BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
169
Dün
:
5063
Toplam
:
13454521
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
CEVİZ AĞACI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Dedem (anne babam) Ceritzade Şükrü Efendinin büyük evinin öz’e(dere) bakan bahçesindeki havuzun başında ulu bir ceviz ağacı vardı. Geniş gövdesini üç kişi ancak kucaklardı. İstanbul’a göçe karar verince bölünerek beş adet ev olan bu büyük evin güney doğuya bakan yatak odası bu ağacın gölgesi altındaydı. Kardeşimle birlikte bu odada öğlen uykusuna yattığımızda hemen uyurduk ama bu serin odada ne kadar uyursak uyuyalım yine de uykumuzu tam alamazdık. Yıllar sonra öğrendim ki, ceviz ağacı sülfür gazı salgılarmış. Havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için aşağıya doğru çöker ve cevizin altında oturanı sersemletirmiş.Ağacın gölgesinde kalan yatak odası da meğer bu sülfür gazının etkisi altındaymış.

Ceviz ağacının bu özelliğinden dolayı halk arasında kötü bir inanış yayılmış “ceviz diken erken ölür.” Bu yüzden Anadolu halkı ceviz ağacı dikmeye korkmuş, olur olmaz yerde kendiliğinden yetişen cevizler de kargaların ya da sincapların taşımasıyla yetişmiş.

Yozgat’a bir gittiğimizde, dedemin vefatından sonra satılan evimizi son haliyle bir kere daha görmek istedim. Bahçeye girdiğimde ilk fark ettiğim şey ceviz ağacının yerinde yeller estiği oldu. Evin yeni sahipleri ile sohbet ederken öğrendim ki komşuların “bu ceviz ağacının altında bir taş varmış onun altında da içi altın dolu bir sandık varmış, bunu gören yaşlılar varmış”rivayetleri etkili olmuş ve ağacı kesip taşı bulmuşlar ama altından sandık çıkmamış.

Değerli okurlar, halkın diktiği ceviz ağaçlarının altında mutlaka büyükçe bir taş oluyor. Çünkü bu taş ceviz ağacının kökünün dibe doğru değil yanlaradoğru yayılıp daha çok su ve mineral alabilmesi için konuluyor.Bu saklı hazine hurafeleri yüzünden Yalova, Düzce, Kastamonu ve Trabzon'da yüzlerce asırlık ceviz ağaçları kesilip sökülmüş.

Ceviz ağacı o kadar faydalı bir ağaç ki. Meyvesinden faydalanıyoruz. Yapraklarından tababette faydalanılıyor. Kerestesinden faydalanıyoruz. Son yıllarda ülkemizde azalmasının bir sebebi de Avrupa’da, Amerika’da başlayan ceviz dipçikli silah ve ceviz mobilya modasıymış.

Ömrünü ceviz ağacına adayan Sayın Selami Bayrak bu uğurda Anadolu'yu karış karış dolaşmış. Amerika'ya, Şili'ye, Fransa'ya, Portekiz ve İspanya'ya gitmiş. “Uygun iklim ve toprak yapısı olan boş arazilerin hepsine ceviz ekilmeli” diyor.” Bugün yediğimiz cevizin yarısından fazlası Amerika ve Şili'den ithal ettiğimiz ceviz. Normal şartlarda yenilmeyecek kadar kötü. Düşünebiliyor musunuz cevizin ana vatanı Anadolu ve biz cevizi dünyanın öbür ucundan getiriyoruz. Chandler dediğimiz türden fidanlar bunlar. Amerika'da geliştirildi. Küçük yaşta meyve vermeye başlıyor. Normal bir ceviz ağacı 10 kilo meyve verirken bunlar 30-40 kilo. Üstelik bizim topraklarda Amerika ve Şili'dekinden çok daha lezzetli ve kaliteli meyvesi oluyor. Şili'den gelen chandler cevizle Maraş, Balıkesir ve Yalova'da yetişen chandler cevizi misal gösteriliyor. Gerçekten de yerli chandler hem daha büyük hem de daha lezzetli.Neyse ki son yıllarda özellikle yeni nesil, cevizi yatırım aracı olarak görmeye başlamış. Ya babadan kalma atıl durumdaki arsalara ya da satın aldıkları tarlalara ceviz dikiyorlar. Bilhassa Trakya da çok geniş arazilere ceviz ağacı dikimi yapılmakta”

Selami Bey, emekli olduktan sonra Türkiye'de ceviz üzerine çalışma yapan bilim adamlarıyla birlikte İspanya, Portekiz, Fransa, Amerika ve Şili'deki ceviz çiftliklerini, araştırma laboratuvarlarını ziyaret etmiş. Gördükleri ve öğrendikleri karşısındaki hissiyatını şöyle anlatıyor: "İnanın psikolojim bozuldu. Biz yıllarca Anadolu'yu karış karış gezip insanlara ve bürokrasiye ceviz ağacının önemini anlatmaya çalışırken, adamlar devasa çiftlikler kurmuş. Bir ağaçtan 100 kilo ceviz alabileceği türler geliştirmiş. Yaklaşık 200 yıldır bu alanda çalışıyorlar.Dünyanın en kaliteli cevizleri bizim topraklarımızda yetişiyor. Ve biz tükettiğimiz cevizin yarısından fazlasını Amerika'dan satın alıyoruz.”

Kendisi de bu işin içinde olan bir akrabamızdan aldığım bilgileri size aktarayım. Herkesçe tanınan bilinen ünlü sanayici aileler de Trakya da aldıkları büyük arazilere ceviz ve badem ağacı diktiriyorlar.
Nur içinde yatsın, Cennetmekân eğitimci Yılmaz Göksoy Hocam da, ceviz ağacı dibinde kesilen kurban kanlarının cevizin hem daha erken meyve vermesine hem de daha lezzetli olmasına yararı vardır derdi.

10.10.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00