BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
258
Dün
:
4633
Toplam
:
14350109
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TÜRKİYE'DE AT, EŞEK VE KATIR SAYISI AZALIYOR, ULUDAĞ’DA AYILAR DOLAŞIYORMUŞ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
TSK’da yüzlerce askerin zehirlenmesine neden olan et skandalı ve at eti iddiaları üzerine basında çıkan haberlere göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için alınan kavurma konservelerinin 4 bin 50 kilogramında at eti tespit edilmiş. Adana'da da kesilip etleri alınmış at ve eşeklere ait çok sayıda kemik ve bulunmuş. Merkez Yüreğir ilçesindeki bataklık bir alanda yılbaşında piyasaya sürülmek üzere kesildiği iddia edilen at ve eşeklerin kemik ve kafalarını görenler polise ihbarda bulunmuş. Yakınında ev bulunmayan bataklık alanda çok sayıda kesilip eti alınmış tek tırnaklı hayvanlara ait kemikler ele geçmiş. Polis ve zabıta ekipleri, bölgede incelemelerini sürdürüyormuş.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre son 10 yılda at sayısı yüzde 36.4 azalarak 120 bine, eşek sayısı yüzde 48.6 azalarak 296 bin 114 adetten 152 bine, katır sayısı yüzde 43.9 azalarak 68 bin adetten 38 bine inmiş. Ucuz et tartışması sürerken at ve eşek sayısındaki şüpheli düşüş akıllarda soru işareti yaratmış

Anadolu Ajansının bu haberini görünce aklıma yüksek tahsilimi yaparken yaşadığımız bir olay geldi. Türkiye’nin iktisadi bünyesi diye bir dersimiz vardı. Hocası Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli profesörlerinden birisiydi. Benim gibi bankada çalışarak okuyan, ama çok çalışkan bir arkadaşımız, ne hikmetse bu dersin hocasını hiç sevemedi. Dönem sonu imtihana gireceğimiz gün bize şöyle söylemişti; “Yeminle söylüyorum, eğer imtihanda Türkiye’de eşek sayısı sorusu gelirse ben bir ekleyerek yazacağım.” Ben de dedim ki, sakın böyle bir şey yapma hem çok ayıp edersin hem de hoca farkına varır sana geçer not vermez. Aksilik bu ya imtihanda bu soru da vardı. Neticeler asıldığında geçmez yazısını görünce ben sana demiştim dedim.

İstatistiklere göre, Türkiye'de at, eşek, katır sayısı azalıyor, domuz ve deve sayısı ise artıyormuş. Türkiye İstatistik Kurumu'nun, Hayvansal Üretim İstatistikleri Mayıs 2014 verilerine göre, Türkiye'de 2012 sonunda 141 bin 422 olan at sayısı, 2013 yılı sonunda 136 bin 209'a ve bu yıl Mayıs sonu itibarıyla da 132 bin 499'a gerilemiş. Böylece, at sayısında yaklaşık 1,5 yıllık dönemde, yüzde 6,3’e karşılık gelen 8 bin 923 azalma gerçekleşmiş.

EŞEK VE KATIR: Aynı dönemler itibarıyla eşek sayısı 188 bin 789'dan 176 bin 542 düzeyine kadar inmiş. TÜİK verilerine göre, eşek sayısındaki yaklaşık 1.5 yıllık azalış da yüzde 6.5 ile 12 bin 247'yi bulmuş. Bu dönemlerde katır sayısı da yüzde 7.6 azalma ile 43 bin 629'a gerilemiş.

DEVEDE ARTIŞ VAR: Tüm yük hayvanlarında kısa sürede belirgin azalmalar yaşanırken, deve sayısı ise 2012 yılının sonunda 1,315 düzeyindeyken, 2013 sonunda 1,374'e ve bu yılın Mayıs ayında da 1,395'e yükselmiş. Deve sayısında yaklaşık 1.5 yıllık artış yüzde 6.1'i bulmuş.

