BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
229
Dün
:
4633
Toplam
:
14848748
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Sayın A.Kadir Çapanoğlu.
Yazınız beni 70 li yıllara götürdü.Çok muhteşem bir tiyatro idi Tepebaşı tiyatrosu.Yan balkonları ve tavanı altın varak kaplama idi. Oyun başlayana kadar tiyatronun içini hayranlıkla seyreder vaktin nasıl geçtiğini anlamazdım. O zaman bir tiyatro kültürüde vardı.Herkes güzel elbiselerini giyer öyle gelirdi.Öksürmeye bile çekinirdik.1970 yılı idi bir sabah kalktıkki tiyatro yanmış.Zaten ahşap olan bina bir anda kül olup gitmiştir.İçimiz yandı ama elden ne gelir.Osmanlıdan kalan bir güzel eser daha arsa rantına kurban edilmişti. Güzel yazılarınızı zevkle okumaya devam edeceğim. Saygılar.
Em.Öğr.Zehra Öztürk -- 29.03.2013 10:11
TÜRKİYENİN İLK BOKS MAÇI
Selam,
Öncelikle tekrar başınız sağolsun diyeyim.
Yazdığınız bu olayı babam yıllar önce daha da süsleyerek anlatmıştı. Milliyetçilik damarından dolayı herzaman, milli spor karşılaşmalarında söylediği bir şey vardı,öyle sporcu olacaksın ki,(yapılan sporun sporcusu,diyelim ki) yüksek atlamacı,bir zıplayacak yere düşmeyecek,boksör ise bir yumruk atıp rakibini nakavt edecek,güreşci ise rakibine dalıp tek hareketle yere çalıp tuş edecek,futbolcu ise ,5 kişiyi sıraya dizip çalımlayacak ve vurduğu şut ile rakip takım kalecisini,top ile beraber kaleye sokacak,hiç bir zaman hakemlerin yanlış karar vermesine fırsat vermeden sonucu etkileyecek neticeyi en kısa yoldan alacak olmalı,derdi.
Günümüzde yeni nesilin beslenme şartları malum, yediklerimiz anatomimizi, davranışlarımızı, tavırlarımızı, herşeyimizi kesinlikle etkiliyor,ne zaman yaşantımızda materyalizm öne geçti, herşeyin ucu kaçtı,insanlık değerleri başta olmak üzere herşey dumura uğradı, yarınlarımız için korkunun dağları beklediğini söyleyebilirim, bunları düşünüp eksik gördüğümüz tavırlarımızı, davranışlarımızı düzeltip evlatlarımızı daha insancıl ama rekabetçi ve dürüst tavırlarla yarınlara hazırlamalıyız,bunlar için örneğini verdiğiniz yazılarla onlara yol açmalıyız.Örnek yazınız için teşekkürler, saygılar.
Ahmet KAPANCI
Ahmet KAPANCI -- 26.03.2013 11:46
ANILAR, ANILAR (1)
Muhterem validenizin vefaatını yozgat gazetesi internet sayfasından öğrenmiş bulunmaktayım. Hanımefendiye cenab-ı zül celal-i tegattes hasretlerinden rahmet, geride kalan yakınlarına sabrı cemil ihsan etmesini dilerim.
divane 66 -- 25.03.2013 11:27
KAFARAĞA
Abdülkadir Bey
Beş koyunu zenginlik bilen bu gönlü zengin Gaffar Ağayı ben de rahmetle anmak isterim.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 23.03.2013 10:19
HAİN
Sayın A.Kadir Çapanoğlu.
Sayın Mesut Atalay’ın Çapanoğlu İsyanı haklı bir isyandır sözüne cevap olarak sizin affedersiniz ama Sayın Atalay, Çapanoğlu ailesi olarak bizler bile hiçbir zaman böylesine kesin bir iddia da bulunmadık sözünüz için sizi tebrik ederim. Bu sözünüzle bir Çapanoğlu olmanıza rağmen olayları tarafsız bir gözle araştırdığınıza inanıyorum. Sayın Atalay’ın şu sözü de doğrudur. Çapanoğlu isyanının gerekçesi eksik bilgiye dayanan ama devleti yıkmaya yönelik bir isyan değildir. Evet bizim bildiğimiz Çapanoğulları hiçbir zaman devletine karşı gelecek bir tavrın içinde olmamıştır. Bilakis her zaman padişahın yanında olmuştur. Osmanlı ordusuna en çok asker veren Çapanoğulları olmuştur. Sizin yazınızda vurgulamaya çalıştığınız gibi bu film İsmet paşayı hedef alan bir film olacak düşüncesindeyim. Bunca olaydan sonra hala Çerkez Ethem’e ikinci adam demek cesaret ve cüret ister. Senaryosu açıklanmayan Yozgat’a ve hatta Türkiye’ye ne getirip ne götüreceği belli olmayan bir film çekme işine sadece ticari kazanç ve birilerine şöhret ve para kazandırma gözüyle bakmanın doğru olmayacağını söylemek isterim. Saygılar.
