BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.05.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
206
Dün
:
4633
Toplam
:
13883963
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TOPAL MOLLA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1920 yılında, Afganistan'da Topal Molla lâkabıyla tanınan bir zat ortaya çıkar ve önce bir tekke kurar. Hemen ardından kendi adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’şöyle büyük bir evliya, böyle büyük bir ulema’’ şeklinde reklamını yaptırır.
Üç yıl gibi çok kısa bir zaman içinde Topal Molla'nın müritlerinin sayısı 200 bine ulaşır ve 1925 yılına gelindiğinde daha da artarak 300 bini aşar.

Topal Molla, istediği sayıya ulaşınca Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatır. Bir yıl içinde büyük katliamlar yapılarak oluk oluk kan akıtılmış, Afgan Kralı Emanullah’ın ülkesinden kaçmaktan başka çaresi kalmamıştır. Kral Emanullah, vatanından ayrılmak için Afganistan sınırına geldiğinde, aniden yanına esrarengiz bir kişi yaklaşır ve kendisine ‘’Beni tanıdınız mı, ben o meşhur Topal Mollayım. Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başarıyla bitirdim ve şimdi İngiltere’ye dönüyorum’’ der.

Afgan Kralı Emanullah acı acı iç çektikten sonra, İngiliz ajanı Topal Mollaya der ki;
‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, halkımı öylesine etkilemiştin ve onların gönüllerine girmiştin ki senin İngiliz casusu olduğuna onları inandırmamın imkânı yoktu’’
İngiliz ajanı Topal Molla, sarığını, fesini atmış, uzun sakallarını kesmiş, başında İngiliz fötr şapkası, boğazında gayet kibar kravatıyla, kazandığı zaferin mağrurluğu için de İngiltere’ye doğru yola çıkmıştı.

Kurulduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk ziyaret eden devlet başkanı Afganistan Kralı Emanullah Han olur. Kral, batılı ülkelerin “Başkent nasıl olsa İstanbul'a taşınır” düşüncesiyle büyükelçilik bile açmakta isteksiz davrandıkları Ankara'ya 20 Mayıs 1928'de eşiyle birlikte gelir ve bir hafta boyunca Atatürk'ün konuğu olur.
Ziyaretten önce, o zamana kadar hiçbir yabancı devlet başkanı veya kral ağırlanmamış olan Ankara'da büyük bir seferberlik başlar. Henüz yapılmış olan Ankara yolları başka yerlerden sökülüp getirilen ağaçlarla ağaçlandırılır, Ankara Palas'ın yapımına hız verilir. Otel büyük bir hızla bitirilir ve döşenir. Ankara'nın ilk ve o dönemde tek modern oteli olan Ankara Palas'ın ilk konukları Emanullah Han, eşi ve Afgan heyeti olur.

Yeni Türkiye'de yapılanlardan etkilenen Emanullah Han ile 22 Mayıs 1928'de Türkiye-Afgan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanır. Ziyaret sırasında Türkiye ile Afganistan'ın, elçiliklerini karşılıklı olarak “büyükelçilik” düzeyine çıkarması kararlaştırılır. Böylece Kabil, o sırada Türkiye'nin dünyada büyükelçi bulundurduğu 26 ülkeden biri haline gelir.

Afgan Kralı, Atatürk'ten aldığı ilhamla ülkesinde reformlar yapmaya yönelir. Ancak Atatürk, Afganistan’ın Asya’nın ortasında olduğunu belirterek, Büyükelçimiz Yusuf Hikmet Bayur'la Emanullah Han'a “çok dikkatli ve çok temkinli olması” yönünde mesaj gönderir.

Atatürk'ün uyarısından bir süre sonra Afganistan'da Topal Mollanın gerici ayaklanması patlar. Gerekçe; eğitim için Türkiye'ye gönderilmek üzere seçilen 15-20 kişilik kız öğrenci grubu için “Dinsiz Emanullah kızlarımızı kâfirlere peşkeş çekecek” diye çıkarılan söylentidir. Güney'deki aşiretler ayaklanırlar, isyancılar Kabil'e doğru yürümeye başlar.

