BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
209
Dün
:
4601
Toplam
:
13175171
Tahlil Ali DEMİRDAĞ
SAFLARI SIK TUTALIM
yozgatgazetesi@yahoo.com
Kızılderililerin bir atasözü var: “Bir suda iki balığın kavga ettiğini görürseniz, oradan az önce uzun bacaklı bir İngiliz’in geçtiğine inanabilirsiniz.”
Şu üzerinde yaşadığımız küre-i arzda, adı geçen bu milletin fitnesinden sadece Kızılderililer değil, hemen hemen bütün devletler nasibini almışlardır.
Yakın tarihte Afrika ve Ortadoğu dediğimiz coğrafyayı santim santim bölerek; kabile ve mezhep farklılıklarına göre dizayn eden bu siyasî dessas, 1948 de kendilerine bu konuda tam bir varis olacak gayri meşru bir veledini de Filistin topraklarına yerleştirdi. Artık bu görevi; yani fitne, bozgunculuk, bölme ve parçalama, sonra da yutma görevini, yani siyasî canavarlık vazifesini bu yeni varisine bıraktı.
Osmanlıyı parçalayan bu siyasî fitne; Hindistanda “Bahailik” diye bir din icat etti, Arabistanda da “Vahhabilik” diye bir mezhebi tezgahladı ve böylece Suudî ailesinin resmî mezhebi haline getirdi. Fakat burada bu kutsal Hicaz bölgesi bu fitneye itibar etmedi. Buna rağmen haritayı eline alınca baktı ki, bu kadar topraklar ve bu kadar enerji bu millete çoktur. İleride, “İttihadı İslama doğru” İsrail’in geleceği için de büyük bir tehlike arz etmektedir. Bu niyetle her an elinin altındaki hazır planlarından birini devreye sokuverdi.
Türkiye bu oyunu gördü. Daha doğrusu bu ülke, bu tür entrikalara karşı şerbetli olduğundan dolayı kurdukları oyunları (Alevîlik- Sünnîlik, Türk-Kürt çatışması) farkederek; bu milletin mayasında mevcut olan ve manevî hayatına şekil veren birlik ve beraberlik ruhunu güçlendirerek fitne ve bozgunculuğa fırsat vermedi. Eski hatalardan dönüldü ve yaralar sarıldı.
Bu tür fitneden eli boş dönen siyasî dessas, bize yakın olan ve ileride birliğimizi petiştirebilme ihtimali olacak iktisadî potansiyeli yüksek devletlerde (Katar, Arabistan) kaos çıkarmaya başladı…
Şu anda Ortadoğuda olan olaylara baktığımızda:
1-Batı’nın; fikriyle, felsefesiyle, sahte insanî tavrıyla çöktüğünü ve fitneyle ayakta durmaya çalıştığını görüyoruz.
2-Terazinin Doğu kefesinin (siyasî, askerî, ekonomik) daha da ağırlaşacağının ayak seslerini işitiyoruz.
Bize düşen: Dışarıdaki bütün bu olayları görerek, Ortadoğu’daki devletlere aklı selimle sulhu umumîyi telkin etmek, içeride de; muhalifi ve muvafıkı ile saflarımızı sık tutmak mecburiyetindeyiz. Bu fırtınada ve şiddetli kış mevsiminde bu fitne, aramıza su sızdırıp şu ülkede bizlere kutup havası yaşatmasın!

14.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SORGUN PLATFORMU VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-3
yozgatlılar olarak artık uvey evlat muamelesı gordugumuzden suphem kalmadı.yozgat ve ılcelerı olarak yapılan kayda deger hıc bır yatırım ve kamu olarak tamamlanmıs bı durum yok.yapılmayan hastahaneler.yapılmayan unıversıteler.yap boz tahtasına donmus yollar say say bıtmez.yozgat olarak tarıhten berı yalnızız.medya olarak bunları dıle getırın.6 vekıl ıle basladık gelecek secımde 3 vekıl tamamda 2 vekıle bıle dusecegız.30 lu yaslarda olanlar bu gunlerı gorucek.bızde hala hayal dunyasındayız.medya olarak vekıllere hatta basbakanımıza soyleyın.sadece 10 dakıka vakıt ayırmaları yeter.
yozgat sorgun -- 07.05.2012 18:10
HASTALIĞIN HİKMETİ
yazınızı okudum çok güzel.. Özellikle bundan önceki yazınızdaki umre yazınızda çok faydalı bir yazı .. İzlenimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim..
