BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
185
Dün
:
4601
Toplam
:
13178835
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SİNEMALI CİVAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bundan önceki yazımda hiç unutamadığım bir 10 Kasım anımı anlatırken bir otobüs kazasından bahsetmiş, bu kaza ile ilgili bilgileri bir sonraki yazımda anlatacağımı yazmıştım.

Bu büyük kaza bundan 52 yıl önce vuku bulmuştu. Biz o yıllarda İstanbul’un Laleli semtinde oturuyorduk. Anadolu’ya ve Avrupa’ya kalkan bütün otobüslerin yazıhaneleri Lalelideydi. Buradan yolcularını alan otobüsler Harem’e de uğradıktan sonra eski Ankara asfaltından yoluna devam ederdi.

O yılların popüler firmalardan birisi olan “Sinemalı Civan” otobüs firmasının birbirinin aynısı OHRİD marka iki otobüsü vardı. Bunlardan Özdemir Süer yönetimindeki 22 AD 722 plakalı yolcu otobüsü, 11 Ağustos 1965 gecesi o zamanlar tek şerit olan ve hiç bir ışıklandırmanın olmadığı D 100 karayolunda Ankara’dan İstanbul’a doğru yol alıyor. Saat 03.15 sularında Hendek- Kargalıhanbaba arasında seyrederken şaftı kırıldığı için kontrolden çıkıyor, yol kenarında flaşörlerini yakmış olarak duran ve kasasındaki tanklarda Nitrik asit (kezzap) bulunan kamyona çarpıyor.

Çarpmanın etkisiyle kamyon, sağ tarafa yatıyor ve kasasındaki asit yere akıyor. Aynı anda otobüsün arka tarafı tutuşuyor. Gece uyurken sarsıntıdan uyanan yolcular, otobüsün yandığını görerek panik halinde ön kapıdan ve pencerelerden kendilerini dışarı atarak kurtulmak istiyorlar. Bu arada bazı yolcuların elbiseleri tutuşuyor. Üzerleri tutuşan yolcular, kendilerini söndürmek için yol kenarındaki kanalda biriken su birikintisine atlıyorlar. Fakat ne acıdır ki, ay ışında su birikintisi olarak gördükleri küçük gölet, tankerden sızıp oraya dolan kezzaptı. Kaza sonrası gelen jandarma ekipleri, kezzap dolu göletten küçük parçalar halinde çıkardıkları 18 kişinin parçalarını kazanın olduğu yere toplu halde gömdüler. O yer şu an Trafik Şehitliği olarak anıt mezar haline getirilmiştir. Kaza, o tarihteki gazetelerde, şöyle yer almıştı;

"Kamyondan üzerlerine akan asitten paramparça olarak öldüler. Yananların feryadı, asit kokusu ve duman etrafı bir mahşer yerine getirdi. Olay yerine gidenler ilk anda etleri tamamen yanan ve tanınmaz hale gelen 18 kişinin cesediyle karşılaştı. Hendek 476 Ulaştırma Taburu mensupları yetişerek derhal yaralıları kurtarmaya çalıştı. Kurtarılan 20 kişi hastanelere nakledildi. Bunlardan 7'side hastanede öldü, ölü sayısı böylece 25'e çıktı. Kazada aralarında hâkim, jandarma üsteğmen ve 4 yaşındaki küçük kızının da bulunduğu 18 kişinin cesetleri asitten tamamen yandı. Kaza sırasında kendilerini yanan otobüsten sağ kurtarmak için dışarıya atan ve bilmeyerek asit dolu ölüm çukuruna yuvarlanan facia kurbanlarından 18'inin cesedinden tanınmayacak parçalar kalmıştı. 20 kadar köylü ceset parçalarını toplayıp gömdü."

Üzerinde 'Trafik Şehitliği' yazan Anıt mezar karayolundan 30 metre uzaklıkta daha sonra inşa edilen köy camisinin bahçesindedir.

Bu kazada 25 kişi çok feci bir şekilde hayatını kaybetmiş, 17 kişide yaralı olarak kurtulmuştu. Öbür otobüste aynı gün kaza yapmıştı. Bilmem tecelli mi yoksa ki kader.

Olayın ardından kendisi de otobüs işletmesi sahibi olan 1948 olimpiyat şampiyonu eski milli güreşçi Gazanfer Bilge, şoförler ve otomobilciler cemiyeti adına yaptığı açıklamada kazadan kamyon şoförünün sorumlu olduğunu söylemişti. ( Yüzbinler ödeyerek araç alanlar üçotuz paraya satılan üçgen reflektörleri neden almazlar anlayamıyorum.)

