BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.06.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
165
Dün
:
4563
Toplam
:
12694519
GURBET YAZILARI A.Kadir ÇAPANOĞLU
İHANETİN CEZASI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Ürdün kraliyet ailesi “Beni Haşim” kabilesine bağlı bir Kureyş boyudur. Haşimi soyundan gelir (Hâşimoğulları veya Hâşimîler). Ayrıca kan bağı ve kabile birlikteliği yoluyla Kızıl Deniz boyunca kurulan hanedanlıkların sahibi olan boydur. Sülale ismini peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in büyük-büyükbabası Haşim bin Abdimenaf’dan alır.

Ailenin hazin hikâyesi meşhur Mekke Şerifi Hüseyin'le başlıyor. “Türklerden kurtulduğumuz gün İslam ve Arap dünyası muzaffer olacaktır. Türklerden kurtulmak için Hıristiyanlara işbirliği yapmalıyız” diyen Mekke Şerifi Hüseyin Birinci Dünya Savaşı sırasında isyan ederek Lawrens'le birlikte Osmanlı ordusuyla savaşmıştır. Onun bu ihanetinden midir nedir aile büyük felaketler yaşamıştır.

Şerif Hüseyin Vahabi ayaklanması üzerine Hicaz'dan kaçmış, İngilizler tarafından Kıbrıs'ta alıkonulmuştur. Hayal kırıklığı, aşağılanma ve acılar içinde söylediği sözler dikkat çekicidir: "Başımıza gelenler, Osmanlı'ya ihanetimizin ilahi cezasıdır!" (Bkz. Şevket Süreyya Aydemir'in "Enver Paşa" adlı eseri cilt 3, s. 311)

1915 Birinci Dünya Savaşında Arabistan yarımadasını ele geçiren İngiltere’nin niyeti, Osmanlı`ya karşı ayaklanan Mekkeli Şerif Hüseyin`i destekleyerek Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendisine bağımlı bir Arap devleti kurmaktı. Mekke Şerifi Hüseyin ile Mısır`daki İngiliz Yüksek Komutanı McMahon arasında böyle bir antlaşma gizli olarak imzalarlar. Fransa böyle bir plana karşı çıkıp İngiltere`ye baskı yaparak yeni bir antlaşma yapılmasını ister. Rusya`nın onayı ile imzalanan bu antlaşmaya göre;
Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu`nun bir kısmı, Rusya`ya.

Doğu Akdeniz Bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları, Fransa`ya
Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya İngiltere`ye verilecekti.
Fransa ile İngiltere`nin elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak, İskenderun serbest liman olacak, Filistin`de, kutsal yerleşim yeri olması nedeniyle bir uluslararası yönetim kurulacaktı.

1917 devriminden sonra Rusya antlaşmadan mecburen vazgeçip, Lenin gizli olan bu anlaşmayı emperyalizme karşı çıkmak adına dünya kamuoyuna açıklayınca. Anlaşma büyük ölçüde uygulanmadı. Lenin anlaşmayı dünyaya açıklayınca Osmanlı topraklarının paylaşılması durdu. Yahudilere verilen Filistin’de devlet kurma fikri ve Araplara verilen sözler tutulmadı. Rusların karşı çıktığı Ermeniler hayal kırıklığına uğradı.


Ürdün’ün ilk Kralı I. Abdullah, Şerif Hüseyin'in oğluydu. 1937 yılında Atatürk’ün de konuğu olmuş ve “Türkçe” konuştuğu görülmüştür. I. Abdullah, Osmanlı vatandaşıydı aynı zamanda Meclisi Mebussan ve Danıştay üyeliği yapmıştı. Bir suikastta hayatını kaybetti. Yerine geçen oğlu Tallal, akıl hastalığına tutulmuş, ömrünü İstanbul 'da Şifa Yurdu'nda tamamlamıştı. Şerif Hüseyin'in diğer çocukları da Irak Kralı ve veliahdı oldular ve askeri darbede feci şekilde öldürüldüler.