DOMUZ SAYISIDA ARTMIŞ: TÜİK verilerine göre, Türkiye'de domuz sayısı, 2012 yılı sonunda 2 bin 986 düzeyindeyken, 2013 yılı sonunda 3 bin 145'e yükselmişse de bu yılın ilk beş aylık döneminde 267 baş azalarak 2 bin 878'e düşmüş. Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2 azalırken, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 7,7 artmış. Yılsonu itibariyle sığır sayısı 14 milyon 123 bin baş, koyun sayısı 31 milyon 115 bin baş, keçi sayısı ise 10 milyon 347 bin baş olarak gerçekleşmiş.

Toplam süt üretimi de bir önceki yıla göre yüzde 15,6 artarak, 17 milyon ton olmuş. Bunun yüzde 91,82'sini inek sütü, yüzde 5,79'unu koyun sütü, yüzde 2,12'sini keçi sütü ve yüzde 0,27'sini ise manda sütü oluşturuyormuş

YERLİ IRKLAR AZALIYOR, KÜLTÜR IRKLARI ARTIYOR: Bu arada, genellikle yerli hayvan ırklarının sayısının azaldığı, kültür ırkı hayvanların sayısının arttığı belirlendi. Hayvan varlığı içinde kültür ırkı sığırların sayısı yüzde 4,8 arttı, yerli ırkların sayısı ise yüzde 9 azaldı. TÜİK verilerine göre, kültür ırkı sığırların sayısı, 3 milyon 554 bin 585'ten 3 milyon 723 bin 583'e çıktı.

Kültür ırkı hayvan varlığının artırılması, et ve süt veriminin artırılması açısından önem taşıyor. Islah çalışmaları ile yerli ırkların et ve süt veriminin artırılması için çalışma yapılıyor ve melez ırklar geliştiriliyor.

SIĞIR-KOYUN ETİ ÜRETİMİ AZALDI: TÜİK verilerine göre, geçen yıl, sığır, koyun, keçi, manda eti üretimi azalırken, deve ve domuz eti üretimi çok az da olsa artmış. Toplam et üretimi 482 bin 458 tondan, yüzde 14,5 azalarak 412 bin 621'e gerilerken, sığır eti üretimi 370,6 bin tondan 325,3 bin tona, koyun eti üretime 96,7 bin tondan 74,6 bin tona, keçi eti üretim ise 13,7 bin tondan 11,6 bin tona düşmüş. Manda eti üretimi de 1,3 bin tondan bin tona inmiş.

Kayıtlara göre, deve eti üretimi, geçen yıl yüzde 27,4 artarak 14 tondan 18 tona yükselirken, 2008'de hiç olmayan domuz eti üretimi geçen yıl 3 ton olarak kayıtlara geçti.

TÜİK'in rakamları, mezbahalarda kayıtlı hayvan kesimlerini içeriyor. Türkiye'de yıllık et üretiminin 1 milyon ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Etin 400-500 bin tonu kayıtlı kesimlerden elde edilirken, kalan bölümü, Kurban bayramlarındaki kesimlerde dâhil olmak üzere kayıt dışı kesimler oluşturuyor.

Bu arada Uludağ da bir kaç senedir çok miktarda ayı olduğunu öğreniyoruz. Bunun başlıca nedeni ise Bursa’nın Karacabey- Boğazköy yakınlarında bulunan ayı barınağındaki ayıların 150-200 tanesinin doğal yaşama geri dönmeleri için Uludağ’a salınmalarıymış. Bunları gören çok insan var. İnsanlara bir zararları yokmuş çünkü insana alışıkmışlar. Hepsinin kulaklarında küpeleri varmış.

