BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
190
Dün
:
4633
Toplam
:
13776094
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SİNEMALI CİVAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bundan önceki yazımda hiç unutamadığım bir 10 Kasım anımı anlatırken bir otobüs kazasından bahsetmiş, bu kaza ile ilgili bilgileri bir sonraki yazımda anlatacağımı yazmıştım.

Bu büyük kaza bundan 52 yıl önce vuku bulmuştu. Biz o yıllarda İstanbul’un Laleli semtinde oturuyorduk. Anadolu’ya ve Avrupa’ya kalkan bütün otobüslerin yazıhaneleri Lalelideydi. Buradan yolcularını alan otobüsler Harem’e de uğradıktan sonra eski Ankara asfaltından yoluna devam ederdi.

O yılların popüler firmalardan birisi olan “Sinemalı Civan” otobüs firmasının birbirinin aynısı OHRİD marka iki otobüsü vardı. Bunlardan Özdemir Süer yönetimindeki 22 AD 722 plakalı yolcu otobüsü, 11 Ağustos 1965 gecesi o zamanlar tek şerit olan ve hiç bir ışıklandırmanın olmadığı D 100 karayolunda Ankara’dan İstanbul’a doğru yol alıyor. Saat 03.15 sularında Hendek- Kargalıhanbaba arasında seyrederken şaftı kırıldığı için kontrolden çıkıyor, yol kenarında flaşörlerini yakmış olarak duran ve kasasındaki tanklarda Nitrik asit (kezzap) bulunan kamyona çarpıyor.

Çarpmanın etkisiyle kamyon, sağ tarafa yatıyor ve kasasındaki asit yere akıyor. Aynı anda otobüsün arka tarafı tutuşuyor. Gece uyurken sarsıntıdan uyanan yolcular, otobüsün yandığını görerek panik halinde ön kapıdan ve pencerelerden kendilerini dışarı atarak kurtulmak istiyorlar. Bu arada bazı yolcuların elbiseleri tutuşuyor. Üzerleri tutuşan yolcular, kendilerini söndürmek için yol kenarındaki kanalda biriken su birikintisine atlıyorlar. Fakat ne acıdır ki, ay ışında su birikintisi olarak gördükleri küçük gölet, tankerden sızıp oraya dolan kezzaptı. Kaza sonrası gelen jandarma ekipleri, kezzap dolu göletten küçük parçalar halinde çıkardıkları 18 kişinin parçalarını kazanın olduğu yere toplu halde gömdüler. O yer şu an Trafik Şehitliği olarak anıt mezar haline getirilmiştir. Kaza, o tarihteki gazetelerde, şöyle yer almıştı;

"Kamyondan üzerlerine akan asitten paramparça olarak öldüler. Yananların feryadı, asit kokusu ve duman etrafı bir mahşer yerine getirdi. Olay yerine gidenler ilk anda etleri tamamen yanan ve tanınmaz hale gelen 18 kişinin cesediyle karşılaştı. Hendek 476 Ulaştırma Taburu mensupları yetişerek derhal yaralıları kurtarmaya çalıştı. Kurtarılan 20 kişi hastanelere nakledildi. Bunlardan 7'side hastanede öldü, ölü sayısı böylece 25'e çıktı. Kazada aralarında hâkim, jandarma üsteğmen ve 4 yaşındaki küçük kızının da bulunduğu 18 kişinin cesetleri asitten tamamen yandı. Kaza sırasında kendilerini yanan otobüsten sağ kurtarmak için dışarıya atan ve bilmeyerek asit dolu ölüm çukuruna yuvarlanan facia kurbanlarından 18'inin cesedinden tanınmayacak parçalar kalmıştı. 20 kadar köylü ceset parçalarını toplayıp gömdü."

Üzerinde 'Trafik Şehitliği' yazan Anıt mezar karayolundan 30 metre uzaklıkta daha sonra inşa edilen köy camisinin bahçesindedir.

Bu kazada 25 kişi çok feci bir şekilde hayatını kaybetmiş, 17 kişide yaralı olarak kurtulmuştu. Öbür otobüste aynı gün kaza yapmıştı. Bilmem tecelli mi yoksa ki kader.

Olayın ardından kendisi de otobüs işletmesi sahibi olan 1948 olimpiyat şampiyonu eski milli güreşçi Gazanfer Bilge, şoförler ve otomobilciler cemiyeti adına yaptığı açıklamada kazadan kamyon şoförünün sorumlu olduğunu söylemişti. ( Yüzbinler ödeyerek araç alanlar üçotuz paraya satılan üçgen reflektörleri neden almazlar anlayamıyorum.)

