BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
219
Dün
:
4633
Toplam
:
14330882
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TOPAL MOLLA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1920 yılında, Afganistan'da Topal Molla lâkabıyla tanınan bir zat ortaya çıkar ve önce bir tekke kurar. Hemen ardından kendi adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’şöyle büyük bir evliya, böyle büyük bir ulema’’ şeklinde reklamını yaptırır.
Üç yıl gibi çok kısa bir zaman içinde Topal Molla'nın müritlerinin sayısı 200 bine ulaşır ve 1925 yılına gelindiğinde daha da artarak 300 bini aşar.

Topal Molla, istediği sayıya ulaşınca Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatır. Bir yıl içinde büyük katliamlar yapılarak oluk oluk kan akıtılmış, Afgan Kralı Emanullah’ın ülkesinden kaçmaktan başka çaresi kalmamıştır. Kral Emanullah, vatanından ayrılmak için Afganistan sınırına geldiğinde, aniden yanına esrarengiz bir kişi yaklaşır ve kendisine ‘’Beni tanıdınız mı, ben o meşhur Topal Mollayım. Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başarıyla bitirdim ve şimdi İngiltere’ye dönüyorum’’ der.

Afgan Kralı Emanullah acı acı iç çektikten sonra, İngiliz ajanı Topal Mollaya der ki;
‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, halkımı öylesine etkilemiştin ve onların gönüllerine girmiştin ki senin İngiliz casusu olduğuna onları inandırmamın imkânı yoktu’’
İngiliz ajanı Topal Molla, sarığını, fesini atmış, uzun sakallarını kesmiş, başında İngiliz fötr şapkası, boğazında gayet kibar kravatıyla, kazandığı zaferin mağrurluğu için de İngiltere’ye doğru yola çıkmıştı.

Kurulduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk ziyaret eden devlet başkanı Afganistan Kralı Emanullah Han olur. Kral, batılı ülkelerin “Başkent nasıl olsa İstanbul'a taşınır” düşüncesiyle büyükelçilik bile açmakta isteksiz davrandıkları Ankara'ya 20 Mayıs 1928'de eşiyle birlikte gelir ve bir hafta boyunca Atatürk'ün konuğu olur.
Ziyaretten önce, o zamana kadar hiçbir yabancı devlet başkanı veya kral ağırlanmamış olan Ankara'da büyük bir seferberlik başlar. Henüz yapılmış olan Ankara yolları başka yerlerden sökülüp getirilen ağaçlarla ağaçlandırılır, Ankara Palas'ın yapımına hız verilir. Otel büyük bir hızla bitirilir ve döşenir. Ankara'nın ilk ve o dönemde tek modern oteli olan Ankara Palas'ın ilk konukları Emanullah Han, eşi ve Afgan heyeti olur.

Yeni Türkiye'de yapılanlardan etkilenen Emanullah Han ile 22 Mayıs 1928'de Türkiye-Afgan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanır. Ziyaret sırasında Türkiye ile Afganistan'ın, elçiliklerini karşılıklı olarak “büyükelçilik” düzeyine çıkarması kararlaştırılır. Böylece Kabil, o sırada Türkiye'nin dünyada büyükelçi bulundurduğu 26 ülkeden biri haline gelir.

Afgan Kralı, Atatürk'ten aldığı ilhamla ülkesinde reformlar yapmaya yönelir. Ancak Atatürk, Afganistan’ın Asya’nın ortasında olduğunu belirterek, Büyükelçimiz Yusuf Hikmet Bayur'la Emanullah Han'a “çok dikkatli ve çok temkinli olması” yönünde mesaj gönderir.

Atatürk'ün uyarısından bir süre sonra Afganistan'da Topal Mollanın gerici ayaklanması patlar. Gerekçe; eğitim için Türkiye'ye gönderilmek üzere seçilen 15-20 kişilik kız öğrenci grubu için “Dinsiz Emanullah kızlarımızı kâfirlere peşkeş çekecek” diye çıkarılan söylentidir. Güney'deki aşiretler ayaklanırlar, isyancılar Kabil'e doğru yürümeye başlar.

