BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
200
Dün
:
4936
Toplam
:
13334653
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TÜRKİYE'DE AT, EŞEK VE KATIR SAYISI AZALIYOR, ULUDAĞ’DA AYILAR DOLAŞIYORMUŞ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
TSK’da yüzlerce askerin zehirlenmesine neden olan et skandalı ve at eti iddiaları üzerine basında çıkan haberlere göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için alınan kavurma konservelerinin 4 bin 50 kilogramında at eti tespit edilmiş. Adana'da da kesilip etleri alınmış at ve eşeklere ait çok sayıda kemik ve bulunmuş. Merkez Yüreğir ilçesindeki bataklık bir alanda yılbaşında piyasaya sürülmek üzere kesildiği iddia edilen at ve eşeklerin kemik ve kafalarını görenler polise ihbarda bulunmuş. Yakınında ev bulunmayan bataklık alanda çok sayıda kesilip eti alınmış tek tırnaklı hayvanlara ait kemikler ele geçmiş. Polis ve zabıta ekipleri, bölgede incelemelerini sürdürüyormuş.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre son 10 yılda at sayısı yüzde 36.4 azalarak 120 bine, eşek sayısı yüzde 48.6 azalarak 296 bin 114 adetten 152 bine, katır sayısı yüzde 43.9 azalarak 68 bin adetten 38 bine inmiş. Ucuz et tartışması sürerken at ve eşek sayısındaki şüpheli düşüş akıllarda soru işareti yaratmış

Anadolu Ajansının bu haberini görünce aklıma yüksek tahsilimi yaparken yaşadığımız bir olay geldi. Türkiye’nin iktisadi bünyesi diye bir dersimiz vardı. Hocası Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli profesörlerinden birisiydi. Benim gibi bankada çalışarak okuyan, ama çok çalışkan bir arkadaşımız, ne hikmetse bu dersin hocasını hiç sevemedi. Dönem sonu imtihana gireceğimiz gün bize şöyle söylemişti; “Yeminle söylüyorum, eğer imtihanda Türkiye’de eşek sayısı sorusu gelirse ben bir ekleyerek yazacağım.” Ben de dedim ki, sakın böyle bir şey yapma hem çok ayıp edersin hem de hoca farkına varır sana geçer not vermez. Aksilik bu ya imtihanda bu soru da vardı. Neticeler asıldığında geçmez yazısını görünce ben sana demiştim dedim.

İstatistiklere göre, Türkiye'de at, eşek, katır sayısı azalıyor, domuz ve deve sayısı ise artıyormuş. Türkiye İstatistik Kurumu'nun, Hayvansal Üretim İstatistikleri Mayıs 2014 verilerine göre, Türkiye'de 2012 sonunda 141 bin 422 olan at sayısı, 2013 yılı sonunda 136 bin 209'a ve bu yıl Mayıs sonu itibarıyla da 132 bin 499'a gerilemiş. Böylece, at sayısında yaklaşık 1,5 yıllık dönemde, yüzde 6,3’e karşılık gelen 8 bin 923 azalma gerçekleşmiş.

EŞEK VE KATIR: Aynı dönemler itibarıyla eşek sayısı 188 bin 789'dan 176 bin 542 düzeyine kadar inmiş. TÜİK verilerine göre, eşek sayısındaki yaklaşık 1.5 yıllık azalış da yüzde 6.5 ile 12 bin 247'yi bulmuş. Bu dönemlerde katır sayısı da yüzde 7.6 azalma ile 43 bin 629'a gerilemiş.

DEVEDE ARTIŞ VAR: Tüm yük hayvanlarında kısa sürede belirgin azalmalar yaşanırken, deve sayısı ise 2012 yılının sonunda 1,315 düzeyindeyken, 2013 sonunda 1,374'e ve bu yılın Mayıs ayında da 1,395'e yükselmiş. Deve sayısında yaklaşık 1.5 yıllık artış yüzde 6.1'i bulmuş.

DOMUZ SAYISIDA ARTMIŞ: TÜİK verilerine göre, Türkiye'de domuz sayısı, 2012 yılı sonunda 2 bin 986 düzeyindeyken, 2013 yılı sonunda 3 bin 145'e yükselmişse de bu yılın ilk beş aylık döneminde 267 baş azalarak 2 bin 878'e düşmüş. Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2 azalırken, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 7,7 artmış. Yılsonu itibariyle sığır sayısı 14 milyon 123 bin baş, koyun sayısı 31 milyon 115 bin baş, keçi sayısı ise 10 milyon 347 bin baş olarak gerçekleşmiş.

