BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
177
Dün
:
4633
Toplam
:
13443308
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TOPAL MOLLA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1920 yılında, Afganistan'da Topal Molla lâkabıyla tanınan bir zat ortaya çıkar ve önce bir tekke kurar. Hemen ardından kendi adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’şöyle büyük bir evliya, böyle büyük bir ulema’’ şeklinde reklamını yaptırır.
Üç yıl gibi çok kısa bir zaman içinde Topal Molla'nın müritlerinin sayısı 200 bine ulaşır ve 1925 yılına gelindiğinde daha da artarak 300 bini aşar.

Topal Molla, istediği sayıya ulaşınca Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatır. Bir yıl içinde büyük katliamlar yapılarak oluk oluk kan akıtılmış, Afgan Kralı Emanullah’ın ülkesinden kaçmaktan başka çaresi kalmamıştır. Kral Emanullah, vatanından ayrılmak için Afganistan sınırına geldiğinde, aniden yanına esrarengiz bir kişi yaklaşır ve kendisine ‘’Beni tanıdınız mı, ben o meşhur Topal Mollayım. Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başarıyla bitirdim ve şimdi İngiltere’ye dönüyorum’’ der.

Afgan Kralı Emanullah acı acı iç çektikten sonra, İngiliz ajanı Topal Mollaya der ki;
‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, halkımı öylesine etkilemiştin ve onların gönüllerine girmiştin ki senin İngiliz casusu olduğuna onları inandırmamın imkânı yoktu’’
İngiliz ajanı Topal Molla, sarığını, fesini atmış, uzun sakallarını kesmiş, başında İngiliz fötr şapkası, boğazında gayet kibar kravatıyla, kazandığı zaferin mağrurluğu için de İngiltere’ye doğru yola çıkmıştı.

Kurulduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk ziyaret eden devlet başkanı Afganistan Kralı Emanullah Han olur. Kral, batılı ülkelerin “Başkent nasıl olsa İstanbul'a taşınır” düşüncesiyle büyükelçilik bile açmakta isteksiz davrandıkları Ankara'ya 20 Mayıs 1928'de eşiyle birlikte gelir ve bir hafta boyunca Atatürk'ün konuğu olur.
Ziyaretten önce, o zamana kadar hiçbir yabancı devlet başkanı veya kral ağırlanmamış olan Ankara'da büyük bir seferberlik başlar. Henüz yapılmış olan Ankara yolları başka yerlerden sökülüp getirilen ağaçlarla ağaçlandırılır, Ankara Palas'ın yapımına hız verilir. Otel büyük bir hızla bitirilir ve döşenir. Ankara'nın ilk ve o dönemde tek modern oteli olan Ankara Palas'ın ilk konukları Emanullah Han, eşi ve Afgan heyeti olur.

Yeni Türkiye'de yapılanlardan etkilenen Emanullah Han ile 22 Mayıs 1928'de Türkiye-Afgan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanır. Ziyaret sırasında Türkiye ile Afganistan'ın, elçiliklerini karşılıklı olarak “büyükelçilik” düzeyine çıkarması kararlaştırılır. Böylece Kabil, o sırada Türkiye'nin dünyada büyükelçi bulundurduğu 26 ülkeden biri haline gelir.

Afgan Kralı, Atatürk'ten aldığı ilhamla ülkesinde reformlar yapmaya yönelir. Ancak Atatürk, Afganistan’ın Asya’nın ortasında olduğunu belirterek, Büyükelçimiz Yusuf Hikmet Bayur'la Emanullah Han'a “çok dikkatli ve çok temkinli olması” yönünde mesaj gönderir.

Atatürk'ün uyarısından bir süre sonra Afganistan'da Topal Mollanın gerici ayaklanması patlar. Gerekçe; eğitim için Türkiye'ye gönderilmek üzere seçilen 15-20 kişilik kız öğrenci grubu için “Dinsiz Emanullah kızlarımızı kâfirlere peşkeş çekecek” diye çıkarılan söylentidir. Güney'deki aşiretler ayaklanırlar, isyancılar Kabil'e doğru yürümeye başlar.

