BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
214
Dün
:
4633
Toplam
:
14850777
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR ANI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli kardeşim, hemşerim Sayın Nusret Alper, “pazardan pazara” başlıklı yazıma “nazire” olarak aşağıdaki anısını lütfedip göndermiş. Ben de sizinle paylaştım.

“Bir Gaziantep gezimizde semercilerinde içinde olduğu saraçlar çarşısını geziyoruz. Girdiğimiz saraçlar önünde adamlar Antep’in sıcağında çalışıyorlar. Soru sormazsanız konuşmuyor işlerine bakıyorlar. Nede olsa turist çok dedim kendimce.

Eşek semerleri “kürtünler” o kadar hoşuma gitti ki bu semerlerden almak için büyük bir istek duydum. Çünkü yok artık, yapacak ustası kalmadı,

Dükkân sahibine dedim ki “usta ben bu semerlerden almak istiyorum ama bu semerler bizim oranın semerlerinden büyük bizim oranın semerlerinin arka kolonları şöyle, heybeliği böyle olur” diye tarif ederken, usta dedi ki sen Yozgatlı mısın? Evet dedim. Allah Allah.
Ben bilirim sizin oranın kullandığı semerleri. Aha çocukla aşağı inin çocuk sana semerleri göstersin dedi.

Yanıma 11-12 yaşında bir çocuk verdi dükkânın hemen yan tarafından aşağı inen bir merdivenden dükkânın altına indik kocaman bir mahzen ve içeri saraç malzemeleri dolu. Kolonlar kayışlar, keçeler, dokumalar, at bellemesi, yanlama kolon, hamut, şina demiri, semer ve eyerlerin kaltakları, hatta yayıkların üstüne atılan yayık palası bile vardı ve istemediğin kadar semer.
Çocuk, semerleri yaşının çok üstende bir esnaf tavrıyla indirmeye başladı. Çeşit çeşit, her birinin dokuması, nakışı ayrı, işçiliği ayrı hiçbiri diğerine benzemiyor. Her biri ayrı bir sanat eseri sanki.

Biz çocukla semerlere bakıp konuşurken birden arkamda bir ses duydum irkildim, korktum. Arkamı bi döndüm ki, anaaa! Yan yana dizilmiş yaklaşık 8-9 usta mahzende semer yapıyor. Kimi sırım çekiyor, kimi kamışları kalıba alıyor, kimi kolon dikiyor ve ben bunları arkamdan ses gelinceye kadar fark etmiyorum. Ağzım açık kaldı.

Adamlara ilk dediğim söz şu oldu. Siz her gün burada böyle mi çalışıyorsunuz? Hiç birbirinizle konuşmaz mısınız? Cevap: Çalışırken konuşulur mu? Ya cep telefonunuzda mı yok? Var cebimizde duriii!

İmrendim. Bi düşündüm, bu adamlar bizim orda olsa nasıl olurdu diye? İçimden geçeni tutamadım adamlara dedim ki aha bu sizin mahzen bizim orda olsa sizde orada olsanız değil akşama bi semer çıkarmak haftada bir tane semer çıkmaz. Başımızda patron yok diye ya cep telefonunuzla oynar ya da birbirinizle konuşup iş yapmazdınız.

Yok, yeğenim dedi. Öyle olur mu, her birimiz günde bir semer yapmazsak patron nerden para bulup vericiii bize.

Adamlar, patron başlarında yokken bile çıt çıkarmadan işlerine bakıyor. Sanatlarını konuşturuyorlar. Antep’te altı tane organize sanayi bu sebeple kurulmuş. Ticaretin merkezi bundan olmuş.
İnanın, o yer altındaki mahzende çıt çıkarmadan çalışan semerci ustalarını görseniz sizde benim kadar şaşırırdınız.

10 tane eşek semeri aldım hakiki el işi, amma ne nakış ne işçilik görmek lazım… Aldım onları geldim. Sonra da Çorum pazarına götürdüm. 10 tane eşek semerini sürü sahibi ağalara satmam 15 dakika sürdü üstelik aldığımın 3 katına.”