Firmanın kurucusu Cengiz Civan 2016 yılında vefat etti. Otobüslerde sinema uygulamasını ve bunun gibi bazı yenilikleri başlatan kişiydi. Cenazesi 10 Haziran Cuma günü Ataköy 5. Kısım Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından toprağa verildi. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
HAİN
Sayın A.Kadir Çapanoğlu,size daha öncede bir yorumumu göndermiştim.Yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum.Çapanoğlu hadisesi bir isyanmıdır yazınız dikkatimi çekmişti o yazınızı bende dostlarıma göndermiştim. Daha sonra Aslan Nurdoğdunun bir yazısınıda kopyalamıştım.Hain yazınıza bir ilave olması düşüncesiyle o yazıdan yaptığım bazı alıntıları buraya ekledim.Aslan Nurdoğdunun yazısı aşağıdadır.
Çapanoğulları sülalesi , Yozgat (Bozok) şehrini kuran bir aile olarak tüm Yozgatlıları da ilgilendirir. Elbette atalarımın yaşadığı, doğduğum şehirle ilgili bir sürü yazıyı, kitabı ben de okudum ama önemli olan o zamanı, o olayları yaşamış insanların ifadelerinin , tanıklıklarının unutulmamasıdır. Çünkü her tarihsel olay o zamanın ruhu içinde hissedilir. Doğruyu bulmanın yolu. Tez ve antitezi karşılıklı olarak irdelemek ve objektif olmaktan geçer. Ben de buna hep uyarım. .Çerkez Ethem; Kafkasların Ruslar tarafından işgali ile Osmanlıya sığınmış Anadolu’yu son yurt kabul etmiş Çerkezlerdendir. Teşkilatı mahsusa da görev yapmış kurucu meclis kurulmadan önce temin ettiği Süvarileri ile milli mücadele aşamasında Atatürk’e ve milli mücadeleye çok faydası olmuş 1.90 boyunda yaman bir komitecidir. Çapanoğlu olayında Yozgat’ı talan etmiştir. Yozgat’tan götürülen hayvanlar Ankara’da aylarca satılmıştır ve 1920 yıllarının Yozgat’ında suçsuz, günahsız bir sürü insanı öldürmüş konaklarını yaktırmıştır. Yozgat’ta muhakeme etmeksizin bir sürü insanı şu talimatla astırmıştır: “MAHKEMESİ ÇORUM (ALACA) DÖNÜŞÜNDE YAPILMAK ÜZERE İDAMINA” Cumhuriyet kurmak, Demokrasi yerleştirmek arzusunda olan Atatürk ve İnönü’nün temel ilkesi kaide ve kurallara uymak olmuştur. Çerkez Etem ise kaide ve kurallara uyumsuzluğu sayesinde nam salmıştır. Çerkez Müftü Mehmet Hulusi Efendi; Abdülkadir Bey’in anılarından detaylarını verdiği Mehmet Hulusi Efendi okumuş bir insandır, müftüdür. Atatürk’ün, Ankara’da kurucu meclisi açmak için her ilden ilk temasa geçtiği insanlar, valiler, müftüler ve Çanakkale’de birlikte olduğu askeri erkan olmuştur. Atatürk hep bu hiyerarşiye başvurmuştur. Yozgat’tan kurucu meclise kimi alalım diye sorduğu, ilk başvurduğu şahıslardan biridir. Babası veya dedesi göçmen olarak Müslüman Anadolu’ya, Osmanlı’ya sığınmıştır. Devletin üst düzeyinde görev alma arzusuyla sınıf atlayarak iktidar hırsını taşıyan, kendini var eden insanları atlatmayı ve aldatmayı seven biri olarak bilinir.Mehmet Hulusi ile Etem’in Çerkez olmaları da Çapanoğulları için ayrı bir talihsizlik olarak tecelli etmiştir. Atatürk’ün Çapanoğulları ile düşmanlığı diye bir konu yoktur. Atatürk’ün derdi yeni bir ulus yaratmak, emperyalizmi yenmek, Anadolu’yu kurtarmak temel hedefidir. Bu uğurda akılla yol almaktadır. Bugün T.C. Devleti var ise Anadolu Türk ve Müslüman ise elbette bunu