Em.Öğr. Zehra Öztürk -- 17.03.2013 00:12
HAİN
Sayın A.Kadir Çapanoğlu,size daha öncede bir yorumumu göndermiştim.Yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum.Çapanoğlu hadisesi bir isyanmıdır yazınız dikkatimi çekmişti o yazınızı bende dostlarıma göndermiştim. Daha sonra Aslan Nurdoğdunun bir yazısınıda kopyalamıştım.Hain yazınıza bir ilave olması düşüncesiyle o yazıdan yaptığım bazı alıntıları buraya ekledim.Aslan Nurdoğdunun yazısı aşağıdadır.
Çapanoğulları sülalesi , Yozgat (Bozok) şehrini kuran bir aile olarak tüm Yozgatlıları da ilgilendirir. Elbette atalarımın yaşadığı, doğduğum şehirle ilgili bir sürü yazıyı, kitabı ben de okudum ama önemli olan o zamanı, o olayları yaşamış insanların ifadelerinin , tanıklıklarının unutulmamasıdır. Çünkü her tarihsel olay o zamanın ruhu içinde hissedilir. Doğruyu bulmanın yolu. Tez ve antitezi karşılıklı olarak irdelemek ve objektif olmaktan geçer. Ben de buna hep uyarım. .Çerkez Ethem; Kafkasların Ruslar tarafından işgali ile Osmanlıya sığınmış Anadolu’yu son yurt kabul etmiş Çerkezlerdendir. Teşkilatı mahsusa da görev yapmış kurucu meclis kurulmadan önce temin ettiği Süvarileri ile milli mücadele aşamasında Atatürk’e ve milli mücadeleye çok faydası olmuş 1.90 boyunda yaman bir komitecidir. Çapanoğlu olayında Yozgat’ı talan etmiştir. Yozgat’tan götürülen hayvanlar Ankara’da aylarca satılmıştır ve 1920 yıllarının Yozgat’ında suçsuz, günahsız bir sürü insanı öldürmüş konaklarını yaktırmıştır. Yozgat’ta muhakeme etmeksizin bir sürü insanı şu talimatla astırmıştır: “MAHKEMESİ ÇORUM (ALACA) DÖNÜŞÜNDE YAPILMAK ÜZERE İDAMINA” Cumhuriyet kurmak, Demokrasi yerleştirmek arzusunda olan Atatürk ve İnönü’nün temel ilkesi kaide ve kurallara uymak olmuştur. Çerkez Etem ise kaide ve kurallara uyumsuzluğu sayesinde nam salmıştır. Çerkez Müftü Mehmet Hulusi Efendi; Abdülkadir Bey’in anılarından detaylarını verdiği Mehmet Hulusi Efendi okumuş bir insandır, müftüdür. Atatürk’ün, Ankara’da kurucu meclisi açmak için her ilden ilk temasa geçtiği insanlar, valiler, müftüler ve Çanakkale’de birlikte olduğu askeri erkan olmuştur. Atatürk hep bu hiyerarşiye başvurmuştur. Yozgat’tan kurucu meclise kimi alalım diye sorduğu, ilk başvurduğu şahıslardan biridir. Babası veya dedesi göçmen olarak Müslüman Anadolu’ya, Osmanlı’ya sığınmıştır. Devletin üst düzeyinde görev alma arzusuyla sınıf atlayarak iktidar hırsını taşıyan, kendini var eden insanları atlatmayı ve aldatmayı seven biri olarak bilinir.Mehmet Hulusi ile Etem’in Çerkez olmaları da Çapanoğulları için ayrı bir talihsizlik olarak tecelli etmiştir. Atatürk’ün Çapanoğulları ile düşmanlığı diye bir konu yoktur. Atatürk’ün derdi yeni bir ulus yaratmak, emperyalizmi yenmek, Anadolu’yu kurtarmak temel hedefidir. Bu uğurda akılla