BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
194
Dün
:
4633
Toplam
:
14608601
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SAYIN YILMAZ GÖKSOY’UN ÜÇ SORUSU
Abdülkadir Bey,
Hayvan, ineğin ve sütünün kokusuna alışmış olmasın!
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 25.07.2016 11:12
SAYIN YILMAZ GÖKSOY’UN ÜÇ SORUSU
Gerçekten enteresan bir konu. Genetik mühendisleri açısından araştırılması gereken önemli bir vakıa olduğunu düşünüyorum.
NİLÜFER DANISKA -- 23.07.2016 21:57
MUAVİN KONSOLOS NAFİZ HAŞMET TERKEN DÜN ADADAN AYRILDILAR…
Sizle ilgili yazılarınızı okurken yakın tarihimize de ışık tutarak bizleri bilgilendirmeniz mükemmel. Teşekkürler ediyorum. Sağlıkla ve sevgiyle kalın
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2016 16:27
YOZGAT’A DOĞRU
Abdülkadir Beyin hiç bir yazısını kaçırmamak lazım... Arkadaşlarımı ikaz ediyorum..
ERTUĞRUL KAPUSUZOĞLU -- 01.07.2016 23:09
YOZGAT MEBUSU HAYRULLAH EFENDİ

Sayın İsmail Aslan Bey, ilginize çok teşekkür ederim. Okuyucuyu sıkmamak için yazılarımıızı mümkün olduğunca kısa ve öz yazmaya çalışıyoruz. Bu yüzden bazı bilgiler eksik kalabiliyor. Hatırlatmanız üzerine en azından burada bir kere daha hatırlatmayı uygun gördüm. Selam ve saygılarımla.

Yozgat mebusu Hayrullah Efendi Sorgun Eymir köyü asıllı Emir bin Süleyman oğlu Arif Efendinin oğludur. Hicri 1281, miladi 1855 yılında dünyaya gelmiş 1908 Meclis-i Mebusanı’nda mebusluk görevinde bulunmuş, Edirne ve İstanbul’da evkaf müdürlükleri, kavaninilik (her türlü kusur ve eksiklikten uzak ve temiz olan) yani mali danışmanlık yapmıştır. Mebusluktan sonra Hicazdaki kutsal emanetlerin muhafazası için Cidde Vakıflar Müdürlüğüne tayin edilen Hayrullah Efendi, orada hırsızlık yapmak isteyen hain Araplar tarafından öldürülür. Cennetmekân rahmetli kuzenim yeğeni Zehra Gülcem Artam, yazılı ve sözlü görüşmelerimizde Mekke-i Muazzama da görev yaparken İngilizlerin eline esir düştüğünü ve Seyidi Beşir usera kampında 1916 yılında vefat ettiğini söyler. Hayrullah Efendi, şair, matematikçi ve âlimdir. Yozgat’ın 1/2500 ölçekli haritasını çizmiştir. Hayrullah Efendinin 6 çocuğundan en büyüğü Boğazlıyan, Konya Ereğli Kaymakamlığı, Diyarbakır, Kastamonu, Samsun ve Ankara valiliği yapan Avni Doğan Bey’dir. (d. 1892, Yozgat ö. 14 Haziran 1965). Türk bürokrat ve siyasetçisidir. Mülkiye mezunu olup, Sivas Divân-ı Harbî Örfî Askerî Kâtipliği, TBMM II. Dönem Bozok, III., IV. ve V. Dönem Yozgat, VI.ve VII. Dönem Çankırı Milletvekilliği, II. Dönem Şark İstiklal Mahkemesi Üyeliği, II. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset İdâre Memurluğu, II., III. ve IV. Dönem Divân-ı Riyâset Kâtipliği, TBMM IX. Dönem Yozgat, XI. Dönem Ankara Milletvekilliği ile Kurucu Meclis Ankara İli Temsilciliği, XII Dönem Kastamonu Milletvekilliği ile 26. Hükümet Devlet Bakanlığı yapmıştır. Türkiye’de ilk sendika kurulmasında ve İstiklal savaşımız sırasında Adana’da Fransız işgaline karşı yiğitçe göğüs germiş, gazete çıkarmış Hatay’ın Türkiye sınırları içine iltihak edilmesinde önemli çalışmaları olmuştur. Kimya mühendisi ve ressam olan kuzenim Zehra Gülcem Artam’ı yakalandığı menhus hastalık yüzünden çok genç yaşta kaybettik. Biraz dinlenmesi için İstanbul’a davet etmiştim, çok rahatsız olduğunu gelemeyeceğini söylemişti. Ben Ankara’ya gitmeye karar verdim ama ölüm haberi geldi. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun.