Toplam süt üretimi de bir önceki yıla göre yüzde 15,6 artarak, 17 milyon ton olmuş. Bunun yüzde 91,82'sini inek sütü, yüzde 5,79'unu koyun sütü, yüzde 2,12'sini keçi sütü ve yüzde 0,27'sini ise manda sütü oluşturuyormuş

YERLİ IRKLAR AZALIYOR, KÜLTÜR IRKLARI ARTIYOR: Bu arada, genellikle yerli hayvan ırklarının sayısının azaldığı, kültür ırkı hayvanların sayısının arttığı belirlendi. Hayvan varlığı içinde kültür ırkı sığırların sayısı yüzde 4,8 arttı, yerli ırkların sayısı ise yüzde 9 azaldı. TÜİK verilerine göre, kültür ırkı sığırların sayısı, 3 milyon 554 bin 585'ten 3 milyon 723 bin 583'e çıktı.

Kültür ırkı hayvan varlığının artırılması, et ve süt veriminin artırılması açısından önem taşıyor. Islah çalışmaları ile yerli ırkların et ve süt veriminin artırılması için çalışma yapılıyor ve melez ırklar geliştiriliyor.

SIĞIR-KOYUN ETİ ÜRETİMİ AZALDI: TÜİK verilerine göre, geçen yıl, sığır, koyun, keçi, manda eti üretimi azalırken, deve ve domuz eti üretimi çok az da olsa artmış. Toplam et üretimi 482 bin 458 tondan, yüzde 14,5 azalarak 412 bin 621'e gerilerken, sığır eti üretimi 370,6 bin tondan 325,3 bin tona, koyun eti üretime 96,7 bin tondan 74,6 bin tona, keçi eti üretim ise 13,7 bin tondan 11,6 bin tona düşmüş. Manda eti üretimi de 1,3 bin tondan bin tona inmiş.

Kayıtlara göre, deve eti üretimi, geçen yıl yüzde 27,4 artarak 14 tondan 18 tona yükselirken, 2008'de hiç olmayan domuz eti üretimi geçen yıl 3 ton olarak kayıtlara geçti.

TÜİK'in rakamları, mezbahalarda kayıtlı hayvan kesimlerini içeriyor. Türkiye'de yıllık et üretiminin 1 milyon ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Etin 400-500 bin tonu kayıtlı kesimlerden elde edilirken, kalan bölümü, Kurban bayramlarındaki kesimlerde dâhil olmak üzere kayıt dışı kesimler oluşturuyor.

Bu arada Uludağ da bir kaç senedir çok miktarda ayı olduğunu öğreniyoruz. Bunun başlıca nedeni ise Bursa’nın Karacabey- Boğazköy yakınlarında bulunan ayı barınağındaki ayıların 150-200 tanesinin doğal yaşama geri dönmeleri için Uludağ’a salınmalarıymış. Bunları gören çok insan var. İnsanlara bir zararları yokmuş çünkü insana alışıkmışlar. Hepsinin kulaklarında küpeleri varmış.

08.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I (1)
Abdülkadir Bey,

Ailemiz ve Yozgat'la ilgili hatıralarınızı, kısa zamanda kitap haline getirmenizi diliyorum.

Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 04.04.2013 11:22
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Abdülkadir Bey,
Annenizin vefatını zevkle okuduğumuz yazılarınızn altındaki okur yorumlarından öğrendim. Başınız sağ olsun. Allah muhterem validenizin mekanını cennet eylesin, size de sabırlar versin.
Öcal Oğuz -- 31.03.2013 07:44
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Sayın Çapanoğlu,Allah geride kalanlara uzun ömürler versin.Hakkın Rahmetine kavuşan tüm din kardeşlerimize annenizle beraber mağfiret eylesin.