yol almaktadır. Bugün T.C. Devleti var ise Anadolu Türk ve Müslüman ise elbette bunu Atatürk’e borçludur. Yozgat şehri ÇAPANOĞULLARI AİLESİNİN Anadolu bozkırında 300 yıl önce Türklerin kurduğu tek şehirdir. Çapanoğlu ailesi yoktan var ettikleri şehirle anılır olmuşlar (Çapanoğlu Yozgat). Osmanlıya, her devirde maddi, manevi destek vermişlerdir. Oysa Osmanlı çöküş içindedir. Yunan batı Anadolu’yu işgal etmiş, güneyde İngilizler, Fransızlar İstanbul işgal altında. Anadolu bu ortamda tam bir kargaşa içinde isyanlarla çalkalanıyor,eşkıya ve çetelerle uğraşıyordur. Karadeniz Portuscu Rumlarla kaynıyor, doğuda Ermeni tehciri yeni bitmiş halk savaşlardan düzensizlikten bitmiş tükenmiş, kahrolmuştur. Osmanlı son 50 yılda 3 milyon insanını cephelerde kaybetmiş, M.Kemal kurucu meclisle Ankara’da yeni bir yapılanma arzusundadır.Yozgat’tan da kurucu meclise üye tesbitinde bu aile ile ilgili olumsuz laflar, dedikodular, icraatlar duymaktadır. Derken tarihte Çapanoğlu isyanı veya Yozgat isyanı diye geçen başkaldırı başlar ve Çerkez Etem bu olayı çok kanlı biçimde sonlandırır Bu olay hakkında bir sürü tarihi eserler mevcuttur. Özellikle Şakir Ergin’in eski Osmanlıcadan çevirdiği Abdülkadir Bey’in hatıraları gerçek bir belgedir. El değmemiştir. Hemşehrimiz Yaşar Ocak demokratlığı ile dürüstlüğüyle katkısız bir bilim adamıdır. Objektif değerlendirmeleri vardır. SONUÇ: Nacizane ben de bu olaya duyduklarımla şahitlik etmek istiyorum. Yıl 1966-1967 yılları ben de 14-15 yaşındayım. Şu anki müzenin karşısında Numanoğlu apartman bina 2 katlı bir Rum evi. Babam o evi aldı. Mutafoğlu’ndaki eski evimizden bu Rum evine taşındık. Komşumuz (Şu anki Akyol apartmanının olduğu yerde) Abdi ağaların Mahmut Bey’in eşi Nedime Akyol diye Osmanlı terbiyesi almış 80 yaşlarında güngörmüş bir hanımefendi.. Çerkez Etem’in Yozgat’ta yaptıkları ile ilgili çok şey anlatırdı. Derdi ki “Çocuklar Mehmet Hulusi Kurucu Meclise üye olmak için çok dalavere yaptı”.Atatürk’e gitti,Çapanoğlu 10.000 atlı ile Ankara’yı basacak. dedi. Çapanlara da dedi ki: “Atatürk sizi kesecek”... Yozgatlının deyimi ile tavşana kaç, tazıya tut diye iki tarafı da hasım edecek lafları çıkardı. Aynı ifadeyi Belediye Başkanı Salim Bey’den Nalbant Şemi’den ve Ahmet Ağadan da duymuştum. Genel kanaat, Çapanoğullarının isyancı olmadığı bilakis baskına uğradıklarıdır. Bunda da Mehmet Hulusi efendinin payının bulunduğu rivayeti yaygındır. Mehmet Hulusi Efendi ayrıca Kurucu Meclise girmiş ama 1 yıl sonra azledilmiştir. Sonuç olarak; tarihteki Çapanoğulları olaylarıyla ilgili olarak bilimsel bir sempozyum yapılmalı. Genel Kurmay’ın tüm belgeleri Tarihçilerle incelenip bu ailenin uğradığı haksızlık kamuoyuna açıklanmalıdır. Abdülkadir Bey’i bu çalışmasından dolayı kutluyorum.Aslan Nurdoğdu.