01.12.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Sayın Çapanoğlu,
Çok güzel yazmışsınız. Teşekkürler, saygı ve selamlar.
A. YAŞAR OCAK -- 15.11.2018 11:43
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Hocam yüreğinize sağlık, ne işimiz var idi İstanbul da memlekette iş ortamı bulunsaidi suyu havası yaşamı güzel olmazmış, idi sağlıklı kalın.
Adınız ve Soyadınız -- 14.11.2018 17:09
BİR VALİ, BİR ÖĞRETMEN, BİR 10 KASIM
Sayın Çapanoğlu,
Bu güzel yazınız bana kendi öğretmenlerimi hatırlattı. Hepsinin mekânı cennet olsun. Onları kınayanlara acımaktan başka yapacak bir şey yok. Öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin mahiyetini idrak edemeyenler, onların ne kadar zor bir işi başarmak için gayret sarfettiklerini bilmeyenler, nihayet o kutsal mesleği de bir dönem ideolojik şaşırmışlıklara alet ettiler. Ben bu dönemlerin hepsini yaşadım, yakinen bilirim. O yüzden değil midir bu mesleğin artık giderek okul basıp öğretmen dövmeye, öldürmeye kadar varan her türlü saygısızlığın fütursuzca işlendiği bir çılgın gidişe muhatap edilmesi? Bu rezalette mesleğin onuruna yakışmayacak karakterdeki kifayetsiz öğretmenlerin de bu çorbada tuzu olması ayrı ve üzücü bir bahis.
Selam ve saygı ile.
A. Y. Ocak
Ahmet Yaşar Ocak -- 12.11.2018 11:17
29 EKİM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi, yazılarınız gibi yorumlarınız da edebi bir değer taşıyor. Antalya Seyahatnamesi yazımı tüm detaylarına kadar o kadar güzel anlatmışsınız ki ben de sizin yorumunuzu okuyunca fark ettim. Çok teşekkür ediyorum, eşimde size selam ve hürmetlerini iletiyor.

Değerli Yasin Ali Er Hocam yorumunuzdaki benim ile ilgili güzel duygularınız için çok teşekkür ederim, teveccühünüz. Dostluğunuzdan şeref duyuyorum. Sağ olun.

Değerli Muhsin Hocam, buyurduğunuz gibi Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiğiz, laik ve çağdaşız sonuna kadar da öyle olacağız. Allah bu millete zeval vermesin. Güzel dilekleriniz için de teşekkür ederim. Sağ olun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.11.2018 21:28
29 EKİM
Ne mutlu böyle bir günde doğduğunuz için. Size nice mutlu yıllar diliyorum. Ülkemizin sizin gibi Atatürkçü, cumhuriyetçi, çağdaş kalemlere gereksinimi var.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 31.10.2018 12:04
29 EKİM
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu Üstadım!
Doğum gününüzün Cumhuriyet Bayramı sabahına tevafuk edişi, sosyal paylaşım sitesinde de dikkatimi çekmişti.
Hayırlı bir günde hayırlı bir insanın doğuşu bizim de şansımız olmalı ki, sizi tanımak ve yazılarınızı okuyarak, birikiminizden istifade etmemiz mümkün oluyor.
Doğum gününüzü tekrar kutluyor, aileden ahirete göçenlere rahmet, size ve sevdiklerinize sağlıklı ömürler diliyorum.
İyi ki doğmuşsunuz güzel ADAM...
Yasin Ali ER -- 30.10.2018 12:53
ANTALYA SEYAHATNAMESİ
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum mu, sizinle beraber aynı yolculuğumu yaptım anlayamadım. Taaa ki kelle paşa çorbasına gelesiye... Öyle güzel anlatmışsınız ki hiç bir teferruatı üşenmeden atlamamış; tek tek zaman, mekan,saat, hız, mesafe, tanımlama ve çorbanın faydaları.

Bu yazıyı okuyan hem seyahat eder, hem de bilgilenir. Paça çorbasının faydalarını, esnafların kabalıklarını yerli yerinde sıralamışsınız. Yazı uzun fakat okumuyor, adeta gezdiriyor, o anı yaşatıyorsunuz. Bu nedenle yazının uzunluğu kimsenin gözünü korkutmasın... Bir şehir bu kadar derinlemesine rapor edile birdi. Doğa, kültür, hava durumu, sosyal yaşantı, ekonomi, çevre, hayvan sevgisi, yemek kültürü, insan davranışları, hayvan davranışları, tavukların yaşantıları, hindilerin farklılıkları....

Aynı güzergahta çalışan trafik polisleri bile sizin kadar yolların halini, ahvalini tanımlayacağını sanmıyorum..

Antalya nın iklimi ve sosyal yaşantısı, insanların soğukkanlı davranışları konusunda hem fikirim. Sevmediğim şehirlerden biridir.

Arı,duru hoş sohbet tadında, diğer yazılarınız gibi okundukça okunası bir yazı. Kaleminiz var olsun.

Eşiniz hanımefendiye ve sizlere hürmetler, selamlar...
Kadriye ŞAHİN -- 28.10.2018 22:50
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00