BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.05.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
175
Dün
:
4633
Toplam
:
16393269
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
KÖMÜRCÜ İLE EFENDİ
selam hocam güzel alınması gerekli bir ders vermişsiniz günümüz dünyasına uygun. salıcakla kalın
mahmut erdem -- 05.02.2014 10:00
İKİ MEKTUP (YORUMSUZ)
Çok güzel dosttum. Aydının görevi yaşadığı ortamı aydınlatmaktır. Siz de bu görevi yerine getiriyorsunuz. Anadolu basını gerçeklerin aynasıdır. Bir uyanırsa Anadolu karanlıklar sinecek yer arar. Eline kalemine sağlık.
Adınız ve Soyadınız -- 21.01.2014 10:47
YILMAZ GÖKSOY, SABRİ KOÇAK VE HAYATI ROMAN ÇAPANOĞLU YUSUF ZİYA BEY
Abdülkadir bey
Yazdıklarınız bir kitap oluşturacak kadar olmuştur, diyorum.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 17.01.2014 11:40
YILMAZ GÖKSOY, SABRİ KOÇAK VE HAYATI ROMAN ÇAPANOĞLU YUSUF ZİYA BEY
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu yazınızı bir roman özeti gibi okudum. Çapanoğlu sülalesinin yalnız Bozokda değil tüm Anadolu topraklarında ne kadar etkili olduğunu geçmiş yazılarınızdan takip ediyordum 1920 ve sonrasında yaşadıkları ile de tarih sahnesinde daha farklı bir iz bıraktıklarına inanıyorum. Şunu anlıyorum, Çerkez Ethemin Yozgatı soyması ve haklı ve haksız yaptığı katliamlarla iş bitmemiş. Yağma ve talan edilen hatta idam edilen Yozgat halkı ile Çapanoğlu sülalesinin fertleri yıllarca bu zulmün sıkıntısını çekmişler. Sizlerin sayesinde doğruları ve yanlışları öğreniyoruz. Ellerinize ve emeğinize sağlık.
Şinasi Barutçu -- 13.01.2014 12:42
YILMAZ GÖKSOY, SABRİ KOÇAK VE HAYATI ROMAN ÇAPANOĞLU YUSUF ZİYA BEY
((( Kıymetli Abdülkadir Hocam; son yazınızı büyük bir merakla okudum. Hatta ikinci kez okuyarak atladığım satırlar var mı diye kontrol ettim. Yazılmayan gerçekler, Tarih sayfalarında soru işareti bırakmaktadır. Yazınızda zihnimdeki bir soruya cevap vermişsiniz." Mustafa Kemal Paşa'nın mektubu" Böyle bir mektubun olduğunu kuvvetle tahmin ettiğim halde, güvenli bir kaynaktan varlığını işitmemiştim. Cevabınız için hem size hem de Yozgat'ımızın canlı tarihi ve gayrıresmi arşivi sayılan Yılmaz Göksoy Hocama şükranlarımı arzederim.)))
Osman Karaca -- 12.01.2014 14:37
YILMAZ GÖKSOY, SABRİ KOÇAK VE HAYATI ROMAN ÇAPANOĞLU YUSUF ZİYA BEY
Abdulkadir Bey, tümü yazılarınız gibi bunu da büyük bir keyifle okudum. Yozgat'ın tarihi ve kültürü üstüne yazdığınız yazılar benim için çok değerli. Özellikle Yozgat'ın tarihi ile iç içe anılan Çapanoğulları tarihi ile iligili yazdıklarınız birer vesika kıymetinde. Çapanoğlu Yusuf Ziya Beyle iligili yazınız da böyle değerlendirilmeli mutlaka. Çapanoğullarının hayat hikayesini, varolma yok olma mücadelelrini incelerken Yusuf Ziya Beyin hayat hikayesi her zaman dikkatimi çekmiştir. Pek çok Çapanoğlu gibi onu da her zaman bir roman kahramanı olarak hayal etmişimdir. İstanbul Yozgat, Halep, Beyrut gibi önemli mekanlarda geçen macera dolu bir hayat mutlaka yazılmalıdır. Hatta Çapanoğullarının belgeseli çekilmeli ve Yusuf Ziya Beyin hayatına önemli bir bölüm ayrılmalıdır bence. Daha söylenecek, yazılacak çok şey var.
