BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 14.12.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
314
Dün
:
4921
Toplam
:
13223987
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CEVİZ AĞACI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Dedem (anne babam) Ceritzade Şükrü Efendinin büyük evinin öz’e(dere) bakan bahçesindeki havuzun başında ulu bir ceviz ağacı vardı. Geniş gövdesini üç kişi ancak kucaklardı. İstanbul’a göçe karar verince bölünerek beş adet ev olan bu büyük evin güney doğuya bakan yatak odası bu ağacın gölgesi altındaydı. Kardeşimle birlikte bu odada öğlen uykusuna yattığımızda hemen uyurduk ama bu serin odada ne kadar uyursak uyuyalım yine de uykumuzu tam alamazdık. Yıllar sonra öğrendim ki, ceviz ağacı sülfür gazı salgılarmış. Havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için aşağıya doğru çöker ve cevizin altında oturanı sersemletirmiş.Ağacın gölgesinde kalan yatak odası da meğer bu sülfür gazının etkisi altındaymış.

Ceviz ağacının bu özelliğinden dolayı halk arasında kötü bir inanış yayılmış “ceviz diken erken ölür.” Bu yüzden Anadolu halkı ceviz ağacı dikmeye korkmuş, olur olmaz yerde kendiliğinden yetişen cevizler de kargaların ya da sincapların taşımasıyla yetişmiş.

Yozgat’a bir gittiğimizde, dedemin vefatından sonra satılan evimizi son haliyle bir kere daha görmek istedim. Bahçeye girdiğimde ilk fark ettiğim şey ceviz ağacının yerinde yeller estiği oldu. Evin yeni sahipleri ile sohbet ederken öğrendim ki komşuların “bu ceviz ağacının altında bir taş varmış onun altında da içi altın dolu bir sandık varmış, bunu gören yaşlılar varmış”rivayetleri etkili olmuş ve ağacı kesip taşı bulmuşlar ama altından sandık çıkmamış.

Değerli okurlar, halkın diktiği ceviz ağaçlarının altında mutlaka büyükçe bir taş oluyor. Çünkü bu taş ceviz ağacının kökünün dibe doğru değil yanlaradoğru yayılıp daha çok su ve mineral alabilmesi için konuluyor.Bu saklı hazine hurafeleri yüzünden Yalova, Düzce, Kastamonu ve Trabzon'da yüzlerce asırlık ceviz ağaçları kesilip sökülmüş.

Ceviz ağacı o kadar faydalı bir ağaç ki. Meyvesinden faydalanıyoruz. Yapraklarından tababette faydalanılıyor. Kerestesinden faydalanıyoruz. Son yıllarda ülkemizde azalmasının bir sebebi de Avrupa’da, Amerika’da başlayan ceviz dipçikli silah ve ceviz mobilya modasıymış.

Ömrünü ceviz ağacına adayan Sayın Selami Bayrak bu uğurda Anadolu'yu karış karış dolaşmış. Amerika'ya, Şili'ye, Fransa'ya, Portekiz ve İspanya'ya gitmiş. “Uygun iklim ve toprak yapısı olan boş arazilerin hepsine ceviz ekilmeli” diyor.” Bugün yediğimiz cevizin yarısından fazlası Amerika ve Şili'den ithal ettiğimiz ceviz. Normal şartlarda yenilmeyecek kadar kötü. Düşünebiliyor musunuz cevizin ana vatanı Anadolu ve biz cevizi dünyanın öbür ucundan getiriyoruz. Chandler dediğimiz türden fidanlar bunlar. Amerika'da geliştirildi. Küçük yaşta meyve vermeye başlıyor. Normal bir ceviz ağacı 10 kilo meyve verirken bunlar 30-40 kilo. Üstelik bizim topraklarda Amerika ve Şili'dekinden çok daha lezzetli ve kaliteli meyvesi oluyor. Şili'den gelen chandler cevizle Maraş, Balıkesir ve Yalova'da yetişen chandler cevizi misal gösteriliyor. Gerçekten de yerli chandler hem daha büyük hem de daha lezzetli.Neyse ki son yıllarda özellikle yeni nesil, cevizi yatırım aracı olarak görmeye başlamış. Ya babadan kalma atıl durumdaki arsalara ya da satın aldıkları tarlalara ceviz dikiyorlar. Bilhassa Trakya da çok geniş arazilere ceviz ağacı dikimi yapılmakta”

Selami Bey, emekli olduktan sonra Türkiye'de ceviz üzerine çalışma yapan bilim adamlarıyla birlikte İspanya, Portekiz, Fransa, Amerika ve Şili'deki ceviz çiftliklerini, araştırma laboratuvarlarını ziyaret etmiş. Gördükleri ve öğrendikleri karşısındaki hissiyatını şöyle anlatıyor: "İnanın psikolojim bozuldu. Biz yıllarca Anadolu'yu karış karış gezip insanlara ve bürokrasiye ceviz ağacının önemini anlatmaya çalışırken, adamlar devasa çiftlikler kurmuş. Bir ağaçtan 100 kilo ceviz alabileceği türler geliştirmiş. Yaklaşık 200 yıldır bu alanda çalışıyorlar.Dünyanın en kaliteli cevizleri bizim topraklarımızda yetişiyor. Ve biz tükettiğimiz cevizin yarısından fazlasını Amerika'dan satın alıyoruz.”

Kendisi de bu işin içinde olan bir akrabamızdan aldığım bilgileri size aktarayım. Herkesçe tanınan bilinen ünlü sanayici aileler de Trakya da aldıkları büyük arazilere ceviz ve badem ağacı diktiriyorlar.
Nur içinde yatsın, Cennetmekân eğitimci Yılmaz Göksoy Hocam da, ceviz ağacı dibinde kesilen kurban kanlarının cevizin hem daha erken meyve vermesine hem de daha lezzetli olmasına yararı vardır derdi.

10.10.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00