BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
200
Dün
:
4633
Toplam
:
14131355
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SİNEMALI CİVAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bundan önceki yazımda hiç unutamadığım bir 10 Kasım anımı anlatırken bir otobüs kazasından bahsetmiş, bu kaza ile ilgili bilgileri bir sonraki yazımda anlatacağımı yazmıştım.

Bu büyük kaza bundan 52 yıl önce vuku bulmuştu. Biz o yıllarda İstanbul’un Laleli semtinde oturuyorduk. Anadolu’ya ve Avrupa’ya kalkan bütün otobüslerin yazıhaneleri Lalelideydi. Buradan yolcularını alan otobüsler Harem’e de uğradıktan sonra eski Ankara asfaltından yoluna devam ederdi.

O yılların popüler firmalardan birisi olan “Sinemalı Civan” otobüs firmasının birbirinin aynısı OHRİD marka iki otobüsü vardı. Bunlardan Özdemir Süer yönetimindeki 22 AD 722 plakalı yolcu otobüsü, 11 Ağustos 1965 gecesi o zamanlar tek şerit olan ve hiç bir ışıklandırmanın olmadığı D 100 karayolunda Ankara’dan İstanbul’a doğru yol alıyor. Saat 03.15 sularında Hendek- Kargalıhanbaba arasında seyrederken şaftı kırıldığı için kontrolden çıkıyor, yol kenarında flaşörlerini yakmış olarak duran ve kasasındaki tanklarda Nitrik asit (kezzap) bulunan kamyona çarpıyor.

Çarpmanın etkisiyle kamyon, sağ tarafa yatıyor ve kasasındaki asit yere akıyor. Aynı anda otobüsün arka tarafı tutuşuyor. Gece uyurken sarsıntıdan uyanan yolcular, otobüsün yandığını görerek panik halinde ön kapıdan ve pencerelerden kendilerini dışarı atarak kurtulmak istiyorlar. Bu arada bazı yolcuların elbiseleri tutuşuyor. Üzerleri tutuşan yolcular, kendilerini söndürmek için yol kenarındaki kanalda biriken su birikintisine atlıyorlar. Fakat ne acıdır ki, ay ışında su birikintisi olarak gördükleri küçük gölet, tankerden sızıp oraya dolan kezzaptı. Kaza sonrası gelen jandarma ekipleri, kezzap dolu göletten küçük parçalar halinde çıkardıkları 18 kişinin parçalarını kazanın olduğu yere toplu halde gömdüler. O yer şu an Trafik Şehitliği olarak anıt mezar haline getirilmiştir. Kaza, o tarihteki gazetelerde, şöyle yer almıştı;

"Kamyondan üzerlerine akan asitten paramparça olarak öldüler. Yananların feryadı, asit kokusu ve duman etrafı bir mahşer yerine getirdi. Olay yerine gidenler ilk anda etleri tamamen yanan ve tanınmaz hale gelen 18 kişinin cesediyle karşılaştı. Hendek 476 Ulaştırma Taburu mensupları yetişerek derhal yaralıları kurtarmaya çalıştı. Kurtarılan 20 kişi hastanelere nakledildi. Bunlardan 7'side hastanede öldü, ölü sayısı böylece 25'e çıktı. Kazada aralarında hâkim, jandarma üsteğmen ve 4 yaşındaki küçük kızının da bulunduğu 18 kişinin cesetleri asitten tamamen yandı. Kaza sırasında kendilerini yanan otobüsten sağ kurtarmak için dışarıya atan ve bilmeyerek asit dolu ölüm çukuruna yuvarlanan facia kurbanlarından 18'inin cesedinden tanınmayacak parçalar kalmıştı. 20 kadar köylü ceset parçalarını toplayıp gömdü."

Üzerinde 'Trafik Şehitliği' yazan Anıt mezar karayolundan 30 metre uzaklıkta daha sonra inşa edilen köy camisinin bahçesindedir.

Bu kazada 25 kişi çok feci bir şekilde hayatını kaybetmiş, 17 kişide yaralı olarak kurtulmuştu. Öbür otobüste aynı gün kaza yapmıştı. Bilmem tecelli mi yoksa ki kader.

