BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 27.05.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
201
Dün
:
4633
Toplam
:
13886425
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TOPAL MOLLA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1920 yılında, Afganistan'da Topal Molla lâkabıyla tanınan bir zat ortaya çıkar ve önce bir tekke kurar. Hemen ardından kendi adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’şöyle büyük bir evliya, böyle büyük bir ulema’’ şeklinde reklamını yaptırır.
Üç yıl gibi çok kısa bir zaman içinde Topal Molla'nın müritlerinin sayısı 200 bine ulaşır ve 1925 yılına gelindiğinde daha da artarak 300 bini aşar.

Topal Molla, istediği sayıya ulaşınca Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatır. Bir yıl içinde büyük katliamlar yapılarak oluk oluk kan akıtılmış, Afgan Kralı Emanullah’ın ülkesinden kaçmaktan başka çaresi kalmamıştır. Kral Emanullah, vatanından ayrılmak için Afganistan sınırına geldiğinde, aniden yanına esrarengiz bir kişi yaklaşır ve kendisine ‘’Beni tanıdınız mı, ben o meşhur Topal Mollayım. Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başarıyla bitirdim ve şimdi İngiltere’ye dönüyorum’’ der.

Afgan Kralı Emanullah acı acı iç çektikten sonra, İngiliz ajanı Topal Mollaya der ki;
‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, halkımı öylesine etkilemiştin ve onların gönüllerine girmiştin ki senin İngiliz casusu olduğuna onları inandırmamın imkânı yoktu’’
İngiliz ajanı Topal Molla, sarığını, fesini atmış, uzun sakallarını kesmiş, başında İngiliz fötr şapkası, boğazında gayet kibar kravatıyla, kazandığı zaferin mağrurluğu için de İngiltere’ye doğru yola çıkmıştı.

Kurulduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk ziyaret eden devlet başkanı Afganistan Kralı Emanullah Han olur. Kral, batılı ülkelerin “Başkent nasıl olsa İstanbul'a taşınır” düşüncesiyle büyükelçilik bile açmakta isteksiz davrandıkları Ankara'ya 20 Mayıs 1928'de eşiyle birlikte gelir ve bir hafta boyunca Atatürk'ün konuğu olur.
Ziyaretten önce, o zamana kadar hiçbir yabancı devlet başkanı veya kral ağırlanmamış olan Ankara'da büyük bir seferberlik başlar. Henüz yapılmış olan Ankara yolları başka yerlerden sökülüp getirilen ağaçlarla ağaçlandırılır, Ankara Palas'ın yapımına hız verilir. Otel büyük bir hızla bitirilir ve döşenir. Ankara'nın ilk ve o dönemde tek modern oteli olan Ankara Palas'ın ilk konukları Emanullah Han, eşi ve Afgan heyeti olur.

Yeni Türkiye'de yapılanlardan etkilenen Emanullah Han ile 22 Mayıs 1928'de Türkiye-Afgan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanır. Ziyaret sırasında Türkiye ile Afganistan'ın, elçiliklerini karşılıklı olarak “büyükelçilik” düzeyine çıkarması kararlaştırılır. Böylece Kabil, o sırada Türkiye'nin dünyada büyükelçi bulundurduğu 26 ülkeden biri haline gelir.

Afgan Kralı, Atatürk'ten aldığı ilhamla ülkesinde reformlar yapmaya yönelir. Ancak Atatürk, Afganistan’ın Asya’nın ortasında olduğunu belirterek, Büyükelçimiz Yusuf Hikmet Bayur'la Emanullah Han'a “çok dikkatli ve çok temkinli olması” yönünde mesaj gönderir.

Atatürk'ün uyarısından bir süre sonra Afganistan'da Topal Mollanın gerici ayaklanması patlar. Gerekçe; eğitim için Türkiye'ye gönderilmek üzere seçilen 15-20 kişilik kız öğrenci grubu için “Dinsiz Emanullah kızlarımızı kâfirlere peşkeş çekecek” diye çıkarılan söylentidir. Güney'deki aşiretler ayaklanırlar, isyancılar Kabil'e doğru yürümeye başlar.

O sırada Afgan ordusunu ıslah etmek üzere Kabil'de bulunan General Kazım Orbay başkanlığındaki Türk askeri heyeti, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü imzasıyla gönderilen yazılı talimatla, Emanullah Han'ı “Türk vatanını müdafaa eder gibi, hayatlarını ortaya koyarak” korumakla görevlendirir.
Atatürk de, Kral'ın huzurunda açılacak özel bir telgrafta Emanullah Han'a şu mesajı gönderir:
“Son günlerde Zatı Şahanenizi muztarip eden bazı ahval ve hadisattan haberdar oldum. Eğer vaki ise öz kardeş bildiğim sizin, ıstırabınızı tahfife medar olacak noktai nazarlarımı
bildirmek üzere beni hakikatten haberdar ediniz. Orada bulunan ve yolda emrinize iltihak etmek üzere olan bilcümle Türk ümera ve zabitanı sizin için fedayi hayat emrini almışlardır. Büyük alaka ile cevabınızı intizar ederim kardaşım.”

