BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
191
Dün
:
4601
Toplam
:
13178821
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SİNEMALI CİVAN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, bundan önceki yazımda hiç unutamadığım bir 10 Kasım anımı anlatırken bir otobüs kazasından bahsetmiş, bu kaza ile ilgili bilgileri bir sonraki yazımda anlatacağımı yazmıştım.

Bu büyük kaza bundan 52 yıl önce vuku bulmuştu. Biz o yıllarda İstanbul’un Laleli semtinde oturuyorduk. Anadolu’ya ve Avrupa’ya kalkan bütün otobüslerin yazıhaneleri Lalelideydi. Buradan yolcularını alan otobüsler Harem’e de uğradıktan sonra eski Ankara asfaltından yoluna devam ederdi.

O yılların popüler firmalardan birisi olan “Sinemalı Civan” otobüs firmasının birbirinin aynısı OHRİD marka iki otobüsü vardı. Bunlardan Özdemir Süer yönetimindeki 22 AD 722 plakalı yolcu otobüsü, 11 Ağustos 1965 gecesi o zamanlar tek şerit olan ve hiç bir ışıklandırmanın olmadığı D 100 karayolunda Ankara’dan İstanbul’a doğru yol alıyor. Saat 03.15 sularında Hendek- Kargalıhanbaba arasında seyrederken şaftı kırıldığı için kontrolden çıkıyor, yol kenarında flaşörlerini yakmış olarak duran ve kasasındaki tanklarda Nitrik asit (kezzap) bulunan kamyona çarpıyor.

Çarpmanın etkisiyle kamyon, sağ tarafa yatıyor ve kasasındaki asit yere akıyor. Aynı anda otobüsün arka tarafı tutuşuyor. Gece uyurken sarsıntıdan uyanan yolcular, otobüsün yandığını görerek panik halinde ön kapıdan ve pencerelerden kendilerini dışarı atarak kurtulmak istiyorlar. Bu arada bazı yolcuların elbiseleri tutuşuyor. Üzerleri tutuşan yolcular, kendilerini söndürmek için yol kenarındaki kanalda biriken su birikintisine atlıyorlar. Fakat ne acıdır ki, ay ışında su birikintisi olarak gördükleri küçük gölet, tankerden sızıp oraya dolan kezzaptı. Kaza sonrası gelen jandarma ekipleri, kezzap dolu göletten küçük parçalar halinde çıkardıkları 18 kişinin parçalarını kazanın olduğu yere toplu halde gömdüler. O yer şu an Trafik Şehitliği olarak anıt mezar haline getirilmiştir. Kaza, o tarihteki gazetelerde, şöyle yer almıştı;

"Kamyondan üzerlerine akan asitten paramparça olarak öldüler. Yananların feryadı, asit kokusu ve duman etrafı bir mahşer yerine getirdi. Olay yerine gidenler ilk anda etleri tamamen yanan ve tanınmaz hale gelen 18 kişinin cesediyle karşılaştı. Hendek 476 Ulaştırma Taburu mensupları yetişerek derhal yaralıları kurtarmaya çalıştı. Kurtarılan 20 kişi hastanelere nakledildi. Bunlardan 7'side hastanede öldü, ölü sayısı böylece 25'e çıktı. Kazada aralarında hâkim, jandarma üsteğmen ve 4 yaşındaki küçük kızının da bulunduğu 18 kişinin cesetleri asitten tamamen yandı. Kaza sırasında kendilerini yanan otobüsten sağ kurtarmak için dışarıya atan ve bilmeyerek asit dolu ölüm çukuruna yuvarlanan facia kurbanlarından 18'inin cesedinden tanınmayacak parçalar kalmıştı. 20 kadar köylü ceset parçalarını toplayıp gömdü."

Üzerinde 'Trafik Şehitliği' yazan Anıt mezar karayolundan 30 metre uzaklıkta daha sonra inşa edilen köy camisinin bahçesindedir.

Bu kazada 25 kişi çok feci bir şekilde hayatını kaybetmiş, 17 kişide yaralı olarak kurtulmuştu. Öbür otobüste aynı gün kaza yapmıştı. Bilmem tecelli mi yoksa ki kader.

