BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.05.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
185
Dün
:
4633
Toplam
:
13883964
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TOPAL MOLLA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1920 yılında, Afganistan'da Topal Molla lâkabıyla tanınan bir zat ortaya çıkar ve önce bir tekke kurar. Hemen ardından kendi adamlarını Afganistan’ın dört bir yanına salarak ‘’şöyle büyük bir evliya, böyle büyük bir ulema’’ şeklinde reklamını yaptırır.
Üç yıl gibi çok kısa bir zaman içinde Topal Molla'nın müritlerinin sayısı 200 bine ulaşır ve 1925 yılına gelindiğinde daha da artarak 300 bini aşar.

Topal Molla, istediği sayıya ulaşınca Afgan Kralına karşı ayaklanma başlatır. Bir yıl içinde büyük katliamlar yapılarak oluk oluk kan akıtılmış, Afgan Kralı Emanullah’ın ülkesinden kaçmaktan başka çaresi kalmamıştır. Kral Emanullah, vatanından ayrılmak için Afganistan sınırına geldiğinde, aniden yanına esrarengiz bir kişi yaklaşır ve kendisine ‘’Beni tanıdınız mı, ben o meşhur Topal Mollayım. Afganistan’ı karıştırmakla görevliydim, görevimi başarıyla bitirdim ve şimdi İngiltere’ye dönüyorum’’ der.

Afgan Kralı Emanullah acı acı iç çektikten sonra, İngiliz ajanı Topal Mollaya der ki;
‘’Ben senin İngiliz ajanı olduğunu ve hangi görevle Afganistan’a gönderildiğini çok iyi biliyordum. Sen, halkımı öylesine etkilemiştin ve onların gönüllerine girmiştin ki senin İngiliz casusu olduğuna onları inandırmamın imkânı yoktu’’
İngiliz ajanı Topal Molla, sarığını, fesini atmış, uzun sakallarını kesmiş, başında İngiliz fötr şapkası, boğazında gayet kibar kravatıyla, kazandığı zaferin mağrurluğu için de İngiltere’ye doğru yola çıkmıştı.

Kurulduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'ni ilk ziyaret eden devlet başkanı Afganistan Kralı Emanullah Han olur. Kral, batılı ülkelerin “Başkent nasıl olsa İstanbul'a taşınır” düşüncesiyle büyükelçilik bile açmakta isteksiz davrandıkları Ankara'ya 20 Mayıs 1928'de eşiyle birlikte gelir ve bir hafta boyunca Atatürk'ün konuğu olur.
Ziyaretten önce, o zamana kadar hiçbir yabancı devlet başkanı veya kral ağırlanmamış olan Ankara'da büyük bir seferberlik başlar. Henüz yapılmış olan Ankara yolları başka yerlerden sökülüp getirilen ağaçlarla ağaçlandırılır, Ankara Palas'ın yapımına hız verilir. Otel büyük bir hızla bitirilir ve döşenir. Ankara'nın ilk ve o dönemde tek modern oteli olan Ankara Palas'ın ilk konukları Emanullah Han, eşi ve Afgan heyeti olur.

Yeni Türkiye'de yapılanlardan etkilenen Emanullah Han ile 22 Mayıs 1928'de Türkiye-Afgan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanır. Ziyaret sırasında Türkiye ile Afganistan'ın, elçiliklerini karşılıklı olarak “büyükelçilik” düzeyine çıkarması kararlaştırılır. Böylece Kabil, o sırada Türkiye'nin dünyada büyükelçi bulundurduğu 26 ülkeden biri haline gelir.

Afgan Kralı, Atatürk'ten aldığı ilhamla ülkesinde reformlar yapmaya yönelir. Ancak Atatürk, Afganistan’ın Asya’nın ortasında olduğunu belirterek, Büyükelçimiz Yusuf Hikmet Bayur'la Emanullah Han'a “çok dikkatli ve çok temkinli olması” yönünde mesaj gönderir.

