BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
288
Dün
:
4820
Toplam
:
13465280
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TOPAL MOLLA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1920 yılında, Afganistan'da Topal Molla lâkabıyla tanınan bir zat ortaya çıkar ve önce bir tekke kurar. Hemen ardından kendi adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’şöyle büyük bir evliya, böyle büyük bir ulema’’ şeklinde reklamını yaptırır.
Üç yıl gibi çok kısa bir zaman içinde Topal Molla'nın müritlerinin sayısı 200 bine ulaşır ve 1925 yılına gelindiğinde daha da artarak 300 bini aşar.

Topal Molla, istediği sayıya ulaşınca Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatır. Bir yıl içinde büyük katliamlar yapılarak oluk oluk kan akıtılmış, Afgan Kralı Emanullah’ın ülkesinden kaçmaktan başka çaresi kalmamıştır. Kral Emanullah, vatanından ayrılmak için Afganistan sınırına geldiğinde, aniden yanına esrarengiz bir kişi yaklaşır ve kendisine ‘’Beni tanıdınız mı, ben o meşhur Topal Mollayım. Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başarıyla bitirdim ve şimdi İngiltere’ye dönüyorum’’ der.

Afgan Kralı Emanullah acı acı iç çektikten sonra, İngiliz ajanı Topal Mollaya der ki;
‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, halkımı öylesine etkilemiştin ve onların gönüllerine girmiştin ki senin İngiliz casusu olduğuna onları inandırmamın imkânı yoktu’’
İngiliz ajanı Topal Molla, sarığını, fesini atmış, uzun sakallarını kesmiş, başında İngiliz fötr şapkası, boğazında gayet kibar kravatıyla, kazandığı zaferin mağrurluğu için de İngiltere’ye doğru yola çıkmıştı.

Kurulduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk ziyaret eden devlet başkanı Afganistan Kralı Emanullah Han olur. Kral, batılı ülkelerin “Başkent nasıl olsa İstanbul'a taşınır” düşüncesiyle büyükelçilik bile açmakta isteksiz davrandıkları Ankara'ya 20 Mayıs 1928'de eşiyle birlikte gelir ve bir hafta boyunca Atatürk'ün konuğu olur.
Ziyaretten önce, o zamana kadar hiçbir yabancı devlet başkanı veya kral ağırlanmamış olan Ankara'da büyük bir seferberlik başlar. Henüz yapılmış olan Ankara yolları başka yerlerden sökülüp getirilen ağaçlarla ağaçlandırılır, Ankara Palas'ın yapımına hız verilir. Otel büyük bir hızla bitirilir ve döşenir. Ankara'nın ilk ve o dönemde tek modern oteli olan Ankara Palas'ın ilk konukları Emanullah Han, eşi ve Afgan heyeti olur.

Yeni Türkiye'de yapılanlardan etkilenen Emanullah Han ile 22 Mayıs 1928'de Türkiye-Afgan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanır. Ziyaret sırasında Türkiye ile Afganistan'ın, elçiliklerini karşılıklı olarak “büyükelçilik” düzeyine çıkarması kararlaştırılır. Böylece Kabil, o sırada Türkiye'nin dünyada büyükelçi bulundurduğu 26 ülkeden biri haline gelir.

Afgan Kralı, Atatürk'ten aldığı ilhamla ülkesinde reformlar yapmaya yönelir. Ancak Atatürk, Afganistan’ın Asya’nın ortasında olduğunu belirterek, Büyükelçimiz Yusuf Hikmet Bayur'la Emanullah Han'a “çok dikkatli ve çok temkinli olması” yönünde mesaj gönderir.

Atatürk'ün uyarısından bir süre sonra Afganistan'da Topal Mollanın gerici ayaklanması patlar. Gerekçe; eğitim için Türkiye'ye gönderilmek üzere seçilen 15-20 kişilik kız öğrenci grubu için “Dinsiz Emanullah kızlarımızı kâfirlere peşkeş çekecek” diye çıkarılan söylentidir. Güney'deki aşiretler ayaklanırlar, isyancılar Kabil'e doğru yürümeye başlar.

O sırada Afgan ordusunu ıslah etmek üzere Kabil'de bulunan General Kazım Orbay başkanlığındaki Türk askeri heyeti, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü imzasıyla gönderilen yazılı talimatla, Emanullah Han'ı “Türk vatanını müdafaa eder gibi, hayatlarını ortaya koyarak” korumakla görevlendirir.
Atatürk de, Kral'ın huzurunda açılacak özel bir telgrafta Emanullah Han'a şu mesajı gönderir:
“Son günlerde Zatı Şahanenizi muztarip eden bazı ahval ve hadisattan haberdar oldum. Eğer vaki ise öz kardeş bildiğim sizin, ıstırabınızı tahfife medar olacak noktai nazarlarımı
bildirmek üzere beni hakikatten haberdar ediniz. Orada bulunan ve yolda emrinize iltihak etmek üzere olan bilcümle Türk ümera ve zabitanı sizin için fedayi hayat emrini almışlardır. Büyük alaka ile cevabınızı intizar ederim kardaşım.”

