BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 27.05.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
228
Dün
:
4633
Toplam
:
13886048
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HARF DEVRİMİ VE ARAP HARFLERİNİN TÜRKÇEYE UYUMSUZLUĞU
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bu yazımı harf devriminin yıldönümü olan 1 Kasım günü yayınlayacaktım ama değerli dostum Dr. Ömer Serdar Erbek’in gönderdiği mektubu sıcağı sıcağına yayınlamak istemiştim. Bu yazımı da bu yıla ertelemiştim. Ancak günün önemine binaen şimdi yayınlamayı uygun buldum.

27.02.2013 tarihinde 84 yaşında iken vefat eden Hukuk doktoru kuzenim Gülseren Sebük Mandato’ya, projesini kendi çizdiği Nişantaşı’ndaki büyük evinde bir fotoğrafın arkasındaki Eski Türkçe yazıyı okutmuştum. Başkalarının bazı kelimeleri benzeterek okuduğu Eski Türkçeyi hiç duraksamadan okuması dikkatimi çekmiş ve sormuştum “Bu kadar hızlı nasıl okudunuz” diye. O da bana Kuranı kendi dilinden incelemek için eşi Gennaro Mandato ile İtalya da Arapça kursuna gittiklerini ve Kureyş dilini öğrenmeye çalıştıklarını söylemişti. Ben de kendisine yukarda bahsettiğim benzeterek okuma olayını sormuştum. Şöyle anlatmıştı;

Her dilin ayrı özellikleri vardır. Alfabesinin de ona uygun olması gerekir. Çin alfabesi Çince lisanına uygundur. Japon alfabesi Japon lisanına uygundur. Yunan alfabesi Yunan halkının lisanına uygundur. Arap alfabesi de, Arapçanın yapısına uygun seslerden doğmuş, bu sesleri yansıtacak, Arapların anlaşmasını sağlayacak ölçüde biçimlenmiştir. Türkler, konuştukları lisan olan Türkçeye uygun alfabeler kullanırken, İslâmiyet’i kabul ettikten sonra Arap alfabesini kullanmaya başlamışlardı. Hâlbuki Arap alfabesi Arapçaya uygundur, Türkçe’ ye uygun değildir.

İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzmanlaşmış İngiliz asıllı ABD'li tarihçi Prof.Dr. Bernard LEWİS, Arap harflerinin Türkçe’ ye uygun olmadığı şöyle açıklar; “Arap alfabesi Arapçaya mükemmel uymakla beraber Türkçe’ de Arap yazısının ifade edemediği birçok şekil ve ses yapısı vardır.”

Arap harfleri kelimenin başında, ortasında ve sonunda farklı yazılır. Bu nedenle Arap alfabesindeki 33 harf 99 harf gibi kullanılır. Arap alfabesinin sadece ünsüzler (sessiz harfler) üzerine kurulan bir yapı düzeni vardır. Türkçe’ deki dokuz ünlü “a-u-e-e-ö-ü-ı-i” ses varken, Arapça’ da sadece üç sesli harf “a-i-u” vardır. Bu durum bir konuyu Türkçe ifade etmekte güçlük yaratmaktadır.

Türkçe’ de bulunan dört yuvarlak sesli “o-ö-u-ü” için Arapça’ da sadece “u” seslisi vardır. Arapçadan alınmış olan eski alfabede, aynı ses için gereksiz yere birkaç harf mevcuttur. Örneğin; “s” sesi için “se”(üç noktalı), “sin”(dişli) ve “sad” adlarında üç harf vardır. “Sabit”, “sana”, “sanki” sözcüklerinin ilk harfleri birbirine benzemez. “Se”nin kullanılacağı Türkçe sözcük yoktur.

Arapçada “Z” sesi için dört ayrı harf grubu vardır: “zel” (noktalı dal), “ze” ( z), “Zı” (noktalı tı), “dat” (noktalı sat)…Yukarda bahsettiğim benzeterek okunmaya örnek olarak “zarar”,”zulüm”, “ziraat”, “zeki” sözcüklerini örnek olarak verebiliriz. İlk harfleri aynı sesi taşıdıkları halde, ayrı ayrı harflerle yazılır. Böyle yazılmazsa sözcüğün anlamı değer taşımaz.