Atatürk'ün uyarısından bir süre sonra Afganistan'da Topal Mollanın gerici ayaklanması patlar. Gerekçe; eğitim için Türkiye'ye gönderilmek üzere seçilen 15-20 kişilik kız öğrenci grubu için “Dinsiz Emanullah kızlarımızı kâfirlere peşkeş çekecek” diye çıkarılan söylentidir. Güney'deki aşiretler ayaklanırlar, isyancılar Kabil'e doğru yürümeye başlar.

O sırada Afgan ordusunu ıslah etmek üzere Kabil'de bulunan General Kazım Orbay başkanlığındaki Türk askeri heyeti, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü imzasıyla gönderilen yazılı talimatla, Emanullah Han'ı “Türk vatanını müdafaa eder gibi, hayatlarını ortaya koyarak” korumakla görevlendirir.
Atatürk de, Kral'ın huzurunda açılacak özel bir telgrafta Emanullah Han'a şu mesajı gönderir:
“Son günlerde Zatı Şahanenizi muztarip eden bazı ahval ve hadisattan haberdar oldum. Eğer vaki ise öz kardeş bildiğim sizin, ıstırabınızı tahfife medar olacak noktai nazarlarımı
bildirmek üzere beni hakikatten haberdar ediniz. Orada bulunan ve yolda emrinize iltihak etmek üzere olan bilcümle Türk ümera ve zabitanı sizin için fedayi hayat emrini almışlardır. Büyük alaka ile cevabınızı intizar ederim kardaşım.”

Atatürk'ün bu mesajı sunulamadan isyancılar Kabil'e girer. Emanullah Han, Yusuf Hikmet Bayur'un ifadesiyle “bir çaduriye bürünerek, kadın kılığında Kabil'den kaçar” ve Roma'ya yerleşir. Zaman zaman Türkiye'ye gelerek Atatürk'le de görüşür.

Atatürk, Emanullah Han'dan sonra Afgan tahtına oturan Mehmet Nadir Han'a biraz mesafeli durdu. Ancak Mehmet Nadir Han da Türkiye'ye ilgili davranır. Yeniden doğan sıcak hava üzerine Kabil Büyükelçisi Yusuf Hikmet Bayur 24 Haziran 1930'da Mehmet Nadir Han'a güven mektubunu sunar ve görüşmeyi Ankara'ya şöyle teller:

“24 Haziran'da itimatnamemi verdim. Kral mükamele (karşılıklı konuşma) esnasında ezcümle şöyle dedi, “kâffemiz (cümlemiz) Reisicumhur Hazretlerini (Atatürk’ü) başımız tanırız”

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bilmem tecelli mi yoksa ki kader...
A.kadir beyfendi.
Çerkez Etemin Çapanoğlu ve akrabaları için yaptıklarını pek güzel dile getirmişsiniz.Maddi değerlerinden çok manevi değerleri olan o güzelim konakların ve Süleyman beyin sarayının yok edilmesini doğru bulmuyorum.Bu konaklar ve saray muhafaza edilebilselerdi eğer,Yozgat için bir artı değer olurdu,tıpkı Nizamoğlu ve Hayri İnal konakları gibi.Maalesef maziyi anacak ne varsa sahip çıkamadık el birliği ile yaktık,yıktık,yok ettik yerine ucube apartmanlar diktik.Yazılarınız çok etkileyici sürekli olmasını diler saygılar sunarım
AYHAN -- 29.11.2011 21:41
Bilmem tecelli mi yoksa ki kader...
Sayın A.Kadir Bey,Yozgat ile ilgili yazılarınızı merakla beliyoruz.Ne iyi ettiniz de yazmaya başladınız.Yazılı kaynaklarda bulamyacağımız bilgiler veriyorsunuz.Kaleminize kuvvet.Hürmetler.
şükran -- 29.11.2011 21:30
Bilmem tecelli mi yoksa ki kader...
Değerli Kuzenim Abdulkadir,

Çerkez Ethem'in ailemizi mahvetmek için yaptıklarını çok güzel dile getirdin. Bu yazın için teşekkür ederim.