O sırada Afgan ordusunu ıslah etmek üzere Kabil'de bulunan General Kazım Orbay başkanlığındaki Türk askeri heyeti, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü imzasıyla gönderilen yazılı talimatla, Emanullah Han'ı “Türk vatanını müdafaa eder gibi, hayatlarını ortaya koyarak” korumakla görevlendirir.
Atatürk de, Kral'ın huzurunda açılacak özel bir telgrafta Emanullah Han'a şu mesajı gönderir:
“Son günlerde Zatı Şahanenizi muztarip eden bazı ahval ve hadisattan haberdar oldum. Eğer vaki ise öz kardeş bildiğim sizin, ıstırabınızı tahfife medar olacak noktai nazarlarımı
bildirmek üzere beni hakikatten haberdar ediniz. Orada bulunan ve yolda emrinize iltihak etmek üzere olan bilcümle Türk ümera ve zabitanı sizin için fedayi hayat emrini almışlardır. Büyük alaka ile cevabınızı intizar ederim kardaşım.”

Atatürk'ün bu mesajı sunulamadan isyancılar Kabil'e girer. Emanullah Han, Yusuf Hikmet Bayur'un ifadesiyle “bir çaduriye bürünerek, kadın kılığında Kabil'den kaçar” ve Roma'ya yerleşir. Zaman zaman Türkiye'ye gelerek Atatürk'le de görüşür.

Atatürk, Emanullah Han'dan sonra Afgan tahtına oturan Mehmet Nadir Han'a biraz mesafeli durdu. Ancak Mehmet Nadir Han da Türkiye'ye ilgili davranır. Yeniden doğan sıcak hava üzerine Kabil Büyükelçisi Yusuf Hikmet Bayur 24 Haziran 1930'da Mehmet Nadir Han'a güven mektubunu sunar ve görüşmeyi Ankara'ya şöyle teller:

“24 Haziran'da itimatnamemi verdim. Kral mükamele (karşılıklı konuşma) esnasında ezcümle şöyle dedi, “kâffemiz (cümlemiz) Reisicumhur Hazretlerini (Atatürk’ü) başımız tanırız”

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ENVER TÜRKOĞLU (12 EYLÜL 1980 ASKERİ DARBESi)
Mekanı CENNET olsun.
Rauf Aktolga -- 19.09.2017 13:18
ENVER TÜRKOĞLU (12 EYLÜL 1980 ASKERİ DARBESi)
YorumunuzSevgili dostumuz ,32 yilsonra birbirimizi bulup bugun Enveri beraber andigimiz icin sana binlerce tesekkurler.Ayrica akici ve lezzetli uslubun icin cok tesekkurler.Zaten butun yazilarinda bu duyguyu yasiyorum.Sagliklar diliyorum.Yuregine saglik.
Guner Turkoglu -- 19.09.2017 13:10
Büyük sel
Sayın Çapanoğlu, köşenizin eski bir takipçisiyim. Yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum. Birçok defa bende yorum göndermek istedim ama yoğunluğumdan dolayı bir türlü fırsatım olmadı. Yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum demiştim gerçekten de hem merakla bekliyorum hem de ilgi ile okuyorum. Şimdi artık geçmişte kalan Yozgat ile ilgili hakikaten çok önemli önemli olduğu kadar da okuyucuyu heyecanlandıracak konuları yeniden gün ışığına çıkarıyorsunuz. Bazen keşke bizde o günlerde yaşasaydık dediğim yazılarınız var. Bazen de iyi ki o günlerde yaşamamışız diyorum. Büyük sel yazınızı da içim burkularak okudum. Kendimi vefat edenlerin yakınlarının yerine koydum. Ne büyük bir acı ya rabbim. Sayın Ahmet Yaşar Ocak hocamız Sırasöğüt öz’ünün üstünün kapatılmasını doğru bulmuyor. Kapatılması doğru olmuşmudur bilemiyorum. Belki büyükçe bir alan kazanılmıştır ama allah korusun böyle bir sel baskınında kapatılan yerin altındaki kanal yeterli olabilecekmidir? Şimdi bende aynı endişeyi taşıyorum. İnşallah bir daha böyle bir acı yaşanmaz.
Yozgat ile ilgili yazılarınızı bekliyoruz efendim. Size sağlıklar diliyorum.
SUDE ÖZTÜRK -- 15.09.2017 11:27
Büyük sel
SUZAN HANIMA MESAJIMDIR: Ben de ayşe erdener gibi bu sitenin takipçisiyim.Ayşe hanıma yürekten katılıyorum.Bu gzetede sizin de o güzel yazılarınızı okumak istiyoruz.Takma isimle de olur.Yeterki geçmişte kalan yozgatı sizin de kaleminizden hayal edelim.selamlar..
Anmet Dursuner -- 09.09.2017 11:00
Büyük sel
Nerede salkım söğütlü dereleri. Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler,ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler. Onlarla beraber o memleketin geleceğinde öldü.Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor.