O sırada Afgan ordusunu ıslah etmek üzere Kabil'de bulunan General Kazım Orbay başkanlığındaki Türk askeri heyeti, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü imzasıyla gönderilen yazılı talimatla, Emanullah Han'ı “Türk vatanını müdafaa eder gibi, hayatlarını ortaya koyarak” korumakla görevlendirir.
Atatürk de, Kral'ın huzurunda açılacak özel bir telgrafta Emanullah Han'a şu mesajı gönderir:
“Son günlerde Zatı Şahanenizi muztarip eden bazı ahval ve hadisattan haberdar oldum. Eğer vaki ise öz kardeş bildiğim sizin, ıstırabınızı tahfife medar olacak noktai nazarlarımı
bildirmek üzere beni hakikatten haberdar ediniz. Orada bulunan ve yolda emrinize iltihak etmek üzere olan bilcümle Türk ümera ve zabitanı sizin için fedayi hayat emrini almışlardır. Büyük alaka ile cevabınızı intizar ederim kardaşım.”

Atatürk'ün bu mesajı sunulamadan isyancılar Kabil'e girer. Emanullah Han, Yusuf Hikmet Bayur'un ifadesiyle “bir çaduriye bürünerek, kadın kılığında Kabil'den kaçar” ve Roma'ya yerleşir. Zaman zaman Türkiye'ye gelerek Atatürk'le de görüşür.

Atatürk, Emanullah Han'dan sonra Afgan tahtına oturan Mehmet Nadir Han'a biraz mesafeli durdu. Ancak Mehmet Nadir Han da Türkiye'ye ilgili davranır. Yeniden doğan sıcak hava üzerine Kabil Büyükelçisi Yusuf Hikmet Bayur 24 Haziran 1930'da Mehmet Nadir Han'a güven mektubunu sunar ve görüşmeyi Ankara'ya şöyle teller:

“24 Haziran'da itimatnamemi verdim. Kral mükamele (karşılıklı konuşma) esnasında ezcümle şöyle dedi, “kâffemiz (cümlemiz) Reisicumhur Hazretlerini (Atatürk’ü) başımız tanırız”