08.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ŞU KÜFÜR MESELESİ
Ne güzeldir anadolu insanının kalbi.Büyük şehirlerde çoğu insanın kalbinde olmayan hoşgörü ve insanlık adına çok şeyler öğrenebiliriz.
Yöre insanının ağzından küfür bile kulağa hoş geliyor.Yazınızda belirttiğniz gibi samimi ve sıcaklığı hissediyorsunuz çünkü...
Sevgi ve Saygılarımla...
Ruhan Temel -- 24.09.2012 12:16
ŞU KÜFÜR MESELESİ
Sayın Çapanoğlu; Küfre bilimsel olarak bir değer katmışsınız. Uslubunuz ve anltım güzellinizle de Anadolu insanınada işlenmiş bir pılanta gibi yakıştırmışsınız.

Bu yazıyı okuduktan sonra;hadi gelde uzak dur bu küfürden.

Latife bir yana ama, bende gurbette yaşayan biri olarak toprağımın insanını cümlesinin sonuna koyduğu noktadan tanıyorum. Hemde hiç yanılmıyorum. Ne varki bu durumdanda çok utanıyorum.

İzmirde görev yapan yönetici bir arkadaşın tayini yozgata çıkınca çok sevinmiş. Kendi memleketime gidiyorum gibi hissettim diyor. Hiç değilse tanıdığımız ve çok sevdiğimiz kardeşimizin memleketi,az çok tanıdıkları vardır, aracı olur tanışırız gariplik çekmeyiz diye düşünmüş. Düşündüğü gibi kendisine yardımcı olmak için bikaç kişiyle tanıştırdım ve çok değerli olduklarınıda belirttim. Bi kaç ay geçince arayıp sılamdaki gurbetçinin halini hatırnı ve yeni dostlarıyla münasebetini sordum. Aynen şöyle söyledi. "gayet saf, temiz,inançlı, misafirperver,samimi insanlar.Hatta samimiyetin ötesinde samimiler diyerek imalı imalı güldü. Ne demek istediğini anlamıştım. Utanarak " bakmayın onların son cümlelerine. Onlar ne söylediğinin farkında değil.Hiç değilse başka yörenin insanı gibi,kibarlık olsun diye insanın yüzüne gülüp arkasından sövmezler.Anadolu insanın içi dışındadır"

Elbetteki eksik ve kusurlarımızı kapatmak için uydurulan kılıflara bu kabahat sığmıyor. Yöremin güzel, tabi, hala saf ve temiz yürekliliğini koruyan yiğit insanımız küfrüde terketse, biz gurbetciler kibarcıkların yanında dahada göğsümüzü gere gere YOZGAT'LIYIZ diye öneceğiz.