Sizin şahsınızda tüm çapanoğullarını ve sevgili Yılmaz Göksoy ağabeyi saygıyla selamlıyorum.
Siyami Yozgat
siyami yozgat -- 08.01.2014 22:01
BİR VALİ
İsmet Paşa'nın meşhur valisi de bir diğer validir.. Nevzat Tandoğan.. Köylüleri Ulus'tan aşağı salmayan sayın vali.. Kominizmi gerekirse biz getiririz deyip terör estiren vatandaşımız... vs. vs..
Gani Hasbekli -- 19.12.2013 05:42
Türkiye Millet Meclisi gizli celse zabıtları : 22/23 Nisan 1924
Yorumunuz Sn. Çapanoğlu'na önce teşekkür ediyorum. Yozgat'tan adam gibi adamların ve asalet timsali beyfendilerin de çıkmış olduğunu ve çıkmaya da devam ettiğini gayet güzel ilmi deliller de sunarak ortaya koymuş bulunuyorlar.. Mevlevi ruhaniyetten tevarüs edilmiş, çelebiliği de bir Türk-Osmanlı alameti farikası ve fevkaleda takdire şayandır... Ricamız şudur ki, lüften hatıratınızı ve yazılarınızı derhal kitaplaştırınız ki, kalıcı ve tarihe kaybolmadan da intikal edebilsinler.. Türkiye de korkunç bir kültür erezyonu var.. Yeni nesil keşke sizler gibi değerli insanları hergün dinlese ve ibret alsalar, kendilerini de ilim-irfan olarak geliştirseler.. (...) Öğrendik ki, Usat romanı da demek ki sizlerin değerli katkıları ile ortaya çıkmıştır.. Yozgat'ın geçmişinde iftihar sayfaları da var olduğunu kamuoyu önüne sermeniz de gerçekten çok önemli değerli bir katkıdır.. Dileriz ki sizlerin de bu kıymetli gayretlerinizle, Yozgat asli hüviyetini de yeniden döndürülür.. Cenabı mevladan size sağlık ve uzun ömür ihsan etmesi dileğiyle.. Sıratı müstakim ve selametle kalınız efendim...
Muharrem Keçikıranlı -- 19.12.2013 02:28
BENİM ÖĞRETMENİM
İyi egitim ve öğretim iyi öğretmenlerin elinde olur ki geçmişteki öğretmenler ya bir müzik aleti çalar, ya edebi eserler yazmaya çalışır yada resim tiyatro gibi hobiler le kendilerini geliştirmiş değerli insanlarda şimdi (kimseyi kınamıyorum ama)geçim derdi ile uğrasmak zorundalar ve kendilerine yeteri kadar zaman ayıramıyorlar.Buda çocuklarımıza eğitim öğretim de eksiklik olarak yansıyor.
Birde öğretmene verilen bir saygı vardı(şimdi yok maalesef) bizde karşı kaldırımda öğretmenlerimizi görsek kılık kıyafetimizi önce düzeltir sonra hazır olda selam verirdik.
Tesekkürler ve ellerinize saglık ,zevkle takıp ediyoruz sizleri
Kadir Ahmet Danıska -- 09.12.2013 11:37
BİR VALİ
Sayın ilgili,
Bir yazı yazdığınızda kimliğinizi de açıkça belirtmeniz, söylediklerinizin arkasında durduğunuz anlamına gelir. Kimliğin gizlenmesinin "şöhret peşinde olmamakla" bir ilgisi yoktur. Ayrıca, istibdat dönemlerinde takma isimle yazı yazmak durumunda kalan yazar ve şairlerimiz ise bunu başlarına bir felaket gelmemesi için yapmış olup daha sonra yazdıklarına sahip çıktılar.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 30.11.2013 10:35
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00