BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
277
Dün
:
4633
Toplam
:
15000627
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Sayın Çapanoğlu yazınız yine bizleri aydınlattı.Güzel tarih bilgileriniz için teşekkür ederiz.Ayrıca her ne kadar moralimizi sürekli bozsalar da Yeni yılınızı kutlarım.Allah siz ve sizin gibi kültürlü büyükleri korusun.Sağlıcakla kalın.Saygılarımla.
Serdar Erbek -- 2.1.2017 16:45:1
BİR GAZETE HABERİ ve SADRAZAM ÂLİ PAŞA (5 MART1815 - 7 EYLÜL1871 )
Sayın Galip Bey'ciğim, bizde dedemiz Halit Bey'in kabrini araştırıyoruz ama maalesef bir netice alamadık. Hatta İstiklal mahkemelerinin diğer şehirlerdeki tutanakları yayınlandığı halde çuvallar dolusu Amasya istiklal mahkemesi tutanakları henüz açıklanmadı. Yani mahkeme safahatını bile bilemiyoruz. Amasyada eski arkadaşlarım da konu ile ilgileniyorlar. Konu ile ilgili olarak mail adresimden yada gazeteden alacağınız telefonumdan bana ulaşmanızı rica ediyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 1.1.2017 02:19:0
HAİN
abdulkadir bey asılanlardan bir tanesi benim büyük dedem
çavuş köylü hamit çavuştur mezarını bulmak istiyoryz bunlarla alakalı kayıt varmı yardımcı olursanız sevinirim teşekürler
galip alparslan
Galip -- 30.12.2016 20:23
BİR GAZETE HABERİ ve SADRAZAM ÂLİ PAŞA (5 MART1815 - 7 EYLÜL1871 )
Sayın Abdülkadir Bey,
Ben Sultan Abdülaziz'i her şeyden önce ahlaki yönüyle sevmem. Sultan II. Abdülhamit de Midhat Paşayı boğdurmuştu.Her ikisinin de sonu kötü oldu. Sultan Aziz intihar etti, Sultan Abdülhamit de ömrünün kalanını kapatıldığı sarayda geçirdi.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 27.12.2016 11:39
BİR GAZETE HABERİ ve SADRAZAM ÂLİ PAŞA (5 MART1815 - 7 EYLÜL1871 )
Ne kadar anlamlı bir yazı olmuş...
Ne yaparsan yap sevgi oluşmamışsa herşey boş.Vermemişsen alamazsın.
Örnekleme güzel olmuş.Teşekkürler.
Sibel Oktay -- 21.12.2016 00:10
NERESİNE YAPIŞTIRILACAK
Değerli dost Abdülkadir Çapanoğlu, harika bir derleme. Kutlarım sizi. Bazı yorumlara güldüm. (Örneğin; ıspanak, pırasa ve buzun neresine pul yapıştırılacağı üzerine yapılan çeşitlemeler gibi). Maliye Bakanı Hasan Bey ise günümüz bakanlarına hiç benzemiyor. Uzun uzun açıklamada bulunmuş. Sizi tekrar kutluyor, teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum.

Olcay Akkent -- 5.12.2016 14:18:
24 KASIM
Sevgili Can Dostum,
Yazınızı beğeniyle okudum. Fazlı Bilecen Bey'i sizin kadar olmasa da ben de tanırım. O zamanlar 7-8 yaşlarındaydım. Rahmetli babamın iyi arkadaşıydı. Onun her gün yürüyerek Çamlık'a gidişini iyi anımsarım.
Babamdan kalan fotoğraflarda sanırım ona ait bir tane vardı. Bir araştırayım. Size boşuna umut vermiş olmayayım, ancak bulursam hemen yollarım.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 28.11.2016 21:27
24 KASIM
Sayın Çapanoğlu ; Yazılarınızı okuduktan sonra babamı telefonla arar ve yazınızdaki olayları- kişileri sorar onun da bildiklerini öğrenirim.Fazlı hoca ile ilgili yazdıklarınızı okuduktan sonra yine konuştum.Babamın anlattıkları da şöyle;Rahmetli Fazlı hoca Biyoloji öğretmeni idi.Lisemizin güzel bir Biyoloji laboratuvarı vardı, kendisi tüm gününü orada geçirirdi.Bize hep hayata dair öğütler verirdi.Sınıftaki herkesin ailesini bilir, söyle bakalım filancanın oğlu-kızı diye seslenirdi.Çok muhterem birisi idi dedi.Bir de Fizik hocası Vehbi bey varmış Vehbi Ulusoy.O da Fizik lab.dan hiç çıkmaz işine aşık bir hoca imiş.Onu da saygı ile andı.Tüm öğretmenlerimizin gününü kutlar saygılarımı sunarım. Yorumunuz
SERDAR ERBEK -- 24.11.2016 10:57
BİR MİLLİ MÜCADELE KAHRAMANI DURSUN KAPTAN, YA DA KILIÇ REİS
çok güzel ve anlamlı bir söyleşiyi okuyuculara aktarmışsınız Ağabey, kaleminize sağlık.
bülent cerit -- 09.11.2016 10:41
BİR MİLLİ MÜCADELE KAHRAMANI DURSUN KAPTAN, YA DA KILIÇ REİS
Sayın A.KADİR ÇAPANOĞLU na teşekkürler ediyorum . Saygılarımla .
YAVUZ ERGÜVEN -- 08.11.2016 22:23
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00