle pazarın mahallî seviyede ve küçük alışverişleri ihtiva ettiğini kaydediyor. Türkçeye Grekçe’den geçmiş olan panayırın ise ya bölgesel, ya ulusal yahut da uluslararası alana hitap eden büyük pazarlar olduğunu belirterek bir tanımlama yapıyor.
Özger’in verdiği bilgiye göre Osmanlı coğrafyasında panayırlar, devletin izniyle açılıyormuş. Yozgat merkezde ilk haftalık pazar ise, Çapanoğlu Süleyman Bey’in teşebbüsüyle 1793’te pazartesi günlerinde kurulmuş. Pazar, iltizam sistemiyle genellikle Bozok Sancak beyleri tarafından işletilmiş. Sonraki dönemde Akdağmadeni, Budaközü ve Boğazlıyan’da da haftalık pazarlar açılmış. Bunun dışında Yozgat yöresinde geniş ticarî hacimli panayır da kurulmuş.
Prof. Özger, Panayırla ilgili eldeki mevcut en eski vesikanın, şimdilik 1855 tarihli olduğunu belirtiyor ve ekliyor:
“Panayırda çoğunlukla hayvan alım satımı yapılmakla beraber, el işi ve sanat ürünleri de satılmıştır. Salnamelere göre panayıra genelde yakın şehirlerden katılım olmuştur. Ancak bazen Maraş, Halep ve Şam gibi uzak yerlerden de buraya iyi cins atlar getirilmiştir. Panayırın güvenliğini sağlamak için idareciler yoğun çaba harcamışlardır.”
Özger’in verdiği bilgiye göre sığır vebası, kuraklık ve bazı asayiş meseleleri, panayırı olumsuz etkilemiş.
Yozgat’ın içinde bulunduğu Bozok Sancağı’nda muhtelif dönemlerde çeşitli mahallî pazarlarla birlikte iki ayrı panayır kurulmuş. Bunlardan ilki, kayıtlarda “Bozok Pazarı” olarak geçiyor. Bu pazarla ilgili en eski belge, 9 Nisan 1585 tarihli bir mühimme kaydı. Rum Beylerbeyilerine ve yeni il haslarının toprağında bulunan kadılara hüküm şeklindeki söz konusu vesika, yeri tam olarak tespit edilemeyen “Furun Tepe” ya da “Kurun Tepe” adlı mevkide inşa edilmiş bulunan mescidi tahrip edenlerin yakalanarak İstanbul’a gönderilmesiyle ilgili. Bahsi geçen mevki ise “Bozok Pazarı’nın yakınında” olarak tarif ediliyor.
Bu mühimme kaydı, bölgede Bozok pazarı adıyla 16. yüzyılın sonlarında bir pazar
kurulduğunu gösteriyor. Burasının günümüz Yozgat merkezi olma ihtimali ise oldukça
düşük; çünkü “Yozgat” adı ilk defa 1575-1576 tahrirlerinde Baltı Nahiyesi’ne bağlı bir karye olarak geçiyor. Yozgat’ın gelişmesi daha geç dönemlerde Çapanoğulları ile birlikte başlamış.
Haftalık Pazar nasıl kurulmuş?
Prof. Dr. Yunus Özger’in naklettiğine göre, Yozgat merkezinde haftalık pazar kurulması fikri ve teşebbüsü ilk olarak Cabbarzade [Çapanoğlu] Süleyman Bey tarafından 22 Şubat 1793 tarihinde gündeme getirilmiş.
Süleyman Bey, İstanbul’daki işlerini icra eden kethüdasına gönderdiği kaimede,
kadimden beri karargâhları olduğunu söylediği Yozgat’ta herhangi bir pazar
bulunmadığından, kasabanın fukara ahalisinin ihtiyaç duyduğu malzemeleri temin
edemediğini dile getirmiş. Halkın bu ihtiyaçlarını karşılamak için yaz kış demeden, zamanlı zamansız komşu belde ve kasabalara gitmekten başka çaresi olmadığını belirtmiş.
Süleyman Bey, ahalinin bu haliyle kemâl mertebe zahmet ve meşakkate düştüklerini
Söyleyerek, kethüdasından meselenin uygun bir zaman ve zeminde ve
uygun bir dille Reisülküttap Efendi’ye iletilmesini ve bunun için gerekirse miri hazineye otuz kırık kuruş ödeme yapmasını istemiş. Ardından meselenin mutlaka halledilmesi gerektiğini sıkıca tembihlemiş.
Cabbarzade’ye göre halkın sıkıntılarını giderecek çözüm, Yozgat merkezde haftada bir gün pazartesi günleri pazar kurulmasının sağlanmasıdır. Süleyman Bey,
kaimenin alt kısmına düştüğü notta “…benim mürüvvetli sultanım, bu pazar maddesinde kâr u kisb dâiyyesinde değiliz, mutlak ahâlinin du‘âsını celbe sa‘ydır tanzîmine himmetleri me’mûldur…” ifadelerini kullanmış…
Yani Çapanoğlu, Pazar işini herhangi bir para kazanma düşüncesiyle gündeme getirmediğini, aksine halkın çektiği ıstırabın son bulması için uğraştığını beyan etmiş ve bunun yapılması halinde ahalinin hayır duasının alınacağını söylemiş. Ayrıca Yozgat’ta herhangi bir pazar olmadığından söz etmesi, izni istenilen hafta pazarının Yozgat’ın ilk pazarı olduğunu gösteriyor…
Yozgat tarihinde çarşı Pazar konusuna ilgi duyanlar, daha ayrıntılı bilgi için söz konusu makaleye müracaat edebilirler…
Hürmet ve muhabbetle…