Kral I. Abdullah 1942 yılında, babası Şerif Hüseyin`le yaşadığı bir anıyı Feridun Cemal Erkin`e şöyle anlatır:

Babam çok ıstırap çekti. Bir gün, saray bandosu bahçede konser veriyordu. Hava sıcak, pencereler açıktı. Bir ara bando hepimizin bildiği İzmir Marşı’nı çalmaya başladı. Babamın birçok eski hatıralarının canlanmasını önlemek için pencereyi kapattım..."Pencerenin açılmasını isteyen Şerif Hüseyin diyor ki:

"Evlat, neden o pencereyi kapatıyorsun? İzmir Marşı’nın eski günleri bana hatırlatmaması için değil mi? Ben velinimetine ihanet etmiş âsi bir kulum, günahım büyüktür. Kral olacağımı sandım, Tanrı beni sürgünlüğe düşürdü, hasta oldum, buraya sığındım..."

"Pencereyi aç, şu marşı dinleyeyim, duyduğum vicdan azabının şiddeti, o eski hatıraların canlanması ile büsbütün artsın. Bu dünyada çektiğim ıstıraptan artan vicdan azabıyla büsbütün ağırlaşsın, ta ki Cenab-ı Hak bu günah kâr kulunu dünyada affederek, ahirette daha büyük cezadan korusun..

Abdullah’ın torunu Ürdün Kralı II. Abdullah da Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret kapsamında Anıtkabir'i ziyaret etmiş ve Anıtkabir'de mozoleye çelenk koyduktan sonra gözyaşlarını tutamamıştı.

Tuz, ekmek hakkını bilmeyen kör olur (Türk atasözü).

18.05.2017


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
KURU GIDANIN PİŞİRİLMESİ HAKKINDA
"Kuru Gıda Pişirme Yönergesi" yayınlanmıştır bu yazının ardından aziz dostum.Muhtemeldir.Yine de askerin kendi pişirdiği karavanaya kaşık sallaması ehveni şerdir. Bak, özel yemek şirketlerine ihale ediliyor yemek işi. Olanlar oluyor."Asker soğan soymaz." dense de yeri gelince soğan da soymalı, ekmek de yapmalı...
Güzel anlatımınızla bizi gülümsettiniz. Biz güleriz ağlanacak halimize zaten...Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 19.06.2017 13:21
BİR ÇINAR DAHA GİTTİ

Merhaba Abdülkadir Bey,
Umarım iyisinizdir. Mekânı cennet olsun, Yılmaz Göksoy hocamızın vefatını sizin yazınızdan öğrendim. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Merhum hocama Allah gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Kendisi baba tarafından bize uzaktan akraba olduğunu söylerdi. Daha yaklaşık bir ay önce telefonda sohbet etmiştik. Bana hep "Yaşar Can" diye hitap ederdi.Sizin kadar sık olmasa da bende zaman zaman telefonla arar hatırını sorardım. Onu daha benim Gazi Paşa'da ilkokul öğrencisi olduğum yıllarda, genç bir öğretmenken tanımıştım. İmam-Hatip Okulu'nun orta kısmında 3. sınıftayken de Türkçe dersimize gelirdi. Sonraki yıllarda Yozgat'ın tarihi, kültürü ve folkloru dolayısıyla Yozgat'a yaz tatilinde her gidişimde her ikindiden sonra onunla uzun uzun sohbetler eder, o tatlı ve espritüel konuşmalarını zevkle dinlerdim. Onun vefatı vefasız ve kadir kıymet bilmez Yozgat için ayaklı bir Halk kültür kütüphanesinin yıkılışı demektir. Cenazesine katılmayı çok isterdim. İçimde ukde kaldı. Kısmet değilmiş. Allah'ın rahmeti üzerine olsun. Nur içinde yatsın. Çok ama çok üzgünüm.
Selam ve saygılarımla
A.Y.Ocak -- 09.06.2017 21:13
BİR ÇINAR DAHA GİTTİ
"Evvel giden ahbaba selam olsun."diyerek başlayayım. Yılmaz Göksoy Hoca'ya rahmet diliyorum. Yozgat kültür tarihi için ne büyük kayıp...Ne yazık ki ben kendisini şahsen tanımadım. Ama sizin yazılarınızdan Yılmaz Hoca'yı nüktedan, Yozgat kültürüne vakıf bir ayaklı kütüphane olarak tanıdım.Sizin gibi değerli bir araştırmacıyla dost olması da zaten Yılmaz Hoca'nın nasıl bir insan olduğunu gösteriyor. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.Sizin gibi değerbilir insanla dost olmak benim için de bir onurdur.Yılmaz Hoca'mızın eserlerini edinip incelemeyi çok isterim. Nasıl bulacağım, bilmiyorum. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz Abdulkadir Bey.
"Bir Çınar Daha Gitti" diyorsunuz ya hayır, itirazım var. O çınar gitmedi. Dimdik ayakta. Eserleriyle, size anlattıklarıyla. Kayıt altına aldığınız konuşmalarıyla aramızda Yılmaz Hoca.
Sizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 09.06.2017 18:47
BENİM BABAM
BENİM BABAM

