BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 28.04.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
172
Dün
:
4563
Toplam
:
12522397
GURBET YAZILARI A.Kadir ÇAPANOĞLU
Bir Yastıkta
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu yazımı eşi Alzheimer hastası olan değerli dost,bilge insan Sayın Yavuz Ergüven Beyefendiye ithaf ediyorum. (Bkz.BİR MİLLİ MÜCADELE KAHRAMANI DURSUN KAPTAN, YA DA KILIÇ REİS) yazım.



Bir yastıkta kocayın ya da bir yastıkta kocasınlar derdi büyüklerimiz. Şimdi söyleyince “eski zaman temennisi” diyorlar. Neden eski? Ne değişmişte eski olmuş? Kelimeler mi eskimiş, temsil ettiği güzellik mi eskimiş. Yoksa biz mi eskidik farkında olmadan.

Biz çocukluğumuzda uzun yastıklarda uyurduk. Tabi büyüklerimizde. İki yanı dantelli, ama yastık başları illaki koyu kırmızı ya da bordo parlak jarse kumaşından. Bordo renk bir sıcaklık bir huzur verirdi.
Evlenme çağına gelmiş genç kız, çeyizi içinyastık kılıfı hazırlıyorsa iki kenarınarenkli kanaviçede işlerdi.
Biz çocuklar neyse de karı koca, başlarını bu uzun tek yastığakoyarlardısevgi ve huzur içinde.Şimdi kalmadı o eski uzun yastıklar. Güya Avrupalı olduk, medeni olduk. Filmlerdeki yatak odalarıyla, reklamlarda ki çift yastıklı yatak takımlarıylabeynimizdeki yatak odamıza girdiler. Önce yastıklarımızı ayırdılar.

Ayrı yastıklarda yatarak hürriyetimizi kazandık. “Önce göz göze, sonra el ele, sonra dizdize, sonra biz bize, sonra dötdöte, sonra git öte” alayları ile sevgimize ambargo koydular. Yeni evlilere“Bir yastıkta kocayın”diyorlar ya,lafın gelişi, ama iki yastıkta yatırıyorlar.

Sonra yatakları ayırma modası başladı. Yeni yetişme, sonradan görme hanımlar birbirlerini kışkırtılar, “Hayatım yatakları ayırdık, çok rahat ettik.”

Bundan sonra hiç olmazsa “bir yatakta kocayın” mı diyecekler. Demeye başlamışlar bile çünkü kocaman evlerde yaşayanlar artık yatak odalarını da ayırıyorlar.

Biz bu hallerdeyken İngilizler hâl⠓Husband on pillow” diyorlar, yani bir yastıkta kocayın.
Bu günün gençleri, yıllar sonra öğrenecekler ki hayat yaşayarak öğreniliyor, okuyarak, ya da ondan bundan dinleyerek değil. Birbirine sımsıkı sarılmadan geçen beyhude yıllarına acırken yaşlandıkça daha bir sıkı sarılacaklar birbirlerine…

Ne güzel anlatıyordu Rahmetli Barış Manço “bir yastıkta kırk yıl şarkısı ile.

Babaannem dedemi ilk gördüğü gün
Tam yüreğinden vurulmuş
Dedem şöyle bir çapkınca bakıp
Hafifçe bıyığını burmuş

O zamanın erkeği pek bir ağırmış
Kızları ise pek bir hoşmuş
Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl

Ufacık bir yuva nohut oda bakla sofa
Ama sapasağlam ayakta
Çeyiz dedikler yorgan yastık
İki sandık iki de bohça
Gözleri hala dolu dolu oluyor
Dedemin adını andıkça

Kırk yıl bir yastıkta tam kırk yıl
Anlat babaanne ölümsüz aşkını
Bir yastıkta tam kırk yıl

Bizimde 41 yıl oldu çok şükür bir yastıkta.
Ülkemiz ve tüm insanlık için hayırlı, uğurlu, sağlıklı, mutlu, huzurlu güzel bir yıl diliyorum.

09.01.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
HARF DEVRİMİ VE ARAP HARFLERİNİN TÜRKÇEYE UYUMSUZLUĞU
Bir Türkçe öğretmeni olarak şunu özellikle vurgulamak isterim. Ulu Önder Atatürk kuşkusuz ülkemize her alanda büyük hizmetler vermiş, birbirinden değerli yeniliklere imza atmıştır. Ama bence en önemli etkinliği "harf devrimi"dir. Güzel yazınızın sonundaki fıkra bunun en güzel kanıtıdır.
Saygılarımla.