Atatürk’e borçludur. Yozgat şehri ÇAPANOĞULLARI AİLESİNİN Anadolu bozkırında 300 yıl önce Türklerin kurduğu tek şehirdir. Çapanoğlu ailesi yoktan var ettikleri şehirle anılır olmuşlar (Çapanoğlu Yozgat). Osmanlıya, her devirde maddi, manevi destek vermişlerdir. Oysa Osmanlı çöküş içindedir. Yunan batı Anadolu’yu işgal etmiş, güneyde İngilizler, Fransızlar İstanbul işgal altında. Anadolu bu ortamda tam bir kargaşa içinde isyanlarla çalkalanıyor,eşkıya ve çetelerle uğraşıyordur. Karadeniz Portuscu Rumlarla kaynıyor, doğuda Ermeni tehciri yeni bitmiş halk savaşlardan düzensizlikten bitmiş tükenmiş, kahrolmuştur. Osmanlı son 50 yılda 3 milyon insanını cephelerde kaybetmiş, M.Kemal kurucu meclisle Ankara’da yeni bir yapılanma arzusundadır.Yozgat’tan da kurucu meclise üye tesbitinde bu aile ile ilgili olumsuz laflar, dedikodular, icraatlar duymaktadır. Derken tarihte Çapanoğlu isyanı veya Yozgat isyanı diye geçen başkaldırı başlar ve Çerkez Etem bu olayı çok kanlı biçimde sonlandırır Bu olay hakkında bir sürü tarihi eserler mevcuttur. Özellikle Şakir Ergin’in eski Osmanlıcadan çevirdiği Abdülkadir Bey’in hatıraları gerçek bir belgedir. El değmemiştir. Hemşehrimiz Yaşar Ocak demokratlığı ile dürüstlüğüyle katkısız bir bilim adamıdır. Objektif değerlendirmeleri vardır. SONUÇ: Nacizane ben de bu olaya duyduklarımla şahitlik etmek istiyorum. Yıl 1966-1967 yılları ben de 14-15 yaşındayım. Şu anki müzenin karşısında Numanoğlu apartman bina 2 katlı bir Rum evi. Babam o evi aldı. Mutafoğlu’ndaki eski evimizden bu Rum evine taşındık. Komşumuz (Şu anki Akyol apartmanının olduğu yerde) Abdi ağaların Mahmut Bey’in eşi Nedime Akyol diye Osmanlı terbiyesi almış 80 yaşlarında güngörmüş bir hanımefendi.. Çerkez Etem’in Yozgat’ta yaptıkları ile ilgili çok şey anlatırdı. Derdi ki “Çocuklar Mehmet Hulusi Kurucu Meclise üye olmak için çok dalavere yaptı”.Atatürk’e gitti,Çapanoğlu 10.000 atlı ile Ankara’yı basacak. dedi. Çapanlara da dedi ki: “Atatürk sizi kesecek”... Yozgatlının deyimi ile tavşana kaç, tazıya tut diye iki tarafı da hasım edecek lafları çıkardı. Aynı ifadeyi Belediye Başkanı Salim Bey’den Nalbant Şemi’den ve Ahmet Ağadan da duymuştum. Genel kanaat, Çapanoğullarının isyancı olmadığı bilakis baskına uğradıklarıdır. Bunda da Mehmet Hulusi efendinin payının bulunduğu rivayeti yaygındır. Mehmet Hulusi Efendi ayrıca Kurucu Meclise girmiş ama 1 yıl sonra azledilmiştir. Sonuç olarak; tarihteki Çapanoğulları olaylarıyla ilgili olarak bilimsel bir sempozyum yapılmalı. Genel Kurmay’ın tüm belgeleri Tarihçilerle incelenip bu ailenin uğradığı haksızlık kamuoyuna açıklanmalıdır. Abdülkadir Bey’i bu çalışmasından dolayı kutluyorum.Aslan Nurdoğdu.
BOZOKLU BOZKURT -- 14.03.2013 22:20
HAİN
Abdülkadir Bey,
Bu beyefendi, "arşiv bilgileri" dediği şeyleri açıkça ortaya koymalıdır! Yoksa 2. kişinin Ethem Bey olduğunu mu söylemeye çalışıyor?! Bence sermayelerini de alıp gitmelerinde yarar var.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 14.03.2013 19:58
HAİN
Hain başlıklı yazıma ilgi göstererek yorum göndermek lütfunda bulunan duyarlı okuyucularıma şükranlarımı arz ediyorum.