Firmanın kurucusu Cengiz Civan 2016 yılında vefat etti. Otobüslerde sinema uygulamasını ve bunun gibi bazı yenilikleri başlatan kişiydi. Cenazesi 10 Haziran Cuma günü Ataköy 5. Kısım Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından toprağa verildi. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
"YOZGATÇA ABDULLA'NIN BOSTAN" başlıklı yazınızı beğeniyle okudum. Söz konusu yerin tarihsel geçmişi hakkında bizleri bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.
"Abdullah'ın Bostan" başlığıyla yazdığım yazıya çok özel ve bir o kadar da olumlu bir eleştiri yapmıştınız. Yozgatlılar bu yere sizin başlığınızda olduğu gibi "Abdulla'nın Bostan" demektedir. Halk dilinde yerleşen adı aynen böyledir. Biliyorsunuz ben bir Türkçe öğretmeniyim. Türkçede bazı yer adları kurallara aykırı kullanıldığı için o yazımda olması gereken biçimini kullanmıştım. Ama size katılıyorum. kurallara uygun biçimi insana o kadar sıcak gelmiyor. Biz de çocukluğumuzda o klasikleşmiş adı duyardık hep: Abdulla'nın Bostan.
Yazınızda belirttiğiniz o yapı keşke günümüze kadar korunmuş olsaydı. Hiç olmazsa bahçesi arsa olarak bizlere birbirinden güzel anılar bıraktı. Allah o zamanki sahiplerinden razı olsun. Anılarımızın çoğunu onlara borçluyuz. Nur içinde yatsınlar. Mekânları cennet olsun.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 26.05.2016 20:26
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Değerli yorumcularımızdan Sayın Suzan Hanımefendi sağlığınızı merak ediyorum. Lütfen kısa bir mesaj. Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 21.05.2016 14:00
DOKTORSUZ TEDAVİLER ve OCAKLAR (1)
ABDÜLKADİR BEY MUHTEŞEM YAZILARINIZI BÜYÜK BİR ZEKLE OKUYOR VE BAZI FİKİRLERİMİ SÖYLEMEK İSTİYORUM MÜSEDENİZLE.YILLARCA ENAZ 30 SENE PİPO KULLANDIM.DİŞ ETLERİM ÇEKİLMEYE BAŞLADI DOKTOR 4-5 BİN TL KARŞILIĞINDA AMELİYAT VE TEDAVİ EDERİM DEDİ.OTÇU BİR ARKADAŞ BİR TUTAM AYNI SEFA BİR TUTAM PAPATYAYI KAYNAT SOĞUDUKTAN SONRA PAMUKLARI O SUYUN İÇİND ISLAT VE DUDAĞIN İLE DİŞ ETİNİN ARASINA KOY VE BEKLE.SONUÇ ŞAŞIRICI DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ GEÇTİ .
SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 13.05.2016 11:29
İSTANBUL SERENCEBEY YOKUŞUNDAKİ ÇAPANOĞLU SIDIKA HANIM KONAĞI
Abdülkadir Bey
Elinize ve aklınıza sağlık, ayaklı kütüphane gibisiniz. Bir de Çapanoğlu Edip Bey hakkında yazarsanız sevinirim.
Saygılarımla
M. Filiz Ulusoy -- 05.05.2016 11:25
İSTANBUL SERENCEBEY YOKUŞUNDAKİ ÇAPANOĞLU SIDIKA HANIM KONAĞI

Abdulkadir Capanoglu ağabeyimin emeğine sağlık. Celal Çapanoğlu Paşa nın torunu Yılmaz Çapan nın oğlu olarak yazdıklarınızdan çok duygulandım. Kaleminiz hiç susmasın. Büyüklerimiz yattıkca Allah size uzun ömürler versin.
ERCÜMENT ÇAPAN -- 03.05.2016 18:05
KUR’AN TEFSİRİ VE ATATÜRK
Abdulkadir bey merhaba.
Bu güzel yazınızı beğenerek severek okudum. Canerhan Tipi beyin Youtube'daki videosuna yapılan bir yoruma yaptığınız ince eleştiriden gelmiştim buraya. İyi ki gelmişim.
Yazan ellerinize sağlık.
Cumhuriyet güneşi bolluğunda sevgi ve iyiliklerle kalın.
Kudret Kemal -- 28.04.2016 18:33
KARINCAEZMEZ
Çok güzel bir anı barış sever bir takım tutar ve naif bir holiganin yaşamı bu günkü futbol taraftarlarına örnek olmali.
Fazilet sayılan peker -- 27.04.2016 08:36
KARINCAEZMEZ
ABDÜLKADİR BEY BİZİ ESKİLERE GÖTÜREN YAZILARINIZI ZEVKLE OKUYORUM.BENDE KARINCA EZMEZ ŞEVKİYİ YILLARCA TANIDIM.ÇOK KEZ GALATASARAY LİSESİNİN ÖNÜNDE SELAMA DURDUĞUNU GÖRDÜM.EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM KÜLÜP İÇİN AİLESİNDEN AYRILIP YANLIZ LAAN GARİBANA GALATASARAYIN SAHİP ÇIKMAMASIDIR.

SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 25.04.2016 14:27
CAHİLCE BİR TELEFON
Abdülkadir Bey,
Bu tür kişiler kimliksizdir. Onun için açıkça görüşemezler. Ben de böyle insanlara rastladım. Bir taraftan Çapanoğlu'nu, bir taraftan da Atatürk'ü karalamaya çalışırlar. Hem Çapanoğlu'nu hem de Atatürk'ü seviyorum ve onlarla iftihar ediyorum. Kaleminize sağlık.
Saygılarımla
M. Filiz Ulusoy -- 14.04.2016 10:34
CAHİLCE BİR TELEFON
Değerli Muhsin Bey'ciğim, Yozgat'ımızın engin bilgili ve araşırmacı bir eğitimcisi olarak göndermek lüfunda bulunduğunuz güzel yormunuz için teşekkür ederim. Buyurduğunuz gibi okumuyoruz. Okumayınca da maalesef,ilim sahibi olmadan fikir sahibi olarak önyargılı ve duyduğuna inanan insanlar oluyoruz. Hep söylerim,milli eğitim müfredatını ben yapsaydım, Orta eğitimin son iki yılı içinde bir yıl eğrisiyle doğrusuyla Osmanlı tarihini, bir yılda sadece Çanakkale muhaeebeleri ile milli mücedelenin ne şartlar içinde yapıldığını meclis tutanaklarından ve yabancı kaynaklardan alıntılar ile ve not kaygusu olmadan genç nesile öğretirdim. Türkiyede incelemeler yapan Japon eğitimciler bile “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!" demişlerdi. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 14.04.2016 08:57
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00