Muhsin Köktürk -- 15.04.2017 15:00
HARF DEVRİMİ VE ARAP HARFLERİNİN TÜRKÇEYE UYUMSUZLUĞU
Sayın Çapanoğlu ; Mailinizi alınca her fırsat da belirttiğim gibi yine hemen yazınızı okudum. Benden dolayı gecikmiş olmasından dolayı da üzüntü duydum. Yazınız yine diğerleri gibi çok güzel ve aydınlatıcı. Ulusal basının yazarlarında referandumdan başka bir konu görmez iken sizi okumak bana ayrı bir zevk veriyor. Yeni yazılarınızda buluşmak dileği ile saygılarımı sunarım.
Ö.Serdar Erbek
Ö.Serdar Erbek -- 14.04.2017 11:32
4 NİSAN DENİZ ŞEHİTLERİ GÜNÜ VE DUMLUPINAR FACİASI
Abdülkadir Bey,
Bu acı olay gerçekleştiğinde ben de 9 yaşındaydım. Bu yası bütün Türkiye yaşadı. Hatıralarımdan hiç çıkmayan olaylardan biridir. Hepsine rahmet diliyorum. Çok ayrıntılı anlatmışsınız. Sağ olun.
Kısa zamanda aydınlık günlere kavuşmak dileği ve saygılarımla.
Mehlika Filiz Ulusoy -- 09.04.2017 10:13
4 NİSAN DENİZ ŞEHİTLERİ GÜNÜ VE DUMLUPINAR FACİASI
Yorumunuz:
Bugün Facebook'a yazdıklarımı, Abdlkadir Çapanoğlu'nun muhteşem yazısının altına taşımak istedim. Saygıyla.

"O günü çok iyi hatırlıyorum. Manevradan dönüyorlardı. Ağabeyim Onaran gemisinin doktoruydu. Önden gelmişlerdi. Hemen geri döndüler. Çok büyük bir acıydı. Galiba
sadece iki kişi kurtulmuştu. O iki kişiden biri ile yıllar sonra tanıştım. Apartman komşumun babasıydı".

olcay Akkent -- 04.04.2017 13:18
18 MART
İki fotoğraf var Abdülkadir Bey'in 18 Mart başlıklı anlatısında. İlk karede,Çanakkale yolunda Yüksek Tahsil Gençliği.TMTF (Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nu temsilen 18 Mart 1915 Zaferi'ni kutlamaya gidiyor Ayvalık gemisiyle. Şenlik şamata.Sazlar çalınıp türküler söyleniyor.Yüzler gülüyor. Herkes pürneşe.Ah gençlik! Yıl 1967.
İkinci karenin kayıt tarihi 1963. Bir halk müziği korosu.Liseliler.Saz heyeti üç bağlama, bir kaşık, bir ritim(darbuka). Baş bağlamada sevgili dost Abdulkadir Çapanoğlu.Koro 6 kız, 3 erkekten oluşmuş. Bir de koro şefi var.Saz ekibi öylesine çalınan esere yoğunlaşmış ki koro şefine bakan yok. Halbuki koroda koro şefiyle göz temasını hiç kesmemek lazım. Baş bağlamanın dikkatini çekerim. Koristlerin bir gözü,bir veya iki korist hariç, koro şefinde. Hah böyle olmalı işte.
Sevgili dostum. Hoşgörünüze sığınarak latife ettim.Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Ne güzel bir paylaşımdır bu.Ben de lisede, eğitim enstitüsünde korolara katıldım.Tesmillerde bulundum.Bir an o günlere akıp gittim. Ah, ah! O günler gitti gelmez bir daha.
Sizi muhabbetle selamlıyorum.
Mustafa Topaloğlu -- 31.03.2017 00:24
EŞEK HİKÂYELERİ VE OSMANLI DA VERGİ SİSTEMİ
Değerli dost Mustafa Bey ‘ciğim,
Lütfettiğiniz yorumunuzla engin edebi bilginizden yine istifade etmiş oluyoruz.

“Söyleyeni bilinmeyen ama Osmanlının vergi sistemini eleştiren çok güzel bir dörtlük”, cümlem iki kıtanın arasına gelince bir karışıklık olmuş. Benim kastettiğim Şalvarı şaltak Osmanlı dörtlüğüydü.
Ben,
Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta gezer
Hasırdan serili çulumuz bizim”

Dörtlüğünün Aşık Serdari’ye ait olduğunu bilmiyordum. Sadece bir dörtlük olduğunu sanıyordum. Onun Kıtlık destanının içinde bir dörtlük olduğunu sizden öğrendim.

“Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim”

Okudukça, Yılmaz ağabeyimin “Vergi memuru işini bitirip köyden ayrıldığında sanki bütün evlerden cenaze çıkmış gibi olurdu” sözünde ne kadar gerçek payı olduğunu da görmüş oluyoruz. Hoş şimdide ödediğimiz vasıtalı vasıtasız vergiler, KDV.ler ÖTV. ler o devri aratmıyor.
Bu vesileyle bende biraz sitem edeyim. Yazılarınızdan Oğulcuk’u çok sevdiğinizi anlıyoruz. Oğulcuk anılarınız ve bu gün itibariyle yaşadıklarınızı da ilgi ile okuyoruz ama edebi konulardaki yazılarınızı da bekliyoruz. Zira yazılı ve görsel basınımızdaki abuk subuk haber ve makalelerden geçmişte iz bırakan şair ve ozanları hatırlayıp yad edecek fırsat bulamıyoruz. En kalbi sevgi ve saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.03.2017 10:22
EŞEK HİKÂYELERİ VE OSMANLI DA VERGİ SİSTEMİ
Abdulkadir Bey,
“Eşek Hikayeleri ve Osmanlı’da Vergi Sistemi “ yazınızı gâhi gülümseyerek, gâhi düşünerek okudum. Eşek hikayesi deyince Şeyhi’nin “Harname”si aklımıza gelir. Biz buna öğrenci argosunda “Eşşekname” derdik. Ben de Karakaçan’da bu mevzuya değindim. Sizin anlatılarınızdan da alıntılayacağım izninizle.
Yazınızda “Söyleyeni bilinmeyen ama Osmanlının vergi sistemini eleştiren çok güzel bir dörtlük...
Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta gezer
Hasırdan serili çulumuz bizim”
diyerek alıntıladığınız şiir Şarkışlalı Aşık Serdari’nindir. Kıtlık destanından alınmıştır. Uzunca bir destandır bu. Ben on beş dörtlüğünü biliyorum. İlk dörtlüğünü yazayım:
“Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim”
Sözlerimi minicik bir öyküyle bitireyim. İçinde bir boz eşek var çünkü:
“Felahiyeli (Felağyeli) biri binmiş at arabasına. Kayseri’ye gidiyor. Bağarsak denilen yokuşa geldi.. Yokuş yukarı yük taşımak, arabayı çekmek kolay mı? Kolay değil elbet. Yük ve yolcu taşıyan hayvancağızların anası ağlıyor.
Felahiyeli yavaşladı. Yolun kenarında bir yolcu. Araba bekliyor. El kaldırdı. Felahiyeli durdu. Bindi adam. Selam verdi. Felahiyeli oralı olmadı. Bir daha selamladı. Felahiyeli’den ses yok:
-Arkadaş! Selam virdim, almıyon. Niye ki? Beni arabaya aldığına pişmansın herhal. Eğlen de iniyim, dedi yolcu.
Felahiyeli o zaman ayıktı:
-Gusura bakma gardaş. Babam öldü. Ondan biraz dalgınım.
Yolcu anında tepkidi:
-Benim boz eşşek öldü ki senin baban ne çalar hemşerim...”
.
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 15.03.2017 14:25
YOZGAT'TAN GÖÇE SEVİNSEM Mİ?
Abdulkadir Kardeş,

Sondan ikinci paragrafı okuyunca çocukluğumun o güzel günlerini yaşadım yeniden. Güzel bir özlem, ama o eski Yozgat'tan eser yok şimdi. Ne yazık ki geriye dönüş de yok.

Ah be dostum, yaramı deştin derinden; bir, "Of" çektirdin bana.

Kalemine, yüreğine sağlık.

Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.03.2017 11:01
OSMANLI DA YADİGÂR İSMİ
Serkan Bey, Google'dan Yozgat Gazetesine girerek benim köşemden ulşabilirsiniz. Yazımın altında yazarın diğer yazılarını tıklayınız tüm yazılarım en sondan başlayarak sıralanmıştır. "Osmanlıda yadigar ismi"ni tıklayınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 24.02.2017 20:53
OSMANLI DA YADİGÂR İSMİ
"Yadigar" isimli yazıda her hangi bir şiir göremedim. Acaba Filiz hanımla farklı yazılar mı okuduk diye düşünüyorum...
Yadigar isimini taşıyan insanlar incinmiş olabilirler mi acaba?
Toplumlar rezaleti mesken edinmedikçe mezellet ve illet bulaşmazmış. Yani kula bela gelmez Hak yazmayınca, Hak bela yazmaz kul azmayınca demek daha doğru oldu sanırım. Bu ülkede bu rezilliklerin olabileceğini aklım almıyor fakat altıyüz yıllık çınarın devrilme sebebi illaki vardı.
Serkan -- 19.02.2017 01:06
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 45 45