31.12.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bedava tanıtım imkânı var, neden kullanmıyorsunuz?
BAŞSAĞLIĞI

Sürur Bey , Babanızın vefatını teessürle öğrendim . Merhuma Allah'tan rahmet , Siz ve Ailenize Başsağlığı ve Sabırlar dilerim .
MUSTAFA ÇAPANOĞLU -- 02.07.2011 19:06
Bedava tanıtım imkânı var, neden kullanmıyorsunuz?
Değerli Sürur Beyciğim.Muhterem pederinizin vefatını teessürle öğrendim.Ne mutlu ki bu yaşınıza kadar benim gibi ah babam olsaydı şimdi ona sorardım dememişsiniz.Bu günlere kadar birlikte yaşayan şanslı insanlardansınız.Ben rahmetli cennetmekan babamı kaybettiğimde lise 2. sınıfta idim.Acınızı bütün kalbimle paylaşır, Rahmetli pederinize tanrıdan rahmet,tüm aile efradınıza da sabır dilerim Allah sizlere sağlıklı uzun ömür versin.İstanbuldan saygılar,selamlar.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 02.07.2011 18:41
Uğur Bektaş, bula bula bu çözümü mü buldu?
yozgatta bir STK başkanının ne oldugu ancak bu kadar anlatılır.işte yozgatta stk lar boyle insanların elinde oldugu icin yozgat kalkınamıyor.
Necip -- 26.06.2011 09:47
Yozgat’ta 3 parti de hayal kırıklığı yaşıyor
pirus zaferi ifadeniz abartı olmuş çok büyük kayıp olarak ne mesela
LEVENT ERGÜL -- 14.06.2011 17:33
Tarım ve hayvancılığın yıldızı parlayacak
Kıymetli yazar,yazdığınız her yazı yozgata ışık olacak nev'iden.Sizin bu yazılarınız yozgatı yönetenler ve siyasiler tarafından incelenerek mutlaka değerlendirmelidir.Sizin gibi aydınların söyledikleri ciddiye alınmalıdır.yoksa yozgat gayri ciddi meselelerle meşgul ediliyor.kıymetli yazılarınızdan dolayı size isviçreden tebriklerimi ve hürmetlerimi gönderiyorum.
Kübra -- 11.06.2011 10:04
Yozgat ‘sihirli değnek’ bekliyorsa çok bekler
Değerli Surur beyciğim. Yozgat nasıl marka şehir olacak konulu inceleme yazınızda ki Sayın Başbakanın şu sözünü Yozgatlı hemşerilerimizin dikkatine sunarım.Sayın Başbakan diyor ki “3 Kasım 2002’de siz, bu harekete sahip çıktınız. Siz, AK Parti’yi bağrınıza bastınız. Yozgat, bu bakımdan bizim göz bebeğimizdir, canımızdır. Yozgat’a hizmet üretmek, bizim gururumuzdur. Yozgat’ı imar etmeye, Yozgat’ı yeniden inşa etmeye devam edecek, bozkırın ortasında, Bozok Ovası’nda bir dünya kenti, bir marka kent oluşturmak için çok daha fazla ter dökeceğiz.”Bu nasıl bağıra basılan, gözbebeği olan bir şehirdir ki,iktidardaki partinin en üst düzey bakanları,başbakan yardımcıları bu şehrin milletvekili olur ama bu şehir ihmalde,işsizlikte,yoksullukta,göç vermekte ,bakımsızlıkta,trafik keşmekeşinde lider bir şehir olur.Bu seçilmişler acaba kaç kere Yozgat’a gelip seçmenlerinin isteklerine kulak vermişler.Ben bile yılda birkaç kez İstanbul dan akrabalarımı görmeye geliyorum.Bu zihniyet. bu vurdumduymazlık, bu vefasızlık devam ettiği sürece Yozgat olsa olsa başkentin hemen yanı başında geri kalmışlıkta marka şehir olmaya devam eder.Makalenizi okuyunca çok üzüldüm içimi size döktüm affola. İstanbul dan selam ve saygılarımı sunuyorum
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 24.05.2011 12:58
Bir belge ve birkaç soru
Bir belge ve birkaç soru