Suzan Hanım ın yorumları gazetedeki köşe yazarlarının çoğunun yazılarından daha duygusal, daha bilgi içerikli ve daha sanatsal. Uzun zamandır yazmadığınız için bizleri beklettiniz. Gazetemizin teklifini dikkate alırsanız mutlu oluruz.

Abdulkadir Bey in kalemiyle çok örtüşen bir tarzınız var. Çapanoğlunu okumak bir ayrıcalık bizler için. Kendisine teşekkür ediyor, birikimlerini daha çok aktarmasını bekliyoruz.
Ayşe Aydener -- 08.09.2017 13:29
Büyük sel
Abdulkadir Bey,
Bu sel hadisesini çocukken duymuş, merak etmiştim, ama kimse tafsilatlı bilgi veremiyordu. Şimdi sizden bu elîm hadisenin hikâyesini genişçe öğrendim. Ne acı, ne korkunç!
Özün üstünü kapattılar maalesef. Bu doğru değildi. Allah korusun benzer bir felaketin tekrarlanmayacağını kim temin edebilir? Yozgat konumu itibariyle böyle bir felakete her zaman çok elverişli.
Teşekkürler, selam ve saygılar
AHMET YAŞAR OCAK -- 07.09.2017 14:44
Büyük sel
Geçmişte yaşanan acı bir olay anlatılmış olsa da, insanın kendi özünde, kendi topraklarının tarihinde zaman yolculuğu yapması, kendi kültürünün acılarını tatması, mekan manzaralarının seyrine dalması kadar, insan ruhunu dinlendiren bir tablo yoktur diye düşünüyorum. Kaleminiz sayesinde salkım söğütlerin gölgesinde dinlenip,lavanta kokulu elbiseler giyinip, gümüş tasın hamamda ki yankısına bürünüp, altın renkli ulu çam ağaçları altında serinleyip, konakta yaşayan hanımların asaletlerini seyredip bu yolculuktan günümüze dönünce; İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirldiğini, ruhsuzlaştırıldığını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Şimdi nerede benim Yozgat'ımın konakları. Nerede salkım söğütlü dereleri. Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler,ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler. Onlarla beraber o memleketin geleceğinde öldü.Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor.

Saygılar ve hürmetler.

GAZETEMİZİN NOTU :
Suzan hanım,maillerinizden anladığımız kadarıyla siz de geçmişin Yozgatını tanıyor ve o günleri gereğince dile getiriyorsunuz.Bu arada önemli tesbitlerde de bulunmaktasınız.Sizi de gazetemiz yazarları arasında görmek istiyoruz.İsterseniz müstear isimle de yazabilirsiniz.Böylece Abdulkadir bey gibi siz de Yozgat izlenimlerinizle kentimizin geçmişine ışık tutabilirsiniz. Selamlar
Yozgat gazetesi
SUZAN -- 06.09.2017 01:33
SAMİ HAZİNSES
Yazınızı ben de zevkle okudum,aklımı yeniledim.Esan kal
Adınız ve Soyadınız -- 24.08.2017 20:33
DÖRT
Aklımı mı okudun? Şı anda tam bahis ettiğin durumdayım. Sol ayak tabanında aniden bir problem çıkıverdi. Üzerine basınca acı veriyor. Bir süre merhem kimi sabah kimi akşam sürülüyor, kimi ayağın üst kısmına kimi ayak tabanına, bir sürü sabah ayrı akşam ayrı alınacak hap, bacağa sargı ile uygulanacak özel hazırlanmış bir sıvı. Işıl hanım olmasa yanmışım gari. Allah ayırmasın kimseyi.
Rauf Aktolga -- 15.08.2017 20:15
HAYAT KADINI
okumak beynin vitaminini alması demek iyi ki sizi tanıdım yazılarınızın lezzetine vardım,saygılarımla
mahmut erdem -- 02.08.2017 22:57
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00