BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
198
Dün
:
4633
Toplam
:
14014003
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TÜRKİYE'DE AT, EŞEK VE KATIR SAYISI AZALIYOR, ULUDAĞ’DA AYILAR DOLAŞIYORMUŞ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
TSK’da yüzlerce askerin zehirlenmesine neden olan et skandalı ve at eti iddiaları üzerine basında çıkan haberlere göre, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı için alınan kavurma konservelerinin 4 bin 50 kilogramında at eti tespit edilmiş. Adana'da da kesilip etleri alınmış at ve eşeklere ait çok sayıda kemik ve bulunmuş. Merkez Yüreğir ilçesindeki bataklık bir alanda yılbaşında piyasaya sürülmek üzere kesildiği iddia edilen at ve eşeklerin kemik ve kafalarını görenler polise ihbarda bulunmuş. Yakınında ev bulunmayan bataklık alanda çok sayıda kesilip eti alınmış tek tırnaklı hayvanlara ait kemikler ele geçmiş. Polis ve zabıta ekipleri, bölgede incelemelerini sürdürüyormuş.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre son 10 yılda at sayısı yüzde 36.4 azalarak 120 bine, eşek sayısı yüzde 48.6 azalarak 296 bin 114 adetten 152 bine, katır sayısı yüzde 43.9 azalarak 68 bin adetten 38 bine inmiş. Ucuz et tartışması sürerken at ve eşek sayısındaki şüpheli düşüş akıllarda soru işareti yaratmış

Anadolu Ajansının bu haberini görünce aklıma yüksek tahsilimi yaparken yaşadığımız bir olay geldi. Türkiye’nin iktisadi bünyesi diye bir dersimiz vardı. Hocası Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli profesörlerinden birisiydi. Benim gibi bankada çalışarak okuyan, ama çok çalışkan bir arkadaşımız, ne hikmetse bu dersin hocasını hiç sevemedi. Dönem sonu imtihana gireceğimiz gün bize şöyle söylemişti; “Yeminle söylüyorum, eğer imtihanda Türkiye’de eşek sayısı sorusu gelirse ben bir ekleyerek yazacağım.” Ben de dedim ki, sakın böyle bir şey yapma hem çok ayıp edersin hem de hoca farkına varır sana geçer not vermez. Aksilik bu ya imtihanda bu soru da vardı. Neticeler asıldığında geçmez yazısını görünce ben sana demiştim dedim.

İstatistiklere göre, Türkiye'de at, eşek, katır sayısı azalıyor, domuz ve deve sayısı ise artıyormuş. Türkiye İstatistik Kurumu'nun, Hayvansal Üretim İstatistikleri Mayıs 2014 verilerine göre, Türkiye'de 2012 sonunda 141 bin 422 olan at sayısı, 2013 yılı sonunda 136 bin 209'a ve bu yıl Mayıs sonu itibarıyla da 132 bin 499'a gerilemiş. Böylece, at sayısında yaklaşık 1,5 yıllık dönemde, yüzde 6,3’e karşılık gelen 8 bin 923 azalma gerçekleşmiş.

EŞEK VE KATIR: Aynı dönemler itibarıyla eşek sayısı 188 bin 789'dan 176 bin 542 düzeyine kadar inmiş. TÜİK verilerine göre, eşek sayısındaki yaklaşık 1.5 yıllık azalış da yüzde 6.5 ile 12 bin 247'yi bulmuş. Bu dönemlerde katır sayısı da yüzde 7.6 azalma ile 43 bin 629'a gerilemiş.

DEVEDE ARTIŞ VAR: Tüm yük hayvanlarında kısa sürede belirgin azalmalar yaşanırken, deve sayısı ise 2012 yılının sonunda 1,315 düzeyindeyken, 2013 sonunda 1,374'e ve bu yılın Mayıs ayında da 1,395'e yükselmiş. Deve sayısında yaklaşık 1.5 yıllık artış yüzde 6.1'i bulmuş.

DOMUZ SAYISIDA ARTMIŞ: TÜİK verilerine göre, Türkiye'de domuz sayısı, 2012 yılı sonunda 2 bin 986 düzeyindeyken, 2013 yılı sonunda 3 bin 145'e yükselmişse de bu yılın ilk beş aylık döneminde 267 baş azalarak 2 bin 878'e düşmüş. Büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 2 azalırken, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 7,7 artmış. Yılsonu itibariyle sığır sayısı 14 milyon 123 bin baş, koyun sayısı 31 milyon 115 bin baş, keçi sayısı ise 10 milyon 347 bin baş olarak gerçekleşmiş.