Atatürk'ün bu mesajı sunulamadan isyancılar Kabil'e girer. Emanullah Han, Yusuf Hikmet Bayur'un ifadesiyle “bir çaduriye bürünerek, kadın kılığında Kabil'den kaçar” ve Roma'ya yerleşir. Zaman zaman Türkiye'ye gelerek Atatürk'le de görüşür.

Atatürk, Emanullah Han'dan sonra Afgan tahtına oturan Mehmet Nadir Han'a biraz mesafeli durdu. Ancak Mehmet Nadir Han da Türkiye'ye ilgili davranır. Yeniden doğan sıcak hava üzerine Kabil Büyükelçisi Yusuf Hikmet Bayur 24 Haziran 1930'da Mehmet Nadir Han'a güven mektubunu sunar ve görüşmeyi Ankara'ya şöyle teller:

“24 Haziran'da itimatnamemi verdim. Kral mükamele (karşılıklı konuşma) esnasında ezcümle şöyle dedi, “kâffemiz (cümlemiz) Reisicumhur Hazretlerini (Atatürk’ü) başımız tanırız”

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SULTAN II. ABDÜLHAMİT HAN’IN ÖLÜMÜ, FİLİSTİN VE ÇARŞAF OLAYI
selam hocam okundukça zevk alınan yazı.
mahmut erdem -- 15.05.2014 10:55
PREFABRİK BİR KİLİSE, II. ABDÜLHAMİT VE BEKRİ MUSTAFA
Kadir Abicim bu öyküyü duymuştum ama bu kadar ayrıntılı bilmiyordum.Yazınız II.Abdülhamit'in ,Balkan ittifakını bozmak için uyguladığı taktiği ve Balat'taki Bulgar kilisesinin yapılış amacını çok güzel anlatıyor, bitiminde de çok güldürüryor Kaleminize ve dilinize sağlık.
Nahile BİRYILDIRIR -- 11.05.2014 00:03
YOZGAT’TA BİR DÜĞÜN HİKÂYESİ
Kadir Abicim 'Yozgat'ta Bir Düğün Hikayesi' yazınızı büyük bir keyifle okudum.Bana değerlerimizi,toplumumuzun kültürünü, unutulmuşluklarımızı yaşattınız.Siz kendi yaşadıklarınızı bizlere aktarırken biz onları sadece okumuyoruz,yaşıyoruz.Bu tür yaşam kaldı mı bilmiyorum ama bizden sonraki nesillerin de bilmesi gerektiğine inanıyorum.
Nahile BİRYILDIRIR -- 10.05.2014 23:16
HAİN
Çerkez Ethem konusunda, özellikle de Yozgattaki Çapanoğlu muamması konusunda son derece aydınlatıcı yazı. Kaleminize sağlık Sayın Abdülkadir ÇAPANOĞLU. (Şakir ŞEN)
Şakir ŞEN -- 10.05.2014 21:08
PREFABRİK BİR KİLİSE, II. ABDÜLHAMİT VE BEKRİ MUSTAFA
Selam Hocam okumak fikir sahibi olmak yaşanmışlıkları öğrenmek çok güzel, Umarım bizlerde ulus olarak bu rüyadan biraz zahmetli olsa da uyanmiş oluruz hakımızdan hayırlısı. saygılarımla
Mahmut erdem -- 04.05.2014 13:16
PREFABRİK BİR KİLİSE, II. ABDÜLHAMİT VE BEKRİ MUSTAFA
Çok güzel, Bekri fıkrasıyla gülmek de cabası. Kaleminize sağlık. Şakir ŞEN
Adınız ve Soyadınız -- 02.05.2014 22:05
BABUNA
selam hocam sevgilerimle hani can dost lar söylemişlerya hani yurdum diyen gardaşlar nerede.???
Mahmut erdem -- 27.04.2014 13:40
BABUNA
Hepsine ALLAH rahmet eylesin. Her birinin hayatından bir roman çıkar.Gerçek hayat hikayeleri çok farklı oluyor. Ben de okudukça hep Edebiyat öğretmenim Sedat beyi hatırlarım. Rahmetli bize çizgi roman okumayı yasaklamıştı. Düşünmeye ve hayal etmeye yer bırakmıyor, diye.
Mehmet Rauf Aktolga -- 21.04.2014 20:22
BABUNA
Sevgili Dost, Bir solukta okudum. Yaşam öyküleri de, anlatım da çok güzel. Emeğinize-kaleminize sağlık.
Şakir Şen -- 21.04.2014 12:15
BABUNA
Abdülkadir Bey

En güzel yazılarınızdan biri bu, ayni zamanda çok hüzün verici. O günleri görmediğimiz halde bu hüznü, bizlerin de hala yaşadığımıza hayret ediyorum! Belki de büyüklerimiz acılarını içlerine gömmek için bizlerle bu konularda hemen hiç konuşmadılar. Keşke onları konuşturabilseydik. Bu durumda paylaşılan acı azalabilirdi belki.

Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 21.04.2014 12:08
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00