BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
186
Dün
:
4936
Toplam
:
13339435
Tahlil Ali DEMİRDAĞ
ORTADOĞU’DA OYNANAN OYUNLAR
yozgatgazetesi@yahoo.com
Son günlerde dünyada, hususan çevremizde yaşanan olaylara baktığımızda; senaryo aynı, sahne ve oyuncular değişmektedir.
Özellikle şu Ortadoğu corafyasındaki enerji kaynakları doymak bilmeyen Batı’nın iştahını devamlı olarak kabartmakta ve bu hazinenin varisi olarak üzerinde oturan; garip ve yetim çocukları da, yine bu emperyalist güçler devamlı surette dövüştürmektedirler.
Henüz temyiz çağına gelmemiş ve hadiselerden yeterli dersi almamış bu çocuklara bakıyorsunuz ki; Trump denen zalim bir sihirbaz bunlara, (size balon vereceğim diye) beyaz bir küre etrafında topluyor ve “abraka-dabra” derken alın size bir tavşan! “Katar’a hücum!”
Ertesi gün bundan cesaret alarak; çırağını (damadını) gönderiyor, yine beyaz kürede gördüğü “Kudüs’ü” şeytan zihniyetli evladına veriyor… Derken işler karışıyor. Oyunu seyreden diğer çocuklar buna biraz kızar gibi oluyorlar ama seslerini çıkaramıyorlar.
Bu oyunda devamlı ütülmeye alışık çocuklar, yavaş yavaş oyuncaklarını tamamen kaybetmeye başlayınca mecburen komşusunun kapısını çalıp oradaki; mert, dürüst ve cesur bir delkanlıdan medet istiyorlar. Daha doğrusu bu delikanlı, bu zalimlerin sihirli satranç oyunlarına daha fazla sessiz kalamıyor. Davos’ta “bir dakika” diyor, durmuyorlar. Dünya çocukları sizden daha kalabalık diyor, ama bunlar yine oyunlarına devam ediyorlar.
Bu zalim sihirbaz beyaz kürenin başından ayrılıp kendi memleketine dönüyor ve oyuna oradan devam ediyor. Oyunu gören diğer komşu çocuklarını da tehdide devam ediyor: “Siz benim oyunumu bozar veya oynayıp üttüğüm çocukları uyandırırsanız evnizi yakarım ha!” diyor. Ve İran’a bir kibrit çakıyor. İran tutuşuyor.
Ütülen çocukları ikaz eden mert delikanlının memleketine de şimdilik bir şey yapamıyor, ama her türlü kumpası masasında bekleten zalim sihirbaz, elindeki kozları masaya sürüyor. Her fırsatta bu delikanlıyı safdışı tutmanın yollarını da arıyor. Bizim delikanlı da her fırsatta bunların; zalim, gaddar, facir, alçak, âdî ve menfaati için bütün dünyayı ateşe verecek zihniyette, Firavun ve Nemrut silsilesinden geldiğini bütün dünyaya ve insanlığa ilan ediyor.
