BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
258
Dün
:
4601
Toplam
:
13178853
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SİNEMALI CİVAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bundan önceki yazımda hiç unutamadığım bir 10 Kasım anımı anlatırken bir otobüs kazasından bahsetmiş, bu kaza ile ilgili bilgileri bir sonraki yazımda anlatacağımı yazmıştım.

Bu büyük kaza bundan 52 yıl önce vuku bulmuştu. Biz o yıllarda İstanbul’un Laleli semtinde oturuyorduk. Anadolu’ya ve Avrupa’ya kalkan bütün otobüslerin yazıhaneleri Lalelideydi. Buradan yolcularını alan otobüsler Harem’e de uğradıktan sonra eski Ankara asfaltından yoluna devam ederdi.

O yılların popüler firmalardan birisi olan “Sinemalı Civan” otobüs firmasının birbirinin aynısı OHRİD marka iki otobüsü vardı. Bunlardan Özdemir Süer yönetimindeki 22 AD 722 plakalı yolcu otobüsü, 11 Ağustos 1965 gecesi o zamanlar tek şerit olan ve hiç bir ışıklandırmanın olmadığı D 100 karayolunda Ankara’dan İstanbul’a doğru yol alıyor. Saat 03.15 sularında Hendek- Kargalıhanbaba arasında seyrederken şaftı kırıldığı için kontrolden çıkıyor, yol kenarında flaşörlerini yakmış olarak duran ve kasasındaki tanklarda Nitrik asit (kezzap) bulunan kamyona çarpıyor.

Çarpmanın etkisiyle kamyon, sağ tarafa yatıyor ve kasasındaki asit yere akıyor. Aynı anda otobüsün arka tarafı tutuşuyor. Gece uyurken sarsıntıdan uyanan yolcular, otobüsün yandığını görerek panik halinde ön kapıdan ve pencerelerden kendilerini dışarı atarak kurtulmak istiyorlar. Bu arada bazı yolcuların elbiseleri tutuşuyor. Üzerleri tutuşan yolcular, kendilerini söndürmek için yol kenarındaki kanalda biriken su birikintisine atlıyorlar. Fakat ne acıdır ki, ay ışında su birikintisi olarak gördükleri küçük gölet, tankerden sızıp oraya dolan kezzaptı. Kaza sonrası gelen jandarma ekipleri, kezzap dolu göletten küçük parçalar halinde çıkardıkları 18 kişinin parçalarını kazanın olduğu yere toplu halde gömdüler. O yer şu an Trafik Şehitliği olarak anıt mezar haline getirilmiştir. Kaza, o tarihteki gazetelerde, şöyle yer almıştı;

"Kamyondan üzerlerine akan asitten paramparça olarak öldüler. Yananların feryadı, asit kokusu ve duman etrafı bir mahşer yerine getirdi. Olay yerine gidenler ilk anda etleri tamamen yanan ve tanınmaz hale gelen 18 kişinin cesediyle karşılaştı. Hendek 476 Ulaştırma Taburu mensupları yetişerek derhal yaralıları kurtarmaya çalıştı. Kurtarılan 20 kişi hastanelere nakledildi. Bunlardan 7'side hastanede öldü, ölü sayısı böylece 25'e çıktı. Kazada aralarında hâkim, jandarma üsteğmen ve 4 yaşındaki küçük kızının da bulunduğu 18 kişinin cesetleri asitten tamamen yandı. Kaza sırasında kendilerini yanan otobüsten sağ kurtarmak için dışarıya atan ve bilmeyerek asit dolu ölüm çukuruna yuvarlanan facia kurbanlarından 18'inin cesedinden tanınmayacak parçalar kalmıştı. 20 kadar köylü ceset parçalarını toplayıp gömdü."

Üzerinde 'Trafik Şehitliği' yazan Anıt mezar karayolundan 30 metre uzaklıkta daha sonra inşa edilen köy camisinin bahçesindedir.

Bu kazada 25 kişi çok feci bir şekilde hayatını kaybetmiş, 17 kişide yaralı olarak kurtulmuştu. Öbür otobüste aynı gün kaza yapmıştı. Bilmem tecelli mi yoksa ki kader.