Atatürk'ün bu mesajı sunulamadan isyancılar Kabil'e girer. Emanullah Han, Yusuf Hikmet Bayur'un ifadesiyle “bir çaduriye bürünerek, kadın kılığında Kabil'den kaçar” ve Roma'ya yerleşir. Zaman zaman Türkiye'ye gelerek Atatürk'le de görüşür.

Atatürk, Emanullah Han'dan sonra Afgan tahtına oturan Mehmet Nadir Han'a biraz mesafeli durdu. Ancak Mehmet Nadir Han da Türkiye'ye ilgili davranır. Yeniden doğan sıcak hava üzerine Kabil Büyükelçisi Yusuf Hikmet Bayur 24 Haziran 1930'da Mehmet Nadir Han'a güven mektubunu sunar ve görüşmeyi Ankara'ya şöyle teller:

“24 Haziran'da itimatnamemi verdim. Kral mükamele (karşılıklı konuşma) esnasında ezcümle şöyle dedi, “kâffemiz (cümlemiz) Reisicumhur Hazretlerini (Atatürk’ü) başımız tanırız”

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ROBOT

Değerli Kuzenim Abdulkadir,

Konuyu o kadar güzel dile getirmişsinki. Yazını Milli Eğitim Müdürlerinin ve ders müfredatini yapan zatların okumasını tavsiye ederim.

Çok lüzümsuz ev ödevleri verilmektedir. Ben buna geçen hafta komşumla yaptığım sohbette şahit oldum. Çocuk 13 yaşında ve haziran ayında yapılacak imtihan, onun tahsil yaşamını değiştirecek. İmtihana hazırlanması gereken bu aylarda , ev ödevi olarak 25-26 sahifeyi içine alan bir konunun internetten renki olarak indirilmesi ve ciltlenmesi bildirilmiş. Herkesin evinde renkli yazıcı olmadığını düşünürsek, bu çocuk veya aile renkli fotokopi yaptırmak mecburiyetinde kalacak, buda ayrı bir maddi külfet.. Evinde yazıcı varsa, kartuşların ne kadar pahalı olduğu malüm. Buna ilaveten ciltleme masrafları ve talebenin kaybedeceği zaman da cabası. İmtihana hazırlanma telaşı ve heyecanı içinde olan talebe bu işler için zaman ayıramayacağından yine anne baba yapacak.

Değerli Kuzenim, luzumsuz müfredatları ne kadar güzel dile getirmişsin…Anne ve babanın evde çocuklarla ilgilenmesi için elbette daha güzel meşguliyetler vardır. Ebeveyinlere ve çocuklara sevgiyi öğretecek, çocukların zeka seviyelerini artıracak ve en önemlisi okuldan ve işten yorgun gelen her iki tarafı dinlendirecek uygulamalar yapılmalı.

Böyle güzel konulara dile getirdiğin için seni kutlarım… Kalemine sağlık değerli Kuzenim.

Mehmet Celalettin Çapanoğlu
Celalettin Çapanoğlu -- 03.05.2013 23:51
ROBOT
Gerçekten ilkokul çağında çocuğu olanların yaşadığı bir sıkıntı.Yorgun argın eve gelince çocukların dersleri ile mi yoksa böyle gereksiz şeylerle mi ugraşacağız bilemiyoruz.Çocuklar yapamadığı için biz veliler yapıyoruz ve çocuklarla geçirilecek zamanımızı da çalıyor.
Evet, yetişen nesillerde milli ruh yok çünkü Milli değerlerine bağlı bir nesilistemiyorlar. İstedikleri sadece biat eden bir nesil ki bizler(en azından ben ve ailem)çocuklarımızı sorup sorgulayan, yenilikçi,özgüveni yüksek bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyoruz.

Unutmamalıyız ki sahip olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

Teşekkürler.
Kadir Ahmet Danıska -- 30.04.2013 18:25
ATLAR PARLAYINCA
sayın Abdulkadir ağbey herşeyden önce bu güzel hatırakar için sonsuz teşekkürler son hatıranı yeni okudum saat gece 1.5 kafa keyfli şükr iyiyiz şimdi dahada iyi ALLAH sizden ve c.kapusuzoğlundan Razı olsun 1 yıldan fazladır gidemedim YOZGAT A Ama sayenizde hergün YOZGAT tayım yazılarınızı eksik etmeyin ben 52.yi geçtim çok duygusalım heralde çok keyif ve heycanla okuyorum elinize dilinize sağlık sizler varolun uzuuuuuuuuuuuun ve sağlıklı yaşayın inşallah.ben ALANYADAYIM yolunuz düşerse ağırlamak isterim 05070538 76 66
ihsan yeşillik -- 29.04.2013 01:33
BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I (1)
Değerli Kuzenim Abdulkadir,

