BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
309
Dün
:
4633
Toplam
:
15000763
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
İSTANBUL SERENCEBEY YOKUŞUNDAKİ ÇAPANOĞLU SIDIKA HANIM KONAĞI

Abdulkadir Capanoglu ağabeyimin emeğine sağlık. Celal Çapanoğlu Paşa nın torunu Yılmaz Çapan nın oğlu olarak yazdıklarınızdan çok duygulandım. Kaleminiz hiç susmasın. Büyüklerimiz yattıkca Allah size uzun ömürler versin.
ERCÜMENT ÇAPAN -- 03.05.2016 18:05
KUR’AN TEFSİRİ VE ATATÜRK
Abdulkadir bey merhaba.
Bu güzel yazınızı beğenerek severek okudum. Canerhan Tipi beyin Youtube'daki videosuna yapılan bir yoruma yaptığınız ince eleştiriden gelmiştim buraya. İyi ki gelmişim.
Yazan ellerinize sağlık.
Cumhuriyet güneşi bolluğunda sevgi ve iyiliklerle kalın.
Kudret Kemal -- 28.04.2016 18:33
KARINCAEZMEZ
Çok güzel bir anı barış sever bir takım tutar ve naif bir holiganin yaşamı bu günkü futbol taraftarlarına örnek olmali.
Fazilet sayılan peker -- 27.04.2016 08:36
KARINCAEZMEZ
ABDÜLKADİR BEY BİZİ ESKİLERE GÖTÜREN YAZILARINIZI ZEVKLE OKUYORUM.BENDE KARINCA EZMEZ ŞEVKİYİ YILLARCA TANIDIM.ÇOK KEZ GALATASARAY LİSESİNİN ÖNÜNDE SELAMA DURDUĞUNU GÖRDÜM.EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜM KÜLÜP İÇİN AİLESİNDEN AYRILIP YANLIZ LAAN GARİBANA GALATASARAYIN SAHİP ÇIKMAMASIDIR.

SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 25.04.2016 14:27
CAHİLCE BİR TELEFON
Abdülkadir Bey,
Bu tür kişiler kimliksizdir. Onun için açıkça görüşemezler. Ben de böyle insanlara rastladım. Bir taraftan Çapanoğlu'nu, bir taraftan da Atatürk'ü karalamaya çalışırlar. Hem Çapanoğlu'nu hem de Atatürk'ü seviyorum ve onlarla iftihar ediyorum. Kaleminize sağlık.
Saygılarımla
M. Filiz Ulusoy -- 14.04.2016 10:34
CAHİLCE BİR TELEFON
Değerli Muhsin Bey'ciğim, Yozgat'ımızın engin bilgili ve araşırmacı bir eğitimcisi olarak göndermek lüfunda bulunduğunuz güzel yormunuz için teşekkür ederim. Buyurduğunuz gibi okumuyoruz. Okumayınca da maalesef,ilim sahibi olmadan fikir sahibi olarak önyargılı ve duyduğuna inanan insanlar oluyoruz. Hep söylerim,milli eğitim müfredatını ben yapsaydım, Orta eğitimin son iki yılı içinde bir yıl eğrisiyle doğrusuyla Osmanlı tarihini, bir yılda sadece Çanakkale muhaeebeleri ile milli mücedelenin ne şartlar içinde yapıldığını meclis tutanaklarından ve yabancı kaynaklardan alıntılar ile ve not kaygusu olmadan genç nesile öğretirdim. Türkiyede incelemeler yapan Japon eğitimciler bile “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!" demişlerdi. Sevgi ve saygılarımı iletiyorum.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 14.04.2016 08:57
CAHİLCE BİR TELEFON
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
İyi ki varsınız. Çapanoğlu soyadını gören bazı kişiler, hemen önyargıyla onu bir Atatürk düşmanı gibi algılamaya başlıyor. Kuşkusuz bu, söz konusu kişilerin yeterli tarih bilgisine sahip olamamasından kaynaklanan bir durum. Değerli kaleminizle hepimize ışık tutup Atatürk'le ilgili yanlış yargıları çürütüyorsunuz.
Teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 13.04.2016 12:30
YOZGAT-YERKÖY KALKIYOR
Abdülkadir Çapanoğlu beyfendi hoş bir insan, biraz ofli hoca tabiatı da var ama olsun ne edelim, hatıratı ailesinin ışığı şehri aydınlatmaya devam ediyor... Kaleminden ve ailesinden tevarüs edilen bir mevlevi terbiyesi var ki, daha doğrusu buna irfan demek lazım, kadim Yozgat'ı tarihe uğurlarken bizi de hem hüzünlendiriyor hem bilgilendiriyor. 40-50'li yıllar deyince insaniyetin tavan olduğu vakitler sanırım. Şimdiki saray soytarısının devri çamurluğu kimsenin aklına gelemeyecek zamanlar...
Yine benimde aklıma gelen bir yolculuk 970'lerden kalma. Yozgat Ankara arası da çalışan bir otobüs işletmecisi olan şoför Hulusi amcamızda benim aklıma geliverdi. Çok iyiliksever bir adamdı...
1970 öncesi 68'lerde köyler arasında otobüs işletirdi. Paşaköy, Genilgüllü Dedik, Osmanpaşa Karga vs... Bir Ankara dönüşünde,
otobüsündeydik Kızılırmak köprüsünü geçince ileri de otobüsü sağa çekti ve durunca hafifden kornaya bastığında etraftan köpek sesleri işittik. Madem lokantadan topladığı yemek artıkları o hayvanlara verirmiş. Hatta bazı boş köpek yavrularını da oraya taşimiş. Sonra tekrar hareket ettiğimizde yolculuk sürerken dedi ki bu hayvanlara buraya barınacak da yaz kış burdalar ve bende gece gündüz yollardayım. Bunların sevabına daha bunca yıldır şükür ki hiç ciddi kaza filanda yoktur...
Şöförlük deyip geçmemek lazım bu ahlak edep gerektiren bence ciddi bir iştir...
Sağlıklı ve uzun ömürler dileğiyle hep iyilikte ve kaleminiz güçlü kalsın sn. Çapanoğlu...
Ferhat Kalantürk -- 18.03.2016 00:25
YOZGAT-YERKÖY KALKIYOR
Sayın Ağbeyim akıcı üslubunla yazmış olduğunuz bu kısa hikaye, bizi ziyadesi ile mutlu etti. Kalemine sağlık.Sevgi ve sağlıcakla kalasın
Yılmaz Biryıldırır -- 17.03.2016 21:37
YAHUDİ OSMANLILAR ve KİRA KADINLAR [3]
sevgili amcacim yazılarınızı com beğenerek okuyoruz bize bu güzel bilgileri verdiğiniz için cok tşk ederiz tercan KAPUSUZ
Tercan kapusuz -- 16.03.2016 13:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00