Abdülkadir Çapanoglu
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Abdulkadir ÇAPANOĞLU -- 14.03.2013 10:03
HAİN
Sayın Abdulkadir Bey,
Yazınızda bahsettiğiniz tıbbi atık işi yapan ve Muhittin İzzet Kandur'un akrabası olan birisi benim. Yorumlayış biçiminiz ve madde madde tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Dilimin döndüğünce bazı eksik bilgileri tamamlamak ve okurlarınızın da doğru bilgilerle fikir sahibi olmalarını arzu etmekteyim.

1- Çapanoğlu isyanı haklı bir isyandır; bu cümle dost meclisinde tarafımdan kullanılan bir cümledir. Ama eksiktir. Çapanoğlu isyanının başlangıcı haklıdır. Padişahın mahiyetinde yıllarca hizmet vermiş Samsun'dan Mersin'e kadar hükümran Çapanoğlu beyliği ve Edip bey gibi dönemine göre iyi okumuş, aydın ve mutasarrıflık yapmış bir zattan bahsediyoruz. Yıllarca devletine milletine sahip çıkan bir beylik bir aile neden asi olsun? Bu dönemde Edip bey Yozgat'tadır ve padışahın durumundan habersizdir. İngiliz gemilerinin boğazda ve toplarının saraya dönük olduğunu bilmemekte, Kuvva-i milliye hareketinin tamamen İngilizlerce tertip edildiğini düşünmektedir. Doğru bilgileri alabileceği şartlar maalesef oluşmamış oluşturulmamıştır. Çapanoğlu isyanının gerekçesi eksik bilgiye dayanan ama devleti yıkmaya yönelik bir isyan değildir. Bu olayı böyle görüyoruz ve değerlendiriyoruz.
2- Çerkes Ethem Hain Değildir; bu cümle altını çize çize söylediğimiz ve inandığımız bir cümledir. Bazı kitapları ve tarihçileri yazmış okumamı tavsiye etmişsiniz. Ethem ile ilgili Türkiye'de basılan 23 kaynağın tamamını okumuş, Türkiye'de resmen açık arşivlerin tamamını, İngiliz, Rus, Ürdün arşivlerini ve belgelerini arşivleyen bir gruba eksik bilgi suçlaması yapılabilmesi için biraz daha vicdanlı olunması gerektiği kanaatindeyim. Ethem bey'in Yozgat'a verdiği zarar ve bugünkü tabirle yağma, talan Yozgat kuruldu kurulalı verilmemiştir. Olayları değerlendirirken asla haddimi aşamam, ben tarihçi değilim tarihçilerin söylemiyle tarihi değerlendirirken dönemin şartları içinde değerlendirmek gerekir. Bir sıkıntı da 'Yazılan tarih mi yoksa yaşanan tarih mi?' ikilemidir. Bu film kısmet olur ve çekilirse unutulmaması gereken şey şudur, bu bir tarihi belgesel değil sinema filmi olacaktır. Senaryosu halen yazılmakta olan bir film ile ilgili kimi nasıl göstereceğini yapımcı ve senaristin dışında kimse bilmezken bir dönemsel suçluluk psikolojisine girmenin ve savunmaya geçmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum.

3- İkinci adam kim olacak kavgasıymış; evet elimizdeki arşiv bilgi ve belgelere göre çıkardığımız sonuç bu. Film çekildiğinde beyaz perdede göstereceğimiz her olayın bir dayanağı olduğunu ispat edebilmeye muktediriz.

Film bütçesinden bahsetmişsiniz bu film 5 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilecek. Herhangi bir fon yada kuruluştan destek alınarak yapılan bir proje yapmıyoruz. Yine meraklısı için www.sindikaproductions.com adresi resmi internet sitemizdir. Şimdiye kadar çektiğimiz filmler, projelerimiz, senaryolarımız buradan rahatlıkla görülebilir. Ayrıca film gişelerimiz televizyon satışlarımız film isimleri girildiğinde tüm dünyada ne kadar ciro yapıyor ve kaça satılıyor bunlarda açıktır. İddia ettiğiniz gibi bir fon yada karanlık güçlerin verdiği bir kaynak şimdiye kadar olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır.

