BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
289
Dün
:
4633
Toplam
:
15000638
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞLU DEYİMLERİ
selam hocam ,Okumak öğrenmek güzel, hele'ki böylesi konuların irdelenerek konunun taraflarınca açık yüreklilikle izah yolunu seçmek erdemli olmanın en güzellerindendir, diye düşünüyorum, saygılarımla mahmut
mahmut erdem -- 20.10.2014 11:35
ÇAPANOĞLU DEYİMLERİ
Abdülkadir Bey,
Yazınızı zevkle okudum. Bunlar anlatılmalıdır ki insanlar Çapanoğullarının nasıl bir aile olduğunu, neler yaptığını doğru olarak değerlendirebilsin.
Selam ve saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 18.10.2014 11:24
BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ
Sevgili dostum, Aydınların görevi beyinleri aydınlatarak ışıltılı beyinleri çoğaltmaktır. Tarihe not düşerek, bu görevi çok iyi yapıyorsunuz. Yürekten kutlarım.
Etem Oruç -- 12.10.2014 12:40
BİR FOTOĞRAFIN HİKÂYESİ
Sayın Abdülkadir Bey,

Biz Atatürk'ü her yerde görürüz. Ayvalık ve Burhaniye arasında bir dağ üzerinde onun daimi silueti de var. Resimdeki hanımı bir defa görmüştüm. Onun sanatkar kızını da bir kere çocukluğunda, bir kere de ölümünden hemen önce gördüm. Avni Doğan sülalesi sanatkardır.

Selam ve saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 12.10.2014 12:10
Eisenhower,Celal Bayar ve Altından çıkan Çapanoğlu
selamlar can abim geçmiş bayramınızın gelecekte nasip olacak bayramların bayram tadında olması dileğimle. yaşananlar yaşanmış tatlı anılar hatırlandıkça ve anıldıkça haz verir insana bu güzellikleri yaşattığınız için teşekkürler.
mahmut erdem - -- 10.10.2014 13:45
BELKİ DE DÜNYAYI KURTARAN ADAM; STANİSLAV PETROV
Sayın Çapanoğlu yazınızı bugün ilk defa okudum dünyanın kaderini değiştiren bazı olaylar tesadüfi değildir, takdiri ilahidir yazıyı çok beğendim bundan sonra elimden geldiğince yazilarinizi okumaya devam edeceğim aslen yozgatlıyım bursa'da yaşıyorum bu" her işin altından çapanoğlu çıkar" uyduruk deyiminin ne kadar yanlış olduğunu be hatta saçma sapan sanat değeri olmayan dizilerde bile kötü iş ve olaylar da bu işin altında bir çapanoğlu var sözü oldukça yanlış ve saptırılmış Çapanoğlunu ve Yozgatliyı tanımayanların tarihten de bihaber olanların böyle bir ön yargısı olduğunu yazınız da bir kaç kere çıklayınız lütfen.saygılarımla...

gülşen akkaya -- 02.10.2014 10:17
ŞOFÖR SEYİT VE OĞLU NECDET TAŞAN
Sayın Çapanoğlu bahsettiğiniz kişiler benim dedelerim ,muavin ise sanırım babam Şükrü Taşan. Dedeler vefat etti;ama babam hala sağ.Bu yazı bize sürpriz oldu teşekkür ederiz.Dedem Necdet Taşan gerçekten de çok güçlüydü Ayvayı eliyle ikiye bölerdi düşüünün bizz de çok şaşırırdık Allah ikisine de gani gani rahmet eylesin
Arzu Taşan TİCAN -- 29.09.2014 12:29
BELKİ DE DÜNYAYI KURTARAN ADAM; STANİSLAV PETROV
Yorumunuz Her zaman küçük rastlantılara bağlı büyük sonuçların karşımıza çıkabildiğini gösteren olay. Kaleminize sağlık.
Şahin -- 28.09.2014 23:19
BU GÜN 12 EYLÜL
Net bir 12 eylül faşizminin tarifi,EMEK Gücünüze sağlık.
KAHROLSUN 12 EYLÜL FAŞİZMİ,VE,KALINTILARI,Ey ÖZGÜRLÜK.
mahmut erdem -- 17.09.2014 20:55
FALİH RIFKI ATAY 30 AĞUSTOS’U ANLATIYOR
Koltuk kavgalarıyla uğraşmaktan Milli değerlerimizin es geçildiği bu günlerde en önemli günlerimizi hatırlatan paylaşımınız bizi o günlere taşıdı.Kaleminiz her daim var olsun.

Ancak, buradan aynı teşekkürü Suzan Hanıma da iletmek istiyorum.Yazdığı yorumları takip ediyorum. Ne yalan söyleyim. Sizin yazılarınızı okumadan önce Suzan hanımın yorumu varmı diye bakıyorum. varsa ilk yorumu okuyor sonra makaleyi özümseyerek, anlayarak okumaya çalışıyorum.Yine yorumundaki bayrak betimlemesi ancak bu kadar anlatılırdı.Yorumlar asla makaleye gölge düşürecek nitelikte olmadığı için iyi bir okuyucunuz olduğundan çok şanslı olduğunuzu düşünüyorum.Aynı şekilde yazılarına yorum yazan bir okuyucuya teşekkür ve takdirle karşılık veren bir yazarın inceliği ve kibarlığı karşısında saygıyla eğiliyorum.

Saygı, sevgi,samimiyet ve muhabbet dolu sayfanıza tekrar uğramak dileğiyle...
Serkan Seray -- 01.09.2014 21:44
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00