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 15.06.2016 11:35
YOZGAT MEBUSU HAYRULLAH EFENDİ
Sayın Abdülkadir bey;
Hayrullah Efendinin babası Emir Süleyman ağa nın Eymirli olduğuna dair elinizde bir belge ve bilgi varmı selamlar
İsmail arslan -- 07.06.2016 23:45
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Sayın Çapanoğlu yazılarını çok uzun zamandır takip ediyor ve beğenerek okuyorum. Her yazının sonunda bir yorum göndermek istiyorsamda bu güne kadar bir türlü kısmet olmadı. Hollanda da çalışma saatlerimiz ve sosyal yaşantımız bir disiplin içinde olduğundan her arzumuzu istediğimiz zaman gerçekleştiremiyoruz. Dikkat ediyorum yazılarınızda iki konuya önem veriyorsunuz. Birincisi bizim Yozgat isyanı sizin Çapanoğulları hadisesi diye isimlendirdiğiniz olayı bitaraf bir bakış açısıyla anlatmaya çalışıyorsunuz. Allah için doğruyu söylemek gerekirse biz Çapanoğullarının bu olayda kusuru olmadığına inandık ve bunu savunduk ama siz böyle demiyor bir yazınızda hepsi kültürlü ve devlet umuru görmüş bu insanlar neden böyle bir başkaldırıya önayak oldular bizde bunu araştırıyor soruşturyoruz diyerek bu olayda tarafsızlığınızı ilan ediyorsunuz. Affınıza sığınarak takdir ettiğim bir yanınızda Çapanoğullarını ve Yozgat'ı ezip geçen Çerkez Etemi Atatürk gönderdiği halde sizin Atatürk'e olan sevginiz ve hayranlığınızdır. Buda tarafsızlığınıza güzl bir örnek oluyor. İkinci olarak Bizlerin bilmediğimiz veya unuttuğumuz eski Yozgat hakkındaki güzel yazılarınız.Aynı yaşlarda olduğumuzu tahmin ederek yazılarınızla beni çocukluğumun güzel günlerine götürüyorsunuz. Gurbette olmak hele de çok uzaklarda yabancı diyarlarda toprak özlemi daha da farklı oluyor. Size yazmayı uzun zamandır istiyorum derken bu yazımda epey uzun oldu herhalde. Kendime verdiğim sözü ancak yerine getirebildim. Size sağlıklar esenlikler dilerken kaleminize de kuvvet diliyor saygılarımı sunuyorum.
Hasret Öztürk -- 02.06.2016 16:04
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun.

Nasıl oluyor ki, nihayet derecede muntazam (son derece düzenli) şu memleket hâkimsiz olur?
Mehmet ÇApanoğlu -- 01.06.2016 13:06
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Değerli Hocam Muhsin Bey'ciğim. Güzel yorumunuz için teşekkür ediyorum. Eski Yozgat ile ilgili hatırlyabildiklerimizi sizinle birlikte yeni kuşaklara aktarmaya çalşıyoruz. Gazetemizin sahibi Osman Hakan Kiracının dediği gibi bizim bu yazdıklarımız 50 yıl sonrakilere kaynak olacaktır. Hayırla anılırsak ne mutlu bize.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.05.2016 00:30
YOZGATCA, “ABDULLA’NIN BOSTAN”
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
"YOZGATÇA ABDULLA'NIN BOSTAN" başlıklı yazınızı beğeniyle okudum. Söz konusu yerin tarihsel geçmişi hakkında bizleri bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim.
"Abdullah'ın Bostan" başlığıyla yazdığım yazıya çok özel ve bir o kadar da olumlu bir eleştiri yapmıştınız. Yozgatlılar bu yere sizin başlığınızda olduğu gibi "Abdulla'nın Bostan" demektedir. Halk dilinde yerleşen adı aynen böyledir. Biliyorsunuz ben bir Türkçe öğretmeniyim. Türkçede bazı yer adları kurallara aykırı kullanıldığı için o yazımda olması gereken biçimini kullanmıştım. Ama size katılıyorum. kurallara uygun biçimi insana o kadar sıcak gelmiyor. Biz de çocukluğumuzda o klasikleşmiş adı duyardık hep: Abdulla'nın Bostan.
Yazınızda belirttiğiniz o yapı keşke günümüze kadar korunmuş olsaydı. Hiç olmazsa bahçesi arsa olarak bizlere birbirinden güzel anılar bıraktı. Allah o zamanki sahiplerinden razı olsun. Anılarımızın çoğunu onlara borçluyuz. Nur içinde yatsınlar. Mekânları cennet olsun.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 26.05.2016 20:26
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00