Olayın ardından kendisi de otobüs işletmesi sahibi olan 1948 olimpiyat şampiyonu eski milli güreşçi Gazanfer Bilge, şoförler ve otomobilciler cemiyeti adına yaptığı açıklamada kazadan kamyon şoförünün sorumlu olduğunu söylemişti. ( Yüzbinler ödeyerek araç alanlar üçotuz paraya satılan üçgen reflektörleri neden almazlar anlayamıyorum.)

Firmanın kurucusu Cengiz Civan 2016 yılında vefat etti. Otobüslerde sinema uygulamasını ve bunun gibi bazı yenilikleri başlatan kişiydi. Cenazesi 10 Haziran Cuma günü Ataköy 5. Kısım Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından toprağa verildi. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ
Hakikaten inanilmaz bir goruntu...butun hatlari ile ATATURK.....!
Adınız ve Soyadınız -- 04.08.2016 00:45
SAYIN YILMAZ GÖKSOY’UN ÜÇ SORUSU
Abdülkadir Bey,
Hayvan, ineğin ve sütünün kokusuna alışmış olmasın!
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 25.07.2016 11:12
SAYIN YILMAZ GÖKSOY’UN ÜÇ SORUSU
Gerçekten enteresan bir konu. Genetik mühendisleri açısından araştırılması gereken önemli bir vakıa olduğunu düşünüyorum.
NİLÜFER DANISKA -- 23.07.2016 21:57
MUAVİN KONSOLOS NAFİZ HAŞMET TERKEN DÜN ADADAN AYRILDILAR…
Sizle ilgili yazılarınızı okurken yakın tarihimize de ışık tutarak bizleri bilgilendirmeniz mükemmel. Teşekkürler ediyorum. Sağlıkla ve sevgiyle kalın
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2016 16:27
YOZGAT’A DOĞRU
Abdülkadir Beyin hiç bir yazısını kaçırmamak lazım... Arkadaşlarımı ikaz ediyorum..
ERTUĞRUL KAPUSUZOĞLU -- 01.07.2016 23:09
YOZGAT MEBUSU HAYRULLAH EFENDİ

Sayın İsmail Aslan Bey, ilginize çok teşekkür ederim. Okuyucuyu sıkmamak için yazılarımıızı mümkün olduğunca kısa ve öz yazmaya çalışıyoruz. Bu yüzden bazı bilgiler eksik kalabiliyor. Hatırlatmanız üzerine en azından burada bir kere daha hatırlatmayı uygun gördüm. Selam ve saygılarımla.