Olayın ardından kendisi de otobüs işletmesi sahibi olan 1948 olimpiyat şampiyonu eski milli güreşçi Gazanfer Bilge, şoförler ve otomobilciler cemiyeti adına yaptığı açıklamada kazadan kamyon şoförünün sorumlu olduğunu söylemişti. ( Yüzbinler ödeyerek araç alanlar üçotuz paraya satılan üçgen reflektörleri neden almazlar anlayamıyorum.)

Firmanın kurucusu Cengiz Civan 2016 yılında vefat etti. Otobüslerde sinema uygulamasını ve bunun gibi bazı yenilikleri başlatan kişiydi. Cenazesi 10 Haziran Cuma günü Ataköy 5. Kısım Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından toprağa verildi. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR KİTAP İKİ ANI
Sayın Ali Şahingöz, göndermek lütfunda bulunduğunuz güzel yorumunuz ve bizzat yaşayarak anlattığınız güzel anınız için teşekkür ederim. Sağlıkla kalınız inşallah.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 27.10.2016 10:14
BİR KİTAP İKİ ANI
Değerli hemşehrim sizin araştırmalarınız ve mutlaka okunması gereken yazılarınızda bir tanesini yine severek okudum. bizlerin haslet ve özlem dolu memleket sevgisini dahada derinlere götürmekte siniz, sizi gönülden kutluyorum. Beni bu yazınız ile 45-50 yıl gerilere götürdünüz.(Bir zamanların tarihi mektebiydi)liseli yıllarımızda bir teneffüse çıktığımızda lisenin bahçesinde ogünün şartlarında modern giyimli iki bayanla bir bay gördüm kıyafetleri gayet düzgün ve yaşlılıkları dikkatimizi çekti. Yaşlı adam yanındaki hanımlara bir şeyler anlatarak bir yandan üzüntülü bir halde gözlerini siliyordu;dayanamadım amca niye ağlıyorsun diye sordum elini omuzuna koyarak evladım senin gibiyken bende bu okulda şu sınıfta okudum diyerek üçüncü katın güney doğu cephesindeki köşe sınıfını gösterdi ve bize Fransa'da yaşadıklarını, buradan çok uzun yıllar önce gittiklerini ve Yozgat' lı olduklarını söyledi ve bize sakın Yozgat'ı terk etmeyin burası çık kıymetli bir memleket buranın ekmeğini yiyen suyunu içen Yozgat'ı unutamaz diye bize nasihatte bulundu; gel görkü hayat insanları nerelere sürüklüyor? Sizin yazılarınızı okurken o günleri yeniden bana yaşattınız. İnancınız, dünya görüşünüz, tabiyeniz ne olursa olsun insanın memleketi bir başka güzel,iyi ki varsınız,sizinle gururlanıyoruz. İZMİR
Ali ŞAHİNGÖZ -- 21.10.2016 23:55
BİR KİTAP İKİ ANI
Değerli dostlarım Arto Kazancıoğlu, Muhittin Köktürk, Osman Karaca ve sayın Sema Önal Erşahin, beni yüreklendiren ve motive eden çok değerli yorumlarınız için en kalbi teşekkürlerimi arz ederim.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 19.10.2016 16:37
BİR KİTAP İKİ ANI
Saygı ve imrenerek kutlarım sizi, bizlere de bu değerleri aktardığınız ve sahip çıktığınız için, içim minnetle doluyor,
Sağolun Varolun!
Sema Önal Erşahin -- 17.10.2016 12:56
BİR KİTAP İKİ ANI
Sema Önal Erşahin Saygı ve imrenerek kutlarım sizi, bizlere de bu değerleri aktardığınız ve sahip çıktığınız için, içim minnetle doluyor,
Sağolun Varolun!
Sema Önal Erşahin -- 17.10.2016 12:46
BİR KİTAP İKİ ANI
BİR KİTAP İKİ ANI