Hürmet ve dua ile Allaha emet olunuz.
Adınız ve Soyadınız -- 30.03.2013 22:14
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Sayın A.Kadir Çapanoğlu.
Yazınız beni 70 li yıllara götürdü.Çok muhteşem bir tiyatro idi Tepebaşı tiyatrosu.Yan balkonları ve tavanı altın varak kaplama idi. Oyun başlayana kadar tiyatronun içini hayranlıkla seyreder vaktin nasıl geçtiğini anlamazdım. O zaman bir tiyatro kültürüde vardı.Herkes güzel elbiselerini giyer öyle gelirdi.Öksürmeye bile çekinirdik.1970 yılı idi bir sabah kalktıkki tiyatro yanmış.Zaten ahşap olan bina bir anda kül olup gitmiştir.İçimiz yandı ama elden ne gelir.Osmanlıdan kalan bir güzel eser daha arsa rantına kurban edilmişti. Güzel yazılarınızı zevkle okumaya devam edeceğim. Saygılar.
Em.Öğr.Zehra Öztürk -- 29.03.2013 10:11
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Selam,
Öncelikle tekrar başınız sağolsun diyeyim.
Yazdığınız bu olayı babam yıllar önce daha da süsleyerek anlatmıştı. Milliyetçilik damarından dolayı herzaman, milli spor karşılaşmalarında söylediği bir şey vardı,öyle sporcu olacaksın ki,(yapılan sporun sporcusu,diyelim ki) yüksek atlamacı,bir zıplayacak yere düşmeyecek,boksör ise bir yumruk atıp rakibini nakavt edecek,güreşci ise rakibine dalıp tek hareketle yere çalıp tuş edecek,futbolcu ise ,5 kişiyi sıraya dizip çalımlayacak ve vurduğu şut ile rakip takım kalecisini,top ile beraber kaleye sokacak,hiç bir zaman hakemlerin yanlış karar vermesine fırsat vermeden sonucu etkileyecek neticeyi en kısa yoldan alacak olmalı,derdi.
Günümüzde yeni nesilin beslenme şartları malum, yediklerimiz anatomimizi, davranışlarımızı, tavırlarımızı, herşeyimizi kesinlikle etkiliyor,ne zaman yaşantımızda materyalizm öne geçti, herşeyin ucu kaçtı,insanlık değerleri başta olmak üzere herşey dumura uğradı, yarınlarımız için korkunun dağları beklediğini söyleyebilirim, bunları düşünüp eksik gördüğümüz tavırlarımızı, davranışlarımızı düzeltip evlatlarımızı daha insancıl ama rekabetçi ve dürüst tavırlarla yarınlara hazırlamalıyız,bunlar için örneğini verdiğiniz yazılarla onlara yol açmalıyız.Örnek yazınız için teşekkürler, saygılar.
Ahmet KAPANCI
Ahmet KAPANCI -- 26.03.2013 11:46
ANILAR, ANILAR (1)
Muhterem validenizin vefaatını yozgat gazetesi internet sayfasından öğrenmiş bulunmaktayım. Hanımefendiye cenab-ı zül celal-i tegattes hasretlerinden rahmet, geride kalan yakınlarına sabrı cemil ihsan etmesini dilerim.
divane 66 -- 25.03.2013 11:27
KAFARAĞA
Abdülkadir Bey
Beş koyunu zenginlik bilen bu gönlü zengin Gaffar Ağayı ben de rahmetle anmak isterim.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 23.03.2013 10:19
HAİN
Sayın A.Kadir Çapanoğlu.
Sayın Mesut Atalay’ın Çapanoğlu İsyanı haklı bir isyandır sözüne cevap olarak sizin affedersiniz ama Sayın Atalay, Çapanoğlu ailesi olarak bizler bile hiçbir zaman böylesine kesin bir iddia da bulunmadık sözünüz için sizi tebrik ederim. Bu sözünüzle bir Çapanoğlu olmanıza rağmen olayları tarafsız bir gözle araştırdığınıza inanıyorum. Sayın Atalay’ın şu sözü de doğrudur. Çapanoğlu isyanının gerekçesi eksik bilgiye dayanan ama devleti yıkmaya yönelik bir isyan değildir. Evet bizim bildiğimiz Çapanoğulları hiçbir zaman devletine karşı gelecek bir tavrın içinde