Toplam süt üretimi de bir önceki yıla göre yüzde 15,6 artarak, 17 milyon ton olmuş. Bunun yüzde 91,82'sini inek sütü, yüzde 5,79'unu koyun sütü, yüzde 2,12'sini keçi sütü ve yüzde 0,27'sini ise manda sütü oluşturuyormuş

YERLİ IRKLAR AZALIYOR, KÜLTÜR IRKLARI ARTIYOR: Bu arada, genellikle yerli hayvan ırklarının sayısının azaldığı, kültür ırkı hayvanların sayısının arttığı belirlendi. Hayvan varlığı içinde kültür ırkı sığırların sayısı yüzde 4,8 arttı, yerli ırkların sayısı ise yüzde 9 azaldı. TÜİK verilerine göre, kültür ırkı sığırların sayısı, 3 milyon 554 bin 585'ten 3 milyon 723 bin 583'e çıktı.

Kültür ırkı hayvan varlığının artırılması, et ve süt veriminin artırılması açısından önem taşıyor. Islah çalışmaları ile yerli ırkların et ve süt veriminin artırılması için çalışma yapılıyor ve melez ırklar geliştiriliyor.

SIĞIR-KOYUN ETİ ÜRETİMİ AZALDI: TÜİK verilerine göre, geçen yıl, sığır, koyun, keçi, manda eti üretimi azalırken, deve ve domuz eti üretimi çok az da olsa artmış. Toplam et üretimi 482 bin 458 tondan, yüzde 14,5 azalarak 412 bin 621'e gerilerken, sığır eti üretimi 370,6 bin tondan 325,3 bin tona, koyun eti üretime 96,7 bin tondan 74,6 bin tona, keçi eti üretim ise 13,7 bin tondan 11,6 bin tona düşmüş. Manda eti üretimi de 1,3 bin tondan bin tona inmiş.

Kayıtlara göre, deve eti üretimi, geçen yıl yüzde 27,4 artarak 14 tondan 18 tona yükselirken, 2008'de hiç olmayan domuz eti üretimi geçen yıl 3 ton olarak kayıtlara geçti.

TÜİK'in rakamları, mezbahalarda kayıtlı hayvan kesimlerini içeriyor. Türkiye'de yıllık et üretiminin 1 milyon ton civarında olduğu tahmin ediliyor. Etin 400-500 bin tonu kayıtlı kesimlerden elde edilirken, kalan bölümü, Kurban bayramlarındaki kesimlerde dâhil olmak üzere kayıt dışı kesimler oluşturuyor.

Bu arada Uludağ da bir kaç senedir çok miktarda ayı olduğunu öğreniyoruz. Bunun başlıca nedeni ise Bursa’nın Karacabey- Boğazköy yakınlarında bulunan ayı barınağındaki ayıların 150-200 tanesinin doğal yaşama geri dönmeleri için Uludağ’a salınmalarıymış. Bunları gören çok insan var. İnsanlara bir zararları yokmuş çünkü insana alışıkmışlar. Hepsinin kulaklarında küpeleri varmış.

08.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
4 NİSAN DENİZ ŞEHİTLERİ GÜNÜ VE DUMLUPINAR FACİASI
Yorumunuz:
Bugün Facebook'a yazdıklarımı, Abdlkadir Çapanoğlu'nun muhteşem yazısının altına taşımak istedim. Saygıyla.

"O günü çok iyi hatırlıyorum. Manevradan dönüyorlardı. Ağabeyim Onaran gemisinin doktoruydu. Önden gelmişlerdi. Hemen geri döndüler. Çok büyük bir acıydı. Galiba
sadece iki kişi kurtulmuştu. O iki kişiden biri ile yıllar sonra tanıştım. Apartman komşumun babasıydı".