Olayın ardından kendisi de otobüs işletmesi sahibi olan 1948 olimpiyat şampiyonu eski milli güreşçi Gazanfer Bilge, şoförler ve otomobilciler cemiyeti adına yaptığı açıklamada kazadan kamyon şoförünün sorumlu olduğunu söylemişti. ( Yüzbinler ödeyerek araç alanlar üçotuz paraya satılan üçgen reflektörleri neden almazlar anlayamıyorum.)

Firmanın kurucusu Cengiz Civan 2016 yılında vefat etti. Otobüslerde sinema uygulamasını ve bunun gibi bazı yenilikleri başlatan kişiydi. Cenazesi 10 Haziran Cuma günü Ataköy 5. Kısım Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından toprağa verildi. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CAHİLCE BİR TELEFON
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
İyi ki varsınız. Çapanoğlu soyadını gören bazı kişiler, hemen önyargıyla onu bir Atatürk düşmanı gibi algılamaya başlıyor. Kuşkusuz bu, söz konusu kişilerin yeterli tarih bilgisine sahip olamamasından kaynaklanan bir durum. Değerli kaleminizle hepimize ışık tutup Atatürk'le ilgili yanlış yargıları çürütüyorsunuz.
Teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 13.04.2016 12:30
YOZGAT-YERKÖY KALKIYOR
Abdülkadir Çapanoğlu beyfendi hoş bir insan, biraz ofli hoca tabiatı da var ama olsun ne edelim, hatıratı ailesinin ışığı şehri aydınlatmaya devam ediyor... Kaleminden ve ailesinden tevarüs edilen bir mevlevi terbiyesi var ki, daha doğrusu buna irfan demek lazım, kadim Yozgat'ı tarihe uğurlarken bizi de hem hüzünlendiriyor hem bilgilendiriyor. 40-50'li yıllar deyince insaniyetin tavan olduğu vakitler sanırım. Şimdiki saray soytarısının devri çamurluğu kimsenin aklına gelemeyecek zamanlar...
Yine benimde aklıma gelen bir yolculuk 970'lerden kalma. Yozgat Ankara arası da çalışan bir otobüs işletmecisi olan şoför Hulusi amcamızda benim aklıma geliverdi. Çok iyiliksever bir adamdı...
1970 öncesi 68'lerde köyler arasında otobüs işletirdi. Paşaköy, Genilgüllü Dedik, Osmanpaşa Karga vs... Bir Ankara dönüşünde,
otobüsündeydik Kızılırmak köprüsünü geçince ileri de otobüsü sağa çekti ve durunca hafifden kornaya bastığında etraftan köpek sesleri işittik. Madem lokantadan topladığı yemek artıkları o hayvanlara verirmiş. Hatta bazı boş köpek yavrularını da oraya taşimiş. Sonra tekrar hareket ettiğimizde yolculuk sürerken dedi ki bu hayvanlara buraya barınacak da yaz kış burdalar ve bende gece gündüz yollardayım. Bunların sevabına daha bunca yıldır şükür ki hiç ciddi kaza filanda yoktur...
Şöförlük deyip geçmemek lazım bu ahlak edep gerektiren bence ciddi bir iştir...
Sağlıklı ve uzun ömürler dileğiyle hep iyilikte ve kaleminiz güçlü kalsın sn. Çapanoğlu...
Ferhat Kalantürk -- 18.03.2016 00:25
YOZGAT-YERKÖY KALKIYOR
Sayın Ağbeyim akıcı üslubunla yazmış olduğunuz bu kısa hikaye, bizi ziyadesi ile mutlu etti. Kalemine sağlık.Sevgi ve sağlıcakla kalasın
Yılmaz Biryıldırır -- 17.03.2016 21:37
YAHUDİ OSMANLILAR ve KİRA KADINLAR [3]
sevgili amcacim yazılarınızı com beğenerek okuyoruz bize bu güzel bilgileri verdiğiniz için cok tşk ederiz tercan KAPUSUZ
Tercan kapusuz -- 16.03.2016 13:04
ÇAPANOĞULLARI VE PEHLİVANOĞULLARI
Sayın A. Kadir Çapanoğlu, bu makalenizin asıl kaynağı nedir? Bu ağıtları nereden aldınız? Hiç araştırdınız mı? Yoksa bu bilgilere ömrünü vermiş birinin eserini ve ismini yazınızda anmak zahmetine katlanmak mı istemediniz. "Öyküleriyle Kırşehir Türküleri, destanları, ağıtları" (Baki Yaşa Altınok)
Baki Yaşa Altınok -- 17.02.2016 05:52
SOKAKTA ÜŞÜYEN BİR İNSANA PALTONUZU VERİR MİSİNİZ? NORVEÇ'TE YAPILAN SOSYAL BİR DENEY
Norveç de Yozgatlı çok, kuzenimin karısının iki ablası (Sarıkayalı) yıllardır orada yaşıyorlar. Onlardan biliyorum.