O sırada Afgan ordusunu ıslah etmek üzere Kabil'de bulunan General Kazım Orbay başkanlığındaki Türk askeri heyeti, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü imzasıyla gönderilen yazılı talimatla, Emanullah Han'ı “Türk vatanını müdafaa eder gibi, hayatlarını ortaya koyarak” korumakla görevlendirir.
Atatürk de, Kral'ın huzurunda açılacak özel bir telgrafta Emanullah Han'a şu mesajı gönderir:
“Son günlerde Zatı Şahanenizi muztarip eden bazı ahval ve hadisattan haberdar oldum. Eğer vaki ise öz kardeş bildiğim sizin, ıstırabınızı tahfife medar olacak noktai nazarlarımı
bildirmek üzere beni hakikatten haberdar ediniz. Orada bulunan ve yolda emrinize iltihak etmek üzere olan bilcümle Türk ümera ve zabitanı sizin için fedayi hayat emrini almışlardır. Büyük alaka ile cevabınızı intizar ederim kardaşım.”

Atatürk'ün bu mesajı sunulamadan isyancılar Kabil'e girer. Emanullah Han, Yusuf Hikmet Bayur'un ifadesiyle “bir çaduriye bürünerek, kadın kılığında Kabil'den kaçar” ve Roma'ya yerleşir. Zaman zaman Türkiye'ye gelerek Atatürk'le de görüşür.

Atatürk, Emanullah Han'dan sonra Afgan tahtına oturan Mehmet Nadir Han'a biraz mesafeli durdu. Ancak Mehmet Nadir Han da Türkiye'ye ilgili davranır. Yeniden doğan sıcak hava üzerine Kabil Büyükelçisi Yusuf Hikmet Bayur 24 Haziran 1930'da Mehmet Nadir Han'a güven mektubunu sunar ve görüşmeyi Ankara'ya şöyle teller:

“24 Haziran'da itimatnamemi verdim. Kral mükamele (karşılıklı konuşma) esnasında ezcümle şöyle dedi, “kâffemiz (cümlemiz) Reisicumhur Hazretlerini (Atatürk’ü) başımız tanırız”

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun.

Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam (son derece düzenli) şu memleket hâkimsiz olur?
Mehmet ÇApanoğlu -- 01.06.2016 13:06
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Değerli Hocam Muhsin Bey'ciğim. Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum. Eski Yozgat ile ilgili hatırlyabildiklerimizi sizinle birlikte yeni kuşaklara aktarmaya çalşıyoruz. Gazetemizin sahibi Osman Hakan Kiracının dediği gibi bizim bu yazdıklarımız 50 yıl sonrakilere kaynak olacaktır. Hayırla anılırsak ne mutlu bize.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.05.2016 00:30
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
"YOZGATÇA ABDULLA'NIN BOSTAN" başlıklı yazınızı beğeniyle okudum. Söz konusu yerin tarihsel geçmişi hakkında bizleri bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.
"Abdullah'ın Bostan" başlığıyla yazdığım yazıya çok özel ve bir o kadar da olumlu bir eleştiri yapmıştınız. Yozgatlılar bu yere sizin başlığınızda olduğu gibi "Abdulla'nın Bostan" demektedir. Halk dilinde yerleşen adı aynen böyledir. Biliyorsunuz ben bir Türkçe öğretmeniyim. Türkçede bazı yer adları kurallara aykırı kullanıldığı için o yazımda olması gereken biçimini kullanmıştım. Ama size katılıyorum. kurallara uygun biçimi insana o kadar sıcak gelmiyor. Biz de çocukluğumuzda o klasikleşmiş adı duyardık hep: Abdulla'nın Bostan.
Yazınızda belirttiğiniz o yapı keşke günümüze kadar korunmuş olsaydı. Hiç olmazsa bahçesi arsa olarak bizlere birbirinden güzel anılar bıraktı. Allah o zamanki sahiplerinden razı olsun. Anılarımızın çoğunu onlara borçluyuz. Nur içinde yatsınlar. Mekânları cennet olsun.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 26.05.2016 20:26
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Değerli yorumcularımızdan Sayın Suzan Hanımefendi sağlığınızı merak ediyorum. Lütfen kısa bir mesaj. Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 21.05.2016 14:00
DOKTORSUZ TEDAVİLER ve OCAKLAR (1)
ABDÜLKADİR BEY MUHTEŞEM YAZILARINIZI BÜYÜK BİR ZEKLE OKUYOR VE BAZI FİKİRLERİMİ SÖYLEMEK İSTİYORUM MÜSEDENİZLE.YILLARCA ENAZ 30 SENE PİPO KULLANDIM.DİŞ ETLERİM ÇEKİLMEYE BAŞLADI DOKTOR 4-5 BİN TL KARŞILIĞINDA AMELİYAT VE TEDAVİ EDERİM DEDİ.OTÇU BİR ARKADAŞ BİR TUTAM AYNI SEFA BİR TUTAM PAPATYAYI KAYNAT SOĞUDUKTAN SONRA PAMUKLARI O SUYUN İÇİND ISLAT VE DUDAĞIN İLE DİŞ ETİNİN ARASINA KOY VE BEKLE.SONUÇ ŞAŞIRICI DİŞ ETİ ÇEKİLMESİ GEÇTİ .
SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 13.05.2016 11:29
İSTANBUL SERENCEBEY YOKUŞUNDAKİ ÇAPANOĞLU SIDIKA HANIM KONAĞI
Abdülkadir Bey
Elinize ve aklınıza sağlık, ayaklı kütüphane gibisiniz. Bir de Çapanoğlu Edip Bey hakkında yazarsanız sevinirim.
Saygılarımla
M. Filiz Ulusoy -- 05.05.2016 11:25
İSTANBUL SERENCEBEY YOKUŞUNDAKİ ÇAPANOĞLU SIDIKA HANIM KONAĞI

Abdulkadir Capanoglu ağabeyimin emeğine sağlık. Celal Çapanoğlu Paşa nın torunu Yılmaz Çapan nın oğlu olarak yazdıklarınızdan çok duygulandım. Kaleminiz hiç susmasın. Büyüklerimiz yattıkca Allah size uzun ömürler versin.
ERCÜMENT ÇAPAN -- 03.05.2016 18:05
KUR’AN TEFSİRİ VE ATATÜRK
Abdulkadir bey merhaba.
Bu güzel yazınızı beğenerek severek okudum. Canerhan Tipi beyin Youtube'daki videosuna yapılan bir yoruma yaptığınız ince eleştiriden gelmiştim buraya. İyi ki gelmişim.
Yazan ellerinize sağlık.
Cumhuriyet güneşi bolluğunda sevgi ve iyiliklerle kalın.
Kudret Kemal -- 28.04.2016 18:33
KARINCAEZMEZ
Çok güzel bir anı barış sever bir takım tutar ve naif bir holiganin yaşamı bu günkü futbol taraftarlarına örnek olmali.
Fazilet sayılan peker -- 27.04.2016 08:36
KARINCAEZMEZ
ABDÜLKADİR BEY BİZİ ESKİLERE GÖTÜREN YAZILARINIZI ZEVKLE OKUYORUM.BENDE KARINCA EZMEZ ŞEVKİYİ YILLARCA TANIDIM.ÇOK KEZ GALATASARAY LİSESİNİN ÖNÜNDE SELAMA DURDUĞUNU GÖRDÜM.EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM KÜLÜP İÇİN AİLESİNDEN AYRILIP YANLIZ LAAN GARİBANA GALATASARAYIN SAHİP ÇIKMAMASIDIR.

SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 25.04.2016 14:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00