Dolayısıyla Arapça ve Farsçadan Türkçe’ ye giren sözcüklerde sesli harflerin kullanılmaması okumayı zorlaştırmaktadır. Örneğin, “kef” ve “lam” harfleriyle yazılan bir sözcüğün “kel” mi, “kil” mi, “gel” mi,“gül” mü okunacağını anlamak çok zordur. Bir sözcüğü doğru okumak için cümlenin gidişine yani anlamına bakmak gerekir, bu yüzden Arapça sözlükleri iyi bilmeyenler böyle benzeterek kelimenin doğrusunu bulmaya çalışırlar.

Arapça’ da sessiz harflerin okunuşu da kuralsızdır. Mesela “dal” (de) olarak okunurken. “t” harfi de zaman zaman “de” okunur. ”T” harfinin de bazen “te” bazen “tı” diye iki harf vardır. “Gay” ”g” harfi de “Kaf” “k” sessizleri sözcüğe göre “g”, “k” olarak da okunur.

“H”sessizi için de üç ayrı harf vardır: “ha” (noktasız), “hı” (hazır).
Arapça güzel yazı çeşitleri olan Rık’a, Nesih, Talik, Sülüs, Matbu gibi birçok Arap yazısının bütün çeşitlerini okumak uzmanlık gerektiren bir iştir. Bu nedenle Arap harfleriyle okuma yazma bilen birinin önüne gelen tüm metinleri okuması imkânsızdır.

Arap alfabesiyle Türkçe mesaj yazmak harf eksikliğinden dolayı hızlı yazılsa da (Cennetmekân babam notlarını Eski Türkçe tutardı) daha sonra anlamlarda sorunlar yaşanıyordu. Osmanlıcada çoğu sözcük gelişinden okunuyor, anlam bütünlüğü kurularak sonuca gidiliyordu. (Kütüphanemde muhafaza ettiğim Çapanoğlu Celal Bey’in Arap harfleri ile yazdığı günlüğün çözümünde de bazı kelimeler tam okunamamış defterin ilerleyen sayfalarındaki cümlelerin anlamlarından çözümlenerek tekrar tekrar geriye dönülmüştür.) Bu yüzden Örneğin “mükemmel” sözcüğünü yazmak için bugünkü harflerle “mkml” yazılıyordu. Bu yüzden bir sözcük pek çok şekilde anlamlandırılıyordu. Bu gün gençlerimiz cep telefonunda mesaj yazarken birçok kelimeyi böyle kısaltarak yazıp aslında güzel Türkçemizi katlediyorlar. Birinci Dünya Savaşı’nda Enver Paşa, bu durumu önlemek için yeni bir alfabe kullanmayı denemiş ama başarılı olamamıştı.

Osmanlı’nın kullandığı Arap alfabesinin bırakılıp, yeni Türk harflerine geçilmesi, Türkçe’nin özleşmesi ve gelişmesi yolunda kuşkusuz en büyük dönemeçlerden biridir.

Harf devrimi, Türk kültür yaşantısını ve yapısını, Arap ve Fars kültür baskısından kurtarıp ulusal kimliğe büründürmüştür.

“Akademik çalışmalar dışında” Osmanlıcayı ve Arap alfabesini öğrenmeye gerek yoktur!..


Yazımızı konumuza uygun bir fıkra ile bitirelim. Tam öğle namazı vakti yolu bir köye düşsen seyyah hem biraz dinlenmek hem de namazını eda etmek için köy camine gelir. Şadırvan kalabalık olduğundan biraz beklemek zorunda kalır. Bu arada abdest alan köylülerin bir hareketi dikkatini çeker. Köylülerin hepsi abdest aldıktan sonra kıçlarını sallayıp camiye girmektedirler. Çok merak eder. Namaz bitince gözüne kestirdiği birisine çekinerek sorar. Köylü, ben bilmem imama sor diye cevap verince daha da meraklanır ve imam yalnız kalınca usulca sorar. İmam efendi kitapta yazıyor diye cevap verir. Adam daha da meraklanır ve hangi kitapta hocam diye sorar. İmam dolaptan çıkardığı namaz hocası isimli “Eski Türkçe baskılı” kitabı açıp sayfadan okur. Yazıda matbaa hatası vardır. İki noktalı “Y” harfinin bir noktası baskıda çıkmamıştır. Yani “Y” harfi “B” harfi olarak okunmaktadır. Cümlede anlatılmak istenen abdest aldıktan sonra “yüzüğünüzü oynatın” cümlesi “büzüğünüzü oynatın” olarak okunmaktadır.

13.04.2017


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00