Şimdi İran yanıyor. Buradaki yangını söndürmek te yine bu mert delikanlıya düşüyor. Çünkü O, oyunu daha önce görmüş, O’nun memleketinde de; “Gezi, 17-25 Aralık, Mit tırları ve 15 Temmuz” adlı oyunlar sergilenmiş, ama O ve temsil ettiği Millet bu oyunları boşa çıkarmıştır. İnşallah bu Ortadoğu’daki çocuklar da gün gelir bu oyunları görür. Ve bu zalim sihirbazlara gereken dersi verir. İran görmeye başladı…

06.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SORGUN PLATFORMU VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-3
belkı ben yanılıyo olabılırmıyım dıye dusundum ama yazdıklarım gorduklerımden ıbaret.akp ye oy vermıs bı ınsanım ;hukumet olarak gercekten guzel calısıyolar ama adletsız olarak ıl bazında calısma var.ısım geregı sureklı seyahat edıyorum dıger ıllerdekı calısmaları gordugum zaman dudaklarım ucukluyo.sorgun sarıkaya bogazlıyan yolu tam bı ornek.saraykenttekı 200 kısılık okul servısı acaba baska bı ılde olsaydı her halde turkıyede yer yerınden oynardı ama bızde tık yok vb.hos gercı bızde yakın cevresındekılere ıs ayarlamaktan memleketın meselelerıne sıra gelmıyo.nedıyelım hakkımızda hayırlısı.ama akp ye oy vermıyecegım kesın
selman -- 19.05.2012 12:31
SORGUN PLATFORMU VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-3
yozgat -sorgun adı ile yazı yazan gerçek yozgatlı hemşehrimi kutluyorun çünki kıral çıplak demeyi yozgattada söyleye bilen ama ismini açıkca yazamayan sevgili hemşehrilerim gerçek bu. nekadar saklamaya çalışsakda her şey gün gibi ortada artık gerçegi saklamanın faydası yok bu güne kadar gerçekleşmeyen vaadlerle oyalandık ve oyalanmaya devam ediyoruz. herkese geriye dönüp analiz yapmaya vede düşünmeye davet ediyorum suçlu kim.selamlar
hasan baycan -- 15.05.2012 15:48
SORGUN PLATFORMU VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ-3
yozgatlılar olarak artık uvey evlat muamelesı gordugumuzden suphem kalmadı.yozgat ve ılcelerı olarak yapılan kayda deger hıc bır yatırım ve kamu olarak tamamlanmıs bı durum yok.yapılmayan hastahaneler.yapılmayan unıversıteler.yap boz tahtasına donmus yollar say say bıtmez.yozgat olarak tarıhten berı yalnızız.medya olarak bunları dıle getırın.6 vekıl ıle basladık gelecek secımde 3 vekıl tamamda 2 vekıle bıle dusecegız.30 lu yaslarda olanlar bu gunlerı gorucek.bızde hala hayal dunyasındayız.medya olarak vekıllere hatta basbakanımıza soyleyın.sadece 10 dakıka vakıt ayırmaları yeter.
yozgat sorgun -- 07.05.2012 18:10
HASTALIĞIN HİKMETİ
yazınızı okudum çok güzel.. Özellikle bundan önceki yazınızdaki umre yazınızda çok faydalı bir yazı .. İzlenimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim..
Mehmet Karakurt -- 06.04.2012 23:28
Biz, bize düşeni yapalım da
SEVGİLİ KARDEŞİM ALİ DEMİRDAĞ,yazılarını dikkatle okuyorum ,eski dost ve kardeşliğimizide hatırlıyarak saygı ve selamlarımı ilettir sağlık ve mutluluklar dilerim.
MUZAFFER YILDIZ -- 25.09.2011 16:42
Muhtelif mevzular
Yorumunuz:
Çağdaş neron, kimi kasdettiğiniz okuyucuya bırakılmış herhalde huzur güven ortamını bozan teröristler çok,kimisi hadisten anlar,kimisi anlamaz inkar eder.Neron hangisi?
Ali tevetoğlu -- 10.05.2011 17:43
Her şey hayalle başlar
Değerli Ali Beyciğim, köşenizi okurken Ali bey galiba rüyasını anlatıyor dedim ama yazının sonuna gelince rüya bile olmadığını sadece olması gerekeni hayal ettiğinizi anladım. Ben 1994 de emekli olmuştum. Eşim 1992 de emekli oldu.Ben özel sektörde yönetici olarak çalışıyordum eşimde Türkiye İş Bankasında , ve her ikimizde altışar maaş ikramiye alıyorduk. Yani bir ay tek bir ay çift. Güzel bir yaşantımız vardı.Hayatımızdan memnunduk.Ama şimdi ne oldu.Yazınızda bahsettiğiniz konuları birde ben anlatayım affınıza sığınarak.
Esnaf eğer krizden dolayı kapatmamış ise,yine bismillah diyerek işyerini açıyor ama erkenden değil en erken saat 9.00 da.
İşçiler boyunları bükük, omuzları düşük meyus bir çehre ile servislerini bekliyorlar.
Yaşlılar ve emekliler analarından doğduklarına pişman olmuşlar. Otobüse veya minübüs’e verecek parası yoksa sokağa çıkamıyor ev de hanımı ile oturup evlenme programlarını izliyor. Hasbelkader dışarı çıkmış ise ve hâlâ içinde okuma sevdası kalmış ise kitap tezgahlarının önünde yeni çıkan kitapların kapak resimlerine bakıyor.Gazete almıyor,alamıyor.Hangi gazeteyi alıyorsun diyenlere de utanarak ,televizyonlar sabahları bütün gazeteleri veriyor bu yüzden gazete almaya ihtiyaç duymuyorum diyor.Bir bilgisayar edinenler de gazeteleri oradan okuyor.Ama gazeteyi eline alıp’da kokusunu içine çekerek okumanın özlemini çekiyor.