Mehmet Karakurt -- 06.04.2012 23:28
Biz, bize düşeni yapalım da
SEVGİLİ KARDEŞİM ALİ DEMİRDAĞ,yazılarını dikkatle okuyorum ,eski dost ve kardeşliğimizide hatırlıyarak saygı ve selamlarımı ilettir sağlık ve mutluluklar dilerim.
MUZAFFER YILDIZ -- 25.09.2011 16:42
Muhtelif mevzular
Yorumunuz:
Çağdaş neron, kimi kasdettiğiniz okuyucuya bırakılmış herhalde huzur güven ortamını bozan teröristler çok,kimisi hadisten anlar,kimisi anlamaz inkar eder.Neron hangisi?
Ali tevetoğlu -- 10.05.2011 17:43
Her şey hayalle başlar
Değerli Ali Beyciğim, köşenizi okurken Ali bey galiba rüyasını anlatıyor dedim ama yazının sonuna gelince rüya bile olmadığını sadece olması gerekeni hayal ettiğinizi anladım. Ben 1994 de emekli olmuştum. Eşim 1992 de emekli oldu.Ben özel sektörde yönetici olarak çalışıyordum eşimde Türkiye İş Bankasında , ve her ikimizde altışar maaş ikramiye alıyorduk. Yani bir ay tek bir ay çift. Güzel bir yaşantımız vardı.Hayatımızdan memnunduk.Ama şimdi ne oldu.Yazınızda bahsettiğiniz konuları birde ben anlatayım affınıza sığınarak.
Esnaf eğer krizden dolayı kapatmamış ise,yine bismillah diyerek işyerini açıyor ama erkenden değil en erken saat 9.00 da.
İşçiler boyunları bükük, omuzları düşük meyus bir çehre ile servislerini bekliyorlar.
Yaşlılar ve emekliler analarından doğduklarına pişman olmuşlar. Otobüse veya minübüs’e verecek parası yoksa sokağa çıkamıyor ev de hanımı ile oturup evlenme programlarını izliyor. Hasbelkader dışarı çıkmış ise ve hâlâ içinde okuma sevdası kalmış ise kitap tezgahlarının önünde yeni çıkan kitapların kapak resimlerine bakıyor.Gazete almıyor,alamıyor.Hangi gazeteyi alıyorsun diyenlere de utanarak ,televizyonlar sabahları bütün gazeteleri veriyor bu yüzden gazete almaya ihtiyaç duymuyorum diyor.Bir bilgisayar edinenler de gazeteleri oradan okuyor.Ama gazeteyi eline alıp’da kokusunu içine çekerek okumanın özlemini çekiyor.
Ev hanımları, bu gün pişirecekleri yemeği en ucuza nasıl mal ederim’in düşüncesinde.
Taksiye binmek çok lüks oldu ama ihtiyaç olduğunda hava yağmurlu ise hiç teşebbüs etme.taksici esnafı müşteriye düşman gibi bakıyor. Eğer şansın var da bir taksiye binmişsen bindiğine bineceğine pişman oluyorsun.
Musluklardan akan su içilemeyecek kalitede olduğundan ne idiğü belirsiz damacana suyu alıyorsun.Elektrik kesintileri çok olduğundan artık her apartmanın her dükkanın bir jeneratörü var.Elektrik gelene kadar kıyamet kopuyor kafa beyin kalmıyor.