Her yazınız gibi bu da çok güzel olmuş.Elinize sağlık.Bütün yorumlarımda söz ettiğim gibi, fırsat buldukça onları babama okuyup sizin vermiş olduğunuz bilgilere ilave bilgiler öğrenmeye çalışıyorum.Rahmetli dedem Avukat Kamil ERBEK saat kulesinden Sivas caddesine doğru inince soldaki en son binayı (eski otobüs yazıhanelerinin olduğu şimdi orta katı kafe olmuş olan )yaptırmadan önce orada eski ahşap bir ev var iken sahibi olmuş.Ahşap evin restorasyon çalışmaları sırasında parası yetmemiş ve rahmetli Muhlis bey dedeme o zamanın parası ile 10 bin lira borç vermiş.Dedem yaklaşık 2 yıl sonra ancak ödemiş parayı.(Faiz yok senet yok.)Babam rahmetli Muhlis bey çok şık giyinirdi çok efendi bir insandı diye anlattı.
Sizin babanızın başına gelen talihsiz olay sonrası Yozgat'a veda etmek zorunda kalmış olması beni oldukça hüzünlendirdi.Allah rahmet eylesin. Yeni yazılarınızda buluşmak dileği ile saygılarımı sunarım.
Ö.Serdar ERBEK
Adınız ve Soyadınız -- 05.06.2017 10:10
BENİM BABAM
Babanızla ilgili duygu dolu yazınızı büyük bir beğeniyle okudum. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Onun bayrağını kaldığı yerden sürdürüyorsunuz. Kaleminiz sürekli olsun.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 29.05.2017 10:31
BENİM BABAM
Çok duyarlı ve güzel bir yazı olmuş.Babanız ne kadar gururlansa yeridir.
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 27.05.2017 20:17
İSMET İNÖNܒNÜN BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR’A MEKTUBU
Her iki mektubu da hayranlıkla okudum. Yayımladığınız için teşekkür ederim.
OLCAY AKKENT -- 18.05.2017 23:02
İSMET İNÖNܒNÜN BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR’A MEKTUBU
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Bu olay, geçenlerde bir TV programında Atatürk'e dil uzantanları anımsattı bana. Ne yazık ki bu ülkede kendini kurtaranlara ihanet edecek kadar akıldan yoksun pek çok insan var. Bu yüzden bir arpa boyu yol alamıyoruz zaten. Atatürk'e hakaretle ilgili düşüncemi çok yakında paylaşacağım köşemde. İçime bir türlü sindiremiyorum bu genetiği bozukların yaptıklarını. Onlar için söyleyecek söz bulamıyorum hakaret anlamında.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 13.05.2017 21:57
ERMENİ KAÇAZNUNİ
Acizane köşemda yayınladığım yazılarıma lütfedip yorum göndererek beni yüreklendiren değerli okuyucularıma en kalbi teşekkürlerimi arz ediyorum. Sağolun, varolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.05.2017 08:50
ERMENİ KAÇAZNUNİ
Sayın Çapanoğlu,engin tecrübeniz,hoşgörünüz ve ileri görüşlü yazılarınız bizleri gerçekten aydınlatıyor.Tarihin derinliklerine dalıyor adeta okyanusta bir rüyada gibi hafifliyoruz.Yazılarınızın ve görüşlerinizin devamını diliyorum.Çiçeğiniz GÜL-Sevdanız İNSAN,SEVGİ yolunuz açık,sevgi dolu yüreklere selam olsun.
YOZGAT" ın SÖZÜ -- 28.04.2017 09:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00