BOZOKLU BOZKURT -- 14.03.2013 22:20
HAİN
Abdülkadir Bey,
Bu beyefendi, "arşiv bilgileri" dediği şeyleri açıkça ortaya koymalıdır! Yoksa 2. kişinin Ethem Bey olduğunu mu söylemeye çalışıyor?! Bence sermayelerini de alıp gitmelerinde yarar var.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 14.03.2013 19:58
HAİN
Hain başlıklı yazıma ilgi göstererek yorum göndermek lütfunda bulunan duyarlı okuyucularıma şükranlarımı arz ediyorum.

Abdülkadir Çapanoglu
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Abdulkadir ÇAPANOĞLU -- 14.03.2013 10:03
HAİN
Sayın Abdulkadir Bey,
Yazınızda bahsettiğiniz tıbbi atık işi yapan ve Muhittin İzzet Kandur'un akrabası olan birisi benim. Yorumlayış biçiminiz ve madde madde tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Dilimin döndüğünce bazı eksik bilgileri tamamlamak ve okurlarınızın da doğru bilgilerle fikir sahibi olmalarını arzu etmekteyim.

1- Çapanoğlu isyanı haklı bir isyandır; bu cümle dost meclisinde tarafımdan kullanılan bir cümledir. Ama eksiktir. Çapanoğlu isyanının başlangıcı haklıdır. Padişahın mahiyetinde yıllarca hizmet vermiş Samsun'dan Mersin'e kadar hükümran Çapanoğlu beyliği ve Edip bey gibi dönemine göre iyi okumuş, aydın ve mutasarrıflık yapmış bir zattan bahsediyoruz. Yıllarca devletine milletine sahip çıkan bir beylik bir aile neden asi olsun? Bu dönemde Edip bey Yozgat'tadır ve padışahın durumundan habersizdir. İngiliz gemilerinin boğazda ve toplarının saraya dönük olduğunu bilmemekte, Kuvva-i milliye hareketinin tamamen İngilizlerce tertip edildiğini düşünmektedir. Doğru bilgileri alabileceği şartlar maalesef oluşmamış oluşturulmamıştır. Çapanoğlu isyanının gerekçesi eksik bilgiye dayanan ama devleti yıkmaya yönelik bir isyan değildir. Bu olayı böyle görüyoruz ve değerlendiriyoruz.
2- Çerkes Ethem Hain Değildir; bu cümle altını çize çize söylediğimiz ve inandığımız bir cümledir. Bazı kitapları ve tarihçileri yazmış okumamı tavsiye etmişsiniz. Ethem ile ilgili Türkiye'de basılan 23 kaynağın tamamını okumuş, Türkiye'de resmen açık arşivlerin tamamını, İngiliz, Rus, Ürdün arşivlerini ve belgelerini arşivleyen bir gruba eksik bilgi suçlaması yapılabilmesi için biraz daha vicdanlı olunması gerektiği kanaatindeyim. Ethem bey'in Yozgat'a verdiği zarar ve bugünkü tabirle yağma, talan Yozgat kuruldu kurulalı verilmemiştir. Olayları değerlendirirken asla haddimi aşamam, ben tarihçi değilim tarihçilerin söylemiyle tarihi değerlendirirken dönemin şartları içinde değerlendirmek gerekir. Bir sıkıntı da 'Yazılan tarih mi yoksa yaşanan tarih mi?' ikilemidir. Bu film kısmet olur ve çekilirse unutulmaması gereken şey şudur, bu bir tarihi belgesel değil sinema filmi olacaktır. Senaryosu halen yazılmakta olan bir film ile ilgili kimi nasıl göstereceğini yapımcı ve senaristin dışında kimse bilmezken bir dönemsel suçluluk psikolojisine girmenin ve savunmaya geçmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum.

3- İkinci adam kim olacak kavgasıymış; evet elimizdeki arşiv bilgi ve belgelere göre çıkardığımız sonuç bu. Film çekildiğinde beyaz perdede göstereceğimiz her olayın bir dayanağı olduğunu ispat edebilmeye muktediriz.

Film bütçesinden bahsetmişsiniz bu film 5 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilecek. Herhangi bir fon yada kuruluştan destek alınarak yapılan bir proje yapmıyoruz. Yine meraklısı için www.sindikaproductions.com adresi resmi internet sitemizdir. Şimdiye kadar çektiğimiz filmler, projelerimiz, senaryolarımız buradan rahatlıkla görülebilir. Ayrıca film gişelerimiz televizyon satışlarımız film isimleri girildiğinde tüm dünyada ne kadar ciro yapıyor ve kaça satılıyor bunlarda açıktır. İddia ettiğiniz gibi bir fon yada karanlık güçlerin verdiği bir kaynak şimdiye kadar olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır.