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
GDO. LU ÜRÜNLER YARARLI MI, ZARARLI MI?
çocuklarımıza ne yedireceğimizi dikkatlice düşünmemiz gerekli,sağduyunuz için tesekkürler keske devlet yetkilileri de sizler kadar sağduyulu olsalar,yozgat halkı biz istanbul da yasayanlara göre doğal beslenme konusunda daha sanslılar tadına vararak yesinler,saygılar
Dt. Kadir Ahmet Daniska -- 12.02.2012 17:31
GDO. LU ÜRÜNLER YARARLI MI, ZARARLI MI?
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu hem sizin yazınızı hemde Sacide hanımın yazısını dikkatle okudum.Emperyalist ülkelerin vahşi kapitalistleri doymak bilmeyen para hırslarına gem vuramadıkları için insanlık umurlarında değil.Bir taraftan ürettikleri zehirli gıda maddeleri,kimyasal madde içeren ambalaj malzemeleri ve muhtelif mutfak ve ev eşyaları ile topluma,bir taraftan zehirli oyuncaklar, döğüş,savaş,nefret,kin kusan bilgisayar oyunları ile de çocuklara ve gençlere zarar veriyorlar.Asil Türk Gençliği bütün bunların fakında.Bir gün titreyip kendine dönecek ve yine tarihteki yerini alacaktır.Köşenizden duyarlı halkıma sesleniyorum.Lütfen ekip biçtiğiniz tohumlarımıza ve endemik bitkilerimize sahip çıkın.Saygılarımla
BOZOKLU BOZKURT -- 11.02.2012 15:08
Eski Yozgat’tan insan manzaraları
Sayın A.kadir bey eski yozgattan bahseden yazılarınız çok güzel.Biz o günleri göremedik.Yaşlıların anlattıkları ile hayalimizde canlandırmaya çalışsakta yaşamak gibi olmaz tabi.Eski resimler bir nebze olsun hayalimize katkı yapıyor ve o zamanlar yozgat ne güzelmiş diyoruz.Yozgatla ilgili yazılarınızı merakla bekleyeceğim.saygılarımı ve selamlarımı arzederim.
şinasi barutcu -- 10.02.2012 18:00
Eski Yozgat’tan insan manzaraları
merhaba kadır bey ben sıvaslıyım ıs munasebetıyle dort ay yozgatta kaldım ve bır yozgat asıgı oldum mukemmel dostlarım oldu ve sızın soyadınızı ve aıle gecmısınızı cok dınledım ve gururlandım en azından bı turk olarak saygılarımla
mustafa peker -- 08.02.2012 09:18
Eski Yozgat’tan insan manzaraları
Evet çok güzel komşuluklarımız çok güzel dostluklarımız vardı.Apartmanların sefertası gibi dailerine tıkıldık.Artık birbirimize selam bile vermiyoruz.Yaşasın yeni Yozgat.
Pembe -- 03.02.2012 22:59
Yozgat’ta resim merakı
Gezetemizin değerli yazarı ve hemşerimiz Sayın Uğur Köseoğlu'nun vefatını üzüntü ile öğrendim.Allah gani gani rahmet etsin.Aile efradına,yakınlarına ve arkadaşlarına başsğlığı ve sabır diliyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 26.01.2012 14:46
Yozgat’ta resim merakı
Değerli Kuzenim,
Çok güzel bir konuya değinmiş ve çok güzel yazmışsın, eline sağlık. Selamlar Celalettin Çapanoğlu
Celalettin Çapanoğlu -- 24.01.2012 10:03
Yabancılara mülk satışı
Abdülkadir Bey, içimizi acıtan çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Büyük Atatürk, "Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır" diyerek, bu konuyu ne güzel özetlemiştir. Orta Asya'dan koptuk, önce Horasan'a, sonra da Anadolu'ya geldik. Dünyanın her yerine konuk olarak gidilebilir ama bizim artık "vatan" olarak gidecek bir yerimiz yok. Bir yakınım bana "Siz şehirliler vatanı savunmak için hep biz köylüleri gönderirsiniz" diye takılmıştı. Ben de "Biz şehirliler sefertası gibi 10-15 katlı apartmanlarda otururuz. Oysa sizin çok geniş topraklarınız var. TOPRAK DEDİĞİN VATANDIR. Savunması o yüzden size düşüyor" dedim. Şaka bir yana, ülkemizin havası, suyu, ormanı, toprağı acımasızca ya da bilinçsizce heba ediliyor. Televizyonda Kıbrıslı genç bir avukat, Kıbrıslı Türklerin de yabancılara toprak sattığını anlatıyordu. Türk halkının bu konularda bilinçlendirilmesi çok büyük önem taşıyor.
Mehlika Filiz Ulusoy -- 20.01.2012 07:42
Yabancılara mülk satışı
Degerli yazar Abdulkadir Capanoglu bey,

Istanbul'da yasamamiza ragmen yazilarinizla bizleri adeta memleketimize,ata topragimiza goturuyorsunuz.

Tarih bilginiz son derece etkileyici ve doyurucu...Ileriki yazilarinizda da Yozgat'in ve Yozgat'li olmanin degerlerini de yine tarihteki yeriyle ifadelerseniz bunu kavrama sikintisinda olan yeni nesillere de belge olarak devredebiliriz.

Güçlü aktarımlarınızın devamını diliyoruz.
Sibel Manacioglu Oktay -- 19.01.2012 11:20
Yabancılara mülk satışı
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,yazınızı ibretle okudum ve hiç şaşırmadım.Görünen o ki yerköy'ün nüfusu kadar yabancı kişiler,atalarımızın kanlariyle sulayarak bize emanet ettiği toprakların bir kısımını silahla değil parayla ele geçirmişler. Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenmesi işindeki israil ısrarı hala sıcaklğını koruyor.Emperyalist ülkelerin ve onların kuyruğuna takılan yunanistanın ikiyüz yıldır bu topraklar üzerindeki siyasi emellerini asil Türk Gençleri biliyor.Gerektiği zaman damarlarındaki asil kan gereğini yerine getirecektir kimsenin şüphesi olmasın.Saygılarımla.
BOZOKLU BOZKURT -- 19.01.2012 10:16
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00