BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.03.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
204
Dün
:
4633
Toplam
:
16112394
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sanırım 1954 yılı yazıydı. Hürriyet gazetesi bu haberi birinci sayfasında ve baş haber olarak büyük puntolarla vermişti. Çünkü bir gün önce bütün Ankara halkı bu olaya şahit olmuştu.

Biz, Operadan Samanpazarı’na çıkan Talatpaşa Bulvarı 17 numarada, önünde küçük bir avlusu olan bir evde oturuyorduk. Avludan caddeye açılan iki kanatlı kapımızın bir kanadı gündüz hep açık durur, ancak geceleri kapanırdı. Kapının sağ duvarında Battalgazi hikâyeleri ve dini kitaplar satan seyyar bir kitapçı tezgâhı, sol duvarında da karpuz sergisi vardı.

Kardeşimle avluda oynarken dışardan “uçan daire, uçan daire” bağrışmaları geldi. Açık kapıdan görebildiğimiz kadarıyla herkes havaya bakıyordu. Bizde hemen oyunumuzu bırakıp kapı önüne çıktık. Herkes durmuş, Numune Hastanesi tarafına bakıyordu. Hastane, caddenin karşı tarafında bizden birazcık daha aşağıdaydı. Hakikaten gökte hastanenin üzerine isabet eden yerde hiç yerinden kımıldamayan bir uçan daire duruyordu. Gördüğümüzü şöyle tarif edeyim. Sanki kalaylı bir sahan biçimindeydi ve çok parlaktı. Alttan görünüşünde tek sıra ve daire halinde sanki pırlantalar mıhlanmıştı. Bize öyle görünüyordu ama bunlar belki de çok kuvvetli ışıklardı. Arkasında gümüş renginde çok kısa uzunlukta bulut gibi bir duman bırakıyordu ama ne bir uçak sesi, nede bir motor sesi yoktu. Sessizce öyle duruyordu. Epey bir süre orada öylece durdu sonra birden yok oldu. Hemen akabinde iki savaş uçağımız Ankara üzerinde birkaç tur attılar ve gittiler Bizde tekrar avlumuzdaki oyunumuza döndük.

Uçaklar gittikten biraz sonra yine dışardan bağrışmalar geldi. “Ula, ula gene geldi” diye bağırıyorlardı. Bizde hemen dışarı çıktık. Baktık ki uçan daire yine gelmiş, yine aynı yerde. Ama bu sefer 90 derece dik, baş aşağı duruyor. Yine arkasından yukarı doğru o gümüş rengi dumanını salıyordu. Baş aşağı durunca üst yanını da görmüş olduk. Sanki cami kubbesi gibiydi ve alt tarafı gibi gümüş renginde ve çok parlaktı. Bir sürede böyle durduktan sonra birden yok oldu. Ertesi günü Hürriyet gazetesi yukarda arz ettiğim başlıkla çıkmıştı. Bu benim ve kardeşimin gördüğü ilk ve son UFO’ydu. Bir daha görmek nasip olmadı.

Yıllar geçti, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Gaziantep Merkez Komutanlığı emrinde Az.İz Subayı idim. Yine asteğmen olan arkadaşımla Belediye Pasajında dolaşıyorduk. Bir dükkânın vitrininde Life dergisinde yayınlanan fotoğrafları gördük. Ben bu fotoğrafları daha öncede görmüştüm. Fotoğrafların birisinde Ay üzerinde bekleyen birçok uçan daire, başka birisinde yine üç adet uçan daire, başka bir fotoğrafta da sol üst köşede yine başka bir uçan daire. Bunlar hep Apollo 12 nin çevresindeydi. Harbiye’de ki Getronogan lisesinden yetişenler derneğinin konferans salonunda uzay ile ilgili bir sunum vardı. Konuşmacı, bu fotoğrafları perdeye yansıtarak bize şu bilgileri vermişti. 1969 yılında Ay’a inen astronotlara buradan ayrılmadan önce şu sıkı tembihat yapılmıştı. “Ay’da veya uzayda başka varlıklarla karşılaşabilirsiniz, telsiz konuşmalarımızda sakın bunlardan bahsetmeyin ve bilgi vermeyin.”

Astronotlar daha önce tespit edilen yerde inişe geçecekleri sırada yerde kendilerini bekleyen UFO’ları görüyorlar. Astronotlardan birisi o heyecanla “onları gördüm, bebekleri gördüm(boylarının 50 cm olduğu tahmin edildiğinden) diye bağırıyor. Dünyadan ikaz edilse de bu heyecanlı konuşmaya devam ediyor.

- Astronot : “ Neydi o?... Ne biçim şeydi?... Anlamak isterdim …”

- Houston : “ … ( konuşma kesiliyor ) ”

- Astronot : “ Bebekler… Kocamandı beyim… Kocaman…”

- Houston : “ Ne?... Ne oluyor yukarıda? Size ne oluyor Tanrı aşkına?...”