olcay Akkent -- 04.04.2017 13:18
18 MART
İki fotoğraf var Abdülkadir Bey'in 18 Mart başlıklı anlatısında. İlk karede,Çanakkale yolunda Yüksek Tahsil Gençliği.TMTF (Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nu temsilen 18 Mart 1915 Zaferi'ni kutlamaya gidiyor Ayvalık gemisiyle. Şenlik şamata.Sazlar çalınıp türküler söyleniyor.Yüzler gülüyor. Herkes pürneşe.Ah gençlik! Yıl 1967.
İkinci karenin kayıt tarihi 1963. Bir halk müziği korosu.Liseliler.Saz heyeti üç bağlama, bir kaşık, bir ritim(darbuka). Baş bağlamada sevgili dost Abdulkadir Çapanoğlu.Koro 6 kız, 3 erkekten oluşmuş. Bir de koro şefi var.Saz ekibi öylesine çalınan esere yoğunlaşmış ki koro şefine bakan yok. Halbuki koroda koro şefiyle göz temasını hiç kesmemek lazım. Baş bağlamanın dikkatini çekerim. Koristlerin bir gözü,bir veya iki korist hariç, koro şefinde. Hah böyle olmalı işte.
Sevgili dostum. Hoşgörünüze sığınarak latife ettim.Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer. Ne güzel bir paylaşımdır bu.Ben de lisede, eğitim enstitüsünde korolara katıldım.Tesmillerde bulundum.Bir an o günlere akıp gittim. Ah, ah! O günler gitti gelmez bir daha.
Sizi muhabbetle selamlıyorum.
Mustafa Topaloğlu -- 31.03.2017 00:24
EŞEK HİKÂYELERİ VE OSMANLI DA VERGİ SİSTEMİ
Değerli dost Mustafa Bey ‘ciğim,
Lütfettiğiniz yorumunuzla engin edebi bilginizden yine istifade etmiş oluyoruz.

“Söyleyeni bilinmeyen ama Osmanlının vergi sistemini eleştiren çok güzel bir dörtlük”, cümlem iki kıtanın arasına gelince bir karışıklık olmuş. Benim kastettiğim Şalvarı şaltak Osmanlı dörtlüğüydü.
Ben,
Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta gezer
Hasırdan serili çulumuz bizim”

Dörtlüğünün Aşık Serdari’ye ait olduğunu bilmiyordum. Sadece bir dörtlük olduğunu sanıyordum. Onun Kıtlık destanının içinde bir dörtlük olduğunu sizden öğrendim.

“Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim”

Okudukça, Yılmaz ağabeyimin “Vergi memuru işini bitirip köyden ayrıldığında sanki bütün evlerden cenaze çıkmış gibi olurdu” sözünde ne kadar gerçek payı olduğunu da görmüş oluyoruz. Hoş şimdide ödediğimiz vasıtalı vasıtasız vergiler, KDV.ler ÖTV. ler o devri aratmıyor.
Bu vesileyle bende biraz sitem edeyim. Yazılarınızdan Oğulcuk’u çok sevdiğinizi anlıyoruz. Oğulcuk anılarınız ve bu gün itibariyle yaşadıklarınızı da ilgi ile okuyoruz ama edebi konulardaki yazılarınızı da bekliyoruz. Zira yazılı ve görsel basınımızdaki abuk subuk haber ve makalelerden geçmişte iz bırakan şair ve ozanları hatırlayıp yad edecek fırsat bulamıyoruz. En kalbi sevgi ve saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.03.2017 10:22
EŞEK HİKÂYELERİ VE OSMANLI DA VERGİ SİSTEMİ
Abdulkadir Bey,
“Eşek Hikayeleri ve Osmanlı’da Vergi Sistemi “ yazınızı gâhi gülümseyerek, gâhi düşünerek okudum. Eşek hikayesi deyince Şeyhi’nin “Harname”si aklımıza gelir. Biz buna öğrenci argosunda “Eşşekname” derdik. Ben de Karakaçan’da bu mevzuya değindim. Sizin anlatılarınızdan da alıntılayacağım izninizle.
Yazınızda “Söyleyeni bilinmeyen ama Osmanlının vergi sistemini eleştiren çok güzel bir dörtlük...
Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta gezer
Hasırdan serili çulumuz bizim”
diyerek alıntıladığınız şiir Şarkışlalı Aşık Serdari’nindir. Kıtlık destanından alınmıştır. Uzunca bir destandır bu. Ben on beş dörtlüğünü biliyorum. İlk dörtlüğünü yazayım:
“Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim”
Sözlerimi minicik bir öyküyle bitireyim. İçinde bir boz eşek var çünkü:
“Felahiyeli (Felağyeli) biri binmiş at arabasına. Kayseri’ye gidiyor. Bağarsak denilen yokuşa geldi.. Yokuş yukarı yük taşımak, arabayı çekmek kolay mı? Kolay değil elbet. Yük ve yolcu taşıyan hayvancağızların anası ağlıyor.
Felahiyeli yavaşladı. Yolun kenarında bir yolcu. Araba bekliyor. El kaldırdı. Felahiyeli durdu. Bindi adam. Selam verdi. Felahiyeli oralı olmadı. Bir daha selamladı. Felahiyeli’den ses yok:
-Arkadaş! Selam virdim, almıyon. Niye ki? Beni arabaya aldığına pişmansın herhal. Eğlen de iniyim, dedi yolcu.
Felahiyeli o zaman ayıktı:
-Gusura bakma gardaş. Babam öldü. Ondan biraz dalgınım.
Yolcu anında tepkidi:
-Benim boz eşşek öldü ki senin baban ne çalar hemşerim...”
.
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 15.03.2017 14:25
YOZGAT'TAN GÖÇE SEVİNSEM Mİ?
Abdulkadir Kardeş,