Nefes alacağımız parklar önce ihmalden kullanılamaz hale getiriliyor el ayak çekilince de bir punduna getirilip imara açılıyor ruhsuz, estetikten mahrum bir bina yapılarak bir resmi kuruma veya kuruluş kullansın diye tahsis ediliyor. İşte Dünya kültür şehri İstanbul’daki yaşamımızı size böylece takdim ettim,takdir sizindir..Saygılarımla.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.03.2011 23:52
Beşer kıyameti davet ediyor
ikazınız çok mühim hocam.size aynen katılıyorum.hürmetlerimle.
sinan -- 02.01.2011 12:35
Sokak düğünleri
Allaha şükür, Ali hocamın her hafta sohbetine dinlemek nasip oluyor bizlere.
Tahsin EROL -- 13.10.2010 09:12
Sokak düğünleri
Değerli Ali Beyciğim.Yozgat'taki sokak düğünleri hakkındaki yazınızı maalesef biraz geç okudum.Ben iki yıl önce bu konuda bir yorum yazmıştım ama yazımı yazdıktan ve içimi döktükten sonra kızgınlığım geçtiğinden göndermekten vazgeçmiştim.İki yıl önce Çapanoğulları aile toplantımız nedeni ile Sivas caddesinde oturan akrabama misafir olmuştuk.İstanbuldan gece çıktığım için sabah erken saatte Yozgat'ta olduk ve hemen biraz yattık.Gümbür gümbür bir müzik ile uyandık.Belki yoldan geçen bir reklam aracıdır diyerek önem vermedik ama müzik kesilmedi.Camdan baktığımda tam karşımızdan geldiğini gördüm.Karşı apartmanın kapısının önüne iki büyük kolon ve 6 adet plastik sandalya konmuştu.Bu sandalyeler akşama kadar da boş durdu.Ev sahibimiz akrabalarım çoktan kalkmışlardı.Müzik sizi uyutmadı değilmi dediler.Bende galiba karşıda bir mağaza açılışı var dedim.Güldüler, yok karşıki apartmanda düğün var, şimdi Yozgat'ta düğünler böyle oluyor dediler.Çok üzüldüm.İnanın pencereyi açtığımızda evin içinde ne konuşabiliyoruz ne televizyon dinleyebiliyorduk.Yahu bu şehrin valisi emniyet müdürü yokmu dedim.Bu olay kaldığımız 5 gün boyunca bir işkence gibi sürdüsürdü.İşkenceden kurtulmak için sık sık Çamlığa çıkmak zorunda kaldık.Benim çocukluğumda evlerin bahçelerinde gündüz davul zurna çalar geceleri de ince saz dediğimiz keman cümbüş darbukadan müteşekkil müzik çalınırdı.Hiç bir komşu rahatsız olmazdı.Köylerde ise köy meydanında bir günlük bir eğlence olurdu.Şimdi bu yapılan ne köy düğününe ne şehir düğününe benziyor.Sizinde buyurduğunuz gibi Medine şehir,medeni şehirli demek.Bu yozlaşmaya ne denir ben bilemedim.İstanbuldan en derin saygılarımı sunuyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.09.2010 21:42
Sokak düğünleri

Sokak düğünleri
Düğün yapılması evliliğe adım atacak gençlerin kimler olduğunun ilanı değilmidir? bu ilana dinimiz ne demiştir bunun,nikah akdinin şartları izah edilse bence çok iyi olurdu. dinimizi iyi incelemediğimiz için bazı örf ve adetleri onun yerine koyma gayreti gösterenler elbetteki toplumu rahatsız etmede keyfi davranacaklardır.
Adınız ve Soyadınız -- 15.08.2010 11:08
Takdir veya tecziye
ele aldığınız hususları geniş manada ve objektif yazıyosunuz.ama bizler sizin yorumlarınızdan sık yazmadığınız için az istifade ediyoruz.daha sık yazamazmısınız.baki selam
abdullah -- 23.05.2010 11:03
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00