- Astronot : “ Evet… Evet, oradaydılar… Bazı ziyaretçiler vardı. Size söyleyeyim. Orada başka uçan daireler de var. Bir hat şeklinde sıralanmışlar. Kraterin kenarında bekliyorlar.”

Bu konuşma metni ilk kez 8 Ağustos 1969 tarihinde ünlü “ Life” Dergisinde yayınlandı. Bunun yanında bazı gizli UFO fotoğraflarını da halka yaydığı içinde bir süre kapatılma cezası almıştı… Daha sonra 11 Ağustos 1969’da Kanada’daki “Minuit Gazetesi” büyük başlıklarla, Amerikalı Astronotların Ay’da canlılar gördüklerini yazıyordu

Astronotlar kendilerini bekleyen UFO’ların fotoğrafını çekiyorlar ama oraya inmiyorlar 11 km. uzakta başka bir yere iniyorlar. Dükkânın vitrinindeki fotoğraflar işte bu fotoğraflardı. Fotoğrafın üst sol köşesinde de yine bir UFO vardı.

Ben bu bilgileri heyecanla anlatırken dükkân sahibi de içerden bizi dinliyordu. İçeri girdim ve “bu fotoğrafları kaldırdığınız zaman bana verir misiniz” dedim. Bu bilgileri benden öğrenen adam haklı olarak “kusura bakma veremem” dedi. Bu cevabı alınca kendime kızdım, ne diye bağıra bağıra anlatırsın be adam dedim.

14.05.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
VE YİNE KEBAPÇIYAN
ÇOK SEVGİLİ ABDÜLKADİR ABİ.YAZINIZDAKİ İNSAN SEVGİSİNİ 1915'İ RANT YAPANLAR DEFALARCA OKUSUN.BUNUN YORUMU TARİHÇİLERE AİT.HER ZAMAN KARŞI OLDUĞUMU SÖYLERİM.YURT DIŞINDA ORTALIĞI BOŞ BULUP SAFSATA İLE DOLDURMAK KOLAYDIR.SİZİN GİBİ DERİN ARAŞTIRMALAR YAPARAK TEZLERİNİ
ORTAYA ATSINLAR.BİZLERE VE BİLHASSA BENİM İÇİN YAZDIĞINIZ ÖVGÜLERE AYRICA TEŞEKKÜR EDERİM.İNSANLARIN (BENCE ) BİLMESİ
GEREKEN ŞUDUR.SİZLE ANAMIZ BABAMIZ AYRI OLMASINA RAĞMEN CAN DOSTUMSUNU VE AĞABEYİMSİNİZ.
Adınız ve Soyadınız -- 16.03.2019 09:32
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Sayın Çapanoğlu,

Malesef ülkemiz üzerine birçok düşünce üreten kişi/kurum var. Fakat ilginçtir, varsayalım ki bu kişi veya kurum AB vatandaşı veya merkezi orada. Kendi birliklerini birleştirmek isterken bizim ülkemizde ayrılık peşindeler. Kıbrıs'ta Rum yanlı olan bir tek devlet derken Kafkasya'da parçalanma peşindeler. Bu liste dünyanın birçok yerine uyarlanabilir.

Uluslar arasındaki iletişimde tarih, kültür, coğrafya vb. etkenler temel olması gerekirken birileri bunun yerine daha başka çıkarların peşinde koşuyor.

Halbuki sizin de söz ettiğiniz gibi Türkiye'de etnik kökeni farklı olmasına karşın, öz kardeş gibi anlaşan insanlar var. Yurt dışında kalmış, farklı etnik kimliğe sahip insanlarda bile geçmişin bağını hissedebiliyoruz. Aramızdaki bu ortak tarih, kültür ve amaç birliği bizi bir arada tutacaktır ama buna sıkıca sarılmak ve benimsemek şartıyla.
Hüsnü Aydoğdu -- 11.03.2019 17:00
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Yüreğine sağlik,sevgili Abdulkadir.
GÜNER TÜRKOĞLU GÖKAY -- 11.03.2019 13:12
MECLİSE MİLLETVEKİLİ GÖNDERMEK İSTEMEYEN YOZGAT EŞRAFI
Sayın Çapanoğlu,

Malesef Mehmet Hulusiler hep çıkıyor ve doğal olarak hep çıkacak, düşünce oluşumunun temelini göz önüne alırsak her görüşe karşı bir karşıt görüş hep oluşuyor. Burada doğru olanı saptamak önemli oluyor tabi ki.

Bu yazışmaları ilk kez görüyorum ve bunun yanında belgelerin asıllarının da olması beni sevindirdi.