Filmin Yozgat'ta çekilmesi fikri tamamen benim kişisel fikrimdir ve yönetmene neredeyse dikta ettiğim bir konudur. Bir sinema filmi çekilirken senaryoya bağlı olarak 200-350 kişi arasında değişen bir ekip filmin çekildiği bölgede iki iki buçuk ay arasında konaklar. Alışveriş yapar, yemek yer yani para harcar. Film yapımcısı gözüyle Saat kulesi eski askerlik şubesi dışında Yozgat'ta enteresan bir mekan olmadığı halde ısrarla Yozgat deyişimin nedeni orada bırakılacak kaynaktır. Neden diye sorarsanız ben aynı zamanda Yozgat'a 1.500.000 EURO yatırım yapan, istihdam sağlayan, hariçten gazel okumayan ve rüştünü ispat etmiş biri olduğumu düşünüyorum. Yine kaynak sorarsanız hemen söyleyeyim Kayseri'de 7 yıl üst üste Kurumlar vergisinde ilk 20 arasında olduğumuzu da söylemek isterim. Yozgat'ta yılın üçte ikisini geçirirken geliştirilen bir proje bu.

Son olarak benim söylediğim ve ısrarla üzerinde durduğum, sizinde halkın fikrini bulandırıyor diye yorumladığınız bir konu. Hani bir film platosuna sahip olmanın on fabrikaya eşdeğer olması konusu. Meslek dernekleri, Meslek birliği, yapımcılar bu işi desteklerken. Uygun şartlar oluşursa biz gelir orada film çekeriz derlerken böyle bir kıvılcımı ateşlendirmek dururken ısrarla söndürmek istemenizdeki manayı kavrayamadım. Keşke olsa ve her hafta iki dizi Yozgat ta çekilse, Yazın iki sinema filmi yapılsa, İstanbul da ki büyük stüdyolara aktarılan kaynak Yozgat a gelse, Otelleri, Lokantaları, Marangozları, Tesisatçıları, Terzileri, Kuaförleri, Turizm şirketleri ve ilgili en az 100 meslek kuruluşu bu kaynaklardan faydalansa fenamı olur?
MESUT ATALAY -- 13.03.2013 22:24
HAİN
Sayın Çapanoğlu hocam.Güzel yazılarınızı beğenerek okuyor ve takip etmeye çalışıyorum.Yorumları okuyorum.Hain yazınız ile geçmişten kalan ama zaman zaman kanayan ve kanarkende içimizi acıdan bir yaramıza neşter atıyorsunuz. Çapanoğullarından sonra sahipsiz kalan bu güzel şehir Çerkez Ethemin verdiği zarardan sonra bir türlü kendini toparlayamamış. Çapanoğulları Türkü Ermenisi Rumu Çerkezi diye ayırım yapmadığından Ortaanadoluda zengin bir şehir kurmuş. Tarihe meraklı bir kişi olarak şu sonuca vardım. Çapanoğulları da milli mücadeleye başlangıçta büyük bir destek vermişler.Ellerindeki imkanları seferber etmişler ama Ankarada hükümet kurulması aşamasında ne olduysa o zaman olmuş. Zaten sizde yazılarınızda bu konuya parmak basıyorsunuz birilerinin nasıl entrika çevirdiğini anlatıyorsunuz. Yazılarınızı okuyanlara eski yazılarınızdan Türkiye büyük millet meclisi gizli celse zabıtlarını okumalarını tavsiye ederim.Çapanoğulları suçlu olsaydı Atatürk onları affedermiydi.Hal böyleyken Çerkez Ethemin Yozgatta bunca zulum ve soygun yapması ne demek oluyor. Yazınızdan başka yerlerdede nasıl eşkiyalıklar yaptığını öğreniyoruz. Bu yaşananlardan sonra bu film neyin nesi anlamak mümkün değil. Böyle bir filme izin verecek ve yardımcı olacakları tarih affetmeyecek ve mutlaka hesap soracaktır. Hürmetlerimle.
M.SADİ BİRCAN -- 13.03.2013 13:12
HAİN
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu.Hain yazınızı ibretle ve dikkatle baştan aşağı okudum döndüm yeniden bir kere daha okudum sonra eski yazılarınızı okudum. Çapanoğullarına akraba olan beyler yazılarınız da beni eskilere götürüp duygulandırdı. Aslında biz gurbetteki Yozgatlılar kendimizi Çapanoğlu ailesinden sayarız siz kabul etsenizde etmesenizde. İsyan ile ilgili gerçekleri gözler önüne serdiğiniz için gurbetteki bir Yozgatlı olarak teşekkürlerimi kabul edin. Büyüklerimiz Yozgat halkının çok variyetli olduğunu isyandan sonra yokluk içinde kaldıklarını anlatırdı. O zaman bunun ne demek olduğunu kavrayamazdık okudukça öğreniyoruz. Yozgat tarihini anlatan yazılarınızı kitaplaştırırsanız gelecek nesillere büyük bir armağan bırakırsınız.Selam ve hürmetler.
ÖMER AYDIN -- 13.03.2013 12:20
HAİN
Sayın Abdulkadir ÇAPANOĞLU "HAİN" yazınızı defalarca okudum. Rahmetli dedemden ve babamdan dinlediklerimli birebir örtüşen bir yazı yazmışsınız.Rahmetli dedem o döneme şahit olan bir yozgatlıdır ve yozgatta o dönem ihtiraslarının esiri olan utanç abidesi bir kaç yozgatlı yozgatlıyı içerden hançerlediğini ağlamaklı anlatırdı.Sizin yazınızı evimin en güzide köşesinde çocuklarıma torunlarıma bırakmak üzere çerçeveletirmem gerektiği kanaatindeyim.Hatta
yazınızın okunabilecek en güzel puntolarla şehirin bilboardlarında herkesin görüp okuyabileceği şekilde Yozgatlıya sunulmasıda
Divane66 -- 13.03.2013 08:33
HAİN
HAİN