Ev hanımları, bu gün pişirecekleri yemeği en ucuza nasıl mal ederim’in düşüncesinde.
Taksiye binmek çok lüks oldu ama ihtiyaç olduğunda hava yağmurlu ise hiç teşebbüs etme.taksici esnafı müşteriye düşman gibi bakıyor. Eğer şansın var da bir taksiye binmişsen bindiğine bineceğine pişman oluyorsun.
Musluklardan akan su içilemeyecek kalitede olduğundan ne idiğü belirsiz damacana suyu alıyorsun.Elektrik kesintileri çok olduğundan artık her apartmanın her dükkanın bir jeneratörü var.Elektrik gelene kadar kıyamet kopuyor kafa beyin kalmıyor.
Nefes alacağımız parklar önce ihmalden kullanılamaz hale getiriliyor el ayak çekilince de bir punduna getirilip imara açılıyor ruhsuz, estetikten mahrum bir bina yapılarak bir resmi kuruma veya kuruluş kullansın diye tahsis ediliyor. İşte Dünya kültür şehri İstanbul’daki yaşamımızı size böylece takdim ettim,takdir sizindir..Saygılarımla.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.03.2011 23:52
Beşer kıyameti davet ediyor
ikazınız çok mühim hocam.size aynen katılıyorum.hürmetlerimle.
sinan -- 02.01.2011 12:35
Sokak düğünleri
Allaha şükür, Ali hocamın her hafta sohbetine dinlemek nasip oluyor bizlere.
Tahsin EROL -- 13.10.2010 09:12
Sokak düğünleri
Değerli Ali Beyciğim.Yozgat'taki sokak düğünleri hakkındaki yazınızı maalesef biraz geç okudum.Ben iki yıl önce bu konuda bir yorum yazmıştım ama yazımı yazdıktan ve içimi döktükten sonra kızgınlığım geçtiğinden göndermekten vazgeçmiştim.İki yıl önce Çapanoğulları aile toplantımız nedeni ile Sivas caddesinde oturan akrabama misafir olmuştuk.İstanbuldan gece çıktığım için sabah erken saatte Yozgat'ta olduk ve hemen biraz yattık.Gümbür gümbür bir müzik ile uyandık.Belki yoldan geçen bir reklam aracıdır diyerek önem vermedik ama müzik kesilmedi.Camdan baktığımda tam karşımızdan geldiğini gördüm.Karşı apartmanın kapısının önüne iki büyük kolon ve 6 adet plastik sandalya konmuştu.Bu sandalyeler akşama kadar da boş durdu.Ev sahibimiz akrabalarım çoktan kalkmışlardı.Müzik sizi uyutmadı değilmi dediler.Bende galiba karşıda bir mağaza açılışı var dedim.Güldüler, yok karşıki apartmanda düğün var, şimdi Yozgat'ta düğünler böyle oluyor dediler.Çok üzüldüm.İnanın pencereyi açtığımızda evin içinde ne konuşabiliyoruz ne televizyon dinleyebiliyorduk.Yahu bu şehrin valisi emniyet müdürü yokmu dedim.Bu olay kaldığımız 5 gün boyunca bir işkence gibi sürdüsürdü.İşkenceden kurtulmak için sık sık Çamlığa çıkmak zorunda kaldık.Benim çocukluğumda evlerin bahçelerinde gündüz davul zurna çalar geceleri de ince saz dediğimiz keman cümbüş darbukadan müteşekkil müzik çalınırdı.Hiç bir komşu rahatsız olmazdı.Köylerde ise köy meydanında bir günlük bir eğlence olurdu.Şimdi bu yapılan ne köy düğününe ne şehir düğününe benziyor.Sizinde buyurduğunuz gibi Medine şehir,medeni şehirli demek.Bu yozlaşmaya ne denir ben bilemedim.İstanbuldan en derin saygılarımı sunuyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.09.2010 21:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00