Zaten Kurtuluş Savaşı döneminde yapılan yazışmaların ve konuşmaların geneline bakarsak (özellikle İstanbul'dan yapılan) bu yazışmanın onlarla bir tutulması pek doğru olmayacaktır. Olaya biraz daha yorumsamacı bakmayı gerektiriyor.
Hüsnü Aydoğdu -- 05.03.2019 14:07
ETTİĞİ LAFA BAK…
Bu değerli açıklamalarınız için teşekkür ederiz Sn hocam.
YILMAZ BİRYILDIRIR -- 12.02.2019 09:03
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:

Değerli dostum,
Atatürk’ün 7 Şubat 1923’te Balıkesir Zağnos Paşa Camisi (Paşa Camisi)’nde minbere çıkıp cemaate hitap etmesinin üzerinden 96 yıl geçmiş. Yıldönümünde böyle bir konuyu işlemeniz taktire şayandır. Tarihe Balıkesir Hutbesi adıyle geçen bu hutbe; Türkçe olması, memleket meselelerini dile getirmesi bakımından çok önemlidir. Ben özellikle şu paragrafın altını çizmek istiyorum:


“Camiler yalnız birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için değildir. Camiler bilhassa din ve dünya için neler yapmak mecburiyetinde olduğumuzu düşünmek, meşveret etmek (fikir alışverişinde bulunmak) içindir. Her şey ancak meşveretle iyi tarîka (yola) sevk edilir.
Biliyorsunuz ki Cenâb-ı peygamber ekseriya rufekâ-i mesâîsiyle (çalışma arkadaşlarıyla) meşveret eder, dünya umûrunda (işlerinde) kendinden kuvvetli, daha zeki arkadaşları olduğunu teslim buyururlardı.”
Teşekkürle, selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 08.02.2019 17:27
ATATÜRK, HÜZNİ BABA VE HAFIZ SÜLEYMAN
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınız aracılığıyla Yozgat'mızın önemli değerlerini gündeme getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yeni kuşak ne yazık ki bu değerlerimiz konusunda bilgisiz. Hiç olmazsa bu tür yazılarla onları bilgilendirmek olanaklı oluyor.
Bildiğiniz gibi Yozgat kültürü üzerinde birtakım çalışmalarım var. Bu çalışmalar doğrultusunda Hafız Süleyman'ın Youtube'ta dağınık olarak yer alan taş plak kayıtlarını birleştirerek yayımlamıştım. Çoğunu kendi, bir kısmını da Hayriye Derviş'le söylediği bu kayıtların linkini aşağıda veriyorum. Söz konusu kayıtlara YouTube arama motoruna, Muhsin Köktürk Hafız Süleyman Taş Plak Kayıtları yazılarak da ulaşılabilir. Sayfada toplam 14 kalıt yer almaktadır.
Saygılarımla.

https://www.youtube.com/playlist?list=PL28IjPK2M_8ns4KD9adiZLjI7Ha07wjGm
Muhsin Köktürk -- 08.02.2019 10:24
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:
Kurani ve İslam dinini anlamak icin dilin önemin ve halkın anlayabileceği şekilde ifade edilmesinin gerekliliğini açıkça belirtmiş Büyük Atatürk.
Tarihi kaynaklardan alınan bu bilgilerin asıl imam hatip okullarinda okutulması gerekir.
Bu aydınlatıcı yazıyı keşke tüm tutuk kafalar okusa.
Fazilet Sayılan peker -- 07.02.2019 15:43
AMASYA LİSESİ MÜDÜRÜ ve TARİH HOCAMIZ SÜLEYMAN DUYGU
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Anlattığınız anı dönemindeki sınav sistemine tabi olanlardan biriyim. Kuşkusuz bu sınav sisteminin eleştirilecek yönleri var. Ama o günün koşulları öyleydi. Ancak bu sistemin ne denli başarılı insanlar yetiştirdiği de yadsınamaz bir gerçek.O dönemlerde ve sonrasında teşekkür, takdir belgesi aslanın ağzındaydı. Şimdi bir sınıfta neredeyse teşekkür ve takdir belgesi almayan kalmadı. Buna karşın eğitim yerlerde sürünüyor. Yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sistemimiz;eleştirmeyen, sorgulamayan kişiler yetiştiriyor.Ne diyeyim ki, neyi tutsak elimizde kalıyor.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 02.02.2019 09:18
AMASYA LİSESİ MÜDÜRÜ ve TARİH HOCAMIZ SÜLEYMAN DUYGU
Allah rahmet eylesin Suleyman hocaya. Gercekte o sinavlarin ne faydasi vardi? Bende Ortaokul bitirmede girmistim.O zaman ki egitim sanki dahami iyiydi bugune gore? Esenlikler dilerim.
Ethem Kutsoylu -- 28.01.2019 12:37
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00