Yozgat mebusu Hayrullah Efendi Sorgun Eymir köyü asıllı Emir bin Süleyman oğlu Arif Efendinin oğludur. Hicri 1281, miladi 1855 yılında dünyaya gelmiş 1908 Meclis-i Mebusanı’nda mebusluk görevinde bulunmuş, Edirne ve İstanbul’da evkaf müdürlükleri, kavaninilik (her türlü kusur ve eksiklikten uzak ve temiz olan) yani mali danışmanlık yapmıştır. Mebusluktan sonra Hicazdaki kutsal emanetlerin muhafazası için Cidde Vakıflar Müdürlüğüne tayin edilen Hayrullah Efendi, orada hırsızlık yapmak isteyen hain Araplar tarafından öldürülür. Cennetmekân rahmetli kuzenim yeğeni Zehra Gülcem Artam, yazılı ve sözlü görüşmelerimizde Mekke-i Muazzama da görev yaparken İngilizlerin eline esir düştüğünü ve Seyidi Beşir usera kampında 1916 yılında vefat ettiğini söyler. Hayrullah Efendi, şair, matematikçi ve âlimdir. Yozgat’ın 1/2500 ölçekli haritasını çizmiştir. Hayrullah Efendinin 6 çocuğundan en büyüğü Boğazlıyan, Konya Ereğli Kaymakamlığı, Diyarbakır, Kastamonu, Samsun ve Ankara valiliği yapan Avni Doğan Bey’dir. (d. 1892, Yozgat ö. 14 Haziran 1965). Türk bürokrat ve siyasetçisidir. Mülkiye mezunu olup, Sivas Divân-ı Harbî Örfî Askerî Kâtipliği, TBMM II. Dönem Bozok, III., IV. ve V. Dönem Yozgat, VI.ve VII. Dönem Çankırı Milletvekilliği, II. Dönem Şark İstiklal Mahkemesi Üyeliği, II. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset İdâre Memurluğu, II., III. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset Kâtipliği, TBMM IX. Dönem Yozgat, XI. Dönem Ankara Milletvekilliği ile Kurucu Meclis Ankara İli Temsilciliği, XII Dönem Kastamonu Milletvekilliği ile 26. Hükümet Devlet Bakanlığı yapmıştır. Türkiye’de ilk sendika kurulmasında ve İstiklal savaşımız sırasında Adana’da Fransız işgaline karşı yiğitçe göğüs germiş, gazete çıkarmış Hatay’ın Türkiye sınırları içine iltihak edilmesinde önemli çalışmaları olmuştur. Kimya mühendisi ve ressam olan kuzenim Zehra Gülcem Artam’ı yakalandığı menhus hastalık yüzünden çok genç yaşta kaybettik. Biraz dinlenmesi için İstanbul’a davet etmiştim, çok rahatsız olduğunu gelemeyeceğini söylemişti. Ben Ankara’ya gitmeye karar verdim ama ölüm haberi geldi. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 15.06.2016 11:35
YOZGAT MEBUSU HAYRULLAH EFENDİ
Sayın Abdülkadir bey;
Hayrullah Efendinin babası Emir Süleyman ağa nın Eymirli olduğuna dair elinizde bir belge ve bilgi varmı selamlar
İsmail arslan -- 07.06.2016 23:45
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Sayın Çapanoğlu yazılarını çok uzun zamandır takip ediyor ve beğenerek okuyorum. Her yazının sonunda bir yorum göndermek istiyorsamda bu güne kadar bir türlü kısmet olmadı. Hollanda da çalışma saatlerimiz ve sosyal yaşantımız bir disiplin içinde olduğundan her arzumuzu istediğimiz zaman gerçekleştiremiyoruz. Dikkat ediyorum yazılarınızda iki konuya önem veriyorsunuz. Birincisi bizim Yozgat isyanı sizin Çapanoğulları hadisesi diye isimlendirdiğiniz olayı bitaraf bir bakış açısıyla anlatmaya çalışıyorsunuz. Allah için doğruyu söylemek gerekirse biz Çapanoğullarının bu olayda kusuru olmadığına inandık ve bunu savunduk ama siz böyle demiyor bir yazınızda hepsi kültürlü ve devlet umuru görmüş bu insanlar neden böyle bir başkaldırıya önayak oldular bizde bunu araştırıyor soruşturyoruz diyerek bu olayda tarafsızlığınızı ilan ediyorsunuz. Affınıza sığınarak takdir ettiğim bir yanınızda Çapanoğullarını ve Yozgat'ı ezip geçen Çerkez Etemi Atatürk gönderdiği halde sizin Atatürk'e olan sevginiz ve hayranlığınızdır. Buda tarafsızlığınıza güzl bir örnek oluyor. İkinci olarak Bizlerin bilmediğimiz veya unuttuğumuz eski Yozgat hakkındaki güzel yazılarınız.Aynı yaşlarda olduğumuzu tahmin ederek yazılarınızla beni çocukluğumun güzel günlerine götürüyorsunuz. Gurbette olmak hele de çok uzaklarda yabancı diyarlarda toprak özlemi daha da farklı oluyor. Size yazmayı uzun zamandır istiyorum derken bu yazımda epey uzun oldu herhalde. Kendime verdiğim sözü ancak yerine getirebildim. Size sağlıklar esenlikler dilerken kaleminize de kuvvet diliyor saygılarımı sunuyorum.
Hasret Öztürk -- 02.06.2016 16:04
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun.

Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam (son derece düzenli) şu memleket hâkimsiz olur?
Mehmet ÇApanoğlu -- 01.06.2016 13:06
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Değerli Hocam Muhsin Bey'ciğim. Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum. Eski Yozgat ile ilgili hatırlyabildiklerimizi sizinle birlikte yeni kuşaklara aktarmaya çalşıyoruz. Gazetemizin sahibi Osman Hakan Kiracının dediği gibi bizim bu yazdıklarımız 50 yıl sonrakilere kaynak olacaktır. Hayırla anılırsak ne mutlu bize.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.05.2016 00:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00