Hiç bir yazıyı okurken bu kadar sabırsızlanmadım. Masa başında Yozgat tarihi yazanlar, hele bunlar bir de Yozgatlıysa, Yozgatlıyım demesinler.
Tarih konusunda yazan kişiler araştırırlarken, Tarihin kimliği, kişiliği olmadığını da iyi bilmelidirler. Tam sekiz yıldır Fransa da basılan, Yozgat'ı anlatan bir kitabı temin etmek için denemediğim yol, istemediğim kişi kalmadı. Yazdığınız her satır, sanki yeni bir konu başlığı gibiydi.
Değerli Abdülkadir ÇAPANOĞLU ağabeyim öyle bir hazine bulmuş ki, deyim yerindeyse "Yozgat'a ait, Ermeni Hazinesi" Tarihe ışık tutmak budur. Ellerinden öpüyorum. Yozgat'tın kaderine üzüldüğüm kadar, Ermeni vatandaşlarımız için içinde üzüldüm. sanırım (HOVSEP SARKİSYAN) ait Şu cümleler, tüm yaşamın özeti gibi.
"İlkin İspanya’dan kovulan Yahudilere, Rusya’dan çıkarılan Çerkezlere, Balkanlar’dan ve Rusya’dan göç ettirilen Türklere, Anadolu’dan sürülen Rumlara, Süryanilere ve nihayet üç bin yıl Anadolu toprağını ekip biçen, demiri, bakırı, altını, gümüşü şekillendiren, zanaat gücünü tüm dünyaya yayarak, altı yüzyıl Osmanlı’yı onurlandıran, yollar, köprüler inşa eden, ancak bu yollarla köprülerin bir gün kendilerini dönüşü olmayan çöllere götüreceğini hiç düşünmeyen Ermeni milletine atfediyorum".
Tarihe not düşen, bizleri bin yedyüzlere kadar götüren Ermeni vatandaşımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu kültürel hazineyi bizlerle buluşturan, değerli Abdülkadir Çapanoğlu Ağabeyimize minnettarız.
Osman Karaca -- 15.10.2016 20:57
BİR KİTAP İKİ ANI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yozgat tarihine ışık tutan birbirinden güzel yazılar yazıyorsunuz. :izler de bunları ilgiyle okuyoruz. Kaleminize, yüreğinize sağlık. İyi ki varsınız.
Muhsin Köktürk -- 15.10.2016 09:49
BİR KİTAP İKİ ANI
KARŞILIKSIZ VE ÖZVERİ İLE GECE GÜNDÜZ ÇALIŞARAK VERDİĞİNİZ EMEKLERE HADDİM OLMIYARAK TEŞEKKÜR VE TAKDİR EDİYORUM.TARİHÇİLER GİBİ BUKADAR EN İNCE DETAYINA KADAR
KADAR İNEREK BİZLERİ BİLGİLENDİRDİĞİNİZ İÇİN TEKRAR VE TEKRAR TEŞEKKÜR EDERİM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 13.10.2016 10:45
ÇAPANOĞLU YUSUF ZİYA BEYİN TORUNU SAFA TERMANİNİ ASWAD’DAN ANLATIYOR(2)
Sevgili A.Kadir Bey,
Yazilarinizi ilgi ile izliyorum, her nekadar kisi ve yerleri bilmesem de, yasammisliklar her yer de ayni.Ayrica ayni kulturun insanlari olarak da hic birsey yabanci degil. Bence, yaptiginiz, insanlarimizin kim olduklarini bilmeleri adina ve esasin da basit sebebleri, onemliymis gibi one surerek ayristirilmaya ugrasilan toplumumuz da fikirlerin baska baska olabilecegini ancak hepimizin cok benzer oldugumuzu dile getiren, anlatan bir resim ortaya koyuyorsunuz. Bu fevkalede onemli. Hele de bugunlerde...
Yazilariniz da konu ettiginiz Safa Hanimefendi ve ailesini, sayeniz de tanimaktan da cok mutluyuz.

Saglicakla kalin.
M Ethem Kutsoylu / Abu Dhabi -- 06.10.2016 11:25
ÇAPANOĞLU YUSUF ZİYA BEYİN TORUNU BAYAN SAFA TERMANİNİ ASWAD ANLATIYOR (1)


A.Kadir Bey verdiğiniz bilgiler için tşk ederim
Sizle telefonla görüşmek istiyorum telefonum 0532 771 66 39
ismail arslan -- 21.09.2016 22:59
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00