Cennetmekân dedemiz Çapanoğlu Muhlis Bey ve anneannem Saadet Hanımefendi ile, dedemizin 2. Eşi Esma Hanımefendi hakkında yazmış olduğun üç tefrikalık yazıyı değişik duygular içinde defalarca okudum. Gönül isterdi ki her Çapanoğlu akrabamız büyükleri hakkında böyle yazılar yazsın yayınlayalım, şeceremize koyalım gelecek nesillere iftiharla örnek olsun. Çapanoğlular’ın padişahlar nezdinde “aynül ayan” (ayanların en gözdesi) olacak kadar önemli ve değerli olduklarını bilsinler. Muhlis Beylerin, Saadet Hanımların torunu olmakla iftihar ediyoruz. Ne kadar mübarek kimselermiş ki ünlü Profesörler, Büyükelçiler, Genel Müdürler, Kraliyet PJK payesine layık olmuş vs. torunları oldu. Bu yazın beni çok duygulandırdı, çok mütehassıs ve memnun etti. Emeğine ve kalemine sağlık. Allahın rahmeti üzerlerine olsun, nur içinde yatsınlar.

Mehmet Celalettin Çapanoğlu
Celalettin Çapanoğlu -- 27.04.2013 15:46
BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I (3)
DEĞERLİ BÜYÜĞÜM ÇOK ZAMANDIR BU GÜZEL HASRET VE SEVGİ KOKAN YAZILARINIZA TEŞEKKÜR ETMEK İSTEDİM KISMET BUGÜNE İMİŞ NEFESİNE ELİNE SAĞLIK ALLAH SİZLERE SAĞLIKLI UZUN ÖMÜRLER VERSİN SAĞOLUN OKURKEN ÇOK KEYF ALIYORUZ.
ihsan YEŞİLLİK -- 23.04.2013 17:59
BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I (3)
Sayın A.Kadir Çapanoğlu
Bir zamanların Yozgat’ı başlıklı üç tefrikalık yazınızı ilgi ve ibretle okudum.Okurken hem duygulandım hem ziyadesiyle üzüldüm. Şurası muhakkak ki Çapanoğlu isyanı sonucu Yozgat şehrini kuran ve mamur eden Çapanoğlu sülalesi ile Yozgat halkı çok zarar görmüşler. Yakılan yıkılan yerler kaybedilen servetler bir gün gelir yerine konabilir ama çekilen acılar asla ve asla unutulmaz. İtiraf edeyim Yozgat ile ilgili yazılarınız bende büyük merak uyandırdı. İlgi ile takip etmeye çalışacağım. Saygılarımla
Em.Öğr.Zehra Öztürk -- 20.04.2013 12:13
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Sayım A.Kadir ÇAPANOĞLU ;

Ben yazınızda bahsi geçen Cemal Pehlivan'ın torunuyum.(Oğlu Beytullah'ın ilk erkek oğlu) Rahmetli 30 Mayıs 1966 da öldüğünde dört yaşında idim. Beni kucağına alıp göğsüne yaslayıp kalbini göstererek"şuracığı yarsamda içine koyuversem" derdi.
Ne tesadüftür ki iki gündür dedemin bilmediğim gurur verici hayat ve güreş geçmişini Burdur tarihi http://www.burdurtarihi.com/burdurlu%20pehlivanlar.pdf linkten ve Cumhuriyet gazetesi arşivinden öğrendim. Her satırı okudukça kabaran göğsümü ve gözyaşlarımı tutamıyorum.
Dedemin 100 ün üzerinde güreş fotografları ve klişeler bende mevcut. fakat tarih ve yer konusunda bir bilgi yok olanlarda osmanlıca. Babam ve büyüklerimden kimse kalmadı, bilgi alacağım kimse yok.
Size bu araştırmanızdan ve yazınızdan dolayı çok çok teşekkür eder,Annenize Allah'tan rahmet ve başsağlığı dilerim.
Saygılarımla
Adnan GÜÇLÜ
Adnan GÜÇLÜ -- 11.04.2013 17:11
BİR ZAMANLARIN YOZGAT’I (1)
Abdülkadir Bey,

Ailemiz ve Yozgat'la ilgili hatıralarınızı, kısa zamanda kitap haline getirmenizi diliyorum.

Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 04.04.2013 11:22
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Abdülkadir Bey,
Annenizin vefatını zevkle okuduğumuz yazılarınızn altındaki okur yorumlarından öğrendim. Başınız sağ olsun. Allah muhterem validenizin mekanını cennet eylesin, size de sabırlar versin.
Öcal Oğuz -- 31.03.2013 07:44
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Sayın Çapanoğlu,Allah geride kalanlara uzun ömürler versin.Hakkın Rahmetine kavuşan tüm din kardeşlerimize annenizle beraber mağfiret eylesin.

Hürmet ve dua ile Allaha emet olunuz.
Adınız ve Soyadınız -- 30.03.2013 22:14
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00