Ayrıca, Kürt nüfus da çok. Sanırım Oslo görüşmeleri de bu yüzden orada yapıldı.
Rauf Aktolga -- 10.02.2016 18:03
SOKAKTA ÜŞÜYEN BİR İNSANA PALTONUZU VERİR MİSİNİZ? NORVEÇ'TE YAPILAN SOSYAL BİR DENEY
Abdülkadir Bey,
Rıza Bey Amca, benim de tanıdığım bir kişiydi. Biz çocuklar onu çok severdik. Belki kendisi de çocuktu! Onun için seviyorduk. O sırada Ümmühan Halamıza yakın bir yerde Sıhhiye de oturuyorduk. Ailenin otoriter hanımlarından olan Ümmühan Hala, oğullarını okutmak için Ankara'ya taşınmıştı. Bu sırada Rıza Amca, yanında bir beyle birlikte bize geldi. Çapanoğlu filmi çevirmek istedikleri için annemden Çapanoğullarının resimlerini istiyordu.
Hepsi ışıklar içinde yatsın.
Saygılarımla
M. Filiz Ulusoy -- 10.02.2016 10:42
KIZILANİK VEYA ÇAPANOĞLU MERHEMİ
Abdülkadir Bey,
Havaciva merhemini, anneannem Emine (Emiş)Hanım'ın annesi, Rakibe Hanım da yaparmış.Rakibe Hanım, Ümmühan Hanım'dan büyüktür. O dönemde rahatsızlığı olanlar Rakibe Hanım'a koşarlarmış.Demek ki bu merhem Yozgat'ta hanımlar arasında kuşaktan kuşağa geçmiş. Anneannem annesinden bu yolda hiç mi hiç el almamış. Çocukluğumda anneannem herhangi bir yerimiz ağrıdığında, ağrıyan yeri dua ederek sıvazlardı. Benim bacak ağrım da geçerdi!
Saygılarımla
M.Filiz Uulusoy -- 29.01.2016 12:34
KIZILANİK VEYA ÇAPANOĞLU MERHEMİ
AÇIKLAMANIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.ÇOCUKLUĞUMDA BİRAZ YARAMAZ OLDUĞUMDAN DEVAMLI KOLLARIM ÜSTÜNE DÜŞER BAZEN ŞİŞER BAZENDE ÇOK AĞRI YAPARDI.KASIMPAŞADA KIRIKÇI VE ÇIKIKÇI TABİR EDİLEN BİR BEY VARDI.HER GİTTİĞİMDE YİNE Mİ GELDİN DER YANLIŞ HATILAMIYORSAM BORDO RENGİ HAVA CİVA KREMİNİ BASTIRARAK VE CANIMI ACITARAK SÜRERDİ.NE HİKMET Kİ
2 GÜN VEYA 3 GÜN SONRA HERŞEY BİTERDİ
ARTO KAZANCIOĞLU -- 29.01.2016 11:06
Yılmaz Göksoy’dan kısa kısa
Makalenizdeki her bir hikaye,geçmişte dahi insanlarımızın, yaşam kalitelerini çok güzel açıklamıştır.Sevgileri,saygıları,öğretmenin çelişkisi,şaka ve espirilerini keyifle okudum.Herkesin okumasını tavsiye ederim.Bu kısa hikayelerden çok keyif alacakları kanaatindeyim.Sayın Hocam çok teşekkür eder yeni eserlerinizi bekleriz.
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 02.01.2016 19:53
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00