olmamıştır. Bilakis her zaman padişahın yanında olmuştur. Osmanlı ordusuna en çok asker veren Çapanoğulları olmuştur. Sizin yazınızda vurgulamaya çalıştığınız gibi bu film İsmet paşayı hedef alan bir film olacak düşüncesindeyim. Bunca olaydan sonra hala Çerkez Ethem’e ikinci adam demek cesaret ve cüret ister. Senaryosu açıklanmayan Yozgat’a ve hatta Türkiye’ye ne getirip ne götüreceği belli olmayan bir film çekme işine sadece ticari kazanç ve birilerine şöhret ve para kazandırma gözüyle bakmanın doğru olmayacağını söylemek isterim. Saygılar.
Em.Öğr. Zehra Öztürk -- 17.03.2013 00:12
HAİN
Sayın A.Kadir Çapanoğlu,size daha öncede bir yorumumu göndermiştim.Yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum.Çapanoğlu hadisesi bir isyanmıdır yazınız dikkatimi çekmişti o yazınızı bende dostlarıma göndermiştim. Daha sonra Aslan Nurdoğdunun bir yazısınıda kopyalamıştım.Hain yazınıza bir ilave olması düşüncesiyle o yazıdan yaptığım bazı alıntıları buraya ekledim.Aslan Nurdoğdunun yazısı aşağıdadır.
Çapanoğulları sülalesi , Yozgat (Bozok) şehrini kuran bir aile olarak tüm Yozgatlıları da ilgilendirir. Elbette atalarımın yaşadığı, doğduğum şehirle ilgili bir sürü yazıyı, kitabı ben de okudum ama önemli olan o zamanı, o olayları yaşamış insanların ifadelerinin , tanıklıklarının unutulmamasıdır. Çünkü her tarihsel olay o zamanın ruhu içinde hissedilir. Doğruyu bulmanın yolu. Tez ve antitezi karşılıklı olarak irdelemek ve objektif olmaktan geçer. Ben de buna hep uyarım. .Çerkez Ethem; Kafkasların Ruslar tarafından işgali ile Osmanlıya sığınmış Anadolu’yu son yurt kabul etmiş Çerkezlerdendir. Teşkilatı mahsusa da görev yapmış kurucu meclis kurulmadan önce temin ettiği Süvarileri ile milli mücadele aşamasında Atatürk’e ve milli mücadeleye çok faydası olmuş 1.90 boyunda yaman bir komitecidir. Çapanoğlu olayında Yozgat’ı talan etmiştir. Yozgat’tan götürülen hayvanlar Ankara’da aylarca satılmıştır ve 1920 yıllarının Yozgat’ında suçsuz, günahsız bir sürü insanı öldürmüş konaklarını yaktırmıştır. Yozgat’ta muhakeme etmeksizin bir sürü insanı şu talimatla astırmıştır: “MAHKEMESİ ÇORUM (ALACA) DÖNÜŞÜNDE YAPILMAK ÜZERE İDAMINA” Cumhuriyet kurmak, Demokrasi yerleştirmek arzusunda olan Atatürk ve İnönü’nün temel ilkesi kaide ve kurallara uymak olmuştur. Çerkez Etem ise kaide ve kurallara uyumsuzluğu sayesinde nam salmıştır. Çerkez Müftü Mehmet Hulusi Efendi; Abdülkadir Bey’in anılarından detaylarını verdiği Mehmet Hulusi Efendi okumuş bir insandır, müftüdür. Atatürk’ün, Ankara’da kurucu meclisi açmak için her ilden ilk temasa geçtiği insanlar, valiler, müftüler ve Çanakkale’de birlikte olduğu askeri erkan olmuştur. Atatürk hep bu hiyerarşiye başvurmuştur. Yozgat’tan kurucu meclise kimi alalım diye sorduğu, ilk başvurduğu şahıslardan biridir. Babası veya dedesi göçmen olarak Müslüman Anadolu’ya, Osmanlı’ya sığınmıştır. Devletin üst düzeyinde görev alma arzusuyla sınıf atlayarak iktidar hırsını taşıyan, kendini var eden insanları atlatmayı ve aldatmayı seven biri olarak bilinir.Mehmet Hulusi ile Etem’in Çerkez olmaları da Çapanoğulları için ayrı bir talihsizlik olarak tecelli etmiştir. Atatürk’ün Çapanoğulları ile düşmanlığı diye bir konu yoktur. Atatürk’ün derdi yeni bir ulus