Merak ettiğiniz konuyu değilde, konu hakkında neden meraka düşünüzü merak ediyorum.

Bildiğiniz varsa açık yazsaydınız.Elbetteki insanın insan üzerinde ya alacağı vardır yada vereceği. Bu nedenle ulaşmaya çalışmıştır. Olay bence bu kadar basit. Siz nedersiniz. bilemiyorum???
SAYHA -- 10.04.2011 21:00
Gelin etrafı biraz güzelleştirelim
Merhaba; yazının başında geçen yaşar kemal ile ilgili bölümde kitabın basım tarihi olarak 1976 vermişiniz.fakat kitabın ilk baskısı 1955 tarihindedir ve yanan ormanlarda 50 gün adı altında yayımlanan kitabın son bölümünde yer alan Orta Anadolu da en sağlıklı insanların şehri Yozgat isimli yazı da 8.8 1955 tarihinde yazılmıştır.


bir düzeltme notu olarak kabul görmesi dileğimle
ABDULBAKİ UÇAN
Adınız ve Soyadınız -- 08.04.2011 15:36
Akgül’ün “milletvekilliği algısı” üzerine…
Değerli Surur beyciğim.Köşenizi okurken bir kere daha vah benim Yozgat’ım demek geldi içimden.Ama sonra düşündüm de asıl haline vah denilecekler bu milletvekillerine oy verenlerdir.Yozgat’ın Milletvekilleri hem AKP.nin hem de Hükümetin en üst kademelerinde bulundukları halde Yozgat için ne yaptılar Allah aşkına.Yozgat gazetelerinde okuyorum.Herkes sıkışınca belediyeyi suçluyor.Hükümet belediyeye destek olmaz, kredi açmaz, hibelerde bulunmazsa Yozgat gibi nüfusu gittikçe azalan, gelir seviyesi düşük, üretimden yoksun bir ilde belediye ne yapsın.Yapılmayan yatırımların, verilmeyen hizmetlerin,işsizliğin,yoksulluğun hesabını elbette o ilin milletvekillerinden sormak gerekmezmi.Din, İman, Allah, Peygamber kelimelerini dillerinden düşürmeyenler bizim insanlarımızı çok kolay kandırıyorlar.Şimdi sizin köşenizde dile getirdiğiniz bu acınası itirafı da kaç Yozgatlı okuyup ders alacak.
Saygılarımı sunuyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.03.2011 20:16
Sen niye milletvekili olmak istiyorsun kardeşim?
Taziye evleri gibi çok hassas aynı zamanda da örf ve adetlerimizle, aile , eş, dost, komşu hatırı ve saygısı ile hiç ilgisi olmayan bu konuyu gündeme getirerek hassasiyetlerini dile getiren Sayın Memduh beye,Asım beye ve Kadir beye çok teşekkür ederim.Yaşayan ama zamanla da unutturulmaya çalışılan bu güzel ve milli hasletlerimizin önemini değerli hocam Prof.Öcal Oğuz köşesinde sık sık dile getiriyor.Umut ederim ki gençlerimizde bu konuda duyarlı olurlar.Bu vesile ile sayın hemşerilerimizden benimde bir istirhamım olacak.Dedelerimizden hepimize büyük bir hediye olarak kalan Çapanoğlu Camiinin ismi ,Çapanoğullarını Yozgat’ta unutturmak için bir dönem Büyük cami olarak değiştirildi ve kullanıldı.Bunu kasıtlı olarak yapanlara yinede intizar etmiyoruz.Allahın affı onların üzerine olsun.Lütfen hiç olmazsa bundan sonra Çapanoğlu camii diye anılmasını değerli hemşerilerimizden hassaten istirham ediyoruz.Saygılarımla
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 25.02.2011 16:44
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
9
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00