Yazı harikaydı. Selam ve saygılar efendim.
SAYHA -- 23.09.2012 21:40
ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY’İN ADALETİ
selam hocam ustalıkla anlatımınızı zevkle okumak güzel oldu .(öğnmekgibi olmasın eme yozgatlıyık.)
mahmut erdem -- 18.09.2012 12:55
Oyuncaklarım
Abdulkadir Hocam hergün keyifle okuduğum köşenize yine harika bir yazı yazmışsınız. Yozgat güzelliklerini sizin gibi bir edebiyat duayeninden okumak çok güzel. İlgi ve hayranlıkla takip ettiğim konularınız ufkumuzu aydınlatıyor. Başarılarla dolu uzun yıllar diliyorum. Saygılarımla...
Rıfat Çakır -- 08.09.2012 22:26
Oyuncaklarım
Değerli Kuzenim Abdulkadir.
19555 yıllarındaki yaşammızı o kadar güzel anlatmışsınki, teşekkür ederim... gözlerim yaşardı. Zira o zamanlar biz oyuncakla nasıl oynandığını bile bilmez idik, telefon vardı, konuşmak için saatlerce beklerdik. Televizyon yoktu, radyo dinşemek ise lüks idi.
Bana da aynı yıllarda Kuzenimiz Gülseren Sebük Ablanın 1. Eşi rahmetli Prof. Muammer Aksoy motosiklet üzerinde bir çocuk oyuncağı getirmiş idi. Motosiklet sadece kurunca yürüyor ve çakmak taşı şeklinde kıvılcım çıkıyordu. Birgün kıvılcımlar çıkmaz oldu ve Annem çakmak tamircisine götür belki o yapar dedi. Usta büyük bir maharetle oyuncağı ikiye açıp çakmak taşını değiştirince bütün mutluluklar benin olmuştu. HEY GİDİ NOSTALJİK GÜNLERİMİZ............
Celalettin Çapanoğlu -- 05.09.2012 17:13
Çapanoğlu Celal bey ve Piroğlu İbrahim Efendi
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu.Yozgat gazetesi Bayram nüshasındaki köşe yazınızda yine enteresan şeyler öğrendim.Teşekkürlerimi sunar,bayramınızı tebrik ederim.Saygılarımla
cehirliklalesi -- 23.08.2012 10:05
UZ. DR.EDİP BİLGİN ÇAPANOĞLU İLE BİR HASBİHAL (3)
Geleck kuşaklara bırakılacak güzel bir yazı dizini
teşekürler zihninize ve kaleminize kuvet.
mahmut erdem -- 06.08.2012 10:38
UZ. DR.EDİP BİLGİN ÇAPANOĞLU İLE BİR HASBİHAL (2)
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu beyefendi. İyi ki bunları yazıyorsunuz. Çapanoğullarını ve Yozgat’ın geçmişini öğreniyoruz. Bu konular ile ilgili yazılarınız umarım devam edecektir. Saygılarımla
Cehirliklalesi -- 02.08.2012 05:47
UZM. DR.EDİP BİLGİN ÇAPANOĞLU İLE BİR HASBİHAL (1)
Sayın Abdulkadir beyefendi usat romanını ancak bitirebildim.Yıllar önce Feridun Fazıl Tülbentçinin yazdığı Kanuni Sultan Süleyman romanını okurken bazı yerlerinde gözyaşlarımı tutamamış ağlamıştım.Çapanoğlu Halit beyin yakalanışı ve götürülüşü sahnesini okurkende aynı hislere kapıldım.Cebeloğlu'nun defterine yazdığı son cümleler ile Aynacıoğlu Mehmet'in Jandarma kumandanı vasfi beye son sözleri de beni çok etkiledi.Gördümki Çapanoğlu beylerine ve onlara katılanlara çok yazık olmuş.Şimdi nerede böyle yiğit insanlar, kaldımı bilmiyorum.Romanı bize tanıttığınız için size,Sayın Siyami Yozgat beyefendi'ye de yıllar süren sabırlı çalışması için çok teşekkür ederim.Çalışmalarınızda başarılar dilerim. Sağlıkla kalınız efendim.
cehirliklalesi -- 25.07.2012 12:51
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 2 -
Romanın bir başucu kitabı olacağı düşüncesi doğru. Hatta her arandığında kolayca bulunacak bir yerde olması daha doğru olur kanaatindeyim. Zira o kadar çok kişi, olay ve yer var ki hepsini akılda tutmak mümkün değil. Yine de olayların zaman sırası ve geri dönüşler güzel kurgulanmış, okuyucu daha önce okuduğu olayı tekrar ve kolayca anımsayabiliyor. Akıcı ve kullandığımız Türkçe ile yazıldığından kolayca okudum.Büyük Dayımız Yiğit Halit Bey’in yakalanışı ve götürülüşü çok gerçekçi anlatılmış.Okurken nasıl içim daraldıysa, Aynacıoğlu Mehmet Ağanın Halit Bey’i ihbar eden Kambur Halil’den intikam alması da o derece içimi soğuttu.Ben de Sayın Siyami Bey’e emeği için teşekkür ediyor ve devamını bekliyorum.Saygılarımla.
Nedret Çapanoğlu -- 22.07.2012 21:35
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00