yaratmak, emperyalizmi yenmek, Anadolu’yu kurtarmak temel hedefidir. Bu uğurda akılla yol almaktadır. Bugün T.C. Devleti var ise Anadolu Türk ve Müslüman ise elbette bunu Atatürk’e borçludur. Yozgat şehri ÇAPANOĞULLARI AİLESİNİN Anadolu bozkırında 300 yıl önce Türklerin kurduğu tek şehirdir. Çapanoğlu ailesi yoktan var ettikleri şehirle anılır olmuşlar (Çapanoğlu Yozgat). Osmanlıya, her devirde maddi, manevi destek vermişlerdir. Oysa Osmanlı çöküş içindedir. Yunan batı Anadolu’yu işgal etmiş, güneyde İngilizler, Fransızlar İstanbul işgal altında. Anadolu bu ortamda tam bir kargaşa içinde isyanlarla çalkalanıyor,eşkıya ve çetelerle uğraşıyordur. Karadeniz Portuscu Rumlarla kaynıyor, doğuda Ermeni tehciri yeni bitmiş halk savaşlardan düzensizlikten bitmiş tükenmiş, kahrolmuştur. Osmanlı son 50 yılda 3 milyon insanını cephelerde kaybetmiş, M.Kemal kurucu meclisle Ankara’da yeni bir yapılanma arzusundadır.Yozgat’tan da kurucu meclise üye tesbitinde bu aile ile ilgili olumsuz laflar, dedikodular, icraatlar duymaktadır. Derken tarihte Çapanoğlu isyanı veya Yozgat isyanı diye geçen başkaldırı başlar ve Çerkez Etem bu olayı çok kanlı biçimde sonlandırır Bu olay hakkında bir sürü tarihi eserler mevcuttur. Özellikle Şakir Ergin’in eski Osmanlıcadan çevirdiği Abdülkadir Bey’in hatıraları gerçek bir belgedir. El değmemiştir. Hemşehrimiz Yaşar Ocak demokratlığı ile dürüstlüğüyle katkısız bir bilim adamıdır. Objektif değerlendirmeleri vardır. SONUÇ: Nacizane ben de bu olaya duyduklarımla şahitlik etmek istiyorum. Yıl 1966-1967 yılları ben de 14-15 yaşındayım. Şu anki müzenin karşısında Numanoğlu apartman bina 2 katlı bir Rum evi. Babam o evi aldı. Mutafoğlu’ndaki eski evimizden bu Rum evine taşındık. Komşumuz (Şu anki Akyol apartmanının olduğu yerde) Abdi ağaların Mahmut Bey’in eşi Nedime Akyol diye Osmanlı terbiyesi almış 80 yaşlarında güngörmüş bir hanımefendi.. Çerkez Etem’in Yozgat’ta yaptıkları ile ilgili çok şey anlatırdı. Derdi ki “Çocuklar Mehmet Hulusi Kurucu Meclise üye olmak için çok dalavere yaptı”.Atatürk’e gitti,Çapanoğlu 10.000 atlı ile Ankara’yı basacak. dedi. Çapanlara da dedi ki: “Atatürk sizi kesecek”... Yozgatlının deyimi ile tavşana kaç, tazıya tut diye iki tarafı da hasım edecek lafları çıkardı. Aynı ifadeyi Belediye Başkanı Salim Bey’den Nalbant Şemi’den ve Ahmet Ağadan da duymuştum. Genel kanaat, Çapanoğullarının isyancı olmadığı bilakis baskına uğradıklarıdır. Bunda da Mehmet Hulusi efendinin payının bulunduğu rivayeti yaygındır. Mehmet Hulusi Efendi ayrıca Kurucu Meclise girmiş ama 1 yıl sonra azledilmiştir. Sonuç olarak; tarihteki Çapanoğulları olaylarıyla ilgili olarak bilimsel bir sempozyum yapılmalı. Genel Kurmay’ın tüm belgeleri Tarihçilerle incelenip bu ailenin uğradığı haksızlık kamuoyuna açıklanmalıdır. Abdülkadir Bey’i bu çalışmasından dolayı kutluyorum.Aslan Nurdoğdu.
BOZOKLU BOZKURT -- 14.03.2013 22:20
HAİN
Abdülkadir Bey,
Bu beyefendi, "arşiv bilgileri" dediği şeyleri açıkça ortaya koymalıdır! Yoksa 2. kişinin Ethem Bey olduğunu mu söylemeye çalışıyor?! Bence sermayelerini de alıp gitmelerinde yarar var.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 14.03.2013 19:58
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00