Filmin Yozgat'ta çekilmesi fikri tamamen benim kişisel fikrimdir ve yönetmene neredeyse dikta ettiğim bir konudur. Bir sinema filmi çekilirken senaryoya bağlı olarak 200-350 kişi arasında değişen bir ekip filmin çekildiği bölgede iki iki buçuk ay arasında konaklar. Alışveriş yapar, yemek yer yani para harcar. Film yapımcısı gözüyle Saat kulesi eski askerlik şubesi dışında Yozgat'ta enteresan bir mekan olmadığı halde ısrarla Yozgat deyişimin nedeni orada bırakılacak kaynaktır. Neden diye sorarsanız ben aynı zamanda Yozgat'a 1.500.000 EURO yatırım yapan, istihdam sağlayan, hariçten gazel okumayan ve rüştünü ispat etmiş biri olduğumu düşünüyorum. Yine kaynak sorarsanız hemen söyleyeyim Kayseri'de 7 yıl üst üste Kurumlar vergisinde ilk 20 arasında olduğumuzu da söylemek isterim. Yozgat'ta yılın üçte ikisini geçirirken geliştirilen bir proje bu.

Son olarak benim söylediğim ve ısrarla üzerinde durduğum, sizinde halkın fikrini bulandırıyor diye yorumladığınız bir konu. Hani bir film platosuna sahip olmanın on fabrikaya eşdeğer olması konusu. Meslek dernekleri, Meslek birliği, yapımcılar bu işi desteklerken. Uygun şartlar oluşursa biz gelir orada film çekeriz derlerken böyle bir kıvılcımı ateşlendirmek dururken ısrarla söndürmek istemenizdeki manayı kavrayamadım. Keşke olsa ve her hafta iki dizi Yozgat ta çekilse, Yazın iki sinema filmi yapılsa, İstanbul da ki büyük stüdyolara aktarılan kaynak Yozgat a gelse, Otelleri, Lokantaları, Marangozları, Tesisatçıları, Terzileri, Kuaförleri, Turizm şirketleri ve ilgili en az 100 meslek kuruluşu bu kaynaklardan faydalansa fenamı olur?
MESUT ATALAY -- 13.03.2013 22:24
HAİN
Sayın Çapanoğlu hocam.Güzel yazılarınızı beğenerek okuyor ve takip etmeye çalışıyorum.Yorumları okuyorum.Hain yazınız ile geçmişten kalan ama zaman zaman kanayan ve kanarkende içimizi acıdan bir yaramıza neşter atıyorsunuz. Çapanoğullarından sonra sahipsiz kalan bu güzel şehir Çerkez Ethemin verdiği zarardan sonra bir türlü kendini toparlayamamış. Çapanoğulları Türkü Ermenisi Rumu Çerkezi diye ayırım yapmadığından Ortaanadoluda zengin bir şehir kurmuş. Tarihe meraklı bir kişi olarak şu sonuca vardım. Çapanoğulları da milli mücadeleye başlangıçta büyük bir destek vermişler.Ellerindeki imkanları seferber etmişler ama Ankarada hükümet kurulması aşamasında ne olduysa o zaman olmuş. Zaten sizde yazılarınızda bu konuya parmak basıyorsunuz birilerinin nasıl entrika çevirdiğini anlatıyorsunuz. Yazılarınızı okuyanlara eski yazılarınızdan Türkiye büyük millet meclisi gizli celse zabıtlarını okumalarını tavsiye ederim.Çapanoğulları suçlu olsaydı Atatürk onları affedermiydi.Hal böyleyken Çerkez Ethemin Yozgatta bunca zulum ve soygun yapması ne demek oluyor. Yazınızdan başka yerlerdede nasıl eşkiyalıklar yaptığını öğreniyoruz. Bu yaşananlardan sonra bu film neyin nesi anlamak mümkün değil. Böyle bir filme izin verecek ve yardımcı olacakları tarih affetmeyecek ve mutlaka hesap soracaktır. Hürmetlerimle.
M.SADİ BİRCAN -- 13.03.2013 13:12
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00