Çerkez Ethem o güzelim konakları, derebeylik sarayını nasıl kıyıpta yaktı halen anlıyamıyorum. Derebeylik sarayından ve evlerden çaldığı ziynet ve kıymetli eşyalar atın küfelerine siğmamış ta atın boynuna asmış. Çaldığı bu ziynetleri Ankara’da at pazarında çok ucuza sattığını herkes bilir.

Bu yazını word dokünamı olarak gönderirsen her Çapanoğlu akrabamın internetteki Çapanoğlular aile sahifemizde okuması için orada yayınlamak isterim.

Selamlar

Celalettin Çapanoğlu
Celalettin Çapanoğlu -- 29.11.2011 08:32
Bilmem tecelli mi yoksa ki kader...
Abdulkadir bey,okuduğum kadarıyla sizin yozgat tarihine ve çapanoğullarına dair bilgi hazineniz oldukca zengin..tarihimizle ilgili bütün bildiklerinizi bu köşeden takip etmek istiyoruz..yeterki siz yazın..hürmetler..
Arda -- 29.11.2011 00:31
Bedelli Askerlik
kıbrıs harekatı başladığında yazınızda bahsettiğiniz gibi bütün erler kıbrısta gitmek istemişti.şimdi düşünüyorum da hadi suriyeye savaşa gidelim desek acaba gönüllü olarak kaç kişi çıkar? askerliğe de ayırımcılık geldi.çok tehlikeli bi durum doğdu.yazık türkiyeye..saygılar..
Nihat -- 27.11.2011 15:24
Bedelli Askerlik
Kıbrıs barış harekatının yapıldığı tarihlerde ben de vatani görevimi yapıyordum.yazınızı okuyunca hatıralarım canlandı.o günleri tekrar yaşadım ..vatan aşkının tutuştuğu o günlerin heyecanını yaşamak için asker olmak gerekiyordu.şimdi ne yazıkki paralı çocuklar o kutsal heyecanlardan mahrum olacaklar.
Halim -- 25.11.2011 10:12
Bedelli Askerlik
çok anlamlı bir yazı yazmışsınız.gerçi anlayana sivri sinek saz,anlamayana davul zurna az..nerden nereye geldik.askerlik parasızların sırtına kaldı.yazıklar olsun.
davut -- 24.11.2011 00:05
Yozgatlı Ceritzadeler
Değerli Kuzenim,

Kalemine ve emeğine sağlık, tarihte açıklanmamış olayları dile getirmen beni son derece memnun etti.

Ben bunlardan bir kısmını internette açılacak "capanoglular" ve "capanzadeler" aile sahifemize alarak ve orada kütüphanede muhafaza etmek isterim.

Yazılarının devamı beni mutlu eder.
Celalettin Çapanoğlu
Celalettin Çapanoğlu -- 21.11.2011 15:10
Yozgatlı Ceritzadeler
sayın yazar,yozgat geçmişiyle kopuk bir melmeket..çünkü,yozgatın tarihini kimse doğru dürüst yazmamamışkı ..niye yazımmamışlar derseniz yozgat sahip bir il.ama sizin gibi yozgat tarihine ışık tutmak isteyen hemşehrilerimiz var ve sizlerin sayesinde yogatın eskiye dair yaşanmış olaylarını öğreniyor,aileleri de tanıyoruz.devamını bekliyoruz.teşekkürler.
kemal -- 21.11.2011 11:10
Yozgatlı Ceritzadeler
yozgat tarihine ve çapanoğulları ile ilgili bildiğiniz ne varsa lütfen köşenizde yazarsanız bizleri aydınlmatmış olursunuz.yazılarınızı ibretle okumaya devam edeceğim.
serap -- 19.11.2011 22:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00