Sondan ikinci paragrafı okuyunca çocukluğumun o güzel günlerini yaşadım yeniden. Güzel bir özlem, ama o eski Yozgat'tan eser yok şimdi. Ne yazık ki geriye dönüş de yok.

Ah be dostum, yaramı deştin derinden; bir, "Of" çektirdin bana.

Kalemine, yüreğine sağlık.

Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.03.2017 11:01
OSMANLI DA YADİGÂR İSMİ
Serkan Bey, Google'dan Yozgat Gazetesine girerek benim köşemden ulşabilirsiniz. Yazımın altında yazarın diğer yazılarını tıklayınız tüm yazılarım en sondan başlayarak sıralanmıştır. "Osmanlıda yadigar ismi"ni tıklayınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 24.02.2017 20:53
OSMANLI DA YADİGÂR İSMİ
"Yadigar" isimli yazıda her hangi bir şiir göremedim. Acaba Filiz hanımla farklı yazılar mı okuduk diye düşünüyorum...
Yadigar isimini taşıyan insanlar incinmiş olabilirler mi acaba?
Toplumlar rezaleti mesken edinmedikçe mezellet ve illet bulaşmazmış. Yani kula bela gelmez Hak yazmayınca, Hak bela yazmaz kul azmayınca demek daha doğru oldu sanırım. Bu ülkede bu rezilliklerin olabileceğini aklım almıyor fakat altıyüz yıllık çınarın devrilme sebebi illaki vardı.
Serkan -- 19.02.2017 01:06
OSMANLI DA YADİGÂR İSMİ
Abdülkadir Bey,
Makaledeki şiir her şeyi anlatıyor. Bunları nerelerden bulup çıkarıyorsunuz, şaşıyorum. Buna benzer acılar hala bir yerlerde saklanıp yaşıyor. Çok iyi işleyen bir adalet mekanizmasına ihtiyaç var. Sağlık sorunlarım nedeniyle pek ilişki kuramadım.
Selam ve saygılarımla
M. Filiz Ulusoy (Çapanoğlu) -- 16.02.2017 11:47
YERLİ MALI (MADE IN TURKEY)
Selamün Aleyküm. Ben de bir Çapanoğluyum ama elimde kuvvetli deliller yok. babam Kerim, dedem Abdulkadir ve büyük dedem Kerim Çavuş. O'nun Yozgattan Avanos tarafına göç ettiğini ve sonra Karaman'a Göç ettiğini biliyorum. Buradaki sülalemizin Adı çapovlar ( Çapanoğulları ) olduğunu biliyorum. sizde bağlantı kuracak bir bilgi mevcut mu acaba.
Adınız ve Soyadınız -- 09.02.2017 15:29
GIDDİLİ
DEĞERLİ HEMŞEHRİM MEMLEKET ŞİVESİNİ HİÇ DEĞİŞTİRMEDEN ALTMIŞLI YILLAR EVVELİ Sİ KONUŞMALARDAKİ KELİMELERİ SÖYLENİŞ ŞEKLİ İLE AYNEN AKTARMIŞSINIZ; SAF SADE DİLLE ANLATIMLA YÜREĞİMİZE SU SERPİŞTİRECEKSİNİZ TEŞEKKÜR EDERİZ AĞZINIZ,GÖNLÜNÜZE VE YÜREĞİNİZE SAĞLIK OLSUN. İYİ Kİ VARSINIZ SELAM VE SAYILAR...
Ali ŞAHİNGÖZ -- 1.02.2017 20:25:
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00