Değerli Kuzenim,

Bu filmin gerçek senaryosunun, Çerkez Ethem’in tarih önünde aklanması olacağı kanısındayım. Bu nedenle senaryoda olacağı belirtilen Çapanoğlu İsyanı haklı bir isyandır yorumunun filimde yer alacağına ben kesinlikle inanmıyorum. Bunun, şu anda hayatta olan üçbinden fazla Çapanoğlu torunlarına bir yutturmaca olduğu kanaatindeyim.

Bu senaryoyu hazırlayanlar, Çerkez Ethem’i yükseltmek ve yüceltmek için böyle bir film yapmaya karar vermiş olsalar gerek. Hem anne hemde baba tarafından Çapanoğlu olan ben, böyle bir filmin değil Yozgat’ta herhangibir yerde çekilmesi düşüncesini bile kınıyorum. Yozgat’ın ekonomik olarak gerilemesine, Yozgat’ı kuran Çapanoğlu ailemizin dağılmasına Çerkez Ethem sebeb olmuştur. Acaba bu filimde Çerkez Ethem ve onun hempalarının Yozgat’ı yağma ettikleri, konakları yaktıkları, çocukları ve kadınları at arabalarına bindirip sürgüne göndererek ailelerimize zulüm yapıklarını, çaldıkları ganimetleri Ankara pazarlarında sattıklarını da senaryoya koyacaklarmı? Hiç sanmam, zira bunların hiçbirisi senaryoda olmayacaktır.

İsmini aldığım Mehmet Celalettin Paşa’nın torunu olarak Hain filminin hemde Yozgat’ta çekilmesine razı olmadığımı Sayın Valimiz Abdulkadir Yazıcı Beye ve Sayın Belediye Başkanımız Yusuf Başer Beye değerli Yozgat Gazetesi aracılığı ile de duyurmak isterim.

Değerli Kuzenim Abdulkadir, Hain ismiyle çekilecek olan film hakkındaki güzel makalenle durumu aydınlattığın için teşekkür eder düşüncelerinde hem fikir olduğumu belirtirim. Yüreğine ve kalemine sağlık…

Mehmet Celalettin Çapanoğlu
Mehmet Celalettin Çapanoğlu -- 12.03.2013 19:30
HAİN
Öncelikle gazetenizin 40, yılını içtenlikle kutlayıp nice 40 yıllar diliyorum.
Bu bahsettiğiniz film Çerkez Ethem'in aklanması ve halkın aklını karıştırıp ,dikkatleri baska yerlere çekerek,laf kalabalıklığı ile olayların saptırılması için çekilmektedir.Lütfen Bozok yaylasının zeki insanları biraz sorgulayıcı ve araştırıcı olun.Burada yazılanların daha fazlasını bulacaksınız.
Dikkatleri buraya çekip uyardığınız için de ayrıca tesekkürler.
Kadir Ahmet Danıska -- 12.03.2013 16:04
HAİN
birgüzel yazı okuyan anlar,onlar yaşandı,şimdi nesillerin üzerinde ,yük bırakılmasın,bozok türkmen yaylasının haakkınıda kimselere yedirtmeyiz.sayın hocam beyinsel ve bedensel emeğine sağlık.sevgiyle kalın.